c- Âlemlere rahmet olduğu iddiası

Allah Teâlâ Peygamberimiz için şöyle buyurur: “Biz, seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”. (Enbiya 21/107)

Hasan Feyzi, bu ayetin Said Nursî’ye işaret ettiği iddiasıyla bir şiir yazmış, Said Nursî de o şiir için şunları söylemiştir: “… Risale-i Nur, o küllî rahmetin bir görüntüsü, bir örneği olduğundan, hakikat-i Muhammediye nin (a.s.m.) bir kısım özellikleri, mecâzî anlamda cüz'î bir vârisine verilebilir diye, bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız Hakikat-i Ahmediye (a.s.m) ile aynası arasındaki farka işaret için kelimeler ilâve edildi[1].” Şiir çok uzun olduğu için bazı bölümlerini almakla yetineceğiz. 

“Huzur bulur bugün seninle âlem,

Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur! (Nur Elçisi!)

(…) Bu hasta gönüller çoktan perişan,

Varsa sende eğer Lokman'dan nişan,

Bir şifa sun, gel, ey mahbub-u zişan,

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!”

Son iki mısra şu şekilde sadeleştirilebilir:

Bir şifa sun, gel, ey Allah’ın sevgilisi

Ey âlemlere rahmet olanın (Muhammed aleyhiselamın) görüntüsü, Nur Elçisi.

“(…) Fahr-i Âlem, Arştan bu yere indi,

Şâh-ı Velâyet gelip Düldül'e bindi,

Zülfikar'a bugün, artık nur dendi,

Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!”

Dörtlük şu şekilde sadeleştirilebilir:

Âlemin iftihar ettiği Muhammed Arştan bu yere indi

Veliler padişahı Ali Düldüle bindi

Zülfikar adlı kılıcına bugün Nur dendi

Ey bu zamanda âleme rahmet Nur Elçisi!

 “(…)Yolumuz, bu Nurun bu nurlu yolu,

Olduk hepimiz o Nurun bir kulu,

Nur yolunda yürüyen hem ne mutlu”

Ey nümune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

(Ey âlemdeki rahmetin örneği, Nur Elçisi!)

“(…) Bu âlemde madde değil, bir özsün,

Her zerreden bakan bütün bir gözsün,

Kâinatı hayran eden bütün bir yüzsün,

Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!”

(Ey âleme Rahmet Muhammed’in örneği, Nur Elçisi!)[2].

 



[1]  Sikke-i Tasdik-i Gaybî, a.g.e, c. II, s. 2101–2102. Yazı sadeleştirilmiştir, aslı şöyledir: “… Risale-i Nur, o küllî rahmetin bir cilvesi, bir nümunesi olmasından, hakikati Muhammediyenin (a.s.m.) bir kısım evsafını, mânâyı mecâzî ile cüz'î bir vârisine verilebilir diye, bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız Hakikati Ahmediye (a.s.m) ile aynasının farkına işareten bazı kelimeler ilâve edildi”.

[2] Sikke-i Tasdik-i Gaybî, a.g.e, c. II, s.2102-2103.