�slam'da Me�rep�ilik Var M�d�r? Sahabe-i Kiram Aras�nda B�yle Ayr�l�klar Oluyor Muydu? Birle�tirici Bir Fikir Ne Olabilir?

Me�rep kelimesi, Arap�a'd�r ve i�mek m�n�s�na gelen "�urb" k�k�nden gelir.

Halk aras�ndaki m�n�s� ile, insanlar�n, ayn� hakikatlar� teferruatta de�i�ik anlamas� demektir.

Hususiyle bug�n, �sl�m, iman ve Kur'�n'a hizmet etme davas�nda, maksatta hedefte bir olmakla beraber, vesile ve yollarda farkl� m�lahaza ve farkl� d���ncelere "me�rep" nazar�yla bakabiliriz.

D�nyan�n �ark�nda ve garb�nda, kim dine, imana hizmet eder; kim �li olan �sl�m dinini �li g�sterirse, me�rebi ne olursa olsun o kabul edilmeli, takdir g�rmeli ve alk��lanmal�d�r. Yollar metotlar bir olmayabilir. �nemli olan hedef ve maksad birli�idir.

Bu yollar�n de�i�ik de�i�ik olmas�na tesir eden �e�itli sebepler vard�r. �nsan�n yeti�ti�i muhitin, ald��� k�lt�r�n, onun �zerinde tesiri oldu�u gibi, ayn� zamanda, Esm�-i il�hiyeye mazhariyet keyfiyetinin de tesiri vard�r. Buna g�re ayr� ayr� me�replerin zuhur etmesi normaldir ve �teden beri de zuhur ede gelmi�tir.

Hz. Ali'nin me�rebi hi�bir zaman Hz. Ebu Bekir'le k�bil-i k�yas de�ildi. Faruk-u Azam Hz. �mer'le Ebu Zer'in me�repleri de tamamen birbirinden farkl�yd�. Halbuki ikisi de ayn� cel�det ve �eh�met i�inde idi. Fakat Hz. �mer'de fevk�l�de bir devlet ve id�re anlay���, m�kemmel bir te�kilat��l�k bulunmas�na mukabil, Hz. Ebu Zerr, daha �ok ferdi bir insand�...

Bundan anla��l�yor ki, b�t�n dinleri tevhid, b�t�n me�repleri telif eden ve b�t�n miza� ve meraklar� a�an Resul-i Ekrem (sav) devrinde dahi, me�rebiler ve miza�lar tamamen ortadan kalkmad�; me�replerin tevhidine gidilemedi ve gidilmedi...

Asl�nda, bunlar� tevhid etmek f�trata da ayk�r�d�r. Zira, farkl� farkl� yarat�lan kimselerin ayn� �ekilde d���nmesine imk�n yoktur. Tabii, zorlaman�n da �e�itli komplikasyonlar� olma ihtim�li vard�r.

Denebilir ki, mezhepleri telif etmek isteyenler, f�trattaki bu ince hususu kavrayamam��, insan�n m�hiyetini tan�yamam�� ve dolay�s�yla, be�eri ve be�erdeki istidatlar� g�rmemezlikten gelen veya g�remeyen kimselerdir. Allah'�n yaratt��� k�biliyetler, e�er O'nun hikmetlerinin iktiz�s�na g�re faaliyet g�sterecek ve fonksiyonlar�n� tam if� edeceklerse, elbette ayr� ayr� mezhepler de olacakt�r.

Bin�enaleyh, istidatlardaki bu farkl�l�k f�k�hta, Hanef�, ��fi�, Malik�, Hanbel�, Evz��, Sevr� ve Z�hr�... il�ma�allah mezhepler halinde zuhur edecektir. �nsanlar�n g�nl�ne. hissiyat�na, kalbine, vicdan�na hitab eden ve �eriat-� garr�, din-i m�bin-i �sl�m'a hizmet etme maksad�yla, t� devr-i ris�let pen�hiden, bu g�ne kadar kurulmu�, kalb ve ruhun inki��f�n�n hedeflendi�i sistemlerde de de�i�ik tarikatlar �eklinde ortaya ��kacakt�r.

