İnsanin, Yaratıldığı Toprağa Defnedilmesi

 

Bezzar, Hakim ve Beyhaki, «Şuab-ı Iman»da, Ebû Said-i Hudri CRadıyallahû anh)'dan rivayet ettiklerine göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Medine içinden geçti Kabirkazan bir cemâati gördü. Kabre konulacak kişiyi sordu. «Bir Habeşidir, burada öldü» dediler.

Bunun üzerine Resûlullah  (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) : «LailaheülaUah. Memleketinden buraya, toprağından yaratıldığı yere sevkediküV diye buyurdu.

Taberâni-Kebir'de-ibn-i Ömer (Radıyallahû anhüma) 'dan rivayet ettiklerine göre;

Bir Habeşi Medine'de defnedildi. Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

«Bu ondan yaratıldığı toprağa defnedildi.»

Yine Taberani «Evsât»da Ebu Derda'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) yanımızdan geçti.

—  Ne yapıyorsunuz, buyurdu.

Biz:

—  Bu siyah ölünün kabrini kazıyoruz, dedik. Bunun üzerine buyurdu ki:

Ölümü onu yaratıldığı toprağa getirdi.

Hakim-i Tirmizi, Nevâdirü'l-Usul'da Ebû Hüreyre   (Radıyallahû ıh) 'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Medine'nin bâzı semt­lerinde gezmek için evden çıktı. Bir kabrin kazıldığını gördü. Oraya yöneldi ve kabrin yanında durdu. «Kimindir bu kabir?» dedi. «Ha­beşistanlı birinindir» denildi. Resûlullah; «Memleketinden toprağına sevk edildi» diye buyurdu.

Ebû Nuaym, Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh)'dan rivayet ne göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu t «Her yeni doğana kabrinden biraz toprak serpilir.»

Hâkim «Nevadir'ül-Usûl»da ibn-i Mesûd (Radıyallahû anh)fdan öyle rivayet etmiş :                                                                     

! Rahimle görevli melek rahimden nütfeyi alarak eline kor. «Yâ Rabbi! Bundan halk edilecek mi, edilmeyecek mi?» «Edilecek» de­yince, «Rızkı nedir, eseri ve eceli, ameli nedir? der.

Cenâb-ı Hak «Levhi mahfuza bak» der. O, levh-i mahfuza bakar. Rızkını, eserini, ecelini ve amelini görür. Defin edilecek yerden top­rağını alır. O nutfe ile yoğurur. (Yani rızkını o memleketin mahsu­lâtından gönderir.)

İşte;

Ondan sizi yarattım. Sizi ona iade edeceğim» [1]  âyetinin mânâsı »udur.

Deynurî, «Mücâlesat»da Hilâl bin Yesâf dan rivayet ettiğin  göre şöyle demiştir:

«Her doğan çocuğun göbeğinde, onda öleceği yerin toprağı mut­laka vardır.»

Tirmizi, Matar bin Ukamis'den rivayet ettiğine göre Resûlullah (Sailallâhû Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurdu:

Cenâb-ı Hakk kulunun filan yerde öleceğini hüküm etmişse ora­ya onun için bir hacet yaratır. (Haceti için oraya gider ve orada ölür.)

Hakim ve Beyhaki, «Şuâb-i îman»da ibn-i Mesûd (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiklerine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

«Birinizin ölümü filan yerde takdir edilmişse, orada onun için bir ihtiyaç halk edilir. İhtiyacına yönelerek oraya gider. Varınca orda ölür. Kıyamet gününde o yer

«Allah'ım bunu bana emânet etmiştin!» der.

Hakim, ibn-i Mesûd (Radıyalîahû anh)'dan şöyle rivayet etmiş­tir:

«Meni nutfesi rahimde yerleşince, melek onu eline alır. Yâ Rab-bi! Bu yaratılacak mı? Yaratılmayacak mı? der. Eğer Allah '(Celle Celâlühü) yaratılmaz dese rahim onu kana dönüştürüp dışarıya atar. Eğer yaratılacak dese;

Melek Allah'ım erkek mi, dişi mi? Şaki mi, said mi? Eceli, eseri ve rızkı nedir, nerede ölecek? der. Allah (Celle Celâlühü) :

Levh-i mahfuza bak o nutfeyi (meni parçasını) orada bulacak­sın. Oradaki nutfeye Rabbin kimdir, der. O, nutfe Rabbim Allah'dır, diye cevap verir.

Râzıkın kim? Nutfe Razıkım Allah'dır, der. O zaman o nutfe yaratılır. Ehli içinde yaşar, rızkını yer. Eserini yapar ve eceli gelince, O mekânda defin edilir.

Ebu Nuaym ve ibn-i Mende, Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh) 'dan rivayet ettiklerine göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurdu: «Ölülerinizi salih kavmin yanma defnedin. Zira meyyit kötü kom­şusuyla eziyet görür. Tıpkı hayattakiler, kötü komşularmdan eziyet gördükleri gibi.»

