KAZA VE KADERE �MAN

A) KAZA VE KADER

Kaza ve kadere inanmak, iman esaslar�ndan alt�nc�s� ve sonuncusudur.

Alemdeki canl� cans�z her varl���n, g�ne�in, ay�n ve y�ld�zlar�n yoktan yarat�ld���n� biliyoruz. B�t�n bunlar�n belirli bir d�zen ve �l��ler i�erisinde hareket etti�ini ve de�i�ip durdu�unu, zaman� gelince de yok oldu�unu g�r�yoruz. Bu ince d�zen bu s�rekli olu� ve yarat�l�� bir tesad�f�n eseri olamaz. ��te b�t�n bunlar� yapan sonsuz bir g�� vard�r ki, o da Allah�t�r. Onun bilgisi d���nda hi�bir �ey olamaz. Ba�lang��tan sonsuza kadar ne olacaksa o, hepsini bilir.

�lemde vuku bulan, cereyan eden her �ey Allah'�n kaza ve kaderiyledir. Her �ey, Allah'�n ilim, irade ve kudretinin eseridir, il�hi kanuna tabidir. Her �eyde sebepler, bir tak�m �l��ler mevcuttur, b�t�n bunlar Allah'�n kaza ve kaderine uygun olarak meydana gelir. Allah bir sebep ve hikmete uygun olarak yarat�r.

Kader, bir �eyin �l��s�d�r. Her varl�k bir il�hi �l��ye ba�l�d�r. �lemdeki d�zen ve istikrar, devaml�l�k il�hi kaza ve kaderle m�mk�n olmaktad�r.

Rabb�m�z�n, olacaklar�n hepsini, �nceden bilip takdir etmesine (�l��p, bi�ip belirli k�lmas�na) KADER denir. Bu, Allah��n ilim s�fat�n�n sonucudur.

Y�ce Allah��n takdir etti�i �eylerin zaman� gelince, Onun taraf�ndan yarat�l�p ortaya ��kmas�na ise, KAZA denir. Bu da, Allah��n irade, kudret ve yaratma s�fatlar�n�n sonucudur. �u halde kaza ve kadere iman, Allah��n ilim, irade, kudret ve yaratma (Tekv�n) s�fatlar�na inanmak demektir.

B) KAZA VE KADERLE �LG�L� AYET VE HAD�SLER

"��phesiz ki biz, her �eyi bir kader (�l��) ile yaratt�k." (Kamer/49),

"Allah her �eyi yaratm�� ve her birine belirli bir nizam vererek, onun kaderini tayin ve takdir etmi�tir." (Furkan/2),

"Yery�z�nde ve sizin ba��n�za gelen her hangi bir olay yoktur ki, biz onu yaratmadan �nce o, kitapta bulunmas�n. Do�rusu bunu bilmek Allah'a kolayd�r." (Hadid/22),

"�l�m� aran�zda biz tayin ettik..." (Vak�a/60),

"Bu sebeple y�llarca Medyen halk� i�inde kald�n. Sonra da bir takdire g�re buraya geldin ey Musa!..." (Taha/40),

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)den Hz.�mer (r.a.)�n rivayet etti�i, Cibril hadisi diye bilinen hadis-i �erifte, iman, �sl�m ve ihsan�n ne oldu�unu Cebrail�e anlat�rken iman konusunda �u ifadeyi kullanm��t�r: "�man, Allah'a, meleklerine, kitaplar�na, Peygamberlerine, ahiret g�n�ne, kadere, hayr�n ve �errin Allah'tan oldu�una inanmakt�r." (M�slim/�man),

Bu hadiste kadere inanman�n iman esaslar�ndan oldu�u a��k�a belirtiliyor. Bununla birlikte il�hi bir s�r olarak kabul edilen kaza ve kader konusunda Peygamberimiz, fazla konu�ulmamas�n�, m�naka�a edilmemesini, bu konuya fazla dal�nmamas�n� tavsiye etmi�tir.

C) �RADE

Kaza ve kadere iman, insan�n durumunu tespit ve tayinde b�y�k �nem kazan�r. Her �eyden �nce insan�n iradesinin olup olmad��� s�z konusu edilir.

