31. ARİYYE (Meyvamn Ağacında) SATIŞI KİTABI

108. Ariyye Satışı

Ulema, ARİYYE'nin mânâsı ile bu satışın cevazına dair hadiste varid olan ruhsat hakkında ihtilaf etmişlerdir.
Mâliki ulemasından Kadı Ebû Muhammed Abdülvehhab, «Mâliki mezhebinde ARİYYE; adamın, bahçesinden bir veya birkaç ağacın hurmalarını birine hibe ettikten sonra o hurmalara ağaç üzerinde tahmin koyarak onları kuru hurmalarla satın alması demektir» diye ifade etmiştir, ki bu satışın cevazı için dört şart vardır. Biri, yaş hurmalarda olgunlaşmanın baş göstermesidir. İkincisi, beş yük veyahut beş yükten az olmasıdır. Beş yükten fazla olursa caiz değildir. Üçüncüsü; kuru hurmaların hurmaların, kesim zamanında teslim edilmesidir. Satış peşin olursa caiz değildir. Dördüncüsü, kuru hurmaların da yaş hurmaların cinsinden olmasıdır. Cinsleri değişik olursa caiz değildir. Buna göre Mâliki mezhebinde bu satış hakkındaki ruhsat, yalnız yaş hurmaları hibe eden kimse içindir. Ruhsat da, yasak edilen MÜZABENE satışından (yaş hurmanın ağaçta, kuru hurma ile satılmasından) 1 ve riba satışının her iki çeşidinden bu satışın istisna edilmiş olması demektir. Çünkü aynı cinsten iki yiyecek maddesinin -biri diğerinden fazla veyahut veresiye olarak- birbirleriyle satışı -riba satışıdır diye- yasak edilmişken, bu satışta yasak edilen her iki husus da bulunduğu halde bu satışa izin verilmiştir. Zira bu satış, miktarı tahmin edilen yaş hurmanın, miktarı kesin olarak bilinen kuru hurma ile satışı demek olduğundan, iki hurma arasında miktar eşitliği bulunmadığı gibi, kuru hurmaların kesim zamanında teslim edilmesi şart olduğundan, aynı zamanda veresiye bir satıştır. İşte İmam Mâlik'in mezhebinde, ARİYYE satışı ile bu satışa dair olan ruhsatın mânâsı budur.
İmam Şafiî'ye göre ise bu satış hakkında varit olan ruhsat, yalnız, yaş hurmaları hibe eden kimseye has olmayıp, bu kadar, yani beş yük veyahut daha az yaş hurma satın almak isteyen herkese şamildir. Nitekim rivayet de, ancak bu kadar hurmada satışa izin verildiği yolundadır. Çünkü herkes, yaş meyva yemek ihtiyacındadir. Bu da, ne yaş hurması, ne de bu kadar yaş hurma satın alabilecek kum hurması bulunmayan kimse içindir. İmam Şafiî, bu satışta kuru hurmanın peşin verilmesini şart koşarak, «Eğer kuru hurmayı teslim etmeden birbirlerinden aynlırlarsa, satış fesada gider» demiştir.
İmam Mâlik'e göre Ariyye satışı, hurmadan başka, kurutulup zahire olarak saklanabilen her meyvada caizdir. İmam Şafiî'ye göre ise, yalnız hurma ve üzümde caizdir. Meyvanın beş yükten az olduğu zaman Ariyye satışının caiz olduğunda müttefik olan İmam Mâlik ile İmam Şafiî'den, beş yük olduğu zaman hem caiz olduğunu, hem caiz olmadığını söyledikleri rivayet olunmuştur. İmam Mâlik'e göre en meşhur olan görüş cevazdır.
Buna göre İmam Şafiî bu meselede İmam Mâlik'ten dört konuda ayrılmaktadır. Biri -yukarıda da söylediğimiz gibi- bu satışa niçin izin verildiğinin sebebindedir. İkincisi, İmam Şafiî'ye göre bu satışta hibe yoktur. Ona göre bu satışa mecazen hibe denilmiştir. Üçüncüsü, İmam Şâfîî bu satışta satış bedelinin peşin verilmesini şart koşmuştur. Dördüncüsü, İmam Şafii'ye göre bu satış yalnız hurma ve üzümde caizdir. İmam Mâlik ise, kurutulabilen her meyvada caiz görmüştür.
İmam Ahmed b. Hanbel de, Ariyye satışının hibe olduğu görüşünde İmam Mâlik'e uymuştur. Fakat -İmam Mâlik'in dediği gibi- ruhsatın hibe edene değil, hibe edilene verildiği görüşündedir. Çünkü «Kendisine yaş hurma hibe edilen kimse, hurmalarını kuru hurma ile.istediği kimseye satabilir» demiştir.
