e- Kur’ân’ı ve Allah’ın isimlerini taşıdığı iddiası

Said Nursî, Hasan Feyzi’nin bir şiiri sebebiyle şu sözleri söylemiştir: “Risale-i Nur’un has şakirtlerinden ve eski öğretmenlerinden Hasan Feyzî, gayet samimî bir kanaatle ve kuvvetli bir itimatla ve derin bir ilimle ve parlak bir imanla ve Sikke-i Tasdik-i Gaybî'den[1] aldığı ilhamla Risale-i Nur'un mahiyetini tarif  ve o Nurun kaynağı ve esası olan Nur-u Muhammedî (a.s.m.) ve hakikat-i Kur'ân ve sırr-ı imanı tarif için bu kasideyi yazmıştır[2].

Burada geçen “Nur-u Muhammedî, hakikat-i Kur'ân ve sırr-ı iman” sözleri önemlidir. Kendisini Risale-i Nur’un hakiki ve manevi şahsiyeti sayması sebebiyle o, bu özelliklerin tamamını kendinde görmektedir. Bunlar Hakîkat-i Muhammediye inancına tam olarak uyar. Çünkü Hakikat-i Muhammediyenin, bütün peygamberlerin ve velilerin ledünnî ve bâtınî bilgileri aldıkları kaynak olduğu, Hak’tan gelen feyzin halka ulaşmasında aracı olduğu iddia edilir[3]. Bu sebeple Said Nursî ve Risale-i Nurlar, hakikat-i Kur’ân, yani Kur’ân’ın aslı ve gerçeği sayılıyor ve sırr-ı iman, yani imanın sırrı kabul ediliyor. Hasan Feyzi bunu daha açık ifade eder:

“Dertlere dermansın, mahbub-u cansın,

Hem câmiü'l-esmâ ve'l-Kur'ân'sın,

Hem de nur-u Haktan bize ihsansın,

Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur![4].

Bu satırlar şu şekilde sadeleştirilebilir:

Dertlere dermansın, sevgilisisin canın,

Hem Kur’ân’ı kapsarsın, hem isimlerini Allah’ın,

Hem de Hakk’ın nurundan bize ihsansın,

Ey âleme rahmet, Nur Elçisi!

 



[1] Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Said Nursî’nin kitaplarından birinin adıdır.

[2] Emirdağ Lâhikası (1),  Mektup No: 71, a.g.e, c. II, s. 1725. Yazı sadeleştirilmiştir. Aslı şöyledir: “Gayet samimî bir kanaatle ve kuvvetli bir itimatla ve derin bir ilimle ve parlak bir imanla Risale-i Nur'un mahiyetini iki defadır tarif eden Risale-i Nur'un has şakirtlerinden ve ehemmiyetli eski muallimlerinden Hasan Feyzi'nin Sikke-i Tasdik-i Gaybî'den aldığı bir ilhamla Risale-i Nur hakkında ve o Nurun menbaı ve esası olan Nuru Muhammedî (a.s.m.) ve hakikat-i Kur'ân ve sırr-ı iman târifinde bu kasideyi yazmıştır

[3] Mehmet DEMİRCİ, “Hakikati Muhammediye”, DİA, c. XV, s. 179-180. 

[4] Şiirin tamamı için bkz. Sikke-i Tasdik-i Gaybî, a.g.e, c. II, s.2102–2103.