D�nyaya gelen peygamberlerin say�s� ne kadard�r? Hepsi erkek midir? Ni�in?

D�nyan�n her yerine peygamber g�nderilmi�tir. Peygamberlerin say�s�n� bilemiyoruz. Yaln�z hadis kitaplar�nda, bir riv�yette 124 bin, di�er bir riv�yette de 224 bin peygamber g�nderildi�i bildirilmektedir. Hadis usul� a��s�ndan bu riv�yetlerin hepsi tenkid edilebilir. Ancak, ister 124 bin, ister 224 bin olsun, say� m�him de�ildir. M�him olan husus �udur: Allah, hi� bir devri bo� b�rakmam�� hemen her devirde peygamber g�ndermi�tir.

Peygamberler bir b�lgeye ve belli topluluklara de�il, d�nyan�n �e�itli �lkelerine, ayr� ayr� m�nt�kalara g�nderilmi�lerdir. Nass-� kat'i ile: "Hi� bir millet yoktur ki, i�lerinde, onlar� e�ri yolun encam�ndan sak�nd�ran bir nebi zuhur etmi� olmas�n." (Fat�r-24) buyurulmaktad�r. Kur'�n'�n bu kat'i nass� g�steriyor ki, yery�z�nde hemen her topluluk i�inde peygamber zuhur etmi�tir. Bunun b�yle olmas� kat'idir.

Ba�ka bir ayette, Allah ��yle ferman etmi�tir:

"Peygamber g�ndermedik�e (hi�bir millete) azab edecek de�iliz. "(�sra-15)Yani Allah'�n peygamber g�ndermedikten sonra, bir cemaati hesaba, sig�ya �ekmesi ve azab etmesi, O'nun rahmetinin ��m�l�ne muv�f�k de�ildir. Zira O:

"Kim zerre kadar hay�r yaparsa onu g�recek, kim de zerre kadar �er yaparsa onu g�recektir. " (Zilzal-7,8) kat'i fermaniyle, hayr�n, �errin kar��l�ks�z b�rak�lmayaca��n� if�de etmektedir. Oysaki, kendilerine peygamber g�nderilmemi� kimseler, hayr� �erri bilmediklerine g�re, azab olacaklar� da s�ylenemez. Bin�enaleyh; Allah, hayr�n-�errin hesab�n� soraca��na g�re, demek ki, herkese peygamber g�nderilmi�tir. Herkese Peygamber g�nderen Allah (cc), bu h�km�:

"Hi� bir millet yoktur ki, i�lerinde onlar� e�ri yolun encam�ndan sak�nd�ran bir Nebi g�nderilmi� olmas�n." (F�t�r-24) �eklinde ifade etmi�tir.

�u birbirine ba�l� mant�k silsilesi i�indeki, �� kanuna dikkati �ektikten sonra, �imdi esas meseleyi arz etmeye �al��ay�m: Yery�z�n�n hemen her taraf�na Allah, muhtelif devirlerde, ayr� ayr� Peygamberler g�ndermi�tir. Bu Peygamberler, bir k�s�m kimselerin zannettikleri gibi, sadece Arap Yar�madas�'nda da zuhur etmemi�tir. Hi�bir delile dayanmadan, b�t�n Peygamberlerin Arab Yar�madas�nda zuhur etti�ini iddia etmek, Kur'�n'�n naslar�na ayk�r�d�r. Asl�nda biz, ne Arab Yar�madas�'nda zuhur eden Peygamberlerin b�t�n�n�, ne de d�nyan�n ba�ka yerlerinde zuhur eden Peygamberleri bilmiyoruz. �ster Peygamberlerin say�s� 224 bin, ister 124 bin olsun, biz bunlar�n i�inde ancak, ��� ��pheli olmak kayd�yla, 28 tanesini bilebiliyoruz.