�rade; istek, arzu, e�ilim, kast, sevgi ve benzeri anlamlara gelir. Bir s�fat olarak kabul edilir. Bu s�fatla canl� fiillerini yapar. Her hangi bir i�in meydana gelmesinde irade s�fat� ilk ve en �nemli rol� oynar. �rade, istek olmay�nca i� meydana gelmez.

�radeyi anlaman�n iki yolu vard�r:

Allah'�n ve insan�n iradesi,

�nsan�n iradesi.

a) Allah'�n ve insan�n iradesi

Allah'�n iradesinin oldu�u ve bu iradenin her �eyi ku�att��� malumdur. Allah mutlak irade sahibidir. Bu il�hi iradenin varl���na ak�l ve nakil (ayet ve hadisler) �ahitlik etmektedir. �lemde hi�bir �ey, Allah'�n mutlak iradesinin d���nda de�ildir.

�l�hi iradenin her �eyde h�k�mran ve s�z sahibi olmas� bak�m�ndan, Allah'�n irade ve me�ietine "K�lli irade" denebilir. Bu bak�mdan il�hi irade, insan�n iradesini de ku�at�r.

�nsan�n da iradesi vard�r. �nsan bazen istekli, bazen isteksiz olur; bazen bir i�i yapmak ister, bazen istemez. Bunlar onun iradesinin varl���n�n delilidir. �nsan�n bu tarzda anla��lan iradesi, Allah'�n y�ce, mutlak, tarifi imk�ns�z iradesinin yan�nda �ok k���k bir iradedir. Bu bak�mdan insan�n bu iradesine, Allah'�n k�lli, mutlak iradesi yan�nda "C�z'i irade" denebilir.

b) �nsan�n iradesi

�nsan�n iradesinin oldu�u kesindir. Bu irade, insan tek ba��na ele al�nd���nda ba��ms�zd�r, h�rd�r, b�t�nd�r, k�ld�r.

�nsanda ortaya ��kan hareketler iki t�rl�d�r:

1- �htiyar� fiiller: Yapmak ve yapmamak kulun elindedir. Kul irade-i c�ziyesi ile bunu ister. Allah (c.c) da yarat�r. O y�zden kul, ihtiyari fiillerden (kendi yapt��� i�lerden) sorumlu olur. Okumak, ders �al��mak, namaz k�lmak, i�ki i�mek... gibi. �nsan, kendisinde bulunan ve bir b�t�n olarak kabul edilen iradesini kullanarak bu hareketleri yapar ve bunlar� kendisi i�in iradi fiil haline getirir. S�zgelimi insan�n �n�nde "camiye gitmek veya gitmemek" �eklinde iki tercih bulunsa, insan�n bunlardan birini tercih etmesi istense, bu taktirde insanda hem k�lli iradenin, hem c�z'i iradenin varl��� g�r�l�r. S�z konusu insan, camiye gidip gitmeme noktas�nda k�lli, ikisinden birini tercih etti�inde ise c�z'i iradesini kullanma halindedir.

Ger�ekte insan�n hayat� s�rekli bir tercihler zinciri �eklinde devam edip gitmektedir. �nsan kendisinde bulunan irade-i c�z'iyesiyle Allah'�n emirlerine uygun veya ters tercihlerde bulunur. Allah (c.c.) da kulun tercihine uygun olarak o fiilleri yapma kudreti halk eder. O fiilleri isteyen ve yapan kul, fiillerinden de sorumlu olur. Bu fiillerinde kendisi tercih yapt���ndan fiillerinde mecbur de�ildir. B�ylece tercihler hayat boyu kulun amellerini olu�turur.

2- Gayr-i ihtiyar� fiiller (refleks hareketler): �nsanlar�n kendi iradesi ve iste�i olmadan s�rf Allah��n yaratmas� ile olan hareketlerdir: �nsan�n ac�kmas�, hasta olmas�, unutmas� ve yan�lmas� gibi �eylerdir.

