�SRA VE M�'RA�

A) �SRA VE M�'RACIN ANLAMI

�sra l�gatte, gece y�r�y��� demektir. Mira� ise l�gatte, y�kse�e ��kmak ve merdiven manalar�na gelir.

�sl�m �st�lah�nda ise, Peygamber (s.a.v)in Mekke'de Mescid-i Ha-ramdan Mescid-i Aksa'ya oradan da y�ce makamlara ��kart�lmas� hadisesidir.

Mira�, hicretten bir bu�uk sene evvel Recep ay�n�n 27. gecesi vuku bulmu�tur.

B) M�'RA�LA �LG�L� TANIMLAR

Konunun daha iyi anla��lmas� i�in baz� terimler �zerinde dural�m:

�sra: Y�r�mek demektir. Ge�i�li fiil oldu�u i�in "geceleyin y�r�tt�" manas�na gelir.

Mescid-i Haram: K�beyi �evreleyen ve Harem-i �erif denen mesciddir. Yery�z�nde ilk defa in�a edilen mabet budur.

Mescid-i Aksa: Kud�s�teki Beyt�'l - Makdistir. K�beden sonra yery�z�nde yap�lan ikinci mabeddir. Aksa denilmesi K�be'ye bir ayl�k mesafede bulunmas�ndand�r. Mescid-i Aksa, Peygamberlerin topland���, il�hi vahiylerin indi�i m�barek bir yer oldu�u i�in, Mira�ta Peygamberimizin yol u�ra�� olmu�tur.

Beyt�'l Mamur: Yedinci kat g�kteki melekler taraf�ndan tavaf edilen mabeddir.

Sidret�'l M�nteha: Ar��n sa��nda bir a�a�t�r ki, ne melek, ne ba�ka bir �ey ondan �tesine asla ge�emezler.

Refref: Mahiyetini akl�m�z�n kavrayamayaca�� bir vas�tad�r.

Kaab-� kavseyn: �ki yay miktar� kadar bir mesafedir.

C) M�'RA� NE �EK�LDE VUKU BULMU�TUR?

Mira� hakk�nda Cenab-� Hak Kur'an-� Kerimde ��yle buyurmaktad�r:

"Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir k�sm�n� g�sterelim diye (Muhammet) kulunu Mescid-i Haramdan, �evresini m�barek k�ld���m�z Mescid-i Aksa�ya g�t�ren Allah noksan s�fatlardan m�nezzehtir; er�ekten i�itendir, g�rendir." (Isra suresi:1)

Mira� hadisesi Ebu Hureyre, Ebu Zer, Ebu Said-i Hudri, Enes b. Sa'saa taraf�ndan bizzat Ras�l�llah (s.a.en rivayet edilmi�tir. Bu rivayetler, Buhari, M�slim ve Nesaai gibi K�t�b-� Sitte'nin me�hur kitaplar�nda mevcuttur. Biz, bu de�i�ik rivayetleri birle�tirerek nakledece�iz.

Peygamberimiz (s.a.v.), ��yle buyurmu�lard�r:

"Bir gece, halam �mm� Haninin evinde (bir riva g�re K�bede) iken Cebrail (a.s.) geldi. "Ey muhterem Nebi! yarl�gay�c� olan Rabbin huzuruna varmak i�in kalk, melekler seni bekliyor." dedi. G��s�m� g�be�ime kadar yard�. Kalbimi ��kar�p, iman dolu bir alt�n tasta y�kad�. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra kat�rdan k���k ve merkepten b�y�k, beyaz renkte Burak ad�nda bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her ad�m�n�, g�z�n g�rebildi�i son noktaya at�yordu. Bir anda Mescid-i Aksaya geldik, Cebrail Burak�, b�t�n Peygamberlerin, hayvanlar�n� ba�lad�klar� bir halkaya ba�lad�. Mescitte di�er Peygamberlerin ruhlar� temess�l etti. Bize sel�m verdiler. Ben de sel�mlar�na kar��l�k verdim. Cebrail bana, "�ne ge� ve nebilere iki rek�t namaz k�ld�r." dedi. Ben de imam olup namaz� k�ld�rd�m. Cebrail bana biri s�t, biri �arap dolu iki kap getirdi. Ben s�t� i�ince "yarat�l���na uygun olan� se�tin." dedi. "