Evet, Kur'�n-� Kerim'in bildirmesiyle, Hz. Adem'den Efendimize (savI kadar ancak 28 tanesini bildi�imizi s�yleyebiliriz. Bunlar�n da, nerelerde zuhur ettiklerini g�stermek m�mk�n de�ildir. Hz. Adem'in t�rbesinin Cidde'de oldu�u kanaat� kavidir. Ancak bunlar�n hi�biri de s�hhatli de�ildir. Hz. Havva ile Hz. Adem'in Cidde'de bulu�tuklar�na d�ir riv�yetler de kuvvetli de�ildir. Bin�en�leyh, biz, daha ba�ta, Hz. Adem'in nerede peygamberlik yapt���n� bilmiyoruz. Birazc�k Hz. �brahim'i bildi�imizi s�yleyebiliriz. Evet, B�bil ve Anadolu dolaylar�nda dola�m��, Suriye'ye gitmi�tir. L�t Peygamberin de, Sodom, Gomora ve L�t G�l� �evresinde vazife yapt���n� zannediyoruz. Medyen'de bulunan Hz. �uayb'�, M�s�r'da ne�et eden Hz. Musa'y� tan�d���m�z� s�yleyebiliriz. Hz.Yahya ve Zekeriy�'n�n da Akdeniz memleketlerinde bulunduklar�n� kabul edebiliriz. Muhtemelen Anadolu'ya da ge�mi� olabilirler... Mesel� Efes'in Hz.�s� ve Hz. Mervem'le al�kas�,bu mevzuda fikir verebilir, ama, bunlar�n hi�biri m�dellel ve kat'i de�ildir.

Bu yirmi sekiz Nebi'nin d���ndaki peygamberlerin pek �o�unun, nerede ne�et etti�ini ise hi� bilemiyoruz. Bundan anla��l�yor ki, bizim bu mevzuda bir h�kme varabilmemiz kat'iyyen m�mk�n de�ildir. Hele bir de bu dinlerin asl� kaybolmu�, peygamberli�in izi, �s�r� kalmam�� ise... Bu itibarla, peygamber gelmi� midir, gelmemi� midir? Herhangi bir h�kme varmam�z tamamen imk�ns�zd�r.

Mesel�; H�ristiyanl�k ele al�nacak olursa; ilk H�ristiyanl�k anlay���na ters olarak, �znik toplant�s�nda meseleye ayr� bir veche verildi. Tevhid anlay��� b�t�n b�t�n terk edilerek, onun yerine "ek�nim-i selase" anlay��� yerle�tirildi ve H�ristiyanl�k kendi mensuplar� taraf�ndan en b�y�k ihanete u�rad�. Evet, onun, g�kten inmi� kitab�, do�rudan do�ruya Hz. �sa'n�n arkas�ndan gelenler taraf�ndan tahrif edildi.. �l�hi iken, be�erile�tirildi. Tevhitle gelmi�ken teslise alet edildi: Kimisi Peygamberlerine Allah'�n o�lu dedi ve o m�bareklerden m�barek Zat�n m�barek annesine de -h��� ve kell��l�hiyet ger�e�inin bir par�as� nazar�yla bakt�. Kimisi de, Allah'� cisimlerle birle�tirdi. Cisimlere hul�l ettirdi ve sap�kl���n en �rperticilerini irtik�b etti. ��te �u vesen�le�tirilmi� H�ristiyanl�k ak�desi ile, Yunanl�lar�n Zeus ve Afrodit anlay��� aras�nda esas itibariyle hi�bir fark yoktur. Kitaplar�n� tahrif edenler de, t�pk� Yunanl�lar gibi, b�y�klerini il�h kabul etti ve �irke girdiler.

�nsanl�k tarihindeki b�t�n inhiraflar hep b�yle ba�lam��, sonra da bu yanl��l�klar, bu tahrifler s�r�p gitmi�tir. �ayet Kur'�n-� Kerim, Hz. �s�'n�n, Allah'�n Peygamberi oldu�unu, Hz. Meryem'in de �ok az�ze bir kad�n bulundu�unu s�ylemeseydi; biz, Hz. Mesih'e de Hz. Meryem'e de, Zeus ve Afrodit'e bakt���m�z gibi bakacakt�k...

Demek ki, pek �ok dinler var ki, insanlar taraf�ndan tahrib edildi�inde bunlar�n il�h�lik yan� da tamamen silinip gitmi�tir. Onun i�in bug�n; �u �lkeye, �u m�nt�kaya, �u toplulu�a bir Peygamber gitmi� midir, gitmemi� midir; k�t'i h�k�m vermek olduk�a zordur. Kim bilir, (k�t'� bir �ey s�ylenemez ama) belki de, Konf��y�s N�b�vvetten hissed�rd�. Dinler tarihinin bu mevzudaki beyan� tatmin edici de�ildir. Hakk�nda yaz�l�p �izilenler de, derleme-toplama malum�ttan ib�rettir. Ama biz, tarihte bir Konf��y�s, bir Buda'n�n varolduklar�n� ve bunlar�n birer dinlerinin bulundu�unu ve bu dinlerin �ok kalabal�k cemaatler i�inde h�k�m-ferm� olduklar�n�.. �u andaki h�viyetleriyle, il�h�, f�tr�, tabii olmad�klar�n�, i�lerinde yanl��l�klar�n,tahriflerin mevcut oldu�unu; biliyor bundan dolay� da, s���ra tapma, kendini yakma, alt� ay bir �ey yemeden girip ma�arada yatma gibi acayiplikleriyle bunlar� din olarak kabul edemiyoruz. Belki, bunlar da, birer hak kayna�a ba�l� idiler; ama, daha sonra H�ristiyanl���n bozuldu�u gibi bozuldular.

