D- DİN BÜYÜKLERİNİ TANRILAŞTIRMA

Şeytan ve yardımcıları, Peygamberi tanrılaştırdıktan sonra din büyüklerini tanrılaştırmaya koyulurlar. Bunun en kestirme yolu, kendilerinin peygamberi temsil ettiğini söylemektir. Bunu Hıristiyanlar yapmışlar, kimi müslümanlar da onları takip etmişlerdir.

Katoliklere göre İsa’yı Kilise temsil eder. Kilise, hiyerarşik organlardan ve Mesih’in mistik bedeninden oluşan bir topluluktur. Kilisenin, biri insani diğeri ilahi olan iki farklı yapısı vardır[1]. Kilise insanlıkla Allah arasındaki birleşmenin işareti ve aracıdır[2]. Papa’nın bütün Kilise üzerinde tam ve yüce bir yetkisi vardır[3]. Papa, yanılmaz bir otoritedir[4].

Kimi tarikat ve cemaatlerde de insan-ı kâmil diye bir kavram vardır. Onlara göre insan-ı kâmil, Hakikat-i Muhammediyeyi[5] temsil eder ve maddî-manevi bü­tün kemâl mertebelerini kapsar[6]. Her tarikat, kendi şeyhini insan-ı kâmil bilir. Maddî-manevi bü­tün kemâl mertebeleri yalnız Allah’ta bulunabileceğinden, onlara göre tarikat şeyhi, Allah’ın ete kemiğe bürünmüş hali olarak değerlendirilir. Allah’ın böyle şeylerle ilgisi olmaz. İnsan-ı kâmil konusuna tekrar döneceğiz.

 



[1] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 771.

[2] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 775.

[3] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 877, 880, 883.

[4] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 891.

[5] Hakikat-i Muhammediye konusu ileride anlatılacaktır.

[6] Hasan Kâmil YILMAZ, İnsânı Kâmil, Altınoluk Mecmuası, Temmuz 1996, sayı 125, s. 31.