j- Said Nursî’nin kurtarıcı olduğu iddiası

Nurcular onun bu dünyada kendilerini kurtaracağına inanırlar. Said Nursî’nin “Pek parlak kaside” diye övdüğü şiirde konu ile ilgili şu ifadeler yer alır:

“Şifa bulsun şimdi biraz yaramız,

Revaç bulsun geçmez olan paramız,

Saç nurunu, aka dönsün karamız,

Ey ziya-yı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

 “(…) Âşıkların Arşa çıkan feryadı

Ağlatıyor o pâk ruhlu ecdadı,

Allah için eyle bize imdadı,

Ey muhtaçlara rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

Gökler saldı belâ, yer verdi belâ,

Sarstı âfâkı bir acı vaveylâ,

Rahmet et âleme, ey nur-u Mevlâ!

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

Bir yanda sel var, bir yanda kan akar,

Bu belâ ateşi âlemi yakar,

Ağlayan bu beşer hep sana bakar,

Ey nümune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

Çevrildi ateşle bu koca dünya,

Bir cehennem gibi kaynadı derya.

Yetiş imdada ey şâh-ı evliya

Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!”[1].

“Yetiş imdada ey şah-ı evliya” demek, “Ey evliyalar padişahı imdada yetiş” demektir. Said Nursî, kime karşı imdada çağırılmaktadır. Dünyayı ateşle çevirip, denizleri bir cehennem gibi kaynatan kimdir? Allah’a karşı imdada çağırılan bu zatın, Allah’tan güçlü, daha merhametli olması ve insanları daha iyi tanıması gerekmez mi? Beş vakit namazında; “Yalnız sana kul oluruz ve yalnız senden yardım dileriz” diyen bir Müslüman bu büyük günaha nasıl düşebilir?!

 



[1] Sikke-i Tasdik-i Gaybî, a.g.e, c. II,  s.2102.