E�er M�sl�manlar, dinlerinin kaynaklar�n� hassasiyetle korumam�� olsalard�, ayn� ak�bet M�sl�manl���n da ba��na getirilmek istenecekti. Asl�nda, d�nden-bug�ne b�yle bir gayretin yok oldu�u da s�ylenemez. Bir taraftan kas�tl� kimseler, di�er taraftan da g�fil M�sl�manlar, yak��t�rma tevilleriyle ayn� �eyleri yapmak istemektedirler. Mesel�; bir ki�inin i�ki i�erken, zin� irtik�b ederken yine de, kendini b�t�n�yle M�sl�manl��� ya��yor gibi g�rmesi, amel� sahada b�yle bir tahribin if�desidir. H�rs�zl���, kumar�, f�izi de buna k�y�s edebiliriz.

Konf��y�s'e "peygamber"diyemeyiz, ��nk� peygamber olmayan� "peygamberdir" demek k�f�r oldu�u gibi, peygamber olana da de�ildir demek yine k�f�rd�r. Konf��y�s ve �lkesi i�in d���nd���m�z ayn� �eyler, Avrupa i�in de, bahis mevzuudur. Ama, k�t'i bir �ey s�yleyemeyiz. Zir�, bir �ey bilemiyoruz.

Sokrates i�in s�ylentiler vard�r; ama, Sokrates'in hayat� da bize tam intik�l etmemi�tir. Yahudili�in te'sirinde bir feylesof mudur, ba�ka bir fikir adam� m�d�r? Tam bir �ey bilemiyoruz. Baz� d���n�rler, O'nun Yahudilik te'sirinde bir feylesof oldu�una h�kmederler. Ancak tarih� vesik�lar, Sokrates'in b�yle oldu�u mevzuunda, herhangi bir kanaat serd etmemektedirler. Efl�tun'un, kendisinden nakletti�i �eylere bak�l�rsa, Sokrates diyor ki: "Benim g�z�me baz� �eyler g�r�n�yordu. -Hall�s�nasyon olabilir- Bana insanl���n ir�ad� i�in bir �eyler telkin ediyorlard�. �ocuklu�umdan beri, b�t�n insanlara, Allah fikrini telkin etmek, onlar� Allah'a tevcih etmek i�in vazifeli bir insan olaca��m� biliyordum..." Bin�en�leyh, Sokrates'in s�ylediklerinde �ayet bir hakikat pay� olsayd�; fikre, felsefeye daha yak�n ve daha uyumlu, Avrupa toplulu�u i�in zuhur etmi� bir peygamber oldu�u s�ylenebilirdi. Dikkat buyurun "Sokrates peygamberdir, " demiyorum. ��nk� de�ilse k�fre girerim. Ama bir ihtim�l ile sadece "olabilir" diyoruz...

Hadisin beyan�na g�re 124 bin veya 224 bin Peygamber gelmi�. Biz bunlar�n nerede zuhur etti�ini bilemiyoruz; ancak 4 tanesinin yerini bilebiliyoruz. Muhbir-i Sad�k Hz. Muhammed (sav) her yerde bunlar�n zuhur edebilece�ini s�yl�yor. O'nun bu ir�ad�na binaen size, d�nyan�n �e�itli yerlerinde, ad�n� say�s�n� bilemedi�imiz bu peygamberlerin zuhur etti�ine dair bir k�s�m emareler arz edece�im:

Bunlardan birisini bug�n Riyad �niversitesinde matematik profes�r�, Kerk�k T�rklerinden Adil Bey'den nakledece�im. Hoca diyor ki: "Amerika'da doktoram� yapt���m s�rada, yer yer Amerika yerlileri ve zencilerle g�r��t���m oluyordu. Bu kabileler aras�nda bazen �yle d�n� prensiplerle kar�� kar��ya kald�m ki, bu prensipler aynen bizdeki ul�hiyet akidesine uyuyordu. Mesel�: "Allah'�n e�i orta�� yoktur. ��nk� iki il�h olsa idare kar���r..." diyorlard� ki, bu, hemen hemen "E�er yerde, g�kte Allah'tan ba�ka tanr�lar olsayd�, ikisi de, yer de g�k de) bozulup gitmi�ti." (Enbiya-22) ayetinin m�n�s�n� if�de ediyordu. E�er bu hakikat� zencilere bir peygamber f�s�ldamasayd�, bunu kendi kendilerine bilmeleri m�mk�n de�ildi. Yine bu zenciler "Allah do�maz, do�urmaz. " diyorlard� ki; bu da ancak ayd�nlanm�� bir zihnin if�desi olabilirdi. ��nk� do�mak, do�urmak be�ere ait bir hassad�r ve ihtiya�tan ileri gelir. Allah b�yle �eylerden m�sta�nidir. E�er bir peygamber onlar�n kulaklar�na bu meseleyi �flemeseydi bunu nereden bileceklerdi? Bin�en�leyh, h�l� ate� danslar�, ya�l�lar�n kesilip yenmesi ve daha de�i�ik tel�kkileriyle bu ibtid�i cemaatlerde, b�ylesine derin, k�kl� ve ancak m�tek�mil milletlerde rastlayabilece�imiz bir ul�hiyet akidesinin bulunmas� m�mk�n de�ildir. Olsa olsa bu onlara, d��tan bir Nebi diliyle �flenmi�, telkin edilmi� bir hakikat olabilir.

Asr�m�z�n fikir adamlar�ndan profes�r Mustafa Mahmud, -Trablusgarbl� olsa gerek- ateizmden d�nm�� bu insan, daha evvel, g�n�m�z�n modas� olarak materyalizmin hayran� iken, Kur'�n-� Kerim'i tetkik edip, �sl�miyet'i inceledikten sonra, 180 derece bir d�n��le, k�f�rden uzakla�m�� ve f�ze h�z� ile mescide ula�m�� birisi... Dr. Mustafa bir seyahatinden bahsederken, diyor ki: Afrika'da, Niyam-Niyam ve Mav-Mav kabileleriyle kar��la�t�m. Neye inand�klar�n� sordum. Dediler ki; "Biz �yle bir Mabuda inan�yoruz ki, g�kte durur, yerdekileri id�re eder." Allah ger�i g�kte durmaz ama, �teden beri "O Rahman, Ar�'a istiva etmi� (oturmu�)tir. (T�h�-5) �yet-i kerimesiyle if�de edildi�i gibi, il�hi emir ve h�k�mler g�kten gelir. Onun i�in nazarlar ve eller g�klere do�ru kald�r�l�r..-Ve g�rd�m ki, �hl�s suresinin manas�n� s�yl�yorlar: "Allah, her �ey kendisine dayanan ve kendisi hi� bir �eye dayanmayan bir varl�kt�r. O bir ana ve babadan do�mam��t�r. O'nun e�i benzeri yoktur..." Ba�ka bir kabileye gittim. H�l�, ya�l� ve hastalar� kesip-yiyor olmalar�na ra�men, bu v�h�iler, Allah'a t�pk� bizler gibi inan�yorlard�. Kur'�n'�n anlatt���na yak�n bir tevhid anlay��lar� vard�. �ayet bu hususlar onlar�n kulaklar�na bir Nebi taraf�ndan f�s�ldanm�� olmasayd�, bunlar� bilmeleri d���n�lemezdi. Evet bu ger�ekleri onlara Nebiler f�s�ldad�. Sonra da �b� emced, bu asra kadar gelip ula�t�...

Evet, ister Kur'�n-� Kerim, ister realite, isterse tarih? ger�ekler bizlere say�s�n� tam bilmesek bile, d�nyan�n hemen her yan�na pek �ok peygamberin gelmi� oldu�unu g�stermektedir.