Ebu Said-i Hudrinin rivayetine g�re, Peygamber Efendimiz ��yle devam ettiler:

"Bundan sonra bir Mi'rac (merdiven) getirildi ki, ben ondan g�zel bir �ey g�rmedim. O mi'rac, �l�lerinizin, �l�rken g�zlerini diktikleri �eydir. �l�lerin ruhlar� da bu merdivenden yukar� ��kar. Cebrail beni bu merdivenden HAFAZA kap�s�na kadar ��kard�. yeni d�nya semas�na kadar bir anda geldik. Burada Cebrail, seman�n a��lmas�n� istedi ve orada ��yle bir konu�ma ge�ti. ��erden soruldu:

- Sen kimsin?
- Ben Cebrail�im.
- Yan�ndaki kim?
- Muhammet (s.a.v.).
- Yaa! O, resul olarak g�nderildi mi?
- Evet.

Hemen kap�y� a�t�lar ve beni sel�mlad�lar. Bir de ne g�reyim semay� muhafaza eden �smail isminde m�vekkel b�y�k bir melek yan�nda yetmi� bin melek ve o meleklerden her birinin yan�nda da y�z bin melek var.

"Bunlardan ayr�l�nca; b�nyesi yarat�l���ndan beri hi� de�i�memi� bir adam�n yan�na geldim. Kendisine z�rriyetinin ruhlar� arz edilince; m�min ruhu ise, "ne g�zel, ne ho�tur!.. Bunun kitab�n� �lliyyin'de k�l�n!" diyor; k�fir ruhu ise, "ne k�t� ruh, ne fena rayiha!.. Bunun kitab�n� Siccil'de k�l�n" diyor."

"...'Ya Cebrail, bu kimdir' diye sordu�unda "Baban �demdir." diye cevap verdi. O, bana sel�m verdi ve 'ho� geldin ey salih nebi, ey salih evl�t" diye kar��lad�."

"Burada bana Cehennem g�sterildi. Orada, �e�itli �ekillerde azab g�ren kavimler g�rd�m. Dudaklar� deve duda�� gibi bir kavim g�rd�m ki, ba�lar�na birtak�m memurlar konmu�, dudaklar�n� kesiyorlar. Bunlar�n kim olduklar�n� sorunca Cebrail, yetim mal� yiyenler olduklar�n� s�yledi. Yine orada cife (pislik) yiyen zinak�rlar, kendi etlerini yiyen g�ybet�iler, yerlerde ve Firavun hanedan�n�n ayaklar� alt�nda �i�nenen faizciler, ba� a�a�� ayaklar�ndan as�lm��, zina eden ve �ocuklar�n� �ld�ren kad�nlar g�rd�m."

"Sonra ikinci semaya ��kt�k. Orada Yusuf (a.s) ile bulu�tuk. Yan�nda �mmetinden kendisine tabi olanlar da vard�. Y�z� ay�n on d�rd� gibiydi. Onunla da sel�mla�t�k."

Peygamber Efendimiz, ���nc� semada iki teyze zade Yahya ve �sa (a.s.) ile; d�rd�nc� semada idris (a.s) ile, be�inci semada Harun (a.s) ile ve alt�nc� semada Hz. Musa (a.s.) ile g�r��t�. Onlar�n da hepsi "Ho� geldin ey salih karde�, salih nebi" dediler.

