50. İSTİHKAK (Satın Alınan Malın, Başkasının Hakkı Olduğunun Anlaşılması) KİTABI

148. İstihkakın Hükümleri

Bu bahse dair konuşmamızın hepsi İSTİHKAK'ın hükümleri hakkındadır.
Satın alındıktan sonra başkasına ait olduğu anlaşılan malın ya azı» va çoğu, ya hepsi başkasına ait olur. Hepsi veyahut çoğu başkasına ait olan mal da, ya alıcı elinde artmak veya eksilmekle değişmiş, ya değişmemiş Şayet değişmiş ise de, alıcı onu ya para ile, ya eşya ile satın almıştır.
Eğer azının başkasına ait olduğu anlaşılırsa -îmam Mâlik'e göre- mal sahibi malın hepsini alıcıdan isteyemez. Ancak hissesinin kıymetim kendisinden isteyebilir.
Hepsinin veyahut çoğunun başkasına ait olduğunun anlaşıiması nalıne gelince: Eğer mal, olduğu gibi durarak değişmemiş ise, sahibi tamamını kendisinden alır. Kendisi de, eğer onu para ile almış ise parasını, eğer eşya üe almış ve eşya da olduğu gibi duruyorsa eşyasını, eğer eşya durmuy°rsa e§va~ nın kıymetini satıcıdan ister.
Şayet mal alıcı tarafından başkasına satıldıktan sonra, başkasına ait olduğu anlaşılırsa, o zaman kendisine ait olduğu anlaşılan kimse isterse satışı kabul eder de alıcıdan satış bedelini alır, isterse satışı bozar da malının aynını ikinci alıcıdan alır. Buraya kadar olan tafsilat, başkasına ait olduğu anlaşılan malın eski durumunu koruması haline mahsustur.
Eğer mal, başkasına ait olduğu anlaşıldığı zaman değişmiş ise, bu değişme malda ya artış, ya da eksilme meydana gelmesiyle olur. Eğer malda artış olmuş ise de artış ya malın kendisinden çıkmış ya da alıcı tarafndan olmuştur. Artış -cariyenin kilo alması veyahut çocuk olan kölenin büyümesı &ıDl~ malın kendisinden çıktığı zaman, malın sahibi olduğu anlaşılan kimse bu artışa bir karşılık ödemeden malını alır. Artış -binada yapılan ilave gibi- alıcı tarafından olduğu zaman ise, malın sahibi olduğu anlaşılan kimse isterse artışın kıymetini ödeyerek malını alır, isterse malının kıymetini alıcıdan alarak onu artışı ile birlikte alıcıya bırakır, isterse malının kıymeti oranında malda alıcıya ortak olur, ki Hz. Ömer bu şekilde hükmetmiştir.
Başkasına ait olduğu anlaşılan malın menfaatına gelince: ESer malın, elinde bulunduğu kimsenin mülkiyetine geçmiş olduğu şüphesi var ise, menfaatin ona ait olduğunda ihtilaf yoktur. Çünkü bu durumda eğer henüz
başkasına ait olduğu anlaşılmamışken mal zayi olsaydı, ziyan ona ait olurdu. Fakat eğer malın zayi olması halinde, ziyan mal elinde bulunan kimseye ait olmazsa, mesela: kendisinin yalnız mala varis olduğunu bilerek malı kullanırken bir başka varis de ortaya çıkarsa, o zaman malın menfaati yeni ortaya çıkan varise de hissesi oranında düşer.
Menfaatin, malın kendisine ait olduğu anlaşılan kimseye hangi tarihten itibaren düştüğüne gelince: Kimisi «Malın kendisine ait olduğuna hükmedil-diği günden itibaren», kimisi «Malın kendisine ait olması sabit olduğu günden itibaren», kimisi de «Mala ihtiyatî tedbir konulduğu günden itibaren düşer» demiştir. Bu üç vakitten birinde düştüğünü söylediğimiz zaman da, eğer mal mesela hurma bahçesi olur ve bu vakitte hurmalar olgunlaşmış ve fakat henüz kesilmemiş olursa, yine ihtilaf etmişlerdir. Kimisi «Eğer bu dediğimiz vakitte hurmalar henüz kesilmemiş ise, bahçenin kendisine ait olduğu anlaşılan kimseye düşer, kesilmiş ise, bahçenin elinde bulunduğu kimseye ait olur» demiştir. Kimisi: «Kesilmiş olsa bile eğer henüz kurutulmamış ise, bahçenin kendisine ait olduğu anlaşılan kimseye düşer» demiştir. Kimisi de «Eğer henüz olgunlaşmamış ise, kendisine düşer. Ancak bahçenin, elinde bulunduğu kimse, sulama ve ilaçlama masraflarını kendisinden alır» demiştir. Bu da eğer kişi, hurmalar henüz aşılanmamış iken bahçeyi satın almış ise böyledir. Eğer hurmalar aşılandıktan sonra almış ise -İbnu'l-Kasım'a göre-meyvalar kesilmiş olsa bile, bahçenin kendisine ait olduğu anlaşılan kimseye düşer. Ancak bahçeyi satın alan kimse sulama ve ilaçlama masraflarını kendisinden alır. Tarla da, eğer ekim mevsiminde başkasına ait olduğu anlaşılırsa, tarlanın kirası tarlanın kendisine ait olduğu anlaşılan kimseye düşer. Eğer ekim mevsimi geçtikten sonra anlaşılırsa, tarla kimin elinde ise kirası ona ait olur.
Eşheb ise, «Eğer meyvalar henüz kesilmemiş ise kendisine düşer, yoksa düşmez» demiştir.
Başkasına ait olduğu anlaşılan malda, eksilme olması haline gelince: Eğer bu eksilme, malın, elinde bulunduğu kimse tarafından olmamış ise, mesela: Evi yıkarak çıkan malzemeyi satmış ise, almış olduğu bedeli evin sahibi olduğu anlaşılan1 kimseye ödemesi gerekir.
Kadı -İbn Rüşd- diyor ki: Bu bâbta İmam Mâlik ile tabileri arasında herhangi bir ihtilafın bulunduğunu bilmiyorum. İşte Mâlikîlerin bu bâbta Olan kaideleri bunlardır. Başkalarının usûlüne göre ise, başkasına ait olduğu anlaşılan mal, eğer eşya ile satın alınmış ve eşya da zayi olmuş ise alıcı, satıcıdan eşyanın kıymetini değil, benzerini ister. Bu kimseler, zayi edilen her çeşit malın, zayi edene kıymeti değil, benzerinin lazım geldiği görüşündedirler.İstihkak bahsi de burada sona ermektedir. Allah'a şükürler olsun. 1

1 İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/101-102.