İbn-i Asakir «Dimeşk Tarih»inde zayıf bir senedle ibn-i Mesûd (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine  göre;

Resûlullah  (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurdu: «Meyyitinizi salihlerin içinde defnedin. Sağ insanlar kötü kom­şularından rahatsız oldukları gibi, ölüler de kötü komşularmdan ra­hatsız olurlar.»                                                                            

İbn-i Asakir ve el-Malini, el-Muhtelet vel-Mütelef adlı kitapta Ali. (Kerremellâhu Veçhe)'den rivayet ettiklerine göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) bize emretti ki ölüle­rimizi, salihlerin içinde defnedelim. Zira diriler gibi ölüler de kötü komşularından rahatsız olurlar.                                                :

El-Malini, ibn-i Abbâs'dan, o da Resûlullah'dan rivayet ettiğine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

«Ölünüzü, güzelce tekfin edin, acele vasiyetini yerine getirin. Kabrini derince kazm. Kötü komşulardan koruyun» deyince Resûlul-lah'a (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)'e:                                       ,;

Yâ Resûlullah!  Faydalı komşunun ahirette faydası var mı? diye sordular.                                                                            

Resûlullah cevaben:

«Dünyada salihlerin faydası var mı?» dedi.

Onlar:

—  Evet, dediler.

Resûlullah da:

— Âhirette de öyledir, dedi...

Ed-Deylemi ve ibn4 Mende, Ebî Seleme (Radıyallahû anhJ'den merfuen rivayet ettiklerine göre;

Resûlullah  (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurdu î «Ölünün tekfinini güzel yapın. Bağırmakla vasiyetinin tehiriyle ölülerinize eziyet vermeyiniz. Acele borcunu ödeyiniz. Kötülere kom­şu etmeyiniz.»

îbn-i Ebi Dünya «Kabirler» kitabında Abdullah bin Nafi-el Müz-ni'den rivayet ettiğine göre şöyle demiş :

Medine'de biri öldü. Ve orada defnedildi. Rüyada bir adam, ce­hennem ehliymiş gibi onu gördü. Onun için kederlendi. Sonra yedin­ci ve sekizinci gecede rüyada cennet ehliymiş gibi onu gördü ve on­dan sordu. O cevaben

«Salih biri öldü, içimize onu defnettiler. Kırk komşusu için şe-faatta bulundu. Bende onların içinde biriyim,» dedi.

îbn-i Saxl,'Muâviye bin Salih'den rivayet ettiğine göre şöyle de­miş ;

Ömer bin Abdulaziz (Rahimehullah) sekerata girince akrabası­na şöyle vasiyet etmiş:

«Kabrimi fazla derin kazmayın. Yerin en hayırlısı üstüdür ve en şerlisi de dibidir.»

îbn-i Asakir çok yollarla Amr bin Muhacir'den rivayet ettiğine gö­re şöyle demiştir:

Ömer bin Abdülaziz'in kardeşi Sehl öldü. Ömer bana, kabrini fazla derin inmeyin, diye emretti. Kametin veya omuzlarına kadar

derinleştir, fazla derin kazmayın, yerin alası, esfelinden daha tahirdir.                                                                                                

Hakim-i Tirmizi, İbni Ömer {Radıyallahû anhüma)'dan rivayet ettiğine göre;                   

Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:       

«Mümin Ölünce kabri onun için süslenir. Her yer «keşke bende defin edilseydi» der. Kafir ölünce kabri onun için karanlığa bürünür, her yer onda defn edilmesin diye AUaha sığınır.»

îbn-i Neccâr «Bağdat» tarihinde, Muhammed bin Abd Isediden rivayet ettiğine göre şöyle demiş :

ullîel-Abdussamed bin Ali'nin akrabasından bir cenazeye hazır bu­lundum. O milleti aceleye teşvik ederdi. Akşam olmadan bizi götü­rün, dedi. Ona bunda bir şey var mı? denilince, O:

—  Evet, dedem Abdullah bin Abbâs'dan o da Resûlullah  (Sal­lallâhû Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet edilip bana ulaştı ki:      

Gündüzün melekleri, gecenin meleklerinden daha şefkatlidirler.» [2]

 

Faydalı Bîr Mesele  

 

îbn-i Asakir, Vehb bin Hulani'den rivayet ettiğine göre O şöyle demiştir:                                                                                      

Biz Amr bin As ile Mikdâm d ağ mm eteğinde beraber yürürken, yanımızda Mukavkis de vardı. Amr, Mukavkısa dedi:

—Niye sizin bu dağmız Şam dağları gibi sarptır. Nebat ve [ağaç onda bulunmaz?

Mukavkis;

—  Bilmem, dedi. Amma Cenâb-ı Hak bu Nil nehri ile halkı dan müstağni kılmış. Fakat biz bu dağın altında ağaç ve nebattan daha hayırlı bir şey görüyoruz. Amr, nedir o deyince, O:

— Kıyamet gününde hesapsız haşır olacak bir cemaat  dağın altmda defnedilecekler. Bunun üzerine Âmr «Yâ Rabbi   on­lardan eyle» dedi. [3]

 



[1] Tâha, 53

[2] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 182-187.

[3] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 187.