Resul-i Ekrem, anlatmaya devam ediyor:

"Daha sonra yedinci semaya ge�tik. Orada �brahim (a.s) ile bulu�tum. S�rt�n� Beyt�'l Mamura dayam��; beni sel�mlad�. "Ho� geldin ey salih nebi!.. Ho� geldin ey salih evl�t" dedi. Burada bana denildi ki, "i�te senin ve �mmetinin mek�n�." Sonra Beyt�'l Mamura girdim, i�inde namaz k�ld�m. Bu beyti her g�n yetmi� bin melek tavaf eder ve bir daha k�yamete kadar tavaf i�in bunlara s�ra gelmez."

Peygamber Efendimiz, buray� anlat�rken �u �yet-i kerimeyi okudular:

"Rabbinin askerlerinin (adedini) ancak Rabbin bilir." (el - M�ddesir/31)

Peygamberimiz yedinci semada g�rd�klerini anlatmaya devam ediyor:

"Buray� gezerken bir a�a� g�rd�m ki, bir yapra�� bir �mmeti b�r�r. A�ac�n k�k�nden bir memba ak�yor ve ikiye ayr�l�yordu. Cebrail'e bunu sordu�umda dedi ki: '�u rahmet nehri, �u da Allah (c.c)'�n sana verdi�i Kevser Havz�d�r.' Rahmet nehrinde y�kand�m. Ge�mi� ve gelecek g�nahlar�m affedildi. Sonra, Kevser yolunu tutarak Cennete girdim. Orada g�z g�rmedik, kulak i�itmedik, be�erin hayal ve hat�r�na gelemeyecek olan �eyler g�rd�m.

"Bundan sonra Sidret�'l M�nteha'ya kadar ��kt�k. Sidre'den y�kselince Cebrail duraklad� ve 'Ya Muhammet, yemin ederim ki, ben buradan bir kar�� ileri ge�ersem yanar�m. Benim buradan ileriye ge�meye takatim yoktur.' dedi."

Resul-� Ekrem, l�hut aleminin bu en y�ksek yerinde Refref denilen bir vas�ta ile Allah'�n diledi�i yere geldi. Bir rivayette, Peygamberimiz ��yle buyururlar:

"Sidre'den sonra �yle bir yere y�kseldim ki, kaza ve kaderi yazan kalemlerin ��kard�klar� sesleri duydum. Ar��n alt�na geldi�imde, Ar��n �st�ne bakt�m; ne zaman var, ne mek�n, nede cihet. Rabbimin �u l�huti sesini i�ittim; 'Yakla� ey Muhammet! Ben de K�be Kavseyn miktar� yakla�t�m. Rabbimin ilham� ile �unlar� okudum: 'Ettehiyyat� lill�hi, vessal�vat�, vetta�ibat�' (En g�zel tahiyye Allah'a mahsustur. Bedeni ve mali ibadetler de Ona lay�k ve mahsustur.) Bunun �zerine Allah (c.c) �u mukabelede bulundu: "Essel�m� aleyke eyy�hennebiyy� ve rahmetullahi veberek�t�h�" (Ey Nebi, sel�m sana olsun, Allah'�n rahmeti ve bereketi de sana olsun. Ben tekrar; 'Essel�m� aleyna ve al� ibadill�hissalihin, e�hed� en l� il�he illallah ve e�hed� enne Muhammeden abd�h� ve ras�l�h�' (Sel�m bizim ve Allah'�n salih kullar�n�n �zerine olsun. Ben �ahadet ederim ki, Allah birdir. Ondan ba�ka ilah yoktur. Yine �ahadet ederim ki, Muhammet, Allah'�n kulu ve el�isidir.) dedim."

