ALLAH'A �MAN B�T�N �NANCIN TEMEL�D�R

��phesiz ki, Allah'a, taat ve ibadete lay�k, kahhar, muhtar, y�ce varl��a iman; dinin ruhu ve �z�d�r. Ayn� zamanda Allah'�n Kitab�'n�n ve Res�l�'n�n (s.a.s.) s�nnetinin belirtti�i gibi �sl�m'�n ruhu, b�t�n inanc�n temelidir.
Kur'an-� Kerim, iman�n r�kn� ve ona ba�l� konulardan bahsederken, �u ayette oldu�u gibi, O'na iman� bunlar�n ilki ve temeli olarak ortaya koyar: "Peygamber ve m�minler, O'na Rabbinden indirilene inan�rlar. Yine hepsi Allah'a, ahiret g�n�ne, meleklerine, kitaplar�na, peygamberlerine inan�rlar.(Bakara,285)Di�er bir ayette ise: "...Lakin iyi olan (el-birr), Allah'a ahiret g�n�ne, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanan kimsedir.-(Bakara, 177)Ba�ka bir ayet ��yledir: "Ey iman edenler! Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdi�i kitaba ve daha �nce indirdi�i kitaba iman edin (iman�n�zda sabit olun). Kim Allah'�, meleklerini, kitaplar�n�, peygamberlerini ve ahiret g�n�n� inkar ederse, ��phesiz derin bir sap�kl��a dalm��t�r." (Nisa, 136)
Allah Res�l� de me�hur Cibril hadisinde, kendisine iman hakk�nda soruldu�unda ��yle demektedir: "�man, Allah'a, meleklerine, kitaplar�na, resullerine, ahiret g�n�ne, kadere, hay�r ve �erre inanmakt�r."
As�l olan Allah'a imand�r. Akaidin di�er k�s�mlar� buna izafe edilmi�, buna ba�lanm��t�r. Allah'a iman ettikten sonra, s�ras�yla, meleklerine, kitaplar�na, resullerine, dirilmeye, hesap vermeye, kaza ve kaderin O'ndan geldi�ine iman edilir. B�t�n bunlara iman etmek, Allah'a iman etmenin bir par�as�d�r, akide bunun �zerine bina edilmi�tir. Res�le iman, ancak O'nu g�nderene imandan sonra tasavvur edilebilir. Ceza ve hesaba iman da ancak cezaland�ran ve hesaba �ekene imandan sonra m�mk�nd�r.
Allah'a iman do�al olarak, onun varl���na ve rububiyet ve uluhiyetinde vahdaniyetine, esm�-i h�sn�s�na, kendisinin lay�k oldu�u s�fatlarla s�fatlanmas� ve b�t�n eksikliklerden uzak oldu�una iman� beraberinde getirir.
Bizim i�in Allah'�n varl��� kesinlikle ��phe bulunmayan bir hakikattir. Daha da �te, hakikatlar�n en a�ik�r olan�d�r. Buna sa�l�kl� b�nyeler tan�kl�k etmektedir. Olgun ak�llar buna y�nelmektedir. �limde r�suh (derinlikli bilgi) sahibi olanlar i� ve d�� d�nyalar�nda g�rd�kleri deh�etengiz ibda, d�zen, takdir ve hidayetten dolay� bu g�r��� desteklemektedirler.
E�er bu b�y�k hakikat, baz� insanlara gizli kalm��sa, bu; denildi�i gibi, varl���n�n ve gizlili�inin �iddetinden dolay�d�r.
�nsanl���n ortak oldu�u f�trat� reddedip, akl�n ve mant���n yoluna direnenler, Allah'� inkar ederek tevhidin d���na ��km�� ki�ilerdir.

�sl�m Tevhid �zerine Kurulur

Ger�ek �u ki, �sl�m'�n, Allah Te�l�'n�n varl���na iman �zerine kurulmas�, bunun f�tr� bir gereklilik olu�undan dolay� de�ildir. �ok �nemle �zerinde durdu�u, ancak insanlar�n bunda gafil oldu�u, �sl�m akidesinin �z� ve �sl�m� varl���n ruhu olan tevhid akidesinden dolay�d�r. Bu evren �zerinde yaratman�n, h�k�mranl���n, d�n���n kendisine oldu�u, her-�eyin Rabbi olan, her i�i evirip �eviren, inkar edilmeye de�il, sadece O'na iman edilmeye, k�fredip nank�rl�k edilmeye de�il ��kredilmeye, isyana de�il itaata l�y�k olan bir tanr�ya imand�r. "��te, Rabbiniz, Allah budur. O'ndan ba�ka tanr� yoktur, her �eyi yaratand�r. O her �eye vekildir. G�zler O'nu g�rmez, O b�t�n g�zleri g�r�r. O latiftir, haberdard�r."(Enam, 102-103.)
�sl�m geldi�inde, d�nyan�n her k��esinde �irk hakimdi. Arap yar�madas�nda, �brahim'in (a.s.) dinine g�re ibadet eden birka� hanif ve semav� dinleri bozan put�u tahrifattan sa�lam kalabilen ehli kitap kal�nt�lar�ndan ba�ka kimse yoktu. Arap toplumunun cahiliye d�neminde bo�azlar�na kadar pulculu�a batt�klar�n� bilmek bizim i�in yeterlidir. Bu o dereceye varm��t� ki, yaln�zca Allah'a ibadet edilsin diye; Put k�ran �brahim (a.s.)'�n in�a etti�i Kabe'nin i�inde ve �evresinde 360 tane put vard�. Bunun yan�nda, her evde, ev halk�n�n tapt��� bir put bulunuyordu.
�mam Buhari, Ebu Reca el-Hari'den ��yle rivayet etmektedir: Ta�lara tapard�k, ondan daha iyisini buldu�umuzda; onu atar, di�erini al�rd�k. Ta� bulamad���m�z zaman ise, bir avu� toprak al�r, koyunu getirip �zerine sa�ar, sonra da onu yan�m�zda ta��rd�k."
Bundan ba�ka, yapt�klar�, �o�u zaman yolculuklar�nda yanlar�nda acveden.(Bir �e�it hurma. (�ev.) tanr�lar ta��rlard�. Yiyecekleri bitip a�l�k bast�r�nca, ba�ka yiyecek bir �ey bulamazlarsa, onu yerlerdi. Bu t�rden bir ilaha Kur'an �u ayetiyle i�aret etmektedir: "Sinek onlardan bir �ey kapsa, onu kurtaramazlar. �steyen de, istenen de aciz." (Hacc, 73.)
Mil�d� alt�nc� as�rda Hindistan'da put�uluk o kadar artm��t� ki; o vakit 360 milyon tanr� vard�.
Semavi dinlere bile put�uluk girmi�, safiyetini bozmu�, ar�l���n� yok etmi�ti. "Yahudiler '�zeyr Allah'�n o�ludur' dediler. H�ristiyanlar, 'Mesih Allah'�n o�ludur' dediler" (Tevbe, 30) H�ristiyanlara g�re; �sa, Hak ilahtan hak bir ilaht�r.
Bir�ok toplumda yayg�n bulunan �irk t�rlerinden biri de, Allah'tan ba�ka veya O'nunla birlikte ibadet edilen Allah'�n k�z ve erkek �ocuklar�n�n oldu�udur. Eski Hintlilerin Kiri�na ve Buda hakk�ndaki zanlar� gibi.
Araplar da melekler hakk�nda ��yle bir zanda bulunmu�lard�r. Onlar, Allah'�n k�zlar�d�r. Bu konuda Kur'an ��yle der: "Rahman �ocuk edindi, dediler. Hay�r, onlar, ikramda bulunulan kullard�r. Allah'tan �nce s�z s�ylemezler. Ancak O'nun emriyle davran�rlar. Allah, onlar�n yapt�klar�m ve yapmakta olduklar�n� bilir. Onlar, Allah'�n raz� oldu�u kimseden ba�kas�na �efaat etmezler. O'nun korkusundan titrerler. " (Enbiya, 26-28)
Bundan dolay� �sl�m, b�y�k bir dikkat ve �zenle ilim ve amel olarak Allah'�n birli�ine davette bulunmaya, �irke kar�� hem akide, hem de davran�� noktas�nda direni� ve m�cadeleye �nem vermi�tir: "Tanr�n�z, tek bir Tanr�d�r. Rahman ve Rahim olandan ba�ka tanr� yoktur. (Bakara, 163)

