Cihad nedir? K���k ve b�y�k cihaddan bahsediliyor, tarif ve izah eder misiniz?

Cih�d, Arap�a bir kelime olup, her t�rl� me�akkat ve zorlu�a g���s gerip, �al��mak, �abalamak ve gayret etmek gibi man�lara gelir. Ancak, bu kelime �sl�m'la birlikte,"Allah yolunda kavga vermenin"ad� olmu�tur. Bug�n cihad denince akla gelen tek man� budur.

Daha sonra da iz�h edilece�i gibi, Efendimiz'e isn�d edilen bir if�deyle cih�d, b�y�k ve k���k olmak �zere ikiye ayr�lm��t�r. Fakat biz, bu taksime ge�meden evvel, bir nebze, cih�d�n ehemmiyeti �zerinde durmak istiyoruz.

Yery�z�nde cih�ddan daha b�y�k bir vazife yoktur. Zaten olsayd�, Allah (c.c.) peygamberlerini o vazife ile vazifelendirirdi. Cen�b-� Hakk'�n, bu vazife ile vazifelendirdi�i insanlar, insanlar�n en �ereflileri ve onlara bu vazifeleri getirip intikal ettiren melekler de, meleklerin en �ereflileridir. her �eyden evvel d���n�lmelidir ki, Hazreti �dem'den bu yana, Neb� olsun, Vel� olsun, Allah'�n en se�kin kullar�, b�y�k �l��de bu se�kinli�e, k�l��lar�n g�lgesi alt�nda ve nefis muh�sebesi s�yesinde ula�abilmi�lerdir.

Cih�d, insan�n kendi �z�ne ermesi veya insanlar�n �zlerine erdirilmesi ameliyesidir. Bir bak�ma cih�d, insan�n yarat�l�� g�yesidir. Onun i�indir ki, Cen�b-� Hakk kat�nda cih�d �ok m�himdir, �ok m�beccel ve mukaddes bir de�ere s�hiptir.

Hi�bir mazereti olmad��� halde cih�ddan geri duranlarla, durmadan cih�d eden ve �mr�n� bu u�urda bitiren insanlar aras�nda kapat�lmas�, ba�ka amellerle m�mk�n olmayan b�y�k derece farklar� vard�r. Bu man�y� ifade eden �yette me�l olarak ��yle denilmektedir:

"M�minlerden-�z�r sahibi olanlardan ba�ka-oturanlar ile, mallar� ve canlar�yla Allah yolunda cih�d edenler bir olmaz. Allah, mallar� ve canlar�yla cih�d edenleri, derece bak�m�ndan, oturanlardan �st�n k�ld�. Ger�i Allah hepsine de g�zellik (cennet) v�detmi�tir; ama m�cahitleri oturanlardan �ok b�y�k bir ecirle �st�n k�lm��t�r " (Nis�, 95).

Allah yolunda m�c�dele eden ve dav�s�n� anlatmay� kendine yol edinen kat'iyyen di�erleriyle ayn� seviyede m�t�l�a edilemez. Bunu ��yle bir mis�lle basitle�tirip anlatmak m�mk�nd�r.

Peygamberlik, Allah taraf�ndan baz� m�stesn� insanlara verilen bir p�ye, bir meslektir. Onlar�n i�leri, Allah'�n anlat�lmas� ve getirdikleri dinin tebli� edilmesidir. Bu vazife, peygamberlik mesle�inin gere�i ve ic�b�d�r. �nsanlar aras�nda bir�ok meslek dal� ve o mesle�in gerekli k�ld��� bir �ok vazifeler vard�r. Bir berberin, bir marangozun, bir sarac�n veya ba�ka bir meslek erb�b�n�n kendilerince ufuk-nokta kabul ettikleri bir g�ye ve hedefleri mevcuttur; ve bulunduklar� yeri de hedefe g�re de�erlendirmeye t�bi tutar ve �yle k�ymet verirler. Ayn� zamanda, teker teker bu meslekler, varmak istedikleri neticenin de�erine g�re bir k�ymet ifade etti�i de unutulmamal�d�r. yani, bir berberin neticede elde edece�i nokta neyse k�ymeti o �l��dedir. Bir terzi veya sarac�n da �yledir. �sterseniz meslek gruplar�n� daha ileri seviyeye g�t�rebiliriz. E�er milletvekilli�i, ba�bakanl�k hatta cumhurba�kanl��� birer meslekse, onlar i�in de verdi�imiz h�k�m aynen ge�erlidir. Bunlar da neticede var�lacak nokta ile de�erlendirilirler. �imdi, siz bir insan�n her hangi bir �eye ba�lang�� ve netice itib�riyle durumunu d���n�n. �zerinize damlad���nda y�kamak mecburiyetinde kald���n�z pis bir su damlas�ndan sonra, ��r�y�p koku�maya mahk�m bir cesed. �nsan�n mebdei ve neticesi bu de�il midir? ��te, mesle�i ne olursa olsun, insanlar�n varaca�� son ufuk-nokta budur. Halbuki peygamberlik mesle�i hi� de �yle de�ildir. Onlar�n hedeflerinde de bir ufuk ve bir ideal nokta vard�r. Ancak, bu nokta di�erlerinde oldu�u gibi ��r�y�p koku�an bir nokta de�ildir. Peygamberlik mesle�inde mukadder hedef �udur: Allah'�n tan�t�lmas� ve insanl���n O'nu tan�makla sonsuzlu�u yakalamas�, d�nyaya gelirken ini� kavsiyesi �izen insan�n, yeniden d�n�p bir ar�iye �izerek Allah'a ula�mas�.. �u f�ni �lemde beka cilveleri g�stermesi... yoktan varl��a �it renklerle oynamas� ve d���nceleriyle ebediyet gamzeden bir g�kku�a�� olmas�... �yle zafer tak� gibi bir g�kku�a�� ki, zafer taklar�n�n alt�ndan bir kere ge�ilir ve gidilir. Ama, onlar g�kku�a��ndan taklar gibi, saatler ve saatler ge�ilip gidilmeyecek �ekilde insan�n ba��n�n �st�nde t�llenir durur. ��te insan b�yle bir ebede namzet olarak gelmi�tir ve insanda bu d���nce bu duygu ve mahiyetindeki bu hakikati tahakkuk ettiren de ancak n�b�vvetin man�s�n� ta��yan ve n�b�vvet vazifesini yerine getiren peygamberlerdir.

Dolay�s�yla peygamberlik mesle�i, Allah yan�nda en nezih, en kuds� bir meslektir ki, Cen�b-� Hakk, Z�t� Ul�hiyetinden sonra onlar�n ris�letine dikkat �ekmi�tir. ��te b�yle kuds� bir mesle�in en kuds� vazifesi de cih�d d�r. Mademki her meslek neticede v�raca�� ve elde edece�i noktaya g�re de�erlendirilecek ve o mesle�e de�er atfettiren husus da varaca�� netice olacakt�r; �yleyse bu en mukaddes mesle�in vard�rmak istedi�i noktaya ves�le ve vas�ta olan hareket tarz� da ayn� seviyede mukaddes bir i� olacakt�r.

Ve yine cihad�n ehemmiyetindendir ki, cih�d i�in s�z vermi� biat etmi� cem�at�n durumu Kur'�n-� Kerim'de ��yle anlat�lmaktad�r:

"Muhakkak ki, sana b�at edenler ancak Allah'a b�at etmektedirler. Allah'�n eli onlar�n ellerinin �zerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhinde bozmu� olur. Kim de Allah'a verdi�i ahde vef� g�sterirse Allah ona b�y�k bir m�k�fat verecektir " (Fetih, 10).