Bu arada kad�ndan peygamberler gelip-gelmeyece�ini arz etmekte de yarar var. Ehl-i s�nnet vel-cemaatten, ulem�, fukah� ve cumhur-u muhaddisin derler ki, kad�ndan peygamber gelmemi�tir. �azz olarak rivayet edilen, Hz. Meryem ve Hz. Asiye'nin peygamberli�i meselesi ise, kuvvetli de�ildir. Neticede de �u h�kme var�rlar. Kad�nlardan peygamber geldi�ine d�ir kat'� bir h�k�m yoktur. Es�s itibariyle kad�ndan bir peygamberin gelip-gelmeyi�i de bir eksiklik de�ildir. Cen�b � Hak b�t�n e�yay� yarat�rken z�id (+) n�k�s (-) esas� �zerine yarat�yor. M�s�vi �eyler aras�nda birbirini itme vard�r. Madde par�a ve par�ac�klar� dahi e�er s�rl� bir izolasyona t�bi tutulmasalard�, ayn� y�kleri ta��yanlar birbirlerini iterlerdi ve �ekirdek de da��l�verirdi. Es�sen patlama i�i de, bundan ileri gelmektedir. Bunlar �yle bir hesapla yap�lm��t�r ki, kimi z�id, kimi n�k�s bu z�tlar, en k���k �lem olan atomlardan tutun da, ta nebulozlara kadar hepsinde ayn� kanun cereyan etmektedir. Atomlar�n te�kil etti�i insan ise, mikro �lem ile makro �lem aras�nda muv�zene kuracak yap�dad�r ve normo �lemin efendisidir.Ve insanda da, ayn� kanunlar h�k�mferm�d�r. Yani insanda da, art� ve eksi olacak ki, birbirini celbetsin. Birinin �efk�ti, zaaf�; �b�r�n�n g�c�, kuvveti bunlar� bir araya getirsin ve b�ylece atomdaki, nebulozlardaki vahdet gibi bunlar�n aralar�nda bir �ile vahdeti te�ekk�l etsin.

Kad�n�, sun'� olarak erkek seviyesine getirmek ve erkekle�tirmek, art�k g�n�m�zde, herkesin g�l�p ge�ti�i ve zaman zaman da i�ini �ekip �z�ld��� mevzulardan biri olmu�tur. G�n�m�zde kad�n kad�nl�ktan ��kar�l�p b�t�n b�t�n erkekle�tirilince, bu sefer kad�n erke�e kar�� di� g�stermeye ba�lam��, �ilede reis kalmay�nca da, �ilenin huzuru ka�m��, derken �ocuklar ana okullar�na, kre�lere b�rak�lm��, anne-baba da kendilerine yeni muhitler aramaya ba�lam��lard�r.

Allah'�n kad�n mevzuundaki bu umum� kanunu, bir kad�n�n peygamber olup, olmama meselesinde de �zerinde durulmaya de�er �nemli bir husustur.

Ayr�ca kad�n �ocuk do�uruyor. Bu �ocu�u erkek dahi do�ursayd� her halde erkekten peygamber gelmemesi l�z�md�. ��nk�, n�b�vvet vazifesini ayda 15 g�n hay�zdan dolay� yapamayacak, im�mete ge�emeyecek, orucunu tutamayacakt�. Tabii bir de lohusal�k durumu var... ve hele h�mile olunca, i�leri y�r�tmesi b�t�n b�t�n zorla�acakt�. Zira �ocu�u karn�nda veya kuca��nda ta��rken, sevk'�l-cey� yapacak; insanlar� idare edecek; strateji tesbitinde bulunacak ve fizik� durumunun gere�i, b�t�n bo�luklara ra�men, en �nde bulunmas� gerekli olan bir insan kadar �elik-�avak hareket edecek... B�t�n bunlar, kad�n�n peygamberli�ini imk�ns�z k�lan �eylerdir. Evet, bunlar�n kad�nlar taraf�ndan, kad�nlara has ar�zalarla birlikte y�r�t�lmesinin imk�n� yoktur. Efendiler efendisi de, (sav) bu hususa dikkati �ekmi� ve onlar�: "Yani dine aid meseleleri tam yerine getirmeyen ve baz� �eyleri idrak edemeyenler" diye anlatm��t�r. Evet, dedi�imiz gibi, neredeyse, ay�n yar�s� ar�zal�... Keza, �ocuk y�z�nden ib�detleri kusurlu, ve noksan sonra da peygamberlik..! Halbuki Peygamber, Mukted�bih, rehber ve kusursuz bir �nderdir. ��nk� herkes onun vaziyetine bak�p durumunu ayarlayacakt�r. Herkes kad�nl��a aid keyfiyetleri de, Peygamberin saadet hanesindeki kad�nlardan ��renecektir.