F�trat�n Allah'�n Birli�ine Delalet Edi�i

F�tr�, akl� ve tarih� delillerin hepsi, ilah�n bir ve tek oldu�una delalet etmektedir. �nsan, herhangi bir m�dahale ve y�nlendirme olmaks�z�n; f�trat ve yarat�l��� �zerine b�rak�ld���nda, kendisinin, insan �st�, do�a �st� y�ce bir g�ce y�neldi�ini g�r�r. �steyerek ve korkarak ona duada bulunur. �zellikle; bo�az�na kadar batt���nda, nefes almas� zorla�t���nda, ac� durumlarla y�z y�ze geldi�inde, insanlar yard�m elini �ektiklerinde. ��te o zaman vehim, cehalet, heva ve �evre etkisiyle, kendisine y�neldi�i, insan, hayvan, bitki ya da cans�z sahte tanr�lardan uzakla��r, ihlasla Rabbine y�nelir. Bu durum, batmak �zere olan gemi yolcular�n�n k�ssas�na benzer. Kur'an ��yle buyurur: "Bulundu�unuz gemi, i�indekileri g�zel bir r�zgarla g�t�r�rken yolcular ne�elenirler, bir f�rt�na ��k�p ta, onlar� her taraftan dalgalar�n sard��� ve �epe�evre ku�at�ld�klar�n� sand�klar� anda ise Allah'�n dinine sar�larak 'bizi bu tehlikeden kurtar�rsan andolsun ki ��kredenlerden oluruz' diye O'na yalvar�rlar."(Yunus, 20)
Bu �rne�i, Allah'�n varl���na delil olmas� nedeniyle zikrettik. Bu, ayn� zamanda O'nun birli�ine de delildir. ��phesiz insan d�� etkilerden soyutland���nda, �z�ne d�nd���nde, zorluk ve darl�k an�nda puta dua etmez. Tersine, Allah'�n m��riklerin psikolojik yap�s�n� belirtirken dedi�i gibi, tek olan, kendisinin ve her �eyin Rabbi olan Allah'a y�nelir. "Dini ihlasla O'na tahsis ederek dua ettiler."

Akl� Deliller

Ak�l da bu evrenin bir yarat�c�s�n�n bulundu�una delalet eder. Bu koskoca evreni, i�indeki k���k b�y�k, canl� cans�z, dilli dilsiz, ak�ll� ak�ls�z, de�erli de�ersiz b�t�n varl�klar� tek bir "yasa" d�zenlemektedir. Bu yasa, hem atomu, hem saman yolunu d�zenlemektedir. O kadar ki, fen bilgim atoma bakt���nda; yap�s�nda g�ne� sisteminin yap�s�na benzer, farkl� olmayan bir yap�yla kar��la��r. B�t�n yarat�klarda �iftlik esast�r. Eskiden insanlar bunu, insan ve hayvanda erkeklik ve di�ilik olarak tan�ml�yorlard�. Hurma gibi baz� bitkiler i�in de, ayn� m�lahazay� yapt�lar. Daha sonra bilim, b�t�n bitkilerde erkeklik ve di�ili�in bulundu�unu ke�fetti. Hatta elektrik gibi baz� cans�z maddelerde de �iftli�i eksi art� �eklinde buldular. B�t�n evrensel yap�n�n �z� olan atom �ekirdekle birlikte, bir eksi ve bir art� y�kten olu�ur. Bu yeni bilimsel bulu�, ond�rt as�r �nce Kur'an'�n getirdi�i �u hakikati tasdik etmekten ibarettir: "Yerin yeti�tirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden �ift �ift yaratan Allah m�nezzehtir." (Yasin,36.)
"�bret alas�n�z diye her �eyi �ift �ift yaratt�k. "(Zariyat, 49.)Bu "her �ey" genellemesi, mecaz ve �o�unluk de�il, hakikattir.
Bu evrenin birli�inin delillerinden biri de onun par�alar� ve b�l�mleri aras�ndaki yard�mla�ma, d�zen ve ahenktir. Her bir par�a di�er par�alara �arpmaks�z�n, seyrine engel olmaks�z�n kendi g�revini yerine getirmektedir. Bununla da kalmay�p, ihtiya� i�inde olana yard�m elini uzatmakta, kendisinde yoksa ba�kas�ndan almaktad�r. Hayvanlar alemi ile bitkiler alemi aras�ndaki ili�kide bunu a��k�a g�rmekteyiz. Onlar kendi aralar�nda, hayatlar�n� devam ettirmek i�in solunum konusunda bir anla�ma m� yapt�lar? Yoksa, bu iki alem aras�ndaki ili�kiyi bu �ekilde d�zenleyen biri mi var?
G�ne� ile ay aras�ndaki ili�kiyi d�zenleyen kimdir? D�nya ile ay�nkini, ay ile g�ne�inkini, g�ne� sistemindeki y�ld�zlar�n birbiriyle olan ili�kilerini, �u koskoca gezegenimizdeki milyonlarca y�ld�z k�mesinin g�ne� sistemiyle ili�kisini d�zenleyen kimdir? Gezegenimizle, di�er milyonlarca gezegen aras�ndaki d�zeni sa�layan kimdir? �yle ki, �at��may�p, yard�mla�maktad�rlar. B�t�n bunlar, bir hesap ve �l��ye g�re de�il midir? "G�ne� ve ay�n hareketleri bir hesaba g�redir. Bitkiler ve a�a�lar onun buyru�una boyun e�erler. O, g��� y�kseltmi�tir, tart�y� koymu�tur. Art�k tart�da tecav�z etmeyin. "(Rahman, 5-8).
"Aya eri�mek g�ne�e d��mez. Gece de g�nd�z� ge�emez. Her biri bir y�r�ngede seyrederler.(Yasin, 40)
��phesiz ki evrende, hem g�z ile hem de basiret ile g�r�len bu birlik, hem Yarat�c�n�n varl���n�n hem de O'nun birli�inin net bir delilidir. E�er bu evrenin birden fazla yarat�c�s� bulunsayd�, nizam bozulur, �l��s� de�i�irdi. Her yarat�c�n�n yaratt��� ve h�k�mran oldu�u �ey �zerinde eserini g�r�rd�k. B�ylece, yarat�c�lar�n iradelerinin farkl�l���ndan dolay� yaratma kanun ve y�ntemleri farkl�la��r ve �at���rd�. Ve do�al olarak, evrenin toptan yok olmas�na neden olurdu. Bu evrensel delile Kur'an g�k ve yerden bahsederek ��yle i�arette bulunur: "E�er, yer ve g�kte Allah'tan ba�ka bir tanr� olsayd�, ikisi de fesada u�rard�. Ar��n Rabbi olan Allah, onlar�n vas�fland�rd�klar�ndan m�nezzehtir.' (Enbiya, 22)
Di�er bir ayette ise ��yle der: "Allah �ocuk edinmemi�tir. O'nun yan�nda hi�bir tanr� yoktur. Olsayd�, her tanr� kendi yaratt��� ile beraber gider ve birbirinden �st�n olmaya �al���rlard�. Allah, onlar�n vas�fland�rd�klar�ndan m�nezzehtir." (M�minun, 91)
Evrenin birli�i delilinden yola ��karak y�ce Rabbin birli�ine varma, sa�lam insan akl�n�n kabul etti�i bir �eydir. Ak�l, �okluktan birli�e gitmeyi �ng�r�r. Bir�ok nedenden bir nedene ula�maya �al���r. Nedenlerin nedeni O'dur. Baz� filozoflara evrenin yarat�c�s�na ilk illet dedirten de budur.