�yete n�zul sebebi olarak g�sterilen h�disenin h�lasas� �udur: Allah Rasul� Mekke'ye gidip K�be'yi tavaf edeceklerini M�sl�manlara m�jdelemi�ti. Herkes heyecan ve co�ku i�indeydi. Seneler vard� ki hasretten yan�p tutu�uyorlard�. Nas�l olmas�n ki, bizler bile bir iki defa g�rmekle oraya ���k oluyor ve gidemedi�imiz zamanlar da hasretten yan�p tutu�uyoruz. ��nk� oras�, Neb�ler Neb�si'nin maskat-� re'si (do�um yeri) ve yery�z�n�n ilk b�nyad� K�be'nin bulundu�u yerdir. O K�be ki, N�b�'nin ifadesiyle "Met�f-� Kudsiy�n"d�r. Yerden t� sidret'�l-m�nteh�ya kadar meleklerin ve kuds�lerin tavaf yeridir. ��te M�sl�manlar da do�up b�y�d�kleri ve kavu�mak i�in yan�p tutu�tuklar� bu beldeye gelip, kuds�lerin tavaf etti�i K�be'yi tavaf edip, tekrar Med�ne'ye d�nmeyi �n� al�nmaz bir i�tiyakla istiyorlard�. Ancak Hudeybiye'ye vard�klar�nda hi� beklemedikleri bir h�diseyle kar��la�t�lar. Mekke m��rikleri, M�sl�manlar�n K�be'yi tavaf etmelerine izin vermeyeceklerini ve e�er diretirlerse M�sl�manlarla harb edeceklerini il�n ettiler. Bu beklenmedik h�dise, M�sl�manlar aras�nda �ok tesiri yapt�. Kimse duydu�una inanmak istemiyordu. B�yle bir hareketi, �sl�m'�n onuruna vurulmu� bir darbe gibi g�r�yorlard�. Hisler kabarm��, heyecan doruk noktaya ula�m�� ve �fke m�thi� bir gerilim h�s�l etmi�ti. Kimse kimseyi dinlemiyor; �det� herkes d��t��� �okun tesiriyle ayr� bir bocalama ge�iriyordu: ��te tam bu esn�da Allah Ras�l� m�minleri b�ata d�vet etti. B�at denince akan sular duruyordu. �imdi herkes s�raya girmi� Allah Ras�l�'n�n elinden tutarak b�at ediyordu. Ve her sah�b�, hangi �artlarda olursa olsun ve hangi teklifle gelirse gelsin Allah Ras�l�'ne b�t�n�yle ba�l� kalaca��na s�z veriyordu. ��te bu ba�l�l�k s�z� ve bu man�da Allah Rasul�ne el verip yemin etme, Kur'an'da tebc�l ediliyor ve oradaki m�'minlerin bu hareketleriyle Cen�b-� Hakka ne derece yak�nl�k kazand�klar� dile getiriliyordu. Bu da yine cih�da verilen de�erin bir ba�ka tezah�r�yd�...

Bir ba�ka �yette me�len ��yle deniliyor:

"Allah, m�minlerden mallar�n� ve canlar�n� onlara (verilecek) Cennet kar��l���nda sat�n alm��t�r. ��nk� onlar Allah yolunda sava��rlar, �ld�r�l�rler ve �ld�r�rler. (Bu), Tevrat'ta, �nc�l'de ve Kur'�n'da Allah �zerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha �ok s�z�n� yerine getiren kim vard�r? O halde O'nunla yapm�� oldu�unuz bu al��-veri�ten dolay� sevinin. ��te bu, (ger�ekten) b�y�k kurtulu�tur " (Tevbe, 111).

Nefislerini, bedenlerini, cism�n� varl�klar�n� Allah'a satan insanlar, bunun kar��l���nda Cenneti ve Cen�b-� Hakk'�n r�zas�n� kazan�yorlar ve bunu if�de ederken Kur'�n-� Ker�m al��veri� tabirini kullan�yor. Bu b�yle bir p�ye ki,insan bu s�yede Cen�b-� Hakk'a muhatap olacak seviyeye y�kseliyor.

Allah Ras�l� de bir had�slerinde ��yle buyuruyorlar: "Ali ne kadar arzu eder ve isterdim ki; Allah yolunda �ld�r�leyim, sonra diriltileyim, sonra yine �ld�r�leyim, sonra yine diriltileyim ve sonra yine �ld�r�leyim..." E�er s�z�n uzamas� mevz�bahis olmasayd� Allah Ras�l� bu if�deyi kim bilir ka� kere tekrar edeceklerdi. Esasen bu if�deyle kast olunan da sonsuzluk mah�s�d�r ki bu, �ld�r�l�p diriltilmeyi arzu etmek, demektir. D���n�n ki bunu talep eden, Neb�ler sultan� Aleyhissel�m Efendimizdir. Cih�d�n k�ymetini biz ancak Allah'tan ve O'nun Ras�l�nden ��reniriz. Resul� Ekrem buyuruyor ki: "Bir tek g�n, Allah yolunda ve Allah u�runda gelen tehlikeleri g�zetlemek �zere uyumayan g�ze s�hip olmak ve bir gedikten b�yle muhtemel bir tehlikeyi g�zetleyen, d�nya ve d�nya i�indekilerden daha hay�rl� bir i� yapm�� demektir."

Dikkat buyurun! Bir tek g�n, memleketi saran tehlikeler kar��s�nda hangi gedikten ve delikten memlekete fel�ket ve hel�ket s�zacak, i�te bunu g�zetlemek i�in orada duran ve kuraca�� bir sistemle o gedi�i kapamaya �al��an bir insan, K�be'den daha hay�rl� bir i� yapt���n� s�ylese ve yemin etse yemininde yalanc� de�ildir. Zira, "D�nyan�n i�inde bulunan her �eyden" tabirine K�be de d�hildir.

Ba�ka bir had�slerinde de ��yle buyururlar: "Her amel insan�n �lmesiyle sona erer. Ancak Allah yolunda m�c�hede edenin ameli bundan m�stesn�d�r. O k�y�mete kadar nem�lan�r. Kabirde de, bir fitne ve imtihan olan kabir su�linden, Allah onu em�n k�lar."

Cih�d�n fazilet ve ehemmiyeti hakk�nda y�zlerce �yet ve had�s vard�r. Ancak mevz�muz olmad��� i�in biz, zikrettiklerimizle iktif� ediyoruz.

Cih�d, insan�n g�c�n� kullanarak, kendini zorlayarak, hayat ak���na ters m�nilere kar�� g���s gererek kendi �z�ne ermeye �al��mas�d�r ki, buna b�y�k cih�d man�s�na (Cih�d-� Ekber) diyoruz. Bir de ayn� �eyin ba�kalar�n� �zleriyle b�t�nle�meye al�p g�t�rme i�in yap�lmas� vard�r ki bu da k���k cih�d man�s�na (Cih�d-� asgar) d�r.

D��mana haddini bildirmi� ve k�l��lan d��man kan�yla k�pk�z�l kesilmi� bir cih�ddan d�nerken cem�at�na hitaben Allah Ras�l�, "�imdi k���k cih�ddan b�y�k cih�da d�n�yoruz." buyurmu�lard�r. B�y�k cih�d�n ne oldu�unu soran sahabeye de "Nefisle m�c�dele" cevab�n� vermi�lerdir.

Bu if�de asl�nda bir hakikat�n iki ayr� y�z�d�r. Her iki y�n�nde de,insanl���n temizlenmesi, safl��a ermesi, Allah kat�nda matlup keyfiyeti kazanmas� d���n�l�r ki, bu durumda cih�d�n b�y��� de k����� de ayn� hakikat�n ayr� ayr� y�zleri say�l�r.

Zaten insanlar�n bu h�le gelmesi, peygamberlerin g�nderili� g�yesi de�il midir? Kur'�n-� Kerim'de bu husus ��yle anlat�l�r: "Nitekim kendi i�inizden, size �yetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitab� ve hikmeti getirip bilmediklerinizi ��reten bir Ras�l g�nderdik " (Bakara, 151) .

Peygamberler, insanlar�n, g�zlerinden perdeyi aralamak ve onlar�n, Cen�b-� Hakk'�n �yetlerini okumalar�n� temin etmek i�in g�nderilmi�lerdir. B�ylece onlar�n g�n�l ve kalblerindeki engel ve m�nialar y�k�lacak; e�ya ve h�diselere bak�� keyfiyetleri tamamen de�i�ecektir. �nsanlar�n k�rl�k ve sa��rl�k hesab�na ge�en g�nleri, peygamberlerin getirdikleri nur sayesinde bir man� ve de�er kazanacakt�r. Evet, �y�t� tekv�niyeyi okuma ve anlama ancak onlarla m�mk�n olmu�tur.

