AKAİDE GİRİŞ

Bismillâh, el-hamdu lillâh ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ Rasûlillâh.

Önce, bir ders notu şeklinde kaleme alınan ve fotokopi usûlü çoğaltılıp Akaid dersi alan öğrencilerimize dağıtılan, sonra kitap haline gelen, daha sonra da beş baskı yapan kitabın elinizdeki altıncı baskısını nasip eden Allah’a hamd u senâlar, şükürler olsun. Akaid gibi, halkın tümüyle ilgisiz kaldığı bir ilim dalına ait kitabın birkaç sene içinde altı baskı yapmış olması, insanımızın dinini öğrenmeye ve tevhide sarılmaya doğru ciddi bir atılım içinde  olduğunu gösteriyor. Ama, bu sevindiğimiz miktar, onlarca baskı yapan ucuz romanlarla, kimi ne yönden geliştirdiği bilinmeyen kişisel gelişim kitaplarıyla ve özellikle cinselliği, çirkinliği öne çıkaran kitaplarla karşılaştırılınca çok cılız kalmaktadır. Klasikleşmiş ve bazı eğitim kurumlarında okutulan yüzlerce sene önce yazılmış bir-iki akaid kitabının çok sayıda baskısını ayrı bir konu kabul edersek; 20. ve 21. yüzyılda kaleme alınmış ve içlerinde çok güzellerinin de bulunduğu Akaid kitaplarının fazla rağbet görmemesi, içinde bulunduğumuz ortamın dumanlı portresini, sisli fotoğrafını gösteriyor.

Böylesine kısır bir ortamda nâcizâne eserime karşı gösterilen ilgi, sorumluluğumu da artırmış, omuzlarıma daha büyük yük yüklemiş oldu. Okuyuculara karşı teşekkür borcumu ödemek için kitabın içeriğini tümüyle gözden geçirme ihtiyacı hissettim. Bu baskıda kitabın aynen basılması kolaylığı yerine; konuları yeniden değerlendirmek, bazı yeni üniteler eklemek, ünitelere bazı güncel örnekler ilâve etmek gibi zor yolu seçtim. Bakış açısı olarak Kur’an’la sağlaması yapılamayan ihtilâflı hususları akaid konusu olarak kabul edemediğim için kitaba almadım.

Put ve puta tapma, tuğyan ve tâğut, küfür, irtidâd, nifak, atalar yolu, şefaat ve vesile gibi akaidle direkt ilgili konuları bu baskıda kitaba ilâve etme gereği hissettim. Akaid açısından günümüzü ve yaşadığımız coğrafyayı yorumlayıp tanıtmayı ve inançla ilgili problemleri gündeme getirip doğrusunu işaret etmeyi temel görev bildim. Günümüz ortamında akaid yönüyle ciddi bir değeri kalmayan, zaman aşımıyla önemini yitirmiş konuların yerine, günümüzün problemlerini ve ihtiyaçlarını ele aldık. Yaşayan güncel câhiliye ve sapıklığın inanç yönüyle insanımıza olumsuz etkisini kırmak için, bâtılları bâtıl olarak yeterince tanımak gerekiyor. Üniteleri tesbit edip içini doldururken “lâ ilâhe illâllah” esprisi içinde konuları ele almaya çalıştık. Lâ diyerek reddetmemiz gereken çağdaş sapmalara dikkat çekmek ve bu konuda çevremizden örnekler vermek gerekiyordu. Elinizdeki baskıda işte bu ihtiyaçlardan yola çıkarak kitabı yeniden yazmaya çalıştığımı belirteyim. O yüzden elinde eski baskısı olan bir okuyucu, bu yeni baskı ile yeni ve orijinal bir kitapla karşılaşacağından kitabı da yenilemeli diye düşünüyorum.           

Okul ders kitaplarındaki kuru ve sıkıcı anlatıma benzemeyecek şekilde; mesaj verecek, hikmetini açıklayacak tarzda konuları işlemeye çalıştım. Sadece kuru bilgi vermek değil, okuyucuya şuur vermek veya bilincini canlı tutmak amaçlarımızdan biri idi.       Konuların sıralanışında da benzer hassâsiyet gösterildi. Önce tevhid, şirk gibi konular işlendi.  Çünkü bu konular yeterince ve doğru olarak öğrenilmeden akaidin diğer konuları da yarım, tevhidî bilinçten uzak şekilde yanlış ve eksik anlaşılıp yorumlanabilirdi.