Nakl� Deliller

F�tr� ve akl� delillerden ba�ka, nakl� deliller de vard�r. Bunlar, nesillerin Allah Te�l�'n�n kitap ve resullerinden �e�itli zaman ve mekanlarda, bir tek olan Allah'a (c.c.) imana, orta�� bulunmad���na, ibadetin yaln�z O'na mahsus oldu�una ve Allah'�n, haklar�nda hi�bir delil indirmeksizin O'na �irk ko�an kavimlerin inkar� hususunda edilen rivayetlerdir.
Yery�z�n�n hidayeti i�in g�kten indirilen, korunmu� (mahfuz) ilah� bir belge olan Kur'an bize; tevhid akidesiyle g�nderilen b�t�n peygamberlerden haber vermektedir. Bu, Allah ile birlikte ba�kalar�na ibadet ederek �irk ko�anlara kar�� onlar�n ne akl� ne de nakl� bir delillerinin olmad���n�n kan�t�d�r. Gelin, Enbiya suresinin �u ayetlerine kulak verelim,Kur'an'�n onlar� nas�l azarlad���n�, nas�l meydan okudu�unu g�relim: "Yery�z�nde edindikleri tanr�lar m� �l�leri diriltecekler? E�er yer ve g�kte Allah'tan ba�ka tanr� olsayd�, ikisi de fesada u�rard�. Yoksa, O'nu b�rak�p tanr�lar m� edindiler? De ki: 'Kesin delilinizi getirin. ��te benim ve �mmetimin Kitab� ve benden �ncekilerin kitab�.' Hay�r, onlar�n �o�u ger�e�i bilmez de y�z �evirirler. Ey Muhammedi Senden �nce g�nderdi�imiz her peygambere; 'Benden ba�ka tanr� yoktur. Bana kulluk edin' diye vahy etmi�izdir." (Enbiya, 21-25.)
Ahkaf s�resinde ise; idraklar�na nakli bir delille kar��l�k vermektedir: "E�er do�ru s�zl� iseniz, size indirilmi� bir kitap ve intikal etmi� bir bilgi k�r�nt�s� varsa; bana getirin." (Ahkaf, 4.)