Neb�dir insanlar� temizleyen ve onlar� �zlerine erdiren. ��nk� insanlar madenler gibi i�lenmeye muhta�t�rlar. Belli bir potada erimelidirler ki, �zerlerindeki cur�fu ve i�e yaramayan k�sm� atarak matlup keyfiyeti elde edebilsinler. �stenilen keyfiyet ise, hi� ��phesiz, Cen�b-� Hakk'�n r�z� oldu�u h�viyete kavu�mu� olmakt�r. Bu h�le ermek ise, ancak neb�lerin ir��d�yla m�mk�n olabilecektir. Onlar�n eritici ve erdirici potas�na girmeden saf ve som alt�n veya g�m�� h�line gelmek asl� m�mk�n de�ildir.

�yette dikkat �ekilen bir husus da Neb�'nin Kit�b� ve hikmeti ��retmesidir. E�er Kitaptan maksat Kur'�n ise -ki �yledir- hikmet Kur�n'dan ba�kas�d�r. Zira ayn� �eyin kendi �zerine atfedilmesi c�iz de�ildir. Bundan da anl�yoruz ki hikmet, Efendimiz'in S�nnet-i Seniyyeleridir.

Nebi, bunlar�n �tesinde bir de bizlere, o g�ne kadar bilmediklerimizi t�lim edecek ve ��retecektir. Bu hitap sadece o g�n�n insan�na inhisar ettirilemez. Demek ki k�y�mete kadar gelen insanlar�n Neb�den ��renecekleri �ok �ey olacakt�r...

�ahs� hayat ad�na, kalb tasfiyesine giden yollar� bizler, Allah Ras�l�nden ��reniyoruz. Bizler gibi bu ves�le ile, O'nun tilmizleri aras�nda �yleleri yeti�iyor ki, Hz. Ali gibi, "gayb perdesi kalksa yak�nimde bir art�� olmayacak" diyebilenler... �ah-� Geyl�n� gibi yerde iken g�kteki esrar� sezenler.. Fudayl b. �yaz, �brahim Edhem,Bi�r-i Haf� gibi daha binler ve y�z binler... hep o b�y�k terbiyenin meyveleridirler. E�er Efendimizden sonra peygamberlik mukadder olsayd�, bunlar�n her biri �srail Peygamberleri d�neminde oldu�u gibi n�b�vvet sem�s�nda perv�z edeceklerdi...

Peygamberimizin bize ��retti�i �ok �ey olmu�tur ve olacakt�r. �nsanl�k, hayat�n her sahas�nda, O'ndan bug�ne kadar ak�l erdiremedi�i bir�ok meseleyi ��renmi� ve gelecekte de ceh�letin zifiri karanl���ndan O'nun getirdi�i nur sayesinde kurtulup, ���k c�mb��leri aras�nda birer ayd�nl�k t�f�n� idrak edecek; ilim fen ve tekni�in doru�una bu ���ktan merdivenlerle t�rmanacakt�r.

Evet, peygamberlik mesle�i, insanlar� billurla�t�rma, olgunla�t�rma, �zlerine ula�t�rma ve Rabb'in ho�nut olaca�� bir duruma kavu�turma vazifesini y�klenen ve kendinden sonra gelen dav� adamlar�na da ayn� y�k� m�r�s olarak b�rakan bir meslektir. Bu neticeyi elde edebilmek de ancak cih�d la m�mk�nd�r.

Cih�d vazifesi Hakk'a ��hid olma vazifesiyle ayn� man�y� payla��r. Bir mahkemede hak ve hukukun kime ait oldu�unu tesbit i�in ��hidler dinlenir ve h�k�m verirken onlar�n �eh�deti nazara al�n�r. ��te, cih�d yapanlar da, g�k ehline kar��, yerde, ink�rda bulunan n�d�nlar�n muh�kemesinde en g�r s�d�lar�yla ba��rarak "Allah vard�r" diye �eh�dette bulunmaktad�rlar "Allah, melekler ve adalette sebat eden ilim adamlar� �ahitlik etmi�tir ki, O'ndan ba�ka il�h yoktur. (Evet) g�� ve hikmet sahibi Allah'tan ba�ka ilah yoktur." �li �mran,18) �yeti b�t�n vuz�huyla bize bu hakikat� anlatmaktad�r.

Allah (cc) kendi varl���na �eh�det eder. O'nu, vicdan�nda hakikata ermi� olanlar duyarlar ki, onlar�n vicdanlar�nda duyduklar�n� kitaplar�n beyan etmesi m�mk�n de�ildir.

Melekler de Allah'�n varl���n�n ��hidleridir. Melekler, saf m�hiyetten yarat�lm��lard�r. F�tratlar� kat���ks�zd�r, dupdurudur. �eytan onlar�n i�ine k�f�r ve dal�let sokamam��t�r. Asl� yap�lar� kat'iyyen bozulmam��t�r. Ayna gibidir onlar. bak�ld���nda hemen Cen�b-� Hakk'�n tecellileri g�r�l�r. ,

�lim sahipleri de Allah'�n varl���na �eh�det ederler. B�t�n d�nya Allah'� ink�r etse bu �� �eh�det O'nun varl���n� isb�ta k�fidir ve yeterlidir.

Evet, �yledir. Zira bizler b�t�n ��plakl��� ve azametiyle bu hakikat� vicdanlar�m�zda duymaktay�z. Hem de ba�ka hi�bir delil aramamak �art�yla duymaktay�z. Bu �ahitlik mele-i �l�n�n s�kinleri i�in de yeterlidir. Yerdeki k�r ve sa��rlar k�inattaki tarrakalar� duymuyorlar ve il�h� sanat� anlam�yorlarsa buna da ilim sahipleri ��hid olarak yeter.

Allah'�n ��hidleri, en karanl�k yerlere kadar gidecekler ve Allah'� ink�r hesab�na kurulan mahkemelerde b�t�n g�r �v�zlar�yla n�da edecek, ba��racak ve "Biz Allah'�n ��hidleriyiz" diyeceklerdir.

Evet, i�te Neb�ler de en y�ksek keyfiyette, bu �ehadet vazifesini �f� etmek i�in gelmi�lerdir.

"M�jdeleyici ve sak�nd�r�c� olarak peygamberler g�nderdik ki, insanlar�n, peygamberlerden sonra Allah'a kar�� bir bahaneleri olmas�n. Allah izzet ve hikmet sahibidir. Fakat Allah sana indirdi�ine �ahitlik eder, onu Kendi ilmi ile indirdi. Melekler de buna �ahitlik ederler. Ve ��hid olarak Allah k�fidir " (Nis�, 165-166).

Her millet i�inde onlar�n, ufuklar�n� ayd�nlatmak i�in bir nebi do�mu�tur. Devirler, aynen d�nya gibi d�n�yor ve her devirde g�l a�ar gibi bir neb� zuhur ediyor. Gelen her devir karanl�k bir �a� gibi geliyor ve her neb� kendi �a��n� ayd�nlat�yor. Ve son olarak da, Efendimiz geliyor ve b�t�n �a�lar� ayd�nlat�yor. Allah (c.c.) O'na Kur�n'�nda ��yle sesleniyor: "Ey Neb�, ��phesiz biz seni, ��hid, m�jdeleyici ve uyar�c� olarak g�nderdik " (Fetih, 8).

En-Neb�, ifadesinin ba��nda bir l�m-� t�rif vard�r. Bu bilinen ve mar�f olan, demektir. Allah Ras�l� nereden bak�l�rsa bak�ls�n peygamberli�i bilinen bir insand�r. Cans�z varl�klar�n (cem�d�t�n) sel�mlamas�yla, bitkilerin temenn�s�yla ve hayvanlar�n serfur� etmesiyle neb�li�i mal�m ve me�h�d dur. O ink�r� m�mk�n olmayan herkesin bildi�i, belli ve bilinen peygamberdir ki, Kur'�n-� Ker�m O'na hitaben "Ey bilinen m�l�&127;m neb�!" demektedir. Zaten ta� gibi g�n�llerin, O'nun kar��s�nda eriyip gitmeleri de O'nun bilinen Neb� olmas�na yeterlidir.

"�nn� erseln�ke " Burada muhatap s��as�yla "Seni" deniliyor. �det� rahmetle diz dize gelmi� bu rahmet ve �efkat peygamberine bu vas�flar�ndan dolay� telm�hte bulunuluyor.