Ras�l�llah Efendimiz, Rabbinden bir�ok vahiyler alarak, ayn� yollardan geri d�nd�. Hz. Musan�n yan�na gelince; Hz. Musa, "Allah sana neler emretti" diye sordu. Peygamberimiz de elli vakit namazla emr olundu�unu s�yledi. Hz. Musa, "Ya Ras�l�llah, elli vakit namaz �oktur. Bu, senin �mmetine a��r gelir, yapamazlar. Rabbine iltica et de hafifletsin." dedi. Bunun �zerine Hz. Muhammet (s.a.v) tekrar geri d�n�p namaz�n hafiflemesini istedi. �nce on vakit kald�rd�. Peygamberimiz Hz. Musan�n yan�na gelip durumu bildirince; Hz. Musa, bunun da �ok olaca��n� s�yledi. Bu minval �zere Peygamberimiz birka� kere geri d�nerek Rabbine iltica etti. B��lece; namaz be� vakte kadar indirildi.

D) M�'RA� HAD�SES�N�N MEKKEDEKI AK�SLER�

Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v.) Mekke'ye d�nd���nde, m��ahedelerini anlatmaya ba�lay�nca, Kurey�liler fitne krizlerine tutulup deli divane oldular. Kimi, Ebu Bekir (r.a)'a ko�uyor; kimi, ellerini ��rp�yor; iman� zay�f olanlardan irtidat edenler oluyor, bu ola�an�st� mucizeyi bir t�rl� ak�llar�na s��d�ram�yorlard�. Hz. Ebubekir gibi iman sahipleri ise, "Evet Mi'ra� hakt�r. E�er Muhammet (s.a.v.) bunlar� demi�se, do�ru s�yl�yor ve ben bundan daha b�y�klerini de kabul ederim" diyorlard�. Hz. Ebubekir, Peygamberimizin yan�na gelmi�, Mirac� bizzat kendilerinden dinlemi�; Allah'�n Resul� anlatt�k�a, "Do�ru s�yl�yorsun ya Resul�llah" diyerek tasdik etmi�tir. Peygamberimiz de, "Sen s�dd�ks�n ya Eba Bekir" diyerek; ona "S�ddik" unvan�n� vermi�tir.

Cabir ve Ebu H�reyre (r.a)nin, Resul�llah (s.a.v.)'den rivayet ettiklerine g�re Peygamberimiz bu hususta ��yle buyurmu�lard�r:

"Ben, sabain �sra ve Mirac� anlat�nca Kurey�liler beni tekzip etti. Bana, gidip geldi�im yerlerden ve Mescid-i Aksa'dan sorular sordular. Halbuki ben Mescid'i Aksa'n�n hi� bir �zelli�ini tespit etmemi�tim. Bu sebepten m��k�l durumda kal�yordum. Allah (c.c.), bana Mescid-i Aksa'y� g�sterdi. Ben de Kurey�lilerin b�t�n sorular�na cevap verdim." (M�slim)

Sahih rivayetlere g�re; Kurey�liler, Mescid-i Aksa'n�n kap�, pencere ve cihet gibi her �zelli�ini soruyorlar; Peygamberimiz de teker teker cevap veriyordu. Buna ra�men buna da inanmad�lar. "Biz sana �am'dan gelmekte olan develerimizi soraca��z; bize onlardan haber ver" dediler. Peygamberimiz ��yle cevap verdi: "Evet, falan kimselerin kervan�na rastlad�m. 'Revha' isimli mevkide idi. Bir deve yitirmi�ler, onu ar�yorlard�. I��leri aras�nda bir su kab� vard�. Susad�m, o kab� al�p su i�tim ve kab� yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakal�m, suyu bulabilmi�ler mi" O anda kervan, Peygamberimize g�sterildi. O da, kervan�n kemiyet ve keyfiyetine dair haber verdi ve ��yle buyurdu: "��lerinden 'Cemel-i Evrak' (yani karam t�rak beyaz bir deve) �nde olarak, falan g�n g�ne�in do�mas�yla beraber gelecekler:" Peygamberimizin haber vermi� oldu�u o g�n; m��rikler sabah�n erken saatlerinde "Seniyye" tepesine do�ru ��kt�lar. G�ne� ne zaman do�acak da Muhammet (s.a.v.)'i yalanc� ��karaca��z diye, bekliyorlard�. Derken; i�lerinden birisi, "G�ne� do�du" diye hayk�rd�. Tam o s�rada bir di�eri de, "��te kervan geliyor, �nlerinde Cemel-i Evrak, t�pk� s�yledi�i gibi" diye ba��rd�. Bu da ayr� bir mucize olmu�tu. Hal b�yle iken, m��rikler yine iman etmediler. "Bu a��k bir sihirdir" dediler.

