10- İlahlar Piramidi

Katoliklere ait bilgileri değerlendirdiğimiz zaman karşımıza bir ilahlar piramidi çıkar. En üstte Allah vardır. Sonra sırayla İsa, Kutsal Ruh, Meryem Ana, Havariler, Papa, Episkoposlar ve Papazlar gelir. Bunların her birine Allah’a ait yetkiler verilmiş, Kutsal Ruh dışındakiler yarı tanrı, yarı insan sayılmışlardır. Bu, o varlıkları Allah’a ortak koşmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Hahamlarını ve rahiplerini, Allah ile kendi aralarında aracı rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir Tanrı’ya kul olmaları idi. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, onların şirkinden uzaktır.” (Tevbe 9/31)

“Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler tam kâfir oldular. Oysa tek Tanrı’dan başka tanrı yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan kâfir olanları, elem verici bir azap elbette çarpacaktır.” (Maide 5/73)

Katoliklere göre İsa, Kutsal Ruh, Meryem Ana ve Havarileri Kilise temsil eder. Bu sebeple asıl tanrı Kilise’dir.

“Kilise, hiyerarşik organlardan ve Mesih’in mistik bedeninden oluşan bir topluluktur. Göksel armağanlarla donatılmıştır. Biri insani diğeri ilahi olan iki farklı yapısı vardır[1]. Kilise insanlıkla Allah arasındaki birleşmenin işareti ve aracıdır[2]. Mesih’e benzeyen kilise görevlileri Mesih’in kullarıdır. Çünkü söyledikleri sözler ve verdikleri ihsan kendilerinin değil, başkalarına verilmek üzere kendilerine emanet edilen Mesih’in sözü ve ihsanıdır[3].

Bir Protestan papazı ile yaptığım şu konuşma, kilisenin kendini, Allah’ın yerine koyduğunu gösterir:

Dedim: Hıristiyan olmanın en önemli şartı nedir?

Dedi: Vaftiz olmaktır[4].

Dedim: Kilisenin bütün inanç ve ibadetlerini içten kabul eden, ayinlere katılan, kiliseye düzenli yardım eden ama vaftiz olmayan biri Hıristiyan sayılır mı?

Dedi: Hayır. Çünkü her insan gibi o da Âdem’in işlediği asli günahla doğmuştur. Ondan ve bütün günahlardan temizlenmesi ancak vaftizle olur. Vaftiz kişiyi Tanrı’nın halkı içine katar[5].

Dedim: Bir kişi vaftiz için başvursa ama kabul edilmese, bir başka kiliseye giderken yolda ölse cennete mi gider, cehenneme mi?

Dedi: Cehenneme. Çünkü vaftiz olmamıştır.

Dedim: Bebek iken vaftiz olmuş, sonra kiliseye hiç uğramamış, günahlarla dolu bir hayat yaşamış bir kişi ölünce nereye gider?

Dedi: Cennete. Çünkü vaftizle Tanrı’nın halkından olmuştur.

Dedim: Bugün birçok yerde Müslüman olan Hıristiyanlar var. Bunlar size göre de Müslüman sayılırlar mı?

Dedi: Hayır, onlar Hıristiyan’dır. Çünkü biz onları Kiliseden çıkarmadık ki!

Dedim: Yani Hıristiyanlıktan çıkmak için de sizin onayınız gerekiyor, isterse yeni doğmuş bir bebek iken vaftiz olmuş olsun; öyle mi?

Dedi: Evet öyle.

Dedim: Bu dine girmek de sizin kararınızla oluyor, çıkmak da. O zaman bu Allah’ın değil, kilisenin dini olur.

Cevap yok.

 



[1] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 771.

[2] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 775.

[3] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 876.

[4] Vaftiz, daldırmak ya da suya batırmak demektir. Mesih’in ölümünde gömülmesini ve onunla birlikte dirilerek yeni bir yaratık olarak ortaya çıkmasını simgeler. (Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 1214.)

[5] Katoliklere göre de vaftiz ile, bütün günahlar, asli günah ve tüm kişisel günahlar cezalarıyla birlikte bağışlanmış olur. Vaftizle arınmış kişilerin, Tanrı’nın krallığına girmelerine artık ne Adem’in günahı, ne kişisel günahlar ne de hepsinden kötüsü Tanrı’dan ayrılma olan günahın getirdiği türden engeller kalır. Bkz. Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 1263.