Tevhid Allah'a �man�n �z�d�r


Karde�im, Allah'a iman�n b�t�n �sl�m akaidinin �z� oldu�una inand�ktan sonraki vazifen, Allah'� birlemenin (Tevhid) Allah Te�l�'ya iman�n �z� oldu�unu ��renmektir. Hak Tevhid'den ayr�l�rsa k�f�r olur, �irk olur, pislik olur, g�nah olur, b�y�k bir zul�m ve apa��k bir sap�kl�k olur.
M�sl�man! Bunun i�in, Allah'�n emir buyurdu�u, dinini �zerine bina etti�i, onunla kitab�n� indirdi�i, Res�l�n� g�nderdi�i, d�nya ve ahiret mutlulu�unun varl���na ve yoklu�una ba�land���, ehline ve yard�mc�lar�na cennetin, d��manlar�na ise cehennemin vadedildi�i tevhidin hakikatini ��renmen gerekmektedir. Bir�ok grup, kendisini ona nispet etmekte, kendilerinin ger�ek tevhid �zere olduklar�n�, di�erlerinin ise bat�l �zere olduklar�n� iddia etmektedirler. �air ��yle der:
Herkes Leyla'y� elde etti�ini san�yor
Ancak Leyla ne onu, ne de bunu kabul ediyor.
Aristo felsefesi savunucular� ve onu izleyen m�sl�man felsefecilerde, tevhidi �u �ekilde g�rmekteyiz: Mahiyet ve s�fattan soyutlanm�� bir varl���n ispat edilmesi. Daha da �tesi O, hi�bir mahiyeti olmayan, hi�bir s�fat� bulunmayan mutlak bir varl�kt�r. B�t�n s�fatlar� ilave ve izafidir. Bunlar o kadar ileri gittiler ki, semav� dinlerin davet etti�i Rabbin zat�n�, O'nun alemi yaratt���n�, onu y�netti�ini, orada ne olup bitiyorsa bildi�im inkara y�neldiler. Y�ld�zlar aleminin kadim oldu�unu, Allah'�n �l�leri diriltmeyece�ini, peygamberli�in m�ktesep oldu�unu s�ylediler. Bu, bir hurafedir. Bununla da yetinmeyip �unlar� ileri s�rd�ler: Allah'�n (c.c.) kesinlikle baz� varl�klar� bilmedi�ini, d�nyadaki baz� �eyleri de�i�tirmeye g�c�n�n yetmeyece�ini, y�ld�zlar�n ne yarat�ld���n� ne de yok olaca��n�, helalin ve haram�n, emir ve nehyin, cennet ve cehennemin olmad���. ��te bu, onlar�n tevhididir.
Peki, ya vahdet-i v�cut�ular? Onlar� duydun mu? Onlar, sadece kendilerinin muvahhid (birleyen) olduklar�n�, ba�kalar�n�n ise muaddid (�oklayan, �o�alt�c�) olduklar�n� zannediyorlar. Onlar�n tevhid zannettikleri �eyi biliyor musun? �udur: ��phesiz ki m�nezzeh olan Hak, yarat�lan�n kendisidir. O, yani Allah, b�t�n mahlukat�n kendisi, hakikatin mahiyetidir. O, her �eyin ayeti (i�areti)'dir. Orada buna delalet eden i�aret vard�r. Bu, onlar�n ara�t�rmac�lar�n�n �slup hatas�ndand�r. Daha da �tesi: ��aretin kendisidir, delilin kendisidir. Delil ve delillendirilendir. Taadd�d (�okluk) vehmi de�erlendirmelerin bulunmas�ndand�r, hakikat ve varl�ktan de�il! Bu, onlara g�re; hem nikahlayan�n, hem de nikahlanan�n, hem kesenin hem de kesilenin, hem yiyenin hem de yenilenin kendisidir. Onlara g�re bu, ilk devir kuruntular�n�n bir kal�nt�s�d�r. Muhakkikleri �bn-i Seb'in'in de dedi�i gibi; nebevi mesaj�n da anlatmak istedi�i buydu.
Bu tevhidin b�l�m ve sonu�lar�ndan biri de �udur: Firavun ve Nemrud gibiler, kamil iman sahibi m�minlerdir. Ger�ekten Allah'� tan�yanlard�r. Puta tapanlar, Allah'tan ba�kas�na de�il, yaln�zca O'na tap�n��lard�r. Onlar, hak ve hakikat �zeredirler. Anne, k�z karde� ve yabanc� kad�n, su ve i�ki, nikah�n helalli�i ve haraml��� aras�nda fark yoktur.,Hepsi, bir tek �eydir ve o, her �eydir. Peygamberler insanlara yolu zorla�t�rm��lar, hedefi uzakla�t�rm��lard�r. ��, onlar�n getirdiklerinin ve davet ettiklerinin �ok �ok �tesindedir.
Kendilerini "tevhid ve adalet sahibi" olarak adland�ran mutezilenin tevhid anlay���na da bakal�m. Onlar tevhidi, be� temel ilkelerinin ilki yapt�lar.
Bu mutezil� tevhidin i�eri�i hakk�nda ne biliyorsun? Onlar, Allah'�n takdirini inkar etmektedir. Evrenle ilgili Allah'�n iradesini, g�c�n� reddederler. Mutezilenin m�teahhirin alimleri buna Cehmiyye'nin tevhidini de eklemi�ler ve tevhid �u �ekle b�r�nm��t�r: Kaderin, Allah'�n y�ce s�fatlar�n�n, g�zel isimlerinin (esm�-i h�sn�) inkar edilmesi.
Bu bozuk tevhid anlay���n�n kar��s�na Cebriyye'nin tevhid anlay��� ��kmaktad�r. Bunun da i�eri�i sudur: Hem yaratma i�inin, hem de di�er fiillerin yaln�zca Allah taraf�ndan yap�lmas�. Ger�ekte, kullar bir �ey yapamazlar, fiillerini yaratmazlar, buna g��leri de yetmez, onlar�n ihtiyar� hareketleri, esen r�zgar�n �n�ndeki a�ac�n hareketinden bir fark� yoktur. Mahlukatta, yeti, yetenek, i� g�d�, sebep yoktur. Ne olursa, sadece Allah'�n dilemesiyle olmaktad�r. Bu, hi�bir sebep, hikmet ve tercihin olmad���n� kabul etmektir.
Basiret sahibi, avamdan baz� dalalet i�indeki m�sl�manlar�n ve kendilerine �eyh s�s� verenlerin tevhidinden habersiz kal�r m�? Onlar din kisvesine b�r�nmekte, salih insan pozlar�na girmektedirler. Onlar Allah'� b�rak�p veli, kutub, evsat, abdal v.b. s�fatlarla an�lan ki�ilere dua etmekte, onlardan fayda beklemekte, onlardan korkmaktad�rlar. Kabirlerini tavaf ederler, Allah'tan istediklerinden daha fazlas�n� onlardan isterler. Allah'tan diledikleri yard�mdan daha fazlas�n� onlardan dilerler. Zor durumlarda onlara s���n�rlar. �htiya�lar�n�n giderilmesini ve zorluklar�n�n sona erdirilmesini onlardan beklerler. Bunu, Allah ile kendi aralar�nda onlar bir arac� olarak g�rd�klerinden dolay� yaparlar ve ��yle derler: Ara� olmasayd�, ama� yok olurdu.
Her �eyden �nce; Hristiyanl���n tevhid anlay���n� unutmamal�s�n. Onlar dinlerini, tevhid dini sanmaktad�rlar. �u s�z ve inan�lar�yla tevhid dairesinden ��kmaktad�rlar: Allah, ���n ���nc�s�. Yani, baba, o�ul, Ruh-ul Kud�s. Bu, bir aile ya da kutsal bir ortakl�kt�r. �lah baba, ilah �ocuk, ���nc� olarak ta Ruh-ul Kud�s.
Onlara, bu "��" s�z�n�zle tevhid nas�l oluyor dedi�inizde; �� bir, bir de ��t�r, akide konusunda akl�n ve mant���n yeri yoktur, derler. Ve buradaki sloganlar� �udur: K�r� k�r�ne inan!
Bundan dolay� �sl�m, hakk� bat�ldan ay�r�p ortaya ��karmak i�in �ncelikle davette bulundu�u, b�t�n ��retilerini �zerine bina etti�i tevhidin hakikatim a��klamaktad�r.

Nas�l Bir Tevhid?

�lm�, itikadi bir tehviddir bu. �lm� ve davran��sal bir tevhid. Di�er bir deyi�le bu iki tevhid birbirinden ayr�lmaz. Bilgide, ispatta, itikadda tevhid. �stekte, maksatta ve iradede tevhid.
Allah kat�nda, O'na, O'nun zat�nda, s�fatlar�nda, fiillerinde orta��, benzeri olmad���na, do�mad���na ve do�urulmad���na, ilmen ve itikaden inan�lmadan tevhid ger�ekle�mez. Ayn� �ekilde, niyet ve amel olarak, ibadet ve taati yaln�zca Allah i�in yapmad�k�a, O'na boyun e�medik�e, O'na y�nelmedik�e, O'na tevekk�l edip, O'ndan korkup, O'ndan beklemedik�e bu tevhid yine ger�ekle�mez.
�lk anlamdaki tevhid, �hlas suresinin tamam�nda, �l-i �mran, T�h�, Elif Lam, Secde, Hadid surelerinin ba� taraf�nda ve Ha�r suresinin son b�l�m�nde a��klanan tevhiddir. ikinci anlamdaki tevhid ise; Kafirun ve En'am surelerinin b�t�n�nde, A'raf suresinin ilk ve son b�l�mlerinde Yunus suresinin ilk, orta ve son b�l�mlerinde, Z�mer suresinin ilk ve son b�l�mlerinde v.d. surelerde anlat�lan ve Kur'an'�n davette bulundu�u tevhiddir. �bn-�l Kayy�m, Kur'an b�t�n sureleri ile tevhidin her t�r�n� de kapsamaktad�r diyor.
Eski ve yeni bir�ok yazar birinci t�r tevhide (itikad� tevhid), Rububiyyet Tevhidi, ikinci t�re (amel� tevhid) ise; Uluhiyyet Tevhidi ad�n� vermektedir.
San�r�m ki aziz okuyucu, bu iki terimin anlam�n�n, Rabbinden bir delil �zre bulunman ve basiret sahibi olman i�in biraz daha ayd�nlat�lmas� gerekiyor. B�ylece yok olan delili ile yok olsun, ya�ayan da delili ile ya�as�n. �yleyse, Rububiyyet ve Uluhiyyet Tevhidlerinin anlam� nedir?