"��hiden" Seni insanl��a bir ��hid olarak g�nderdik: �nsanl��a, Beni duyuracak, Benim ��hidim olacaks�n. B�t�n cihan yalanlasa ve ink�r etse, Sen Allah'�n varl���n� �l�n edeceksin. Sen b�yle bir ��hidsin. Arkandan gelen ��hidler cem�ati de var. Onlar da b�t�n insanl��a ��hid olacaklar, Sen de onlara ��hid olacak ve bunlar benim, diyecek; onlar�n �eh�detine �ahitlik edeceksin. Ve had�sin ifadesiyle O'nun �mmetinin �ehadeti, mah�erde neb�leri mesuliyetten kurtaracakt�r .

O, iyi yolda m�jdeleyen ve k�t� yolun enc�m�ndan m�minleri sak�nd�ran bir insand�r. Ve i�te cih�d�n r�hu da bu hakikatta sakl�d�r. ��te neb�ler bu ulv� vazifeyi yerine getirmek i�in g�nderilmi�lerdir. Ayd�nlatacak, tenv�r edecek, �f�k-� �lemde g�ne� gibi do�up batacaklar, ve b�ylece insanl�k karanl�k y�z� g�rmeyecek. Hakikat�n duyurulmad��� tek vicdan ve hakikata a��lmad�k tek kap� ve tek panjur kalmayacak. Hak ve hakikat her eve girecek ve herkes ondan istifade edecektir:..

Onun i�indir ki, ilk peygamberden son peygambere kadar ge�en devre i�inde ya�ayan ve k�yamete kadar da ya�ayacak olan hemen b�t�n insanlar�n zihninde, d���nce d�nyas�nda bulan�k da olsa bir peygamberlik anlay��� vard�r.Bu anlay���n bir k�s�m h�zmeleri ge�mi�teki peygamberlerin getirdikleri n�rdan kaynaklanmaktad�r. Ger�i iki devre aras�nda ya�ayanlar, ekseriyetle do�ru yoldan kaym�� ve �e�itli sap�k d���nce ve anlay��lara girmi�lerdi; fakat m�essese olarak Peygamberlik ve n�b�vvet m�n�s�n�n girmedi�i ev kalmam��t�. Bug�n, bizim vicdanlar�m�zda, a��k kapal� kendini hissettiren cih�d r�hu ve d���ncesi de onlar�n bu temiz soluklar�n�n tesirinden ba�ka bir �ey de�ildir. ��nk�, ard arda gelen her peygamber, hakk� ne�retme u�runa hayat�n� Allah yoluna vakfetti ve b�y���yle, k�����yle cih�d�n en kusursuz temsilcisi oldu.

Cih�d-� Asgar (K���k cih�d), sadece cephelerde elde edilen bir cih�d �ekli de�ildir. Bu �ekilde bir anlay�� cih�d ufkunu daraltmak olur. Halbuki cih�d�n yelpazesi �arktan garba kadar geni�tir. Bazan bir kelime, bazan bir susma, bazan s�dece y�z�n� ek�itme, bazan bir tebess�m, bazan o meclisten ayr�lma, bazan da meclise s�dece d�hil olma, k�sacas�, yapt��� her i�i Allah i�in yapma sevgi ve �fkeyi O'nun r�zas�na g�re ayarlama, b�t�n�yle bu cih�d�n ��m�l�ne girer. B�yle bir tabandan ba�layarak hay�t�n her sahas�nda, cemiyetin her kesiminde onu iyile�tirme ad�na s�rd�r�len her t�rl� gayret de yine cihad c�mlesindendir. Aile, yak�n ve uzak akraba, kom�u ve belde, derken d�ire d�ire b�t�n d�nyaya uzanan bir hacmiyle yap�lan ve yap�lacak olan cih�d, cih�d-� asgard�r.

Bu cih�d bir m�'n�da madd�dir. M�nev� cepheyi te�kil eden b�y�k cih�d (Cih�d-� Ekber) O da insan�n i� alemiyle, nefsiyle olan cih�d�d�r ki, bunlar�n ikisi birden �f� edildi�i zaman denge korunmu� olur. Aksine, bunlardan biri eksik oldu�u zaman hakikattaki muv�zene bozulmu� olur.

Biz, her �eyi oldu�u gibi, cih�d� da her iki �ekliyle Allah Ras�l�nden ��reniyoruz. Esasen bizler, hen�z siyerin felsefesini yapabilmi� de�iliz. O hakk� ne�retmi� ve bunu yaparken de sistemli bir �ekilde ve k�y�mete kadar tatb�ki m�mk�n sa�lam k�ideler �zerine oturtarak o vazifeyi �f� etmi�tir. E�er meselelere o felsefeyle yakla�acak olursak, Efendimizin hayat-� seniyyelerinde, geli�i g�zel ve kendini zuh�r�t�n ak���na b�rakm�� tek bir hareket dahi g�remeyiz. O bir pl�n ve program adam�yd�. Belki bunlar� g�n�m�z�n insan�n�n anlad��� �ekliyle yaz�p �izip �ematikle�tirmiyordu; fakat hep, daha �nceden haz�rlad��� bir �izgi, bir. sistem �zerinde y�r�yor gibiydi. Zaten bu da O'nun n�b�vvetine delillerden biridir. Ayn� zamanda Allah ahl�k�yla ahl�klanm�� olman�n da en g�zel �rne�idir.

Allah Ras�l� ris�letinin ilk devrelerinde namazlar�n� hep K�be'de k�l�yordu. Bu sadece orada k�l�nan namaz�n faziletinden de�ildi. Belki, bu hareketiyle g�tt��� nice g�yeler vard�. Belki de hak ve hakikat� en m�s�m �ekil ve h�viyetiyle anlatman�n, o g�n i�in tek ��kar yolu buydu.

Gen�lere bir �eyler anlatacakt�. Ne var ki, onlar�n yanlar�na gidip, onlara bir �eyler anlatmak �det� m�mk�n de�ildi. Zira hepsinin gen�lik hevesat�ndan gelen ta�k�n hareketleri oluyordu. E�er Allah Ras�l� onlar�n aras�na kar��acak olsayd�, bir�ok uygunsuz davran��larla kar��la�abilirdi. Onun i�in gidip K�be'de Rabbiyle olan irtibat�n� fiilen g�steriyordu. Gen�lerde, O'nun bu davran��� merak uyand�r�yordu. Gelip ne yapt���n� soruyorlar; O da onlara dav�s�n� anlatma f�rsat� buluyordu. Bundan dolay� Allah Ras�l�, K�be'de namaz k�lmay� tercih ediyordu.

Namaz k�larken �e�itli sald�r�lara u�rad�. Halbuki evinin bir k��esinde namaz k�lm�� olsayd� bunlardan hi�biri ba��na gelmezdi. Demek ki b�t�n s�k�nt�lara ra�men orada namaz k�lmas�n�n bir man�s� vard�. Ka� defa ba��na i�kembe konulmu�, ka� defa sald�r�ya u�ram�� ve �ld�r�lmek istenmi�ti...

Bir defas�nda Ebu, Cehil elinde b�y�k bir ta�la K�be'ye gelmi� ve ne yapmak istedi�ini soranlara "Muhammed secdeye vard���nda bu ta�� ba��na vuracak ve onu �ld�rece�im" demi�ti. Allah Ras�l� secdeye kapand���nda Eb� Cehil elindeki ta�� kald�rm�� ve tam vurmak istedi�i anda elleri havada donup kalm��t�. Bir s�tmal� gibi titriyor ve gittik�e y�z� kire� rengini al�yordu. Etraf�ndakiler ko�u�up ne oldu�unu sordular: "Aram�za deh�etli bir canavar girdi ve neredeyse beni yutacakt�"dedi.

Ba�ka bir seferinde Ukbe b. Eb� Muayt, Allah Ras�l� namaz k�larken gelmi� ve Res�lullah'�n sar���n� boynuna dolay�p s�kmaya ba�lam��t�. Durumdan haberdar olan Hz. Eb� Bekir y�ld�r�m gibi gelmi� ve bu c�niyi Allah Rasul�n�n ba��ndan defetmi� ve ��yle demi�ti: "Rabbim Allah't�r dedi�i i�in bir adam� �ld�rmek mi istiyorsunuz?" Esasen bu, t�rih� bir s�zd�r. As�rlarca �nce, Hz. Mus�'n�n ba��na ����enlere kar��, o devrin inanan bir m�mini de ayn� �eyleri s�ylemi�ti. �yle ki daha sonra Kur'�n-� Ker�m bu �ahs�n s�z�n� �yet olma �erefine erdirmi�tir. Hz. Ebu Bekir �yle g��l� kuvvetli bir insan de�ildi. Ancak �m�n�ndaki kuvvet onu yenilmez bir insan haline getiriyordu.