�lk tarikat��lar, S�fy�n-� Sevr�, �brahim bin Ethem bilhassa hemen her sofinin itimat etti�i Bey�zid-i Bist�mi, daha sonralar� C�neyd-i Ba�d�d�.. hususiyle a�t��� ����rla dev bir insan olarak, b�t�n ehl-i hak taraf�ndan sevilip say�lan Gavs-� �z�m Abd�lk�dir Geylan� ve �ahlar �ah� �ah-� Nak�ibend� Hazretleri ayr� ayr� me�repleri, ayr� ayr� miza�lar� temsil ederek, hep ayn� rengin de�i�ik tonlar�nda, Hz. Muhammed (sav) hakikat�n� canland�rmaya �al��m��lard�r.

Muhyiddin �bni Arabi'nin t�rikat�n�, �mam-� Rabban� Hazretlerininki ile yan yana koyacak olursan�z, birbirinden �ok uzak olduklar� g�r�lecektir. B�y�k veli �mam-� Rabban�, sahabi mesle�inin b�y�k temsilcisi ve fark mezhebinin de kutbudur. Herkesin . ittif�k�yla Hakikat-� Ahmed�ye'yi (sav) �ok iyi anlam��t�r. Z�hir ve b�t�n-� Ahmed�'yi(sav) te'lif etmi� ve O'nun i�-d�� b�t�nl���n� en m�kemmel �ekilde anlatanlardan birisi belki de birincisi olmu�tur. D�rt y�z seneden bu yana ne�retti�i env�r�n ayd�nl���n� h�l� kalblerimizde hissetmekteyiz...

��te bu dev insan, yer yer Muhyiddin �bni Arabi'ye kar��: "F�tuhat-� Mekkiye de�il, F�tuhat-� Medeniye... " diyerek peygamber yolu ve sahabi mesle�ini nazara verir ki, bu yol ehl-i s�nnet velcemaat yolu ve bu cemaat de hakikat-� Ahmedi'yenin(sav) temsilcileridirler. Haddi zat�nda bu mesele, bir me�rep meselesidir. �bn-i Arabi "Vahdet-i V�cud"a k�il ama, bu, bir �l��de, "Allah'tan ba�ka varl�k yok" m�n�s�na de�il de, "Allah'tan ba�ka varl�klar�n bizzat v�cudlar� yok" manas�na "Vahdet-i �uhud"u i�mam eden bir vahdet-i v�cud demektir.

Ben, bu dolamba�l� ve karmakar���k yollara, me�replerin ittihad edemedi�ini anlatmak i�in sizleri �ektim ve dola��rd�m.

Soruya esas te�kil eden meseleye gelince, d�nya durduk�a, me�repler ve mezhepler de ihtilaf edecek ve kimse bunun �n�ne ge�emeyecektir. Ama, vesilelerde ayr�lmalara ra�men, maksatta birle�ilebilece�i de her zaman m�mk�n olabilecektir. Diller ayr� ayr� da olsa, anlatt�klar� hakikat tektir ve tek olacakt�r. Arap �airin dedi�i gibi:

"Bizim ifadelerimiz �ok �e�itli ve da��n�kt�r. Ama senin g�zelli�in birdir.

Hepsi senin o g�zelli�ine i�aret etmektedir"

S�zler ba�ka ba�ka, ib�reler de�i�ik; ed�lar, havalar hepsi ayr� ayr� ama, hepsinin anlatt��� da o biricik g�zellik... Evet, ruhlarda, Allah r�zas�,g�n�llerde �eriat-� Ahmediye (sav) sevgisi ve ruh bu esasa pervane olduktan sonra, ihtil�flar, s�rt��meler bulunsa bile, anla��p, ittihat etme her zaman m�mk�n olacakt�r.

Bug�n, ger�ek �sl�m anlay��� ile, bir ittih�d ve vif�k�n meydana gelmesi i�in l�z�m gelen bir k�s�m �eyler varsa, ki bence vard�r; onlar�n �zerinde durmam�z icab edecektir.