D) KAZA VE KADER KONUSUNDA G�R��LER

Kaza ve kader konusu, insan zihnini me�gul eden konular�n ba��nda gelir. Bu konuyla ilgili olarak ilk devirlerden itibaren �e�itli g�r��ler ortaya at�lm��t�r. Kaza ve kader konusunda ba�l�ca �� g�r�� vard�r:

a) Ehl-i S�nnetin g�r���

Ehl-i S�nnete g�re insan, belli �l��lere g�re hareket eden h�r bir varl�kt�r. O, i�lerini kendi irade ve ihtiyariyle yapar. Zorunlu fiiller d���nda kendi iste�ine ba�l� olarak yapt��� i�lerin emir olanlar�ndan m�k�fat, yasak olanlar�ndan ceza g�recektir. Allah'�n teklifleri, sevap ve ikab�n� gerektirecek i�ler bellidir. �nsan bunlar� se�me ve yapmada serbesttir.

Burada iki husus ortaya ��kmaktad�r:

�nsan kendi irade ve ihtiyariyle yapt��� zorunlu olmayan fiillerden, ba�ka bir deyimle, iste�e ba�l� olarak se�imini kendi kendisinin yapt��� i�lerden sorumludur. Bu fiillerin t�m� teklif dairesine girer, sevap veya ikab�, m�k�fat veya cezay� gerektirir.

Tek yarat�c� ancak Allah't�r. �nsan�, fiillerini ve her �eyi yaratan Allah�t�r. ��nk� "Allah her �eyin yaratan�d�r." (Z�mer / 62), "Sizi ve i�lediklerinizi yaratan Allah't�r." (Saffat / 96)

�nsanda yaratma vasf� yoktur. O, fiilini se�me h�rriyetine sahiptir. �nsan�n se�imine g�re yaratma Allah'a aittir. �nsan ancak k�sibtir, m�ktesiptir, fiillerini kesb eder, kazan�r.

b) Cebriyenin g�r���

Ehl-i S�nnetin d���nda yer alan Cebriye'ye g�re insan fiillerinde yapt��� i�lerde mecburdur. �nsan�n iradesi, g�c� yoktur. O fiillerini zorunlu olarak yapar. �nsan�n fiilleriyle m�nasebeti, ��p�n r�zg�rla olan m�nasebeti gibidir. Fiiller insana nispet edilir. Kullar�n hareketleri cans�z varl�klar�n hareketleri gibidir. Kulun fiillerinde ihtiyar sahibi olmas�, mucit ve hal�k olmas�n� gerektirir. Halbuki yarat�c�l�k yaln�z Allah'a aittir.

Bu f�rka, kaza ve kaderi nazara alarak kulun fiillerini yapmada mecbur oldu�u g�r���n� ileri s�rm��t�r. Bununla Allah Teal�y� acizden tenzihe �al���rken di�er taraftan Allah Teal�ya zul�m isnat etmi�lerdir.

Bu g�r��e g�re insan, de�ersiz, �uursuz, ak�ls�z, iradesiz bir varl�k durumuna d���yor. O �deta cans�z bir varl�k haline geliyor. B�ylece dinin, Peygamberin, kitab�n, teklifin, ceza ve m�k�fat�n hi� bir de�eri kalm�yor. Bu g�r�� sahipleri zaten zamanla yok olup gitmi�lerdir. Ama zaman zaman hayatta ayn� g�r��� benimseyenlerle kar��la�mak m�mk�nd�r.

c) Mutezile�nin g�r���

Mutezile, Cebriyenin g�r���n�n tam tersini savunur. Mutezileye g�re insan irade ve g�� sahibidir ,kendi fiillerinin yaraticisidir. Onlara g�re insan, kendi fiillerini yaratirsa ancak h�r ve sorumlu olur, ceza ve m�k�fat ancak b�yle tahakkuk eder.

Mutezilenin bu konudaki g�r���nde a�iriliga gittigi g�r�l�yor. Ger�ekte insan c�z'i bir irade sahibidir. Allah��n bah�etti�i bir kudretle fiillerini yapar; ama asla yarat�c� de�ildir, kendi fiillerinin hal�k� olamaz. �nsan diledi�ini se�me ve yapma hakk�na sahiptir. Ama hi� bir zaman mutlak irade ve mutlak g�� sahibi de�ildir.

