9- İSLAM HUKUKUNU İNCELEMEYE NASIL BAŞLADIM?

 

Okuyucuya itiraf edeyim ki, ben islam hukuku üzerindeki incelemelerime ancak 1944 yıllarında başlama imkanı bulabildim. Bu tarihlerden önce fıkıh kitablarından hiçbirini elime almamıştım. Ancak tarih kitaplarının okumaktan haz duyardım. İslam kahramanlarının hayatını okumak en büyük meşgalemdi. İslam tarihini anlatan eserler normal olarak hukuki konulara yer vermezler. Ama okuduğunuz kahraman; bir hakim, bir hukukçu veya bir kadı şeklinde karşınıza çıktığı zaman kaynaklar, onlardan kalan hükümleri ve kararları etraflıca nakladerler. İşte, sahasını bilen insan için bu hususlar elbette ki, bir karşılaştırma ve mukayese imkanı sağlar. İşte, islam tarihini okurken dehşet ve hayretle gördüm ki, verilen hükümlerde kararlarda en son noktasına kadar modern ceza hukuku teori ve prensiplerinde dikkat edilen inceliklere dikkat edilmiştir. Halbuki ceza hukuku öğrenimini görürken bize denilmişti ki; “beşeri hukukun en büyük özelliklerinden birisi de çok yakın zamanda ortaya çıkmış olması ve ancak Fransız devriminden sonra, yani 19. yüzyıl başlarından itibaren uygulanmasıdır.” İşte, üniversitede duyduklarımla tarih kitablarında okuduklarım arasında kafama takılan bu çelişki islam hukuk sisteminin ceza hukukunu ilgilendiren bölümünü geniş olarak etüd etmeye sevketti beni. Bu etüdden sonra anladım ki, eksiklik İslam hukuk sistemini kendisinde değil, onu bilmeyen insanlardadır. Bunun dışında islam hukuk sisteminin koyduğu prensipler yeryüzündeki beşeri hukuktan çok daha üstündür. Hatta bu prensipler sade müslümanların değil müslüman olmayanların da alıp benimseyecekleri ve her hukukçunun uygulayacağı üstün örneklerdir.