�ttihad ve ittifak, birle�ip b�t�nle�me ve me�rep anlay���n� a�abilme, ya hiss� planda veya fikr� ve mant�k� planda olur. Bir seviyede hissi pl�ndaki bu ittihad ve ittif�k anlay���, �e�itli cemaatlerin bir araya gelmelerine, s�r� dahi olsa bir vahdet tesis etmelerine k�fi gelebilir. Ama, insanlar belli bir seviyede sabit kalmad�klar�, daima fikir ve ruh pl�n�nda inki��f ettikleri i�in, �ok zay�f ve pamuktan bir iplik mesabesinde olan bu hiss� vahdet ve bu vahdeti meydana getiren ba�, bazan k�fi gelmeyebilir. Onun i�in insanlar hiss� ba��n k�fi gelece�i noktaya kadar hiss� ba�larla ba�lansalar da, onun k�fi gelmedi�i noktada, bir masan�n etraf�nda oturup fikr� ve mant�k� bir vahdet temin etmeleri �artt�r. Evet, hakk�, b�t�l�n savletinden kurtarmak; kefere ve fecere kar��s�nda zilletten kurtulmak; �mmet-i Muhammed (sav)' in insanl���n kaderine hakim olmas�n� temin etmek; Kur'�n-� Muciz'�l-Beyan'�n yery�z�nde hakim olmas�n� sa�lamak i�in, fikir ve mant�k plan�nda anla�ma mecburiyetindedirler.

Meseleyi bir �l��de mis�llerle m��ahhasland�racak olursak, insanlar�m�z aras�nda, 20-30 sene �ncesine kadar hiss� bir ittif�k ve ittihad vard�. Bu ittihad ve ittif�k, M�sl�manlar�n kar��s�nda alternatif olarak kom�nizm, ve ink�rc�l�k gibi cereyanlar bulundu�undan dolay� idi... Y�ni kar�� tarafta, (h���) Allah ve Resulullah (sav) kabul etmeyen, Kur'�n-� Kerim'i k�kten ink�r eden bir z�mre; beride de ne kadar anti kom�nist varsa-kom�nizm kar��s�nda h�r devletlerin ittif�k� gibi- bir araya gelip birle�mi�lerdi. Mesel�, milliyet�ilik esaslar�yla y�r�yen, yeniden do�u� ve dirili� felsefesiyle y�r�yen, iman esaslar�n�n ne�rini prensip olarak benimseyip �yle hareket eden,siyas� sahada i�e vaziyet etmeyi d���n�p ve bu pl�na g�re hizmet veren ne kadar siyas� ve gayr� siyas� klik varsa, hemen hepsi, anti kom�nist bir birlik te�kiliyle, ittih�d ve ittif�k etmi�lerdi. onun i�in ateizme kar�� olan herhangi bir ki�i, Sebil�r Re�ad okudu�u gibi,Yeni �stanbul, H�r Adam, B�y�k Do�u, hatta Orkun ve Mill� Yol da okuyordu. O g�nlerde inananlar cephesi ad�na m�nte�ir gazete ve mecmualar�n maruflar� bunlard�. Ama bunlardan birisi daha �ok Altaylar ve S�bhanda�� etraf�nda dola��yor, di�eri, G�r-� Hira'dan, Sevr ma�aras�ndan ve mukaddes �ehir Medine'den bahsediyordu. Birisi g�n�lden, bir di�eri de dima�dan bahisler a��yordu. Bu hiss� hava i�inde, hemen pek �ok kimse diyordu ki; "Ne olursa olsun, kar��m�zda Allah'� ink�r edenlerin ter�k�m etti�i bir zamanda, vahdetimizi zedelememeliyiz."