Rububiyyet Tevhidi

Bunun anlam�, Allah'�n (c.c.) g�klerin ve yerin Rabbi, i�indekilerinin Yarat�c�s� oldu�una, bu alemin b�t�n�n�n egemenli�inin O'nun oldu�una, tasarrufunda bir orta�� bulunmad���na, h�km�nde hesap vermedi�ine, her �eyin Rabbinin O oldu�una, her canl�ya O'nun r�z�k verdi�ine, b�t�n i�leri O'nun evirip �evirdi�ine, yaln�zca O'nun y�kseltti�ine ve al�altt���na, yaln�zca O'nun verdi�ine ve engel oldu�una, zarar ve yarar verdi�ine, sadece O'nun izzetli ve zelil k�ld���na, onun d���ndaki her �eyin ne kendisi i�in ne de ba�kas� i�in, ne bir hayra ne de bir �erre ancak Allah'�n dilemesi ve izniyle g�c� yetti�ine inanmakt�r. Bu t�r tevhidi, eskiden dehriyyun (zamana tapanlar) ve �a��m�zda da kom�nistler gibi materyalistler inkar etmi�lerdir. Materyalistlerin, tipik �rne�i, alemin sakin oldu�una inanan seneviyyedir. Onlara g�re, bir nur (���k) tanr�s�, bir de zulmet (karanl�k) tanr�s� vard�r. Cahiliye araplar� gibi bir�ok m��rik bu t�r tevhidi kabul ediyor, inkar etmiyorlard�. Kur'an onlar hakk�nda da ��yle der: "And olsun ki onlara: 'G�kleri ve yeri yaratan, g�ne�i, ay� buyru�u alt�nda tutan kimdir?' diye sorarsan, ��phesiz 'Allah't�r' derler." (Ankebut, 61) "And olsun ki onlara, g�kten su indirip onunla, �l�m�nden sonra tekrar dirilten kimdir, diye sorarsan, ��phesiz Allah't�r derler." (Ankebut, 63) "Ey Muhammedi Biliyorsan�z s�yleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir, de. Allah'�nd�r, diyecekler. �yleyse ibret almaz m�s�n�z, de. Yedi g���n de Rabbi, y�ce ar��n da Rabbi kimdir, de. Allah't�r, diyecekler. �yleyse, O'na kar�� gelmekten sak�nmaz m�s�n�z, de. Biliyorsan�z s�yleyin her �eyin h�k�mranl��� elinde olan, bar�nd�ran fakat himayeye muhta� olmayan kimdir, de. Allah't�r, diyecekler. �yleyse, nas�l aldan�yorsunuz, de."( M�minun, 84-89)''
Bu m��riklerin cevab�d�r. Allah'�n evrenin Rabbli�ini, her i�i O'nun yapt���n� kabul ettiklerini g�stermektedir. Bu imanlar�n�n bir gere�i olarak yaln�z O'na ibadet etmeleri, Rablerine ibadette ba�ka bir ortak ko�mamalar�d�r. Ancak onlar tevhidin di�er k�sm�m, uluhiyyet tevhidini inkar etmi�lerdir.


Uluhiyyet Tevhidi


Bunun anlam�, ibadette, boyun e�mede, kesin itaatte, ne yerde, ne de g�kte tek ve orta�� olmayan Allah'� birlemektir. Tevhid, rububiyyet tevhidine, uluhiyyet tevhidi kat�lmadan kesinlikle ger�ekle�mez. Bu, tek ba��na yeterli de�ildir. M��rik araplar da rububiyeti kabul ediyorlard�. Bununla birlikte, Allah'a ortak ko�tuklar�ndan dolay� bu onlar�, �sl�m'a sokmad�. Allah ile birlikte ba�ka tanr�lar edindiler. Bunlar�n, kendilerini Allah'a daha fazla yakla�t�raca��n�, Allah kat�nda onlara �efaat edece�ini san�yorlard�.
H�ristiyanlar, Allah'�n g�klerin ve yerin Rabbi oldu�unu inkar etmediler. Ancak, O'na Mesih �sa'y� ortak ko�tular. O'nu Allah'tan ba�ka ilah edindiler. Kur'an onlar�n kendilerine cennetin haram, cehenneme girecek kafirler oldu�unu haber vermi�tir.
�ok eskiden beri insanlar bu tevhidden sapm��lar, Allah'tan ba�ka bir�ok tanr�ya ibadette bulunmu�lard�r. Nuh kavmi; ved, s�va, ye�us, yeuk, nesraya; �brahim (a.s.)'in kavmi putlara, sebeliler g�ne�e, sabi�ler y�ld�zlara, mecusiler ate�e, araplar putlara ve ta�lara, H�ristiyanlar mesih ve annesine, haham ve rahiplere tap�n��lard�r. Bunlar�n hepsi m��riktir. ��nk�, Allah'tan ba�kas�n�n hak etmedi�i ibadeti O'na tahsis etmediler.
Sadece Allah'a yap�lan ibadetin anlam� nedir?

�badet:

�badet, birbirine girmi� iki anlam� ifade eden bir kelimedir. Bir durumal��� betimler. Bu, sonsuz bir sevgi ile sonsuz bir tevazudur. Kamil bir sevgiyle b�t�nle�en kamil bir tevazu. ��te; ibadet budur. Tevazusuz sevgi, ya da sevgisiz tevazu ibadetin anlam�n� ger�ekle�tirmez. Bir par�a tevazu ile bir par�a sevgi de ibadeti ger�ekle�tirmez. B�t�n bir tevazu ve b�t�n bir sevgi zorunludur.

�badetin �e�itleri ve T�rleri:

Bir�ok ki�inin sand��� gibi, ibadetin bir tek �ekli yoktur. Tersine �e�itli t�r ve �ekilleri vard�r:
a) Dua: Allah'a, faydal� bir �ey istemek ya da zararl� bir �eyden uzakla�t�rmas�, korumas�, belan�n yok olmas� ya da d��mana kar�� zafer elde etmek v.b. �eyler elde etmek i�in y�nelmektir. Kalbten gelen bir istekle, Allah'a y�nelme, ibadetin �z� ve ruhudur. Hadiste dendi�i gibi, "dua ibadettir. "( Tirmizi)"
b) Din� y�k�ml�l�kleri yerine getirme: Namaz,oru�, sadaka, hac, adak, kurban v.b.gibi.Bu ibadetlerin Allah'tan ba�kas� i�in yap�lmas� caiz de�ildir. Allah'tan ba�kas�na, ne namaz k�l�n�r, ne oru� tutulur, ne sadaka verilir, ne adakta bulunulur, ne kurban kesilir, ne de ba�ka bir ibadet yap�l�r.
c) Allah'�n h�k�m olarak koydu�unu kabul etme, teslim olma: Helali helal, haram� haram, hadleri ve d�nya i�lerini d�zenleyen h�k�mleri oldu�u gibi kabul etmek. Allah'a Rabb olarak iman eden birisi i�in, insanlardan, boyun e�di�i, hayat�n� d�zenledi�i h�k�m, de�er ve kanunlar� almas� caiz de�ildir. Bu da ibadetten bir t�rd�r.

Uluhiyyet Tevhidinin �nemi

Tevhidin bu k�sm�, k�s�mlar�n�n en b�y��� ve en �nemlisidir. A�a��da g�r�lece�i gibi, peygamberlerin b�t�n dikkatlerini y�nelttikleri budur. Tevhid kelimesini telaffuz etti�imizde de zihnimize geliveren odur. Peygamberlerin g�nderilmesi, kitaplar�n indirilmesi onun i�indir. Ondan dolay� k�yamet kopacak, hesaplar d�r�lecek, cennet ve cehennem pazarlar� kurulacak, insanlar �zg�n ve mutlu olarak ayr�larak bir b�l�m� cennete, bir b�l�m� cehenneme gidecektir.