E) RASUL�LLAH'IN M�'RA�TAKI B�NEKLER�

K�t�b-� Sitte ve di�er hadis kitaplar�nda Mi'rac hadislerinin �e�itli rivayetleri vard�r. Bu hadislerde Peygamberimizin Mi'rac esnas�ndaki binitleri anlat�l�r. �l�m� Tefsirinde Al�s�'nin nakline g�re, Ras�lullah'�n binitleri be� tanedir:

1- Burak: Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya kadar.

2- Mi'rac (Merdiven): Mescid-i Aksa'dan d�nya semas�na kadar.

3- Meleklerin kanad�: D�nya semas�ndan yedinci semaya kadar.

4- Cibril: Yedinci semadan, Sidre-i M�nteha'ya kadar.

5- Refref: Sidre-i M�nteha'dan Kaabe Kavseyn'e kadar.

F) PEYGAMBER�M�ZE M�'RA�TA VER�LEN �HSANLAR

M�slim'in rivayetine g�re, Mi'ra�'ta Ras�lullaha �� �ey verildi:

1- Her g�n elli vakit sevab�na denk, be� vakit namaz,

2- Bakara s�resinin son �yetleri,

3- �mmetimden, hi� bir �eyi Allah'a ortak ko�mayanlara cennet m�jdesi.

Bunlardan ba�ka Mi'ra� hadisesini anlatan el-�sra suresi ile itikat, ahl�k, iktisat gibi cemiyet nizam�n�n bel kemi�i olan, milletleri huzur i�inde ya�at�p mihnet, zillet ve buhrandan kurtaran �u esaslar vahiy ve tebli� edilmi�tir:

- "Allah ile beraber di�er bir ilah edinme. Sonra k�nanm�� ve kendi ba��na b�rak�lm�� olursun." (�sra/22)

- "Rabbin kendinden ba�kas�na kulluk etmeyin, ana-babaya iyi muamele edin, diye h�kmetti." (�sra/23)

- "H�s�ma, yoksula, yolda kalm��a hakk�n� ver. Gereksiz yere sa��p savurma" (�sra/26)

- "Zira, israf ile sa��p savuranlar, �eytanlar�n dostlar�d�rlar. �eytan ise �ok nank�rd�r." (�sra/27)

- "Eli s�k� olma! B�sb�t�n eli a��k da olma. Sonra k�nan�r, (kaybettiklerinin) hasretini �eker kal�rs�n." (�sra/29)

- "Ge�im endi�esi ile �ocuklar�n�z�n can�na k�ymay�n. Biz, onlar�n da, sizin de r�zk�n�z� veririz. Onlar� �ld�rmek, ger�ekten b�y�k bir su�tur." (�sra/31)

- "Zinaya yakla�may�n. Zira o, bir hayas�zl�kt�r ve �ok k�t� bir yoldur." (�sra/32)

- "Hakl� bir sebep olmad�k�a Allah'�n muhterem k�ld��� cana k�ymay�n. bir kimse zulmen �ld�r�l�rse, onun velisine (miras��s�na, hakk�n� almas� i�in) yetki verdik. Ancak bu veli de k�sasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, yard�ma mazhar olmu�tur." (�sra/33)

- "Yetimin mal�na, r��t�ne erinceye kadar, tam bir iyi niyet ta��maks�z�n yakla�may�n. Verdi�iniz s�z� de yerine getirin. ��nk� verilen s�z, sorumlulu�u gerektirir." (�sra/34)