G�r�ld��� gibi, ittif�k o s�ralarda b�yle tamamen hiss�lik �zerine m�essesti. Bu itibarla, bir an geldi ki, art�k, mevcut uhuvvet anlay��� k�f� gelmez oldu. M�sl�manlar fikir pl�n�nda, kalb plan�nda ilerlediler. D���n�p, ara�t�r�p, okuyup, ter�kki ettiler. Neyin ve hangi fikirlerin �sl�m'a z�t oldu�unu g�r�p ��rendiler veya b�y�k bir k�sm� itib�riyle �yle zannettiler. Bir m��terek m�dafaa, m��terek m�l�h�z�, m��terek hamle o g�ne kadar onlar� bir araya getirmi�ti. ve uzun zaman da beraber yat�p-kalkm��,ayn� �at�n�n alt�nda beraber bulunmu�.. t�pk�, Allah'a Peygamber'e k�fredenlerin bir �at� alt�nda topland��� gibi bunlar da, hiss� m�ttefikleriyle yan yana gelmi�lerdi. Kim bilir, belki de i�te o zaman, ak�-karay�, iyiyi-k�t�y� enine boyuna g�rme imk�n� elde ettiler ve her �eyi anlad�lar. Evet, g�r�p anlad�lar ki, kendileri, b�t�n efk�r ve kalbleriyle Medine medeniyetine do�ru ve her pl�nda Resul-i Ekrem'le (sav) gelen il�h� ger�ekleri h�kim k�lmak istik�metinde hareket ederken, ba�kalar� ba�ka sevd�da ve bu d���ncelerden fersah fersah uzak... Derken, o zamana kadar ba�land�klar� hiss� ba�lar "�at�r �at�r" kopmaya ba�lad�.. derken, b�t�n b�t�n duygu ve hislerin ba�ka ba�ka oldu�u ortaya ��kt�.

��te, bu d�nemden sonrad�r ki, hiss� ba�lar da yetmemeye ba�lam��t�. Bundan b�yle, birbirinden kopup biri �in'e biri Ma�in'e, do�ru, ayr� ayr� istik�metlere giden kimseleri, fikir ve mant�k plan�nda bir araya getirecek esaslara, umdelere dinamiklere ihtiya� vard�...

Biz kendi a��m�zdan, �nce T�rkiye, sonra da top yek�n �lem-i �sl�m'da yeniden varolu� ve dirili� tablolar�n� m��ahede edip ve herkesin kendine d��eni yaparak, istikb�l �rf�nesine bir �eyler haz�rlad��� in�n� ve kanaatini muhafaza etsek bile, ri�yetinde z�ruret olan bir k�s�m esaslar�n kulakard� edilmemesi gerekti�ini hat�rlatmakta da f�ide m�lahaza ediyoruz.

Evvel� bug�n herkesin, ba�kalar�n� kendi me�rebine sokmaya �al��madan vazge�erek, Hak yolundaki her hizmeti alk��lamas� �artt�r. Nas�l ki, de�i�ik meslek erb�b�, sanatk�r ve zanaatk�rlar birbirlerini kabullenip, semere-i sa'ylerini, �al��malar�n�n neticelerini m�b�dele edip de�i�tiriyorlar ve um�m� maksat istik�metinde birbirlerine destek oluyorlar. �yle de, de�i�ik me�rep ve mezhep mensuplar� aras�nda ayn� anlay���n yollar� ara�t�r�lmal�, maksad ve neticenin yumu�at�c�l���yla, sebep ve vesilelerin sertli�i mutlaka k�r�lmal�d�r. Bunun i�in de yap�lmas� gerekli olan tek �ey; herkesi, kendi hizmet sahas� i�inde alk��lamak ve "Benim Allah'�m�n ad�n� anan, Peygamberimi (sav) takdir ve tebcil eden herkes karde�imdir" diyerek ba�kalar�n� kabullenmektir.

Kabullenip, kapitalizm ve kom�nizme yutulmamak, ateistlerin meydana getirdi�i korkun� vakuma kap�lmamak i�in, s�r� dahi olsa, bir ittihad ve ittif�k temin edilmelidir. �ngiltere insan�, kendi kader ve kendi gelece�i i�in (Anglo-sakson ve Galli ) olarak bir vahdet temin etmi�lerdir. Bu iki ayr� �rk, birbirlerinden �yle nefret eder, �yle tiksinirler ki, bir Anglosakson'a "Galli" desen a�z�na bir yumruk indirir. Galliye de "Anglo-sakson" desen o da sana bir yumruk savuruverir. Bununla beraber, bu iki z�mre aras�nda, z�hir pl�nda bu g�ne kadar en ufak bir �eki�me, bir m�c�dele hissedilmemi�tir. ��nk� bir masa ba��nda oturmu�, aralar�ndaki farkl� noktalar� g�r��m��, asgar� m��terekleri tesbit etmi�, �ngiltere'nin kaderi ve istikb�li ad�na bir k�s�m fedak�rl�klar� g�ze alarak, anla�ma noktalar�n� bulmu� ve anla�m��lard�r.