TEVH�D�N ��ARI LA �LAHE �LLALLAH'TIR

Peygamberlerin getirdi�i tevhidin hakikatini �z bir �ekilde ifade eden bir �iar vard�r. Bu, tevhid kelimesi, ihlas kelimesi ya da takva kelimesi olarak isimlendirilen Lailahe �llallah s�z�d�r. Bu b�y�k kelime, uluhiyyeti Allah'tan ba�ka her �eyden kald�r�p atmay�, ve uluhiyyeti sadece O'na has k�lmay� i�ermektedir. Ger�ek olan ilah, yaln�zca O'dur. �e�itli zaman dilimlerinde, insanlar�n O'ndan ba�ka ibadette bulunduklar� ilahlar, cehalet ve vehmin yaratt��� bat�l sahte ilahlard�r. Allah ��yle buyurmaktad�r: "Keza Hak yaln�z Allah't�r. O'nu b�rak�p ibadet ettikleri ise bat�l�n t� kendisidir. Do�rusu Allah y�cedir, b�y�kt�r."(Hacc, 62)
�lah, ger�ekten ibadet edilendir. Yani ibadet edilmeye, itaat edilmeye, sevilmeye lay�k oland�r. Bu da, ibadetin anlam� olan; sonsuz sevgi ve tevazu ile b�t�nle�meyi gerektirip kemal s�fatlarla s�fatlanmayla ger�ekle�ir. �eyh-ul �sl�m �bn-i Teymiyye'nin deyimiyle ilah �udur: Sevgisiyle kalp doldu�u, ona tevazuda bulundu�u, boyun e�di�i, korktu�u, bekledi�i, zor anlarda kendisine s���nd���, ihtiya�lar� i�in dua etti�i, maslahat anlar�nda tevekk�l etti�i, ona iltica zikriyle s�kunet buldu�u ve sevgisiyle rahatlad���d�r. Bu da Allah'tan ba�kas� de�ildir. Bunun i�in, "Lailahe illallah" s�zlerin en do�rusu ve en faziletlisidir. ��in ba��d�r. G�zellerin g�zelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)den rivayet edilen sahih bir hadiste: "Ben ve benden �nceki peygamberlerin s�yledi�i en hay�rl� s�z, Lailahe illallah't�r" buyurulmu�tur.
Tevhid Peygamberlerin �lk G�revidir
B�t�n semavi dinlerde, tevhidin ayr� bir �nemi ve yeri vard�r. Nuh (a.s.)'dan Muhammed (s.a.s.)'e kadar b�t�n peygamberlerin davetlerinde ilk konu tevhid olmu�tur. Allah'�n, kullar�na hidayet rehberleri olarak g�nderdi�i peygamberlerin ilk g�revleri, birbirinden ayr�lmaz ve birbirini b�t�nleyen iki temel �zerinde y�kselmektedir:
a- Sadece Allah'a ibadete davet.
b- Ta�utlardan uzakla�maya davet.
Bu konuda Kur'an ��yle buyurur: "And olsun ki, her �mmete, Allah'a kulluk edin, ta�uttan ka��n�n diye peygamber g�nderdik."(Nahl, 36) Peygambere hitaben de ��yle diyor: "Ey Muhammed! Senden �nce g�nderdi�imiz her peygambere, benden korkun, bana ibadet edin, diye vahyettik."
(Enbiya, 25)
Bundan dolay�, her peygamberin kavmine y�neltti�i ilk �a�r�n�n �u oldu�unu g�r�yoruz: "Ey kavmim! Kendisinden ba�ka tanr� bulunmayan Allah'a ibadet edin."(A'raf, 59)Nuh, Hud, Salih, �uayb v.d. hakk�nda da Kur'an ayn� �eyi zikretmi�tir.
M��riklere g�nderilen ilk peygamber Nuh (a.s.)'un da kavmine ��yle dedi�ini g�r�yoruz: "Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine g�nderdik. Ben sizin i�in apa��k uyaray�m, Allah'tan ba�kas�na ibadet etmeyin. "(Hud, 25-26.)
Sonradan kavminin kendisine Rabb olarak ibadet etti�i Meryem o�lu �sa da ayn� �eyi diyor: "Ey �srail o�ullar�! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin, kim Allah'a ortak ko�arsa; muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varaca�� yer ate�tir, zulmedenlerin yard�mc�lar� yoktur." (Maide, 72)
Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'in (s.a.s.) tevhide ve ta�uttan sak�nmaya daveti en belirgin, en kuvvetli, en derin ve en sonsuz olan�d�r. Kur'an ve S�nnette, apa��k g�r�len ve �sl�m'�n ilkelerinde, �eriat�nda, adab�nda ve ahl�k�nda an�tla�an da budur.

Tevhid �sl�m'�n �iar�d�r

�sl�m'�n tevhide verdi�i �nemin g�r�nt�lerinden biri de onu kendisine, di�er dinlerin hepsinden -ister put�u olsun, isterse bozulmu� ehli kitap- ay�ran bir �zellik, �iar k�lmas�d�r. �sl�m'�n tan�mland��� en me�hur �ey, onun bir tevhid dini olmas�d�r. �sl�m'�n ad�, bu iki c�mlede v�cud bulmu� ve kim bunu s�ylerse, �sl�m'�n kap�s�ndan girmi� olmaktad�r. Bu iki c�mlenin ilki "Allah'tan ba�ka tanr� olmad���na �ehadet" ikincisi ise "Muhammed'in Allah'�n el�isine �ehadet'tir.
Bu tevhidin ilan�, b�y�k bir �nem arz etmektedir. ��nk� m�sl�man sadece farz namazlarda dokuz kez tekrar etmektedir bunu. Be� kez de kamet getirirken. �sl�m bununla da yetinmemi�tir. "Allah'tan ba�ka bir tanr� olmad���na �ehadet ederim" nidas�n�n minarelerden b�t�n d�nyaya y�ksek bir sesle g�nde be� kez yap�lmas�n� emretmi�tir. �sl�m'�n y�celiklerinden biri de, m�sl�man baba i�in yeni do�an �ocu�un sa� kula��na ezan okumay�, sol kula��na kamet getirmeyi, �ocu�un duyaca�� ilk ses ezan olsun diye s�nnet k�lm��t�r. Kendine takdir edilen �mr� noktalay�p �l�m geldi�inde; veli, dost ve akrabalar�na d��en g�rev kelime-i tevhidi, Lailahe illalah'� telkinde bulunmakt�r.
B�ylece, m�sl�man hayata ad�m�n� kelime-i tevhid ile atarken, hayata noktay� da kelime-i tevhid ile koymaktad�r. Be�ik ile �l�m d��e�i aras�nda kalan zamandaki g�revi, tevhidi ikame etmekten, ona davet etmekten ba�ka bir �ey de�ildir.

Tevhid Allah'�n Kullar �zerindeki Hakk�d�r!