- "�l�t���n�z zaman tastamam �l��n ve do�ru terazi ile tart�n. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bak�m�ndan daha g�zeldir." (�sra/35)

- "Hakk�nda bilgin bulunmayan �eyin ard�na d��me. ��nk� kulak, g�z ve g�n�l, bunlar�n hepsi yapt���ndan sorumludur." (�sra/36)

- "Yery�z�nde b�b�rlenerek dola�ma. ��nk� sen (a��rl�k ve azametinle) ne yeri yarabilir, ne de da�larla ululuk yar���na girebilirsin." (�sra/37)

G) M�'RACIN H�KMET�

Allah (c.c.), mek�n ve zamandan m�nezzeh ve cismaniyetten beri oldu�undan, Hz. Peygamber (s.a.v.)in semalara ��kar�lmas�; (ha�a) Allah ile bir makam-� muallada bulu�up �ereflenmesi de�ildir. B�yle bir inan� yanl��t�r.

"Ancak, Resul-i Ekrem (s.a.v.)in b�yle y�ce bir makama ��kar�lmas�; m�cerret melek�t-i il�hiyeyi tema�a etmek, birtak�m hakikat ve s�rlara muttali olmak ve kendisine has m�stesna bir at�fet-i s�bhaniyeye mazhar olmak hikmetine m�stenittir." (�. Nasuhi Bilmen, Muvazzah �lm-i Kel�m/235)

Mira�la, Resul�llah (s.a.v.) Efendimize bir�ok �eyler g�sterilmi�tir. Bunlardan baz�lar� �unlard�r:

Burak'a bindirilmesi, Mescid-i Aksa'y� g�rmesi, burada enbiyan�n temess�l etmesi, nebilerin makamlar�n� g�rmesi, her biriyle konu�mas�, cennet ve cehennemin hallerini g�rmesi, Sidre'yi ge�ip mut-i ilahiyeden nice hayret verici �eyleri m��ahede etmesi. Ayr�ca Mi'ra� hadisesiyle iman� sa�lam olanlarla iman� zay�f olanlar birbirinden ay�rt edilmi�tir. (Tefsir-i Allame Ebu's Suud, "Tefsir-i Kebirin kenar�nda" 5/544)

"...(Ve bu gece yolculu�unu) Ona (O Peygambere), ayetlerimizden baz�s�n� g�sterelim diye (yapt�rd�k)..." (�sra/1) ayetini izah ederken Fahruddin-i Razi Tefsir-i Kebir'inde �u hususlar� s�ralamaktad�r:

1- Cennetin m�kafatlar� �ok b�y�k, Cehennemin ate�i ise pek �iddetlidir. Allah (c.c.) d�nyada iken Resul�ne (s.a.v.) bunlar� g�sterdi ki, k�yamet g�n� bunlar� ilk g�r��� olmas�n ve k�yamet g�n� kalbi Cennetin ra�beti, Cehennemin deh�eti ile me�gul bulunmas�n. Ancak kalbi �efaatle me�gul olsun.

2- Resul�llah (s.a.v.)in Mi'ra� gecesi Peygamberleri ve melekleri m��ahedesi, hem kendisinin, hem de onlar�n y�kselmelerinin sebebidir.

3- Peygamberimiz, semavat�n, Ar� ve K�rs�n�n hallerini m��ahede edince, bu alemin ahvali ve korkular� onun g�z�nde k���l�r. Bu itibarla, Allah yoluna daveti ve �slam davas�na �al��mas�, kalbinde daha da kuvvetlenir. Allah'�n d��manlar�na iltifat� kalmaz. B�t�n zorluklara ra�men, cihatta sebat� sonsuz olur.

�bn Atiye gibi baz� m�fessirler ise, bu ayet-i kerimeyi ��yle tefsir etmi�lerdir:

"Mi'ra�, sadece Peygambere ayet ve ibret g�stermekten ibaret de�il; ayn� zamanda, Peygamberin kendini k�inata bir delil olarak g�stermektir." (Elmal�l� Hamdi Yaz�r, Hak Dini Kuran Dili 5/3152)

H) M�'RA� RUH �LE M�, BEDEN �LE M� OLMU�TUR?