Bunun, bizim davam�z a��s�ndan m�n�s� �udur: Her birimiz hangi me�repten olursak olal�m, Allah'�m�z bir, Kitab�m�z bir, Peygamberimiz bir, k�blemiz bir, yolumuz bir, y�ntemimiz birdir. Evet i�te, b�yle bir anlay��la vahdetimizi hissilikten ��kar�p bu (bir bir) �zerine kurmak mecburiyetindeyiz. Zir�, b�t�n bu "birler" birli�i iktiz� etmekte ve vicdanlar�m�z� birlik ruhuna �a��rmaktad�r. Aksini iddi�, nefsin mazeret m�r�lt�lar�ndan ba�ka bir �ey de�ildir.

�imdilerde, k�ymetli bir hazineyi belli bir noktaya g�t�rmeye azmetmi� olan bizler, onu yerine ula�t�rd�ktan sonra, ille de bir d�ello gerekiyorsa, o melun i�i, emaneti sahiplerine devrettikten sonra yapal�m. Fakat �nce mutlaka, bu m�b�rek milletin bug�n�n�-yar�n�n� d���nelim. Ve �u memleketin, dinsizlere, ink�rc�lara pe�ke� �ekilmesine f�rsat vermeyelim ve buna imk�n haz�rlamayal�m...

Bu mevzuda ikinci yol da �udur: Hi� kimse, ba�kalar�n� kendi yol ve sistemine girmeye zorlamamal�d�r. Vars�n herkes kendi anlay��� i�inde hizmet etsin. �uras� unutulmamal�d�r ki, bir k�s�m kimselerin, i�ine d��t�kleri fikirlerden vazge�meleri zor, hatta �ok defa imk�ns�zd�r. Zor kullanmak ise kat'iyyen ��kar yol olmad��� gibi, k�bil-i iltiyam olmayan in�ik�klara da sebebiyet verebilir. M�s�maha ve tolerans ise, Kur'�n'�n t�vsiyesidir. Toleransl� hareket edip m�s�mahal� davrananlar, yar�nlara ait �nemli bir meseleyi halletmi� say�l�rlar.

�zerinde durulmas� gerekli olan di�er bir husus da �udur: Me�repler, miza�lar ittihad etmedi�i i�in, herkes kendi me�rebi i�inde, Kur'�n ve imana hizmet ederken, olduk�a m�him �eyler de yapmaktad�r. Bir k�s�m b�y�k kalemler, hayat-� i�tim�iyemizle al�k�l� meseleleri, problemleri halletmektedirler ki,�sl�m'�n bu t�rl� problemlerinin halledilmesine de ihtiya� vard�r. Binaen�leyh, b�rakal�m, baz�lar� i�tim�� ve iktis�d� meseleleri halletsinler. Bizler de yapabilece�imiz �eylerle me�g�l olal�m. Abb�s�ler devrinde oldu�u gibi, �imdilik onlar�n adaptasyonlar�n� yapal�m. Ehl-i s�nnet k�staslar�yla �l��p bi�elim, ataca��m�z� at�p tutaca��m�z� tutal�m ve yeni terkiplerle,yepyeni bir d�nyan�n kurucular� ve haz�rlay�c�lar� olmaya �al��al�m.

Bir ba�ka grup d���nelim ki, ehl-i s�nnet a��s�ndan tenkid edilecek baz� yanlar� olabilir. Ama, b�yle bir ara�t�rma ve tetkik mevzuunda, de�il onlar�n, Bat�'n�n bile al�nacak m�sbet y�nleri oldu�unu kat'iyyen hat�rdan ��karmayal�m. Bizim izzet ve onurumuz, onlar�n da d��manl�k ve nefretleri hesaba kat�larak, al�nabilecek �eylerini almada ne zarar var! Asl�nda her b�t�l mezhep i�inde d�hi, t�r d�ne-i h�kikat vard�r ve o mezhep, hayatiyet ve mevcudiyetini ona bor�ludur. ��te, o tek d�ne-i hakikat her zaman al�nabilir ve al�nmal�d�r da...