Allah'�n Rasul� (s.a.s.) tevhidin, Allah'�n kullar �zerindeki hakk� oldu�unu, ondan ayr�lman�n ve gaflete d��menin caiz olmad���n� beyan etmesi bu ifadeyi desteklemektedir. Buhari ve M�slim'in Muaz b. Cebel'den rivayet etti�ine g�re: E�e�in �zerinde, peygamberin terkisindeydim. Bana dedi ki, Muaz, Allah'�n kullar �zerindeki, kullar�n da Allah �zerindeki hakk�n� biliyor musun? Allah ve Rasul� daha iyi bilir, dedim. Allah'�n kullar �zerindeki hakk� ona ibadet etmeleri, hi�bir �eyi ortak ko�mamalar�d�r. Kullar�n Allah �zerindeki hakk� ise; �irk ko�mayana Allah'�n azap etmemesidir, buyurdu. Ey Allah'�n Rasul�! �nsanlara m�jde vereyim mi, dedim. Hay�r, buna g�venip dururlar, buyurdu.
Bu haktaki s�r, Allah'�n insan� yoktan yaratmas�, say�s�z nimetlerle donatmas�, g�ne�i, ay�, geceyi, g�nd�z� emrine amade k�lmas�, ak�l vermesi, konu�may� ��retmesidir. Bu, yarat�c�n�n, r�z�k verenin, nimetlendirenin, ��retenin, esirgeyenin, ba���layan�n hakk�d�r ki; kendisine nank�rl�k edilmeyip ��kredilsin, unutulmay�p zikredilsin, isyan edilmeyip itaat edilsin.
Bunun i�in, bu hakk�n a��klanmas�, tekid edilmesi hukuk-u a�ere (on hak) olarak bilinen ayetin ilk tavsiyesidir. ��yle buyuruluyor: "Allah'a ibadet edin, ona bir �eyi ortak ko�may�n, ana-babaya iyilikte bulunun." (Nisa, 36) En'am s�resindeki on tavsiyeyi i�eren ayette de ayn� �ey zikrediliyor: "De ki: 'Gelin size Rabbinizin haram k�ld��� �eyleri s�yleyeyim: O'na hi�bir �eyi ortak ko�may�n, ana-babaya iyilikte bulunun. " (Enam, 151)�sra s�resindeki hikmet tavsiyeleri de bu kabildendir: "Allah ile beraber ba�ka bir tanr� edinme, yoksa yerilmi� ve tek ba��na kalm�� olursun. Rabbin, yaln�z kendisine ibadet etmenizi ve ana-babaya iyilikte bulunman�z� emretmi�tir." (�sr�, 22-23)

Tevhid M�sl�man�n Hayattaki �a�r�s�d�r

M�sl�man, hayat�na tevhidle ba�lay�p, tevhidle sona erdiriyorsa; be�ik ile mezar aras�ndaki g�revi, tevhidi hakim k�lma, ona davette bulunma olur, Allah, insan ve cinlerden m�kellef olarak yaratt�klar�n�n g�revini a��klarken ��yle buyuruyor: "Cinleri ve insanlar� ancak bana ibadet etsinler diye yaratt�m. Onlardan bir r�z�k istemem. Beni doyurmalar�n� da istemem. "( Zariyat, 56-57)
Ayet-i Kerime, Allah'�n (c.c.) onlar�, sadece orta�� olmayan Allah'a ibadet etmek i�in yaratt���n� a��kl�yor. Bu, onlar�n yarat�l��lar�ndaki hikmet ve gayedir. Allah onlar�, kendisini tan�maks�z�n, kadrini bilmeksizin hayvanlar gibi yiyip i�sinler diye de�il, hu�u ve tevazu i�inde, ibadeti yaln�zca O'nun i�in yaps�nlar diye yaratm��t�r.
Kim ki; varl���n�n amac�n�, hayattaki g�revini ki, yaln�zca Allah'a ibadettir- ger�ekle�tirmeksizin �mr�n� ge�irirse;ak�l sahibi insanlar�n d�zeyinden hayvanlar�n d�zeyine -belki de onlardan daha a�a��ya- d��m�� olur.

Tevhid �sl�m Milletinin Di�er Milletlere �a�r�s�d�r

Tevhid, hayatta m�sl�man�n mesaj� oldu�u gibi, m�sl�man �mmetin b�t�n milletlere de mesaj�d�r. Bunun i�in; Nebi (s.a.s.), kisraya, kaysere ve yery�z�n�n di�er krallar�na, �u ayetle davetini ula�t�rm��t�r: "Ey kendilerine kitap verilenler! Ancak Allah'a kulluk etmek, O'na bir �eyi e� ko�mamak, Allah'� b�rak�p birbirinizi Rabb olarak benimsememek �zere, bizimle sizin aran�zda ortak bir kelimeye gelin. E�er, y�z �evirirlerse; bizim m�sl�man oldu�umuza �ahid olun, deyin."(Al-i �mran, 64) Sahabe (Allah hepsinden raz� olsun) ve onlar�n yolundan gidenler, bu mesaj� ve ona kar�� olan g�revlerini biliyorlard�. Fars ordular� komutan� R�stem, Kadisiye sava��nda, R�b'� b. Amir'e, siz kimsiniz, amac�n�z nedir, diye sordu�unda ��yle cevap verir Amir: Biz, insanlar� kullara ibadetden sadece Allah'a ibadete, d�nyan�n darl���ndan geni�li�ine, dinlerin zulm�nden �sl�m'�n adaletine g�t�rmek i�in Allah'�n g�nderdi�i bir milletiz."

Tevhid Ne �le Ger�ekle�ir?

Peygamberlerin getirdi�i, �sl�m'�n k�kle�mesine,desteklenmesine ve korunmas�na b�y�k �nem verdi�i tevhid, �u unsurlar olu�maks�z�n ger�ekle�emez, k�kle�emez, dallan�p budaklanamaz:
a- �hlasla sadece Allah'a ibadet etmek.
b- B�t�n ta�utlar� inkar etmek, bunlara ibadet edenlerden, onlar� dost edinenlerden uzakla�mak.
c- �irkin b�t�n derece ve t�rlerinden sak�nmak, ona giden yollar� t�kamak.