İmam Ebû Hanife de, bu satışın hibe olduğu görüşünde İmam Mâlik ile beraberdir. Fakat ondan, ruhsatın keyfiyetinde ayni m ak tadır. Zira İmam Ebû Hanife'ye göre bu verilen ruhsat, bu satışın, ne yasak edilen MÜZABE-NE satışından, ne de herhangi bir satıştan istisna edilişi değildir. Çünkü ona göre bu satış, esasında satış değil, hibeden dönüştür. Zira kendisine yaş mey-va hibe edilen kimse, henüz meyvalarını teslim almamışken, hibe eden, mey-valara bir tahmin koyarak, yerine o kadar kuru meyva vermeyi taahhüt eder.
ARÎYYE satışını Mâlikîlerin tarif ettiği şekilde gören İmam Mâlik'in delili, bu satışın Medine'de hep bu şekilde cereyan etmiş olmasıdır. Derler ki: Herhangi bir kimse, kendi bahçesinden bir ağacın meyvalarını hibe ederdi. Fakat adamın zaman zaman bahçesine girmesi onu rahatsız ettiği için, adamın yaş meyvalarını tahmin ederek kesim zamanı ona, hurmalarını tahmin ettiği miktarda kuru hurma vermesine izin verilmiştir.
Bu ruhsatın, hibe edene has olduğunu söyleyen İmam Mâlik'in buna dair delillerinden biri de, Sehl Ebû Hasme'nin «Peygamber Efendimiz kuru hurmayı yaş hurma ile satmayı yasak etti. Ancak sahipleri onu yaş olarak yiyebilsinler diye ARİYYE'de yaş hurmaların tahmin edilerek kuru hurma ile satılmasına müsaade etti» 2mealindeki hadisidir. Zira Mâlikîler derler ki:
«Sahipleri onu yaş olarak yiyebilsinler» sözü, ruhsatın hibe edene has olduğunu gösteren bir delildir. Çünkü bu sözün zahirinden, yaş hurma sahiplerinin onu hibe edenler olduğu anlaşılır.
Halbuki «Onu satın alan kimse de, onu satın aldıktan sonra -kim olursa olsun- sahibi olur» demek de mümkündür. Kaldı ki, «Onu yaş olarak yiyebilsinler» şeklindeki ta'lil (gerekçe) de hibe edene uygun değildir. Fakat «Bu da, ne yaş hurması, ne de bu kadar yaş hurma satın alabilecek kuru hurması bulunmayan kimse içindir» diyen İmam Şafiî'nin görüşüne uygundur. Bunun içindir ki bu hadis, îmam Mâlik'ten çok, İmam Şafiî'ye delildir.
İmam Mâlik'e göre bu satışın hibe oluşuna gelince: Bunun delili lügattir. Zira lügat uleması, «Ariyye hibe demektir» derler. Ariyye denmesinin sebebinde de ihtilaf etmişlerdir Kimisi «Çünkü hibe karşılıktan aridir, yani karşılıksızdır» demiştir. Kimisi «Çünkü 'Adamdan istedim, adamdan istiyorum' mânâsında olan,
^an alınmıştır. Nitekim, 'İsteyene de istemeyene de yedirin' 3ayet-i kelimesindeki MU'TERR kelimesi de isteyen mânâsındadır» demiştir.
İmam Mâlik'in, kuru hurmayı hurmanın kesim zamanında teslim etmeyi şart koşmasının sebebi de, şeriatça tahmin edilmesi emredilen bir meyva oluşudur. Böyle meyvalann usulü de, kesim zamanına kadar tehir edilmeleridir. Nitekim zekâtları da kesim zamanında ödenir. Halbuki bu zayıf bir sebeptir. Çünkü kıyası, hadisin aslı ile çatıştırmaktır. İmam Mâlik'e göre, satış akdi tamamlandıktan sonra eğer adam kendi isteğiyle kuru hurmayı kesim zamanına bırakmadan verirse caizdir.
İmam Mâlik'in, bu satışın cevazı için meyvanın beş yük veyahut beş yükten az olmasını şart koşmasının sebebi de, Ebû Hüreyre'den rivayet ettiği, «Peygamber Efendimiz Araya (ariyye) satışında beş yük, yahut beş yükten az miktara müsaade buyurdu» 4 mealindeki hadistir. İmam Mâlik'ten beş yükte Ariyye satışının caiz olup olmadığı hakkında iki rivayet gelmesinin sebebi de, bu hadisi rivayet edenin "Yahut" diye tereddüt etmesidir.