Yöntem olarak bundan önceki baskılarda takip ettiğim usûlü sürdürdüm. Konuları ünitelere (23 üniteye) ayırdım. Her ünitenin başına konunun başlıkları ve o ünite doğru ve güzel bir şekilde okununca hangi amaçların gerçekleşeceğini belirten kutu içinde açıklamalar aynen korunmuş, ünitelerin sonuna yine sorular konulmuştur. Böylece cemaat çalışması yapan veya toplu okumalarda bulunan gençlere kolaylık sağlanmış ve alternatif ders kitabı ciddiyeti kazandırılmaya çalışılmıştır. Yeni konu ve örneklerle kitap hayli genişlediği ve sayfaları arttığı için daha önceki baskılarda kitabın yaklaşık yarısını kaplayan akaidle ilgili kavramları bu baskıda tümüyle çıkarmak zorunda kaldım. Bunun yerine, o kavramlardan seçme yaparak çok önemli gördüklerimi daha da genişleterek ünitelere geçirmeye çalıştım. Daha önce, kitabın sonunda bu kitapta bahsedilen genel akaid konularıyla ilgili 100 soru vardı. Hepsi test usûlünde, cevabı çoktan seçmeli olan bu soruları daha da zenginleştirerek sayısını 215’e çıkardım. Böylece okuyucu, kendi bilgilerini, kitaptan öğrendiklerini test edebilsin. Toplu okuma ve birlikte ders yaparak kitaptan yararlananlar, hoca ve ağabey tarafından o soruların kullanılarak çeşitli sınavlarla öğrendiklerinin pekişmesini sağlayabilsin.

Bazı kelimelerin imlâsı konusunda, belki kimi okuyucuların yadırgayacağı tarzda, gerekli gördüğüm “a” ve “i” harflerinin üzerine uzatma işareti koymayı tercih ettim. İnternetin ve telefon mesajlarının da etkisiyle Arapçadan dilimize girmiş olan çok sayıda kelimenin telaffuzunun bozulduğuna şâhit oluyoruz. “Din”in amaç, “dil”in araç olduğundan, güzel amaca ancak güzel araçlarla gidilebileceğinden yola çıkarak özellikle Kur’an kelime ve kavramlarının doğru okunmasını sağlamak için özel gayret sarfetmeyi gerekli gördüm. Bunun yollarından birinin de Arapça ve Farsça’dan dilimize geçmiş bazı kelimelerin aslına uygun şekilde okunup telaffuz edilmesi için (her ne kadar harflerin üzerine uzatma ve inceltme görevi yapan işaret kalktı diye yarı resmî hatırlatmalar olsa da) uzatma işaretini alışılmadık biçimde sık kullandım. Çünkü çoğu okuyucunun uzatma konulmayan kelimelerde gerekli yeri uzatmadan okuduklarına, dilin gerçekten bozulduğuna üzülerek şâhit oluyoruz.        

Elinizdeki bu eser, insanımıza tevhidî bir iman, tevhidî bir şuur, tevhidî bir bakış açısı, tevhidî bir dünya görüşü, tevhidî bir yaşayış ve ahlâk kazandırma gayretine yönelik kaleme alınmıştır. Bu uğurda kitap, karınca kararınca da olsa katkıda bulunabilirse, okuyuculardan tek bir kişi bile bu kitap sâyesinde tevhidî bilince ulaşırsa, dünyevî amacına ulaşmış demektir; uhrevî ve esas amaç ise Allah’ın rızâsı.

Kur’an dışında hiçbir kitap hatasız değildir. Gerek matbaa hatası da denilen teknik, imlâ ve tashih hataları, gerekse şahsımdan kaynaklanan değişik hatalar için okuyucunun hoş görüsüne sığınmıyor; hoş görülmeyip düzeltilmesi için bize uyarılarda bulunarak yardımcı olmasının her okuyucunun hem hakkı ve hem de görevi olduğunu ifade ediyorum. Yanlışlarımızı doğru bir üslûpla bize hatırlatacaklara şimdiden duâlar ve teşekkürler ediyorum. Hatalar bize, doğrular ve güzelliklerse Rabbimize ve O’nun dinine âittir.

“Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi hesâba çekme (affet).

Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.

Rabbimiz! Bizim gücümüzün yetmediği işlerden bizi sorumlu tutma.

Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et.

Sen bizim Mevlâmızsın. Tek ve gerçek dostumuzsun.

Kâfir kavimlere/toplumlara karşı bize yardım et.”

Tevhidi tüm anlam ve kapsamıyla dosdoğru anlayıp tüm cepheleriyle hayatına geçirmeye çalışan ve diğer insanları buna dâvet edip, mücadelesini sadece tevhid düşmanlarına yönelten muvahhid mü’minlere selâm olsun!