Bu meseleyi iz�h i�in bir m�s�l arz edeyim. Ehl-i s�nnet velcemaat ten ayr� M�sl�manlar i�inde, �teden beri devam ede gelen, birbirine z�t iki kutbun temsilcisi iki mezhep vard�r.. M�tezile ve Cebriye. M�tezile mezhebi, "Kul fiilinin h�l�k�d�r" prensibine g�re hareket eder.. Cebriye mezhebi ise "Her �eyi Allah yarat�r, kul robot gibidir" d���ncesiyle hareket eder. Bunlar, insan�n ir�desi ve Allah'�n yaratmas� mevzuunda, bir birine z�t kutuplarda bulunmaktad�rlar.

M�tezile: "�nsan kendi fiilini kendi yarat�r, Allah m�d�hale etmez" �eklinde d���nm��l�. G�n�m�zde, rasyonalistlerin �o�u da M�tezile gibi d���nmektedir.

Cebriye ise, bunun aksine, insana hi�bir pay ay�rmamakta, hi�bir ir�de tan�mamaktad�r. Onlara g�re m�kellefiyetleri ve ir�desizli�iyle insan, eli kolu ba�l�, s�rt�ndan yedi�i bir tekme ile, suya d���r�lm�� ve kendisine "sak�n �slanma!" denmi� gibi bir durum arz etmektedir.

Ehl-i s�nnet, ondan ald��� bir d�ne-i h�kikatle �b�r�nden ald��� ba�ka bir hakikat� birbirine mezcetmi� ve bir sentez yapm��t�r. M�tezile'ye demi�tir ki: "Evet insan�n ir�desi vard�r. Kur'�n'�n pek �ok �yeti buna del�let eder. �nsan�n ir�desi vard�r ki, insan ir�desiyle amel-i salih yapacak ve cennete girecektir. Vard�r ki, Kur'�n-� Kerim "�nsana �al��mas�ndan ba�ka bir �ey yoktur." (Necm - 39) demektedir. Fakat '�lemlerin Rabbi Allah dilemedik�e siz bir �ey dileyemezsiniz." (Tekvir-29) fehvas�nca, Allah'�n diledi�inin, bir esas oldu�u da katiyyen hat�rdan ��kar�lmamal�d�r. Evet, sizin ir�de dedi�iniz �eyin, tas�rruf d�iresi o kadar dard�r ki, �det� varl��� ile yoklu�u m�s�vidir. Ama, �art-� �di olarak o ir�de vard�r ve g�nah-sevap, ceza-m�k�fat gibi hususlara da bir esast�r. "

Ben b�t�n bunlarla �unu anlatmaya �al��t�m: Kapitalist bir sistem i�inde de bir d�ne-i hakikat vard�r. Kom�nist sistem i�inde de. Ama, kom�nizma onu istism�r ediyor. Devlet�ili�i, fakiri koruyup, kollamay� istism�r ediyor ve m�n�f�kl�k yap�yor. ��te bunlar kitleleri, cemaatleri s�r�kleyip g�t�r�yorlar. �slam'a gelince, onun b�t�n meseleleri, b�t�n prensipleri hak, hakik�t, istik�met ve ad�lettir. O, her y�n�yle birle�tirici prensipler mecmuas�d�r.

Me�replere gelince, her me�rep i�inde bir d�ne-i hakik�t vard�r. Cen�b-� Hakk'�n, farkl� miz��, me�rep ve mazaklarda yaratt��� �eyleri g�rmemezlikten gelerek, f�tr�t hakik�t�na kar�� ��k�p, ayr� ayr� cetvellerden f��k�ran sular� kar��t�rarak, hay�l� vahdet yollar� ara�t�rmayal�m. Herkes kendi sahas�nda env�r-� Kur'�n ve iman� ne�retsin ve ba�kalar� ile u�ra�mas�n.. �ttif�k edemiyorsa da hi� olmazsa ihtil�fa d��mesin. En az�ndan M�sl�manlar� �eki�tirip durmas�n.Her M�sl�man� alk��lamas�n� bilsin.Her"Allah" diyenin arkas�nda olsun. -�n�allah� Te�la- o takdirde, k�sa zaman sonra, ittih�d ve ittif�k teess�s edebilir.