îmam Mâlik'in, kesim zamanı teslim edilecek kuru meyvanın da satılan yaş meyvanın cinsinden olmasını şart koşmasının sebebi de, Zeyd b. Sâbit'ten rivayet olunup Müslim'de yer alan «Peygamber Efendimiz Ariyye sahibine ariyyeyi tahminen aynı miktarda olan kuru hurma ile satmasına müsaade buyurdu» mealindeki hadistir 5
îmam Şafiî ise, Râfi' b. Hadic ile Sehl b. Hayseme'nin «Peygamber Efendimiz yaş hurmayı ağacında, kuru hurma ile satmayı yasak etti. Ancak Ariyye sahiplerine bu satışı yapmak için izin verdi» mealindeki hadisleridir 6Zira o zaman Ariyye beş yükten az olan hurmaya deniliyordu. Çünkü o zaman kişi çoğunlukla bu kadar veyahut bu kadardan daha az miktarda hurmalarım hibe ederdi. Bunun için hibe mânâsındaki Ariyye bu kadar hurmaya ad oldu. İmam Şâfîî kendi görüşüne, kopuk bir senedle Mahmud b. Lebid'ten rivayet ettiği «Peygamber Efendimiz'in ashabından ya Zeyd b. Sabit ya bir başkası idi. Kendisine, 'Sizin bu Ariyye dediğiniz satış nedir?' diye sordum. Ensardan muhtaç olan birkaç kişinin adını vererek, 'Peygamber Efendi-miz'e 'Yaş hurmanın zamanı geldi. Bizim elimizde para da yoktur ki satın alıp herkes gibi biz de yaş hunna yiyelim. Ancak zahiremizden artan bir miktar kuru hurmamız vardır'- diye yakındılar. Bunun üzerine Peygamber Efen-. dimiz, Onlar da yaş hurma yesinler diye, zahirelerinden artan kuru hurmaları ile Ariyyeler almalarına müsaade etti, dedi» 7mealindeki hadisi de delil göstermiştir.
İmam Şafiî'nin bu satışta satış bedelinin peşin verilmesini şart koşmasının sebebi de, bu satışın yiyecek maddesinin yiyecek maddesiyle satışı olduğu için onda veresiyenin caiz olmayışıdır.
İmam Ahmed'İn delili de geçen hadislerin zahiridir. Zira bu hadislerin hepsinde Peygamber Efendimiz Ariyye satışına müsaade ederken hiçbirisinde hibe edeni başkalarından ayırmamıştır.
İmam Ebû Hanife'ye gelince: Kendisine göre MÜZABENE, yani yaş hurmayı ağaçta, kuru hurma ile satmak caiz olmadığından, bu satışı satış saymayı uygun görmemiştir. Bunun için bu satışa dair olan ruhsatı yalnız yaş hurmaları hibe edene vermiştir ki, bu satış yaş hurmayı kuru hurma ile satmak kabilinden olmayıp hibeden dönüş kabilinden olsun. İmam Ebû Hanife'ye göre bu satışa satış denilmesi mecazendir. İmam Mâlik'ten gelen bazı rivayetlere göre, İmam Mâlik de bu mânâya iltifat etmiştir ki -her ne kadar meşhur olan rivayete göre «Caizdir» demişse de- Ariyyenin, miktarını tahmin edip o kadar kuru hurmadan başka, ne para ile, ne de başka bir şey ile satışını caiz görmemiştir.
Kimisi «İmam Ebû Hanife'nin bu görüşü, kıyası hadise tercih bâbından-dır» demiştir. Zira İmam Ebû Hanife, yukarıda geçen bu hadislere birkaç yönden muhalefet etmiştir. Bunlardan biri şudur: Şeriat sahibi bizzat bu satışa «Satış» dediği halde kendisi ona «Satış dememiştir. Biri de şudur: Hadiste Peygamber Efendimiz'in MÜZABENE'yi yasak ettiği ve Ariyye'ye de müsaade ettiği varid olduğu halde Ariyye'yi Müzâbene'den istisna edilmiş bir satış saymamıştır. Zira ona göre Müzâbene satıştır , Ariyye ise satış değildir. İmam Ebû Hanife'ye şaşıyorum ki, caiz olmayan hibeden dönüşten, şeriatın
nassı ile herhangibir dön>üş istisna edilmediği halde, Ariyye'yi hibeden dönüş kabilinden&tymayı k<Qİay görmüş de, şeriatın nassen istisna ettiği satış kabilinden sa>m&yı zor t îtflmuştur. 8


1 Mâlik, Buyû\ 31/12, no: 22.
2 Buhârî, Buyû\ 34/83, no: 2191; Müslim, Buyu, 21/14, no: 1540; Ebû Dâvûd,Buyu' 17/20, no: 3663.
3 Hacc, 22/36.
4 Buhârî, Buyu', 34/83, no: 2190; Müslim, Buyu1, 21/14, no: 1541; Ebû Dâvûd, Buyu' 17/21, no: 3364.
5 Müslim, Buya, 21/14, no: 1539.
6 Buharı, Musâkât, 42/17, no: 2383; Müslim, Büyü', 21/14, no: 1540,
7 Şafiî, Umm, 3/54.
8 İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 3/301-305.