G�r�ld��� gibi, Ehl-i S�nnetin bu konudaki g�r��� a��r�l�ktan uzak, Kur'an ve s�nnetin ruhuna uygun orta bir yolu temsil etmektir.

E) HAYIR VE �ER

Dinimizin, iyi, g�zel ve yararl� g�rd��� s�z, d���nce ve davran��lara "HAYIR"; k�t�, �irkin veya zararl� g�rd�klerine de "�ER" denir. Dinimize g�re; hayr� da, �erri de yaratan Y�ce Allah�t�r.

Y�ce Allah hayra raz�d�r; fakat �erre raz� de�ildir.Yani Rabb�m�z, k�t�l�klerimizi be�enmeyerek iyiliklerimizi ise be�enerek yarat�r. ��nk� Onun bilgisi ve yaratmas� d���nda hi�bir �ey olamaz.

F) �Y�YE VE DO�RUYA Y�NELME

Bir insan, "Allah b�yle takdir etmi�, ben ne yapabilirim" deyip k�t� davran��larda bulunamayaca�� gibi, tembel tembel de oturamaz. ��nk� insan, c�z�� irade dedi�imiz g��le, iyiyi veya k�t�y� kendisi se�er. Y�ce Allah, emir ve yasaklar�yla iyi ve k�t� yolu g�stermi� ve "�yi olana gidin, k�t� olandan uzakla��n" demi�; bu iki yoldan birini se�mekte insan� serbest b�rakm��t�r. �yi ve k�t� yollardan birini se�mek insan�n kendi iste�iyledir. Allah, insan�n bu iste�ine g�re iyi ve k�t�y� yarat�r. B�yle olunca isteyen ve istemeyen insand�r, yaratan ise Allah�t�r. Bunun i�in insana, irade ve g�c�n� kullanarak yapt��� davran��lardan sorumlu tutulaca��, �hiret g�n�nde ni�in k�t� yolu se�ti�inin sorulaca�� bildirilmi�tir. �radesini iyiye, do�ruya y�neltip iyi ve yararl� davran��larda bulunanlar m�k�fat�n� g�recekler, k�t�ye y�nelip k�t� ve zararl� davran��larda bulunanlar, t�vbe etmeden �l�rlerse cezas�n� �ekeceklerdir.

K�t� �irkin davran��larda bulunanlar, d�nyada da bu k�t� davran��lar�n�n cezas�n� g�r�rler. Bunun i�in insana yara�an iradesini iyi, do�ru ve yararl� olana y�nelterek g�zel davran��larda bulunmak ve bu sayede hem d�nyada hem de �hirette mutlu olmakt�r. Dinimizin b�t�n emir ve yasaklar� insan�n c�z�� iradesine y�n vermek i�indir.

G) TEVEKK�L

Bir amaca ula�abilmek i�in gerekli olan b�t�n tedbirleri aldiktan sonra Allah�a g�venmeye ve sonras�n� Ona b�rakmaya "Tevekk�l" denir. Mesel�: Bir �ift�i �nce tarlas�n� zaman�nda s�rer, tohumu eker ve gerekli b�t�n yap�m i�lerini yapar, sonra da Allah�a tevekk�l eder. Yani "Takdir ne ise o olur, ben �zerime d��eni yaptim" diyebilir. Yoksa bunlarin hi� birini yapmadan "kader ne ise �yle olur, ben Allah�a g�veniyorum" demek, tevekk�l de�il tembelliktir.

Ba�ka bir �rnek daha verelim: Mesel�, bir ��renci derslerine hi� �al��madan "kaderim ne ise o olur, Allah dilerse s�n�f�m� ge�erim" diyerek i�i Allah�a b�rakamaz. B�yle bir davran�� hem Allah�a kar�i gelmek olur, hem de kader inanci ile uyu�maz. Halbuki �nce derslere en iyi �ekilde �ali�mak, b�t�n konulari �grenmek, i�i ondan sonra Allah�a b�rakmak, Onun yard�m�n� dilemek gerekir ki, i�te bu tevekk�l olur.

