15- BEŞERİ HUKUKUN DOĞUŞU:

 

Batı hukuk sistemi; içinden çıktığı batı toplumun şartları uyarınca önceleri çok cılız ve belirli kaidelere dayanmaktaydı. Sonra toplumların tekamülü ile birlikte uyguladıkları kanunlar de tekamül etmiş, toplum kuralları ile birlikte hukuk tekevvün ederek toplumun değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap vermeye başlamıştır. Toplumlar düşünce ve bilgi, ahlak ve gelenek bakımından geliştikçe beşeri hukuk sistemi de gelişmiştir. Şu halde beşeri hukuk yeni doğmuş bir çocuk gibi yavaş yavaş, basamak basamak büyümüş, gelişmiş, güçlenmiş ve bir müddet sonra erginlik çağı dediğimiz olgunluk dönemine erişmiştir. Bu gelişme beşeri hukukun hakim olduğu toplumun gelişmesine oranlı olarak hızlanmış veya duraklamıştır. Toplumun gelişmesi yavaşladıkça o da yavaşlamış ve gelişmesini yaaş yavaş devam ettirmiştir. Şu halde beşeri hukuku yaratan toplumdur. Toplum kendi ihtiyaçlarına göre hukuk kurallarını koymuş ihtiyaçlarını giderecek, hayatını tanzim edecek prensipleri vazetmiştir. Öyleyse beşeri hukuk topluma tabidir, onun gelişmesi; toplumun gelişmesine bağlıdır.

Modern hukuk bilginleri beşeri hukukun ilk doğuşundan söz ederken derler ki; modern hukuk aile ve klanın oluşmasıyla doğmaya başlamış ve aile reisini sözü, aile içerisinde geçerli bir kanun olarak kabul edilmiştir. Bilahere kabile, ve klanın başı ne buyurmuşsa o, klanın ve kabilenin kanunu haline gelmiştir. Toplumla beraber gelişmesi devam eden modern hukuk nihayet devletin kurulması ile devlet hukuku dönemine girmiştir. Her ailenin geleneği diğer ailenin geleneğine başlagıçda uymazdı elbette. Her klanın kendine göre bir adati vardı ve adet öteki klanın adetlerinden farklıydı. Yeryüzünde devlet kurulunca devletle birlikte gelenekler ve adetler de teşekkül etmeye başlamış ve bunun neticesinde bir devletin sınırları içerisinde yaşayan kabilelerin, ailelerin ve fertlerin tümünü birden bağlı bulunacağı kanunlar konulmaya başlamıştır. Ama her devletin kanunu umumiyetle diğer devletlerinkine uymazdı. Bu durum 18. yüzyıl sonlarındaki felsefi, ilmi ve sosyolojik gelişmelerin ışığı altında modern hukukun eriştiği merhalelerin başına kadar böylece sürüp geldi. Ancak 18. yüzyılda modern hukuk sistemi büyük değişikliklere uğramış eskiden bilinmeyen birçok nazariyeleri yeniden eklenmiştir ki bunların esası adalet, eşitlik, merhamet ve insanlık duygularıdır. Yeryüzünde bu duyguların ve nazariyelerin yayılmasıyla birlikte bir çok devletlerde uygulanan hukuk sistemi arasında bir birlik sağlanması görüşü de ortaya çıkmıştır. Ne varki yine her devlet temel ve teferruatla ilgili kanunlarda birbirinden çok farklı prensipler ve esaslar kabul etmiştir.

İşte beşeri hukukun gelişmesi ve geçirmiş olduğu merhaleler çok kısa ve özel olarak bundan ibarettir. Bu da gösteriyor ki beşeri hukuk başlangıçda bugünkü modern hukuktan tamamen farklı esasları ihtiva etmekteydi. Ama zamanla değişip gelişerek bugünkü duruma gelmiştir. Yani modern hukuk bugünkü durumunu ancak binlerce yıl süren çok yavaş ve uzun değişmelerden sonra gelebilmiştir.