�hlasla Allah'a �badet

Bunun anlam� �udur: ta'zimi, sevgiyi, kesin tevazuyu ve uluhiyyeti O'na has k�lmakt�r. Bu �� �eyle ger�ekle�ir:
1 insan�n Allah'tan ba�kas�n�, Allah'a tazimde bulundu�u gibi tazimde bulunaca�� bir rab olarak
benimsememesi. Allah ��yle buyurur: "De ki: 'Allah her �eyin Rabbi iken O'ndan ba�ka bir Rabb mi arayay�m?(Enam, 164)�nsanlar�n, Allah'tan ba�ka, ister ta�tan,isterse insandan olsun, ibadet ettikleri, ta'zimde bulunduklar� rablerinin hepsini terk etmeleri, yok etmeleri gerekir. Bundan dolay�; Allah Ras�l�'n�n (s.a.s.)kral ve ba�kanlara daveti �uydu: "Sadece; Allah'a ibadet edelim, hi�bir �eyi O'na ortak ko�mayal�m, Allah'� b�rak�p birbirimizi rabler edinmeyelim." (�l-i �mran, 64)
2 Allah'tan ba�kas�n�, Allah'� sever gibi severek dost edinmemek.Allah ��yle buyurur: "De ki: 'G�kleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan ba�ka bir dost mu edinirim?"
(Enam, 14.)Bir ba�ka ayette: "�nsanlar aras�nda, Allah'� b�rak�p, O'na ko�tuklar� e�leri tanr� olarak benimseyenler ve onlar�, Allah'� severcesine sevenler vard�r. M�'minlerin Allah'� sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir." (Bakara, 165)Onlar hakk�nda ��yle der: "B�ylece Allah onlara, hasretini �ekecekleri amellerini g�sterir. Onlar, cehennemden ��kmayacaklard�r."(Bakara, 167)Bunun anlam� �udur: onlar, dostlar�n�, velilerini, Allah'tan ba�kas� i�in caiz olmayan sayg�, korku ve ta'zimle kar���k bir sevgiyle sevmektedirler.
�eyhu'l-�sl�m Muhammed b. Abdul vehhab ��yle der: "Onlar, Allah'a ortak ko�tuklar� e�lerini, O'nu sever gibi seviyorlar" ayeti, onlar�n Allah'� b�y�k bir sevgi ile sevdiklerini, ancak bunun onlar�, �sl�m'a sokmad���n� g�stermektedir. Allah'a ortak ko�ulan�, Allah'tan daha fazla sevenin durumu ne olur? Allah'� b�rak�p, sadece ortak ko�ulan� sevenin durumu nedir?. "Tevhidin gerektirdi�i, insan�n sevgisini Allah'a halis k�lmas�d�r. Velayet (dostluk) hakk� yaln�zca Allah'a aittir: "Demek onlar, Allah'tan ba�ka dostlar edindiler. Halbuki dost (veli) ancak Allah't�r. O, �l�leri diriltir. Her �eye kadirdir." (�ura, 9)
3- Hakem olarak Allah'tan ba�kas�n� kabul etmeme. Allah ��yle buyurur: "Allah size Kitab'� a��k a��k indirmi� iken ondan ba�ka bir hakem mi isteyeyim. (Enam, 114)Bu, kullar�n�n i�lerine h�kmetme hakk�n�n, onlar�n din� ve d�nyev� i�lerini d�zenleme yetkisinin kendisinde olmas�d�r. Bu da, ancak Allah't�r. O, yaratt���m bilir, onlara ac�r, onlar i�in neyin yararl�, neyin de zararl� oldu�unu bilir: "Yaratan bilmez mi? O, latiftir, haberdard�r." (M�lk, 14)
Bundan dolay�, Kur'an, yasaman�n sadece Allah'a ait oldu�unu belirtir: "H�kmetmek ancak Allah'a aittir. Kendisinden ba�kas�na de�il, sadece kendisine ibadet etmenizi emretmi�tir. Bu, dosdo�ru dindir. Fakat insanlar�n �o�u bunu bilmezler."(Yusuf, 40)
Ayn� �ekilde Kur'an, Allah'� ve Res�l�n� b�rak�p ba�kalar�na muhakeme i�in gidenleri, iman�n ger�e�inden uzakla�m��, �eytana itaate ba�lam�� olarak g�r�r: "Ey Muhammedi Sana indirilene ve senden �nce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri g�rm�yor musun? Ta�utlar�n �n�nde muhakeme olunmalar�n� isterler. Oysa onlar�, tan�mamakla emr olunmu�lard�. �eytan onlar� derin bir sap�kl��a sapt�rmak ister. Onlara, Allah'�n indirdi�ine ve peygambere gelin, dendi�inde, m�naf�klar�n senden b�sb�t�n uzakla�t�klar�n� g�r�rs�n. (Nisa, 60-61)


Ta�utu Reddetmek


Tevhidin ger�ekle�mesindeki ilk unsur, ibadetin ihlasla Allah'a yap�lmas�yd�. O'ndan ba�kas�n�n lay�k olmad��� ta'zim, sevgi ve ibadetin, yani uluhiyyetin O'na has k�l�nmas�yd�.ikinci unsur, ta�utlar� inkar, onlara ibadet eden, onlar� dost edinen herkesten uzakla�makt�r. Bu o kadar �nemlidir ki; Kur'an bazen ta�utlar� inkar�, Allah'a imandan �nce zikretmi�tir. Bu hususta, Allah'a (c.c.) ��yle buyurmaktad�r: "Ta�utlar� inkar edip Allah'a iman eden kimse kopmak bilmeyen sa�lam bir ipe tutunmu�tur."(Bakara, 256)
Rasulullah Efendimiz ��yle buyurmaktad�r: "Lailahe illallah deyip Allah'tan ba�kas�na ibadet edilenleri inkar edenin mal� ve kan� haramd�r. Onun hesab� Allah'ad�r." (M�slim)
Kan�n ve mal�n korunmu� olmas� i�in kelime-i tevhidi s�ylemek yeterli de�ildir. Allah'tan ba�ka ibadet edilenlerin inkar edilmesi buna ilave edilmelidir.
Bu, e�yan�n z�dd�yla bilinmesindedir. Hakk'a iman ancak k�f�r ve bat�l ehlinden uzakla�makla a���a ��kar, belli olur. Bundan dolay�, muvahhidlerin imam� �brahim (a.s.), kavminin tanr�lar�ndan, putlar�ndan beraatini, onlara olan d��manl���n� ilan etmi�tir. Allah, ��yle buyurur: "�brahim, babas�na ve milletine, beni yaratan hari�, sizin ibadet ettiklerinizden uza��m. Beni do�ru yola eri�tirecek olan ��phesiz O'dur, dedi.(Zuhruf, 26-27)Ba�ka bir ayette: "�brahim ve onunla beraber olanlarda, sizin i�in tabi olunacak g�zel bir �rnek vard�r. Onlar milletlerine ��yle demi�lerdi: Biz sizden ve Allah'tan ba�ka tapt�klar�n�zdan uza��z, sizin dininizi inkar ediyoruz, bizimle sizin aran�zda yaln�z Allah'a iman etmenize kadar ebedi d��manl�k ve �fke ba� g�stermi�tir." (Mumtahine, 4) B�ylece ��reniyoruz ki ger�ek tevhid, Allah'a iman ve O'na ibadete, ta�utu inkar ve dostlar�ndan uzakla�ma eklenmeyince tamam olmaz. Bundan dolay�,b�t�n peygamberlerin kavimlerine daveti,daha �nce de belirtti�imiz gibi,"Allah'a ibadet,ta�uttan ka��nmakt�r.(Nahl, 36)

Ta�ut:

Ta�ut, tu�yan kelimesinden t�remi�tir. Haddi a�mak anlam�nad�r. Anlam�n�n s�n�rlar� konusunda selefin g�r��leri farkl�d�r. Hz. �mer (r.a..) "Ta�ut �eytand�r" demi�tir. Cabir (r.a.), �eytan k�l���ndaki kahinlerdir, demi�tir. Malik'e g�re ise, ta�ut; Allah'tan ba�ka ibadet edilen her �eydir.
Bu g�r��ler, baz� ta�ut tipleri hakk�nda belirtilmi�tir. Ancak, b�t�n �e�itlerine hasredilemez. �bn-i Kayy�m�n (r.h.) ta�ut hakk�nda s�yledi�i en g�zel s�zd�r: "Ta�ut, kulun haddini a�arak, ibadet etti�i, tabi oldu�u, itaat etti�i her �eydir. Her kavmin ta�utu, Allah ve Ras�l�'n� b�rakarak, muhakeme olmak istedikleri, Allah'tan ba�kas�na ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaks�z�n izinden gittikleri, Allah'a itaat etmeleri gereken yerde, itaat ettikleri �eydir. Bunlar d�nyan�n ta�utlar�d�r. Onlar� ve onlarla birlikte insanlar�n durumunu d���nd���n zaman, �o�unun Allah'a ibadetten uzak ve ta�utlara ibadet etmekte olduklar�n�, Peygambere (s.a.s.) itaattan uzak, ta�ut ve izleyicilerine itaat ettiklerim g�r�rs�n."

 
Fihrist
Sonraki Sayfa