42 SULH (Anlaşma) KİTABI 2

134.Davacı ile Davalının Sulh Yapması 2


42 SULH (Anlaşma) KİTABI

 

134.Davacı ile Davalının Sulh Yapması

 

Bu bahsin meşruiyeti;

CenabHakk'ın (c.c.) «Sulh daha iyidir» [1] âyet-i kerimesi ile Peygamber Efendimiz'den hem merfu ve hem de Hz. Ömer üze­rine de mevkuf olarak rivayet olunan,

«Haramı helâl veyahut bir helâli haram kılmaya yol açmamak şartı ile, müslümanlar arasında sulh yapmak caizdir» [2] hadis-i şerifine dayan­maktadır.

Ulema, davalının dava edilen şeyi ikrar etmesi halinde davacı ile kendi­sini sulh etmenin caiz olduğunda müttefiktirler. Fakat inkâr etmesi halinde de caiz olup olmadığında ihtilaf etmişlerdir. İmam Mâlik ile imam Ebû Ha-nife «Caizdir» demişlerse de, îmam Şafiî «Caiz değildir. Zira inkân halinde onları sulh etmek, davacıya, davalının malını haksız yere ve karşılıksız ola­rak yedirtmektir» demiştir. Mâlikîler ise, «Karşılıksız değildir. Çünkü sulh olduklan zaman dava ortadan kalkar ve davalı yemin etmekten kurtulmuş olur» demişlerdir.

îmam Mâlik'in mezhebinde, satışlann sıhhati için gözetilmesi şart olan şeylerin, davalının ikran halinde yapılan sulhun sıhhati için de şart olduğun­da ihtilaf yoktur. Buna göre satışlar ne ile fesada gidiyorsa, davalının ikran halinde yapılan sulh da aynı şeyle fesada gider ve satışlar ne ile sahih oluyor­sa, sulh da aynı şeyle sahih olur. Mesela: Bir kimse, bir diğer kimsenin kendi­sine bir miktar gümüş para ile borçlu olduğunu iddia ettiği zaman, kendileri­ne vadeli olarak altın para üzerinde sulh etmek caiz değildir. Zira gümüşün alünla veresiye olarak satışı kabilinden olur, ki ribadır. Davalının inkân ha­linde yapılan sulha gelince: imam Mâlik ile tâbilerinden gelen meşhur riva­yete göre bu sulhta da aynı şey şarttır. Fakat Asbağ, «Satışın sıhhati için şart olan şeyler, inkâr üzerine kurulan sulhta şart değildir. Çünkü inkâr üzerine kurulan sulhta, sadece davacıya göre ribalı bir satış akdi yapılmış olur. Dava- ise 'Davacının bende herhangi bir alacağı yoktur. Ona verdiğimi bedava­dan vermiş oluyorum' der» demiştir. Fakat tarafların ikisi de hem davacı, hem davalı oldukları zaman, mesela: Her biri, diğerinin kendisine şu kadar altın para ile borçlu olduğunu iddia ettiği ve diğerinin de bunu inkâr ettiği za­man, onları belli bir vade için gümüş para üzerinde sulh etmek mekruhtur. Çünkü ikisinin de davalarında haklı olmaları mümkündür, ki o zaman birbir­lerine karşılıklı olarak vade tanımış olurlar. Bununla beraber caizdir. Çünkü her iki taraf da, «Diğerinin bende bir alacağı yoktur. Ona bağışta bulunuyo­rum» der. Böyle riba ihtimalini taşıyan satışlar ise, kimisi «Vaki olduğu za­man geçerlidir» demiş ise de, Îbnu'l-Mâcişûn «Vaki olduğu zaman fesh olu­nur. Ancak eğer fesholunmadan aradan uzun zaman geçerse o zaman geçerli sayılır» demiştir.

Buna göre satışın sıhhati için şart olan şeylere riayet edilmeden yapılan sulhlar Mâliki mezhebinde -ittifakla geçersiz olan, ihtilafla geçersiz olan, aradan uzun zaman geçtiği takdirde ittifakla geçerli olan ve uzun zaman geç­mediği takdirde de geçerli olup olmadığında ihtilaf edilen sulhlar olmak üze­re- üç kısımdır. [3]

 

 



[1] Nisa, 4/128

[2] Ebû Dâvûd, Akdiye, 18/12, no: 3594.

[3] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/34-35.