E�er hus�s� him�ye olmasayd�, Allah Ras�l� namaz�nda ve secdesinde u�rad��� bu sald�r�lar�n birinde �ehid olabilirdi. Fakat Allah O'nu korumay� kendi teminat� alt�na alm��t�. �u kadar var ki, �ki Cihan Serveri K�be'de namaz k�lmak i�in �l�m� g�ze al�yor ve �yle namaz k�l�yordu. Demek ki b�yle hareket etmesinde hay�t� bir �nem vard� ki ad�na ant i�ilen bir hayat, �det� o u�urda istihk�r ediliyordu.

Hz. Ebu Bekir evinin �n�nde yapt�rd��� cumbas�nda y�ksek sesle Kur'�n okuyor ve onun sesini duyanlar etraf�na toplan�p dinliyorlard�. Zamanla dinleyenlerin say�s� o kadar artt� ki, Mekke m��rikleri bu durumdan cidd� rahats�zl�k duymaya ba�lad�lar. O da her t�rl� taarruzu g�ze alarak bu hareketini devam ettirdi. Hatta Hz. Ebu Bekir'i himayesine ald���n� il�n eden ve bir insan olarak takdir eden �bn D���nne, himayesinin devam� i�in Kur'�n okumadan vaz ge�mesini teklif etti.. edince de Hz. Ebu Bekir hayat�n� ortaya atarak her �eye ra�men Kur'�n okumaktan vazge�meyece�ini s�yledi ve m�c�delesine, devam etti. S�z, fiil ve davran��larla cih�d m�mk�n oldu�u s�rece, cih�ddan uzak kalmamak onlar�n yeg�ne prensibiydi. ��nk� biliyor ve inan�yordu ki, ferdin ve cemiyetin hay�tiyeti, ancak cih�d la m�mk�nd�r ve cih�d� terk edenler ��r�y�p koku�maya mahkumdur. Ayn� zamanda Allah'�n him�yesine girme de ancak O'nun dinine omuz vermekle m�mk�n olacakt�r. "Siz Allah'�n dinine yard�m ederseniz Allah da size yard�m eder" man�s�na gelen �yet veya �yetler bu hakikat� if�de etmektedir (Muhammed S�resi, 7).

Evet, siz Allah'�n dinine omuz verirseniz, Allah da size elini uzat�r, size yard�mc� ve destek�i olur; sizi katiyyen kayd�rmaz ve sizi z�yi etmez. E�er hayat�n�zda kaymaktan em�n olmak istiyorsan�z, m�c�dele ve m�c�hede de bulunmay� hay�t�n�za g�ye edinin. Yemeniz-i�meniz, yat�p-kalkman�z ve b�t�n hareketleriniz, hep bu g�yeye hizmet i�in olsun. T�ki cih�d�n en k�����n� olsun yapm�� olas�n�z.

Yine hay�len Mekke'ye d�n�yor ve Efendimiz (sav)'in hareket tarz�n� takip ediyoruz:

�artlar iyice a��rla�m��t�. Baz� M�sl�manlar�n dayanacak t�katleri kalmad���ndan onlara hicret izni verilmi�ti. Demek ki, bu durumda olanlar�n cih�d� hicretti. Zaten bir s�re sonra hicret, cih�d�n kendisi olacak ve bi�t etmek isteyen herkese, ilk �art olarak hicret etmesi s�ylenecekti.

Habe�istan'a yap�lan iki hicretten sonra M�sl�manlar, b�t�n�yle ve en son olarak Med�ne'ye hicret ettiler. Med�ne devrinde ise cih�d ba�ka bir seyir takip etmeye ba�lad�. Art�k, �sl�m Site Devleti'nin temelleri at�lm��t� ve �imdi bu �artlara g�re bir cih�d l�z�md�. Keyfiyette bir de�i�iklik yoktu; b�t�n mesele kemm� durumu �artlara uygun olarak ayarlamaktayd�. Yeri gelince h�z, yeri gelince yava�lama, bazan gaza, bazan da firene basma ve manevra kabiliyetini d�ima zinde tutma... bunlar i�in stratejik y�nleriydi... ve devrin, h�diselerin durumuna g�re de�i�iklik arz etmesi de gayet normaldi...

Cih�da izin verilece�i �na kadar M�sl�manlar fiil� bir m�d�halede bulunam�yorlard�. Bu bir bak�ma, pasif direni� d�nemiydi. Sald�ran hep k�f�r cephesi oluyordu. M�sl�manlar d�ima mazl�m ve ma�d�r ediliyor; fakat, madd� cih�da izin verilmedi�i i�in muk�bele d���n�lm�yordu. Hicretten sonra da bir m�ddet daha b�yle ge�ti. Nihayet cih�da izin veren �yet n�zil oldu. �yet ��yle diyordu:

"Kendileriyle sava��lanlara (m�'minler) zulme u�ram�� olmalar� sebebiyle (sava� konusunda) izin verildi. ��phe yok ki Allah, onlara yard�ma mutlak surette k�dirdir. Onlar, ba�ka de�il, s�rf "Rabbimiz Allah't�r" dedikleri i�in haks�z yere yurtlar�ndan ��kar�lm�� kimselerdir. E�er Allah, bir k�s�m insanlar� di�er bir k�sm� ile defetmeseydi, mutlak surette, i�lerinde Allah'�n ismi bol bol an�lan, manast�rlar, kiliseler, havralar ve mescitler y�k�l�r giderdi. Allah kendisine (kendi dinine) yard�m edenlere muhakkak surette yard�m eder. Hi� ��phesiz Allah g��l�d�r, Azizdir "(Hac S�resi, 39-40).

D�n kendilerine, k�l�� kullanmayacaks�n�z denen insanlar, bug�n k�l�� kullanma izni al�nca �ahland�lar ve bu izni kullanacak zemini sab�rs�zl�kla beklemeye ba�lad�lar.

Bir m�ddet sonra ise, bu bir izin olmadan ��kt� ve emir oldu. Art�k m�'minler k�l��lar�yla cih�d etmeye mecburdular. Bedir'e giderken M�sl�manlar,�det� Cennetten d�vetiye alm�� gibi sevin� ve s�r�r i�inde gidiyorlard�. Sanki biraz sonra canlar� tehlikeye girecek onlar de�ildi. Bu u�urda �lmeyi hepsi de can�na minnet biliyordu. Cih�da �a��r�lan hi� kimse bu d�vete ic�betten geri kalmad�. Sadece m�naf�klard�r ki ordu bozanl�k ediyorlard�.. ve her zamanda �yle yapt�lar. Cepheden ayr�l�p gittiler.. Efendimizi mevzide terk ettiler.. ve bazan da hi� i�tirak etmediler. Onlar, i�te saffete erememi�, g�n�l d�nyas�nda nif�k� yenememi�, arkada�lar� kavga verirken bir kenara �ekilip �ahs� hazlar�n� ya�am�� bir grup sef�l ruh ve bir k�s�m nefsin zeb�nu kimselerdi ki, karakterlerinin gere�ini yerine getiriyorlard�...

Allah Ras�l�'ne y�rekten inanm�� insanlara gelince, onlardan mevziini terk eden tek bir insan bile g�sterilemez. Di�er bir tabirle, cih�d yolunda v�s�l-� ilallah olmu� ve Allah'a ula�m�� olanlardan hi�biri geriye d�nmemi�ti. Geriye d�nenler yoldaki �a�k�nlar, hakikat� idrak edememi� ve r�hunda hakikatla b�t�nle�memi� zavall�lard�.

V�k�a onlar da insand�; her insan �l�m� kerih ve �irkin g�rebilir. Kur'�n-� Ker�m de insandaki bu duyguyu g�rmezlikten gelmemi� ve inananlara ��yle hitap etmi�tir: "Ho�unuza gitmedi�i halde sava� size farz k�l�nd�. Sizin i�in daha hay�rl� oldu�u halde bir �eyi sevmemeniz m�mk�nd�r. Sizin i�in daha k�t� oldu�u h�lde bir �eyi sevmeniz de m�mk�nd�r. Allah bilir, halbuki siz bilmezsiniz " (Bakara, 216).

�nsan tabiat�n�n b�yle olmas�na ra�men m�'minler, kay�ts�z �arts�z Allah Ras�l�'ne boyun e�di ve tesl�m oldular. Onlardaki bu ba�l�l�k Cen�b-� Hakk'�n onlara ard arda l�tuflarda bulunmas�na sebep oldu... Ve zaferler birbirini takip etti.

B�ylece her ge�en g�n m�'minlerin g�c� art�yor ve kazand�klar� zaferler en k�sa zamanda civar kabileler aras�nda da duyuluyordu. M�'minlerin her zaferi onlar� sevindirirken k�firleri de mahz�n ve m�kedder ediyordu. (G�n�m�zde de bu durum de�i�mi� de�ildir.)

Cih�d, birbirine ba�l� zincirin halkalar� gibi devam ediyor. M�'min daima dirli�ini ve dirili�ini cih�d da buluyor. Cihad� b�rakt��� an da �lece�ini biliyor. Evet, m�'min a�a� gibidir; meyve verdi�i s�rece canl�l���n� korur; meyve vermedi�i zaman da kurur gider.

Ne kadar, bedb�n ve karamsar insanlar varsa hepsini tetkik edin, hep kar��n�za, cih�d� terk etmi� insanlar ��kacakt�r. Bunlar Hak ve hakikat� ba�kalar�na anlatmad�klar� i�in, Allah i�lerindeki f�y�z�t� �ekip alm�� ve dolay�s�yla da kapkaranl�k kalm��lard�r. Halbuki ne kadar cih�d eden varsa, a�ku �evk i�indedirler, i�leri apayd�nd�r ve biri, bin yapma gayreti pe�indedirler. Her cih�d onlarda yeni bir cih�d d���ncesi uyar�r ve b�ylece s�lih bir d�ire te�ekk�l eder. Her hay�r ba�ka ve yeni bir hayra ves�le olur. Onlar da hay�rlar i�inde y�zer giderler.. "Amma bizim u�rumuzda cih�d edenleri elbette kendi yollar�m�za eri�tirece�iz. Hi� ��phe yok ki Allah, iyi davrananlarla beraberdir. " (Ankeb�t, 69) �yeti bize bu hakikat� anlatmaktad�r.

Allah'a �e�itli yollar vard�r ve Allah'a giden yollar�n say�s� mahl�kat�n nefesleri adedincedir. Allah i�in cih�d edenleri O, bu yollardan birine mutlak surette hid�yet eder. Ne kadar hay�r yolu varsa onlar�n �n�ne ��kar�r ne kadar �er yol varsa �yle yollardan onlar� korur.

Allah'�n yolu S�r�t-� M�stak�mdir. O yolu bulan bir insan her �eyde orta yolu tutar gider. Gazap da, ak�lda, �ehvette orta yolu tuttu�u gibi, cih�d da ve ib�detlerde de hep orta yolu takib eder. Bu, Allah'�n insan� kendi yoluna hidayet etmesi demektir..

Fedak�rl�k derecesi ne olursa olsun d��a kar�� verilen bu kavga b�t�n�yle Cih�d-� asgara d�hildir. Ancak bunun k���k cih�d olmas� b�y�k cih�da nisbetledir; yoksa cih�d�n k���k hi�bir taraf� yoktur ve kazand�rd��� netice ise pek b�y�kt�r. Nas�l olmas�n ki, bu yolda gazi olup Cennete namzet olma, �eh�d olup berzah hayat�n� dipdiri ge�irme ve her ikisinin sonunda da Allah'�n r�zas�na erme s�z konusudur. Evet b�yle bir neticeyi sonu� veren cih�d nas�l k���k olabilir ki..?

Cih�d-� asgar, dinin emirlerini fi�len yerine getirme ve o mevz�da kendinden bekleneni ed� etmektir. Cih�d-� Ekber ise, onu ihl�sl� ve �uurlu olarak yapma ve d�ima kendi kendiyle kavga i�inde bulunmad�r. Kin, nefret, haset, en�niyet, gurur, kendini be�enme, F�hir, nefs-i emm�re gibi varl���nda ne kadar y�k�c� ve tahrip edici his ve duygu varsa b�t�n�ne birden cih�d ilan etme, hakikaten zor ve �etin bir cih�d d�r ki, buna en b�y�k cih�d denilmi�tir.

�nsan, k���k ve madd� cih�d da bulundu�u zaman �ok kere kendini d���nmeye vakit bulamaz. Bu bir tehlikedir. Bir ikinci tehlike de, insan bu k���k cihad� terk etti�i zaman ba� g�sterir ki o da p�rs�y�p ��r�medir. Bu duruma mar�z kalan bir insan ise, b�t�n k�t� d���nceler taraf�ndan d�rt bir yan� sar�lacak ve manev� hayat� felce u�rayacakt�r. Bu bak�mdan madd� cih�d yapmadan insan�n kendini koruyup kollayabilmesi cidden zordur. ��te zorlardan zor bu duruma i�aret i�in Efendimiz, gaz�d�n d�nerken b�y�k cih�da d�n�ld���n� s�ylemi�tir. Bunun man�s� �udur: �m�n ettik. Cih�d da yapt�k. Gaz� �erefiyle �ereflendik. Belki biraz da ganimet ald�k. Bundan b�yle �zerimize bir rahat ve rehavetin ��kme ihtimali vard�r. Belki baz�lar�n�n i�ine kendini be�enmi�lik gelecektir. Belki de nefs-i emm�re ba�ka yollardan r�ha girip onu ifs�d edecektir. Demek ki, bizi bir s�r� tehlike beklemektedir. Onun i�in bundan sonra verilecek kavga bir �ncekinden daha �etin ve daha b�y�k olacakt�r.

Bu s�z�n muhatab� sah�b�den ziy�de, onlardan sonra gelenler ve bizleriz. Onun i�in bu �l��ye �ok iyi dikkat etmemiz gerekmektedir. E�er bir insan cih�d� b�t�n�yle d��a kar�� yap�lan davran��lara ba�l�yor ve bir i� murakabesinden uzak bulunuyorsa, o tehlike m�nt�kas�na girmi� say�l�r.

Asr-� sa�detin insan�, harp meydanlar�nda kavga verirken arslanlar gibi d�v���r, gece olunca da hepsi birer dervi� kesilir ve sabahlara kadar ib�det ve zikirle Cen�b-� Hakk'a kullukta bulunurlard�. Sanki onlar g�nd�zleri, g�zleri hi�bir �ey g�rmeyen o ceng�verler de�il de bir k��ede inzivaya �ekilmi� zahitlerdi. �� b�yle olunca, madd� cih�d her �ey say�p cih�d-� ekberi g�rmemezlikten gelmek veya cih�d-� ekber diye diye dinin en �nemli bir m�eyyidesini y�k�p onu ruhbanl��a �evirmek onun r�huna h�y�netten ba�ka bir �ey de�ildir. ��te �n�m�zde Allah Ras�l�'n�n b�t�n bir hayat� ve i�te teker teker b�t�n sah�b�..!

Bir muh�rebe gecesinde iki sah�b� n�bet bekliyor. G�nd�z ak�ama kadar k�l�� sallam�� bu insanlar, gece de sabaha kadar n�bet tutacak ve d��man�n muhtemel sald�r�s�n� orduya haber vereceklerdi. Biri di�erine: "Sen istirahat et biraz ben bekleyeyim, sonra da seni kald�r�r�m'; der. �stirahata �ekilen �ekilir, di�eri namaza durur. Bir ara d��man i�i anlar ve ayakta namaz k�lmakta olan bu sahabiyi ok ya�muruna tutar. V�cudu kan revan i�inde kalm��t�r; ancak, o namaz�n� bitirinceye kadar dayan�r. Namazdan sonra yan�ndakini kald�r�r. Arkada�� onun durumunu g�r�nce hayretten dona kal�r. "Ni�in, der birinci ok isabet etti�inde haber vermedin?" Cevap verir: "Namaz k�l�yor ve Kehf s�resini okuyordum. Duydu�um o derin zevki bozmak, buland�rmak istemedim.."

Huzur onu b�yle �epe�evre ku�at�yordu. Sanki o, namazda, Kur'�n okurken bizzat Kur'�n ona n�zil oluyor ve sanki Cibril onun r�huna Kur'�n solukluyor gibi okuyor ve o b�yle bir vecd i�inde iken ba�r�na saplanan oktan ac� dahi duymuyordu. ��te b�y�k ve k���k cih�d� kendinde toplayan insanlar�n durumu ve i�te cih�d ad�na hakikat�n ger�ek y�z�...

Efendimizde, her iki cih�d� da en u� ve ufuk noktada b�t�nle�mi� olarak g�r�yoruz.

O, harp meydanlar�nda bir cesaret �bidesi olurdu. Hatta Hz. Ali gibi �ecaat �rne�i kahramanlar�n itiraf�yla, harp meydan�nda endi�e ve korkuya kap�lan b�t�n sah�b� O'nun arkas�na saklan�r ve kendilerini emniyete al�rlard�. Mesel�, Huneyn'de �yle bir k�kremi�ti ki, at�n�n dizginlerini iki ki�i tutmakta zorlan�yor, O ise durmadan d��man saflar�na do�ru at�n� mahmuzluyordu. Bir taraftan da en g�r sad�s�yla hayk�r�yordu "Ben Peygamberim bunda yalan yok. Ben Abdulmuttalib'in torunuyum bunda yalan yok!"

Bu �ecaat ve kahramanl�k �bidesi �nsan, ibadetlerinde de ayn� �ekilde, �det� bir kulluk �bidesi haline geliyordu. Namaz k�larken, kaynayan bir tencere gibi ses ��k�r�rd�; a�lay�p g�z ya�� d�kt��� zaman O'nu g�r�p dinleyenleri rikkate sevk ederdi. Bazen g�nlerce oru� tutar "savm-� vis�l" yapard�. Bazen sabaha kadar namaz k�lar ve ayaklar� �i�erdi. Hatta Hz. �i�e v�lidemiz,bu teh�l�k� �ok g�rerek, gelmi� ge�mi� g�nahlar� affolan Sen, ni�in bu kadar kendini yoruyorsun? diye sormu�, O da: "Allah'a ��kreden bir kul olmayay�m m�?" cevab�n� vermi�ti.

Bir insan d���n�n ki ma�arada y�lan ve ��yanlara ald�r�� etmeden saklan�yor, tam o esnada m��rikler ma�aran�n kap�s�na kadar geliyorlar ve Hz. Ebu Bekir O'nun nam�na tela�lan�yor; fakat O, hi� ald�r�� etmeden, "Korkma Allah bizimledir" diyebiliyor ve ayn� �ah�s Kur'�n dinlerken �yle rikkate geliyor �yle g�z ya�� d�k�yor ki, nefesi kesilecek gibi oluyordu. Mesel�, �bni Mes�d'a "Bana Kur'an oku" demi�ti. O ise, edep i�inde "Ya Ras�lallah, Kur'�n Sana n�zil olurken ben Sana Kur'�n m� okuyaca��m?" diyor. Ancak, Allah Ras�l� �srar ediyor ve "Ben ba�kas�ndan Kur'�n dinlemeyi severim" buyuruyor. Bunun �zerine �bni Mes�d, Nis� S�resi'nin ba��ndan okumaya ba�l�yor. "Her �mmetten bir ��hid getirdi�imiz ve seni de hepsine ��hid k�ld���m�z o g�n nas�l olacak" (Nis� S�resi, 41) me�lindeki �yete gelince, Allah Ras�l� art�k dayanamaz hale geliyor ve eliyle yeter, yeter, diyor. Gerisini �bni Mes�d'dan dinleyelim: Sustum. D�nd�m bakt�m Allah Ras�l� a�l�yor ve g�z ya�lar� da �a�l�yordu. O bir kalb ve g�n�l insan�yd�. Madd� cih�d da da manev� cih�d da da... O idi ki �mmetini isti�fara te�vik ediyor ve "Ben her g�n yetmi�ten fazla isti�far ediyorum" diyordu.

B�y�k cih�d da muvaffak olan bir insan�n ekseriyet itibariyle, k���k cih�d� da kazanmas� muhakkak ve mukadderdir. Fakat, b�y�k cih�d da kaybeden insan�n k���k cih�d da kazand��� hi� g�r�lmemi�tir. �yleleri, i� ve hizmeti bir kerteye kadar g�t�rseler bile neticeye varmalar� m�mk�n de�ildir.

Hz. �i�e v�lidemiz anlat�yor: "Allah Ras�l� bir gece bana hitaben! "Ya �i�e, dedi, m�s�ade eder misin bu gece Rabbimle beraber olay�m." (O Rabbiyle beraber olmak i�in bile han�m�ndan m�saade isteyecek kadar incelerden ince bir insand�. As�let O'nun damarlar�na i�lemi�ti.)" Ben, Y� Rasulullah, dedim, seninle olmay� isterim; fakat senin istedi�ini dahi �ok isterim."

Sonra, anam�z diyor: "Allah Ras�l� abdest ald� namaza durdu ve uzun s�re "�nne f� halkissem�v�tf ve'l-erd�" �yetini okudu ve sabaha kadar g�z ya�� d�kt�."

Bazan da Allah Ras�l�, han�m�n� uyand�rmamak i�in, hi� sormadan kalkar ve ibadet ederdi. Yine Hz. �i�e v�lidemiz anlat�yor: Bir gece uyand���mda Allah Ras�l�n� yan�mda bulamad�m. Hemen k�skan�l�k damar�m kabard�; acaba di�er han�mlar�ndan birinin yan�na m� gitti, diye d���nd�m,. Yerimden do�rulurken elim, karanl�kta Allah Ras�lu n�n ayaklar�na ili�ti. Bakt�m ki Allah Ras�l� secdeye kapanm�� bir �eyler okuyor. Okudu�u duaya kulak verdim, �unlar� s�yl�yordu: (Me�len) "Allah'�m senin gadab�ndan, �fkenden senin r�zana s���n�yorum. Ukubetinden ba���lamana s���n�yorum. Allah'�m Senden yine Sana s���n�yorum. (Kahr�ndan l�tfuna; cel�linden cem�line; ceber�tiyetinden Rahm�niyet ve Rah�miyetine s���n�yorum.) Sen Seni sena etti�in gibisin. (Ben Seni sena edemem. Senin en b�y�k ��hidin yine Sensin.)" '

��te Allah Ras�l� ve i�te onun i� derinli�i, b�y�k cih�d�! O b�yle olunca, ash�b� daha ba�ka t�rl� olabilir miydi? �b�r tarafta O'nunla beraber olabilmek i�in, burada O'na benzemek gerekir. Sah�b�, tam anlam�yla bunun �uurundad�r. Hatta onlardan baz�lar�, Sevb�n gibi, Allah Ras�l�nden ayr� kalma d���ncesi ak�llar�na geldi�i an, i�tahtan-kesilir ve cidd� rahats�z olurlard�.

Efendimiz bir cih�da ��km��, Sevb�n ise O'nunla bulunamam��t�. Allah Ras�l� d�nd���nde herkes kendisini ziyaret ediyordu. Bunlar aras�nda Sevb�n da vard�. Sararm��, solmu� ve �det� bir i�ne bir iplik k�lm��t�. �efkat Peygamberi sordu: "Sevb�n bu halin ne?" Cevap verdi: "Ya R�s�lallah! Beynimi kemiren bir d���nce varki, i�te o beni bu hallere soktu. Kendi kendime d���nd�m. Ben Allah Ras�l�nden ��. g�nl�k ayr� kalmaya dahi tahamm�l edemiyorum. Ebed� bir �lemde bu ayr�l��a nas�l g�� yetirebilirim? ��nk� O, Allah'�n Ras�l� d�r. Makam� muall�d�r. Girece�i cennet de ona g�re olacakt�r. Halbuki ben s�radan bir insan�m. Cennet'e girmi� dahi olsam, Allah Ras�l�'n�n girece�i Cennet'e girebilmem m�mk�n de�il. Ve O'ndan ebed� ayr� kalaca��m. Bunu d���nd�m ve bu hallere d��t�m."

Allah Ras�l� bu dertli insan�n derdine derman olarak �u �l�ms�z if�desiyle kar��l�k verdi: "Ki�i sevdi�iyle beraberdir." Ki�iyi sevmek ona benzemek ve onun hayat�n� kendine hayat edinmekle olacakt�r. ��te sah�b� bu mevz�da herkesten daha hassast�r.

Hz. �mer b�t�n hayat� boyunca Allah Ras�l�ne, akrabal�k y�n�nden kurbiyet kazanman�n i�tiy�k� i�inde yand� durdu. Hz. F�t�ma'yla bunu yapmak istedi; fakat o Hz. Ali'ye nasip oldu. Ba�ka �are kalmay�nca, Hz. Ali'nin k�z� �mm� G�ls�m'� ald�. B�t�n derdi herhangi bir ba�la Allah Ras�l�'n�n akrabalar� aras�na girmekti. Yoksa isteseydi, Bizans �mparatorunun k�z�n�, hem de isteme zahmetine katlanmadan alacak durumdayd�. Ama O'nun derdi evlenmek de�il, Allah Ras�l� ile bir ba� kurmakt�. ��nk� O, b�t�n soyun sopun, hasebin-nesebin hi�bir i�e yaramayaca�� bir g�n, i�e yarayan bir nisbet, bir haseb ve neseb pe�indeydi.. K�z� Hafsa'y� Allah Ras�l�ne vermek istemesinde yine ayn� dert ve i�tiyak bahis mevz�u idi.

Allah Ras�l�ne olan manev� ba�� zaten �ok kuvvetliydi. Kim bilir ka� defa, �ki Cihan G�ne�i onu elinden tutmu�, "Burada da �hirette de hep b�yle olaca��z" demi�ti. Ancak O, bir de madd� ba��n� tahkim etmek istiyordu. ��te bu d���nceyle kendi k�z�n� Allah Ras�l�ne vermi� ve Allah Ras�l�n�n de k�z torununu alm��t�. Hatta b�yle bir m�n�sebette muvaffakiyet, o koca �mer'i �ocuklar gibi sevindirmi�ti...

bir g�n k�z� Hafsa v�lidemiz kendisine, "Babac���m, d��tan gelen devlet el�ileri oluyor. Ve d�ima yeni yeni heyetler kabul ediyor, g�r���yorsun. �zerindeki elbiseyi yenilesen daha iyi olmaz m�?" diyor.

Hz. �mer k�z�ndan bu s�zleri duyunca beyninden vurulmu�a d�n�yor. Allah Ras�l�n� ve Hz.Ebu Bekir'i kastederek, "Ben bu iki dosttan nas�l ayr� kalabilirim. Vallahi d�nyada onlar gibi ya�amal�y�m ki, �hirette onlarla beraber olabileyim" cevab�n� veriyor.

Biz buna, b�y�k cih�d veya manev� cih�d diyoruz. Allah Rasul�n�n ve sah�b�nin yolu budur. Onlar Cen�b-� Hakk'la s�k� bir irtibat i�inde hayat s�rd�rd�ler. Onlar�n zikir ve ib�detleri o kadar �oktu ki, onlar� g�renler ib�detten ba�ka hi�bir �ey yapm�yorlar zannederlerdi. Halbuki durum tamamen aksineydi ve onlar hayat� bir b�t�n olarak ya��yorlard�...

Onlar �deta ihl�s�n �z� ve h�l�sas� haline gelmi�lerdi. Yapt�klar� her i�i Allah r�zas� �l��s�nde yap�yorlard�. Onlar�n her i�lerinde bir i� derinli�i ve i� mur�kabesi vard�. ��te yine, kar��m�zda bir ihl�s �bidesi olan �mer: Hutbe esnas�nda bir ara, hi� m�n�sebet yokken mevz�u de�i�tirir: "Ya �mer, der, daha d�n baban. Hattab'�n develerini g�den bir �oband�n Hutbeden iner. Sorarlar: Durup dururken bunu s�ylemeye sevk eden neydi? Cevap verir: Akl�ma halife oldu�um geldi..."Ba�ka bir g�n, s�rt�nda bir �uval dola��yordu. Ni�in b�yle dola�t���n� soranlara, cevab� yine ayn� oluyordu: "��imde bir gurur hissettim ve onu �ld�reyim dedim.. "

�mer b. Abd�laziz, bir dostuna mektup yazar. Mektup �ok edebi yaz�lm��t�r. Kalkar, mektubu y�rtar. Sebebini soranlara: "��imde bir gurur hissettim, onun i�in mektubu y�rtt�m" der.

R�hen olgunlu�a ermi�, r�huyla b�t�nle�mi�, p�kla�m�� bu temiz kimselerin cih�d� Allah r�zas� i�in olaca��ndan semereli olur. Halbuki kendi i� meselelerini halledememi�, riy�dan, ucubtan, gurur ve kibirden kendini kurtaramam��, sa�da solda �al�m satmak i�in i� g�ren insanlar�n cih�d ad�na yapt�klar� �eyler ise b�y�k �l��de y�k�m olacakt�r. B�ylelerin, bir devrede belli bir seviyeye kadar ula�malar� m�mk�nd�r; ancak neticeye varmalar�, �zerine basa basa if�de ediyorum, m�mk�n de�ildir.

B�y�k ve k���k cih�d� bir arada m�t�l�a eden �yet ve had�sler vard�r. Bunlardan biri de "En-Nasr" s�residir. Bu k�sa s�rede me�len ��yle denmektedir: "Allah'�n yard�m� ve zaferi gelip de insanlar�n b�l�k b�l�k Allah'�n dinine girmekte olduklar�n� g�rd���n vakit, Rabbine hamdederek O'nu tesbih eyle ve O'ndan ma�firet dile, ��nk� o tevbeleri fazlaca kabul edendir."

Allah'�n yard�m� ve fethi geldi�i zaman m�'minler fev� fev�, b�l�k b�l�k �sl�m'a girecek ve deh�let edecekler. '�ylede oldu. Madd� cihad, "cih�d-� asgar"emr-i bil-ma'r�f nehy-i an'il-m�nker, Hakk'�n anlat�lmas� sayesinde engeller bertaraf edildi ve insanlar �sl�m dinine girmeye ba�lad�lar.

Bu duruma gelindi�inde, Cenab-� Hakk'�n emri �u oluyor: "Rabbini tesb�h ve takd�s et'.' ��nk� b�t�n bu olanlar bir taraftan Rabb'inin sana bir ihsan�d�r, di�er taraftan da b�t�n bunlar� yapan ve yaratan Allah't�r. ��te bunlar� d���n ve Rabb'ini tesb�h ve takd�s et!

Debdebe ve ihti�am i�inde kazan�lan bu muzafferiyetlerin yan�nda insan kendi i� d�nyas�nda nefsine kar�� da bir zafer kazanmal� ki, cih�d tamamlanm�� ve cih�d hakikat� b�t�nle�mi� olsun. Bu �izgide Hz. �i�e v�lidemiz bize �unu naklediyor: Bu s�re n�zil olduktan sonra Allah Ras�l� durmadan "S�bh�neke Allah�mme inn� esta�fir�ke ve et�bu ileyke" du�s�n� okurdu.

Efendimiz (sav) bir hadislerinde yine bu iki cih�d� bir arada zikreder: "�ki g�z vard�r ki Cehennem ate�i g�rmez: Harp meydanlar� ve cephelerde n�bet tutan askerin g�z� ve bir de Allah korkusundan a�layan g�z."

S�n�r boylar�nda veya harp meydanlar�nda, en tehlikeli anlarda n�bet tutarak uykuyu terk eden insan�n cih�d� madd� cihad d�r. Bu cih�d� yapan insan�n g�z� cehennem ate�ine maruz kalmayacakt�r. Bir de manev� ve b�y�k cihad� yerine getiren g�z vard�r ki, o da Allah korkusundan a�layan g�zd�r. Evet,bu iki g�z de Cehennemi ve O'nun azab�n� g�rmeyecektir.

Memeden ��kan s�t�n tekrar geriye d�nmesi nas�l muhal ise, Allah korkusundan a�layan g�z�n Cehenneme girmesi o derece muhaldir. Allah yolunda �st� ba�� toz toprak i�inde kalan bir insan�n durumu da bundan farkl� de�ildir. ��nk� Allah Ras�l�, bu toz ve topra��n cehennem ate�iyle asla bir araya gelmeyece�i mevz�unda bir �ok bey�nda bulunmu�lard�r.

Allah korkusuyla �rperip a�layan g�z; d��man�n gelece�i yerleri g