H) FERT HAYATI Y�N�NDEN �NEM�

Hay�r ve �er, kaza ve kader, k�inatta olup biten �eylerin hepsi belirli kanunlar, belli sebepler ve �l��l� miktarlar dairesinde cereyan etmektedir. Allah her �eyi iradesiyle yarat�r, var olan ve olup biten her �ey Allah��n bilgisi ve iradesi alt�ndad�r.

��te kaza ve kadere, hay�r ve �erre iman, bu inanc�n sahibini daima �al��maya ve emek harcamaya sevk eder. ��nk� ki�i �n�ne ne ��kaca��n�, ileride ne olaca��n� bilmedi�inden kendisini �al��maya memur bilir. Do�u�undan itibaren ki�inin kaderinin ne oldu�u belli de�ildir. O bak�mdan insana �al��mak ve kaderin var oldu�una inanmak d��er.

Kadere iman, insanlar fel�ketlerle ba� ba�a kald�klar� zaman bir teselli kayna�� olur. �nsan �z�nt�l� oldu�u zaman kaza ve kadere olan iman� onun imdad�na yeti�ir. Arzu etti�i bir �eye kavu�amad��� ve �mitlerinin aras�na engeller girdi�i zaman, Allah��n takdirine olan iman� ve g�veni ona destek olur, �mitsizli�e d��mez. Olanlar�n bir il�h� takdir gere�i oldu�unu bilir ve �z�lmez.

Ki�i i�lerinde ba�ar�l� olunca sevinir. Bu sevinci ile birlikte ��marmaz. Fazla sevin�ten dolay� hayat dengesini kaybedip gururlanmaz. Al�ak g�n�ll� olmay� elden b�rakmaz. B�t�n bu �al��ma ve gayretlerin sonunda bunlar�n Allah��n bir l�tf� ve takdiri oldu�unu hat�rdan ��karmaz. Kur�an-� Ker�m bu hususu bize ��yle belirtiyor:

"Size yery�z�nde veya nefislerinizde bir bel� dokunmaz ki, ancak o sizi yaratmazdan �nce yaz�lm�� olmas�n. Ve bu da Allah�a g�re kolayd�r. Bunu �nceden mukadder ve yaz�l� oldu�unu bilip elinizden ��kan (kaybetti�iniz) �eylerden dolay� �z�nt�ye d��meyiniz ve elinize girenle de (kazand���n�zdan dolay�) sevinip ��marmaman�z i�in size beyan ettik. Allah �v�nen ve kibirlenenleri asla sevmez." ( Hadid s�resi /22 - 23. ��etler.)

Kadere iman, insanda kahramanl�k ve yi�itlik duygular�n� kuvvetlendirir. ��lerin Allah��n takdir etti�i gibi olaca��na iman� olan kimse y�lmaz ve korkmaz.

C�mertlik ve iyilik hislerini artt�r�r, insan� eli a��k yapar. �nsan d���n�r, madem ki r�zklar bellidir, Allah herkesin r�zk�n� �al��mas�na, �abas�na g�re takdir etmi�tir. A� kal�r�m endi�esiyle cimrilik yapmaz, c�mert olur, d��k�nlere yard�m eder, muhta�lar� ve yoksullar� madd� ve manev� y�nlerden destekler.

K�inatta b�t�n i�lerin Cenab-� Hak�k�n elinde oldu�una iman� olan kimse en g�zel ahl�k sahibi olmaya �al���r. �l�mden korkmaz, her zaman hakk�, adaleti, e�itli�i, insan hak ve h�rriyetlerini savunur. Her ne pahas�na olursa olsun, Allah��n emirlerine uyar ve yasaklar�ndan ka��n�r.

�nsana bir fel�ket ve �z�nt� geldi�i zaman, h�z�n ve kederden kendisini hel�k etmez. �l�h� takdire raz� olur.

Demek ki, yery�z�nde olup biten her �ey, il�h� bilgi ve takdir �er�evesindedir.