Mi'rac�n vukuu hakk�nda selef ve halef ittifak etmi� olduklar� halde, Mi'rac�n keyfiyeti, yani ne �ekilde oldu�u hususunda aralar�nda baz� ihtilaflar vard�r.

Seleften Hz. Ay�e ve Hz. Muaviye, tabiundan Hasenu'l Basri ve Muhammet �bn-u �shak gibi zatlar, mirac�n yaln�z ruhani oldu�una kail olmu�lard�r. Hz. Ay�e (r.a.), "Muhammet (s.a.v)in cesedi, Mi'rac gecesi ayr�l�r olmad�." diyor. Muaviye (r.a.) de kendisine Mi'ra� sorulunca, "Salih bir r�yad�r." demi�tir.

Selef ve halefin ekserisi ile cumhur-u ulema ise, Mi'rac�n ruh ve cesetle oldu�unu kabul etmi�ler ve hususta kuvvetli deliller getirmi�lerdir. Hz. Muaviye'nin s�z�n�, "Ba� g�z�yle g�r��t�r"; Hz. Ay�e'nin s�z�n� de "Ceset ruhtan ayr�lmad�, beraber Mi'ra� etti." diye tevil etmi�lerdir.

Ger�i, Mi'rac�n ruh ile oldu�una delalet eden haber vard�r. Cesetle oldu�una delalet eden hadisler de vard�r ve ikinci ��kk� takviye eden vesikalar daha fazlad�r. Bu hadisler aras�nda �eli�ki bulunmad���n� belirtmek i�in, Fatih Sultan Mehmed'in hocalar�ndan �lim H�z�r Bey, Akait Manzumesi (Beyit 56'da)'nde ��yle demektedir:

"Mi'ra�, birka� defa vuku bulmu�tur. �limlere g�re, bu tekrar sebebiyle, hadisler aras�ndaki tearuz ortadan kalkar."

Yani Peygamberimizin mirac� bir kere de�ildir. Ruhani olarak, nice kereler vaki olmu�tur. Cismani olarak ise bir kere vuku bulmu�tur ki, �sra suresindeki ayetin delalet etti�i mi'ra� budur. B�ylece hadisler aras�ndaki ihtilaf bertaraf olmu� olur.

I) M�'RACIN S�BUT DEL�LLER�

Mi'rac�n vukuunu g�steren deliller hususunda H�z�r Bey (55. beyitte), ��yle demektedir:

"Peygamberin Mirac�n�n, bedeni ile ve uyan�kken oldu�u keyfiyeti ayetle, me�hur hadis ve haber-i ehad ile sabittir."

Me�hur �lim Aliyy�'l Kaari bu hususta ���le demektedir:

"Mi'rac�n Mekke'den Mescid-i Aksa'ya kadarki k�sm� kitapla sabittir. Bunu ink�r eden k�fir olur. Mescid-i Aksa'dan semaya kadarki k�sm� me�hur hadislerle sabittir. Bunu ink�r eden kimse bidat�i olur. Semadan Cennete, Ar�a ve Maveray� Aleme ��k�� ise haber-i ehad ile sabittir. Bunu ink�r eden ise hata etmi� olur." (Aliyy�'l Kari, �erh-i Emali/20)

All�me-i S�ni Saadettin Teftezani ise ��yle demektedir:

"Resul�llah�n Mirac�, uyan�k halinde ve bedeni ile olmu�tur. Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar olan k�sm� kitapla sabittir. Delili kesindir. Semaya kadar Mi'ra� ise, me�hurdur. Semadan ar�a ve di�er yerlere gitmesi ise, haber-i ehad ile sabittir." (Teftezani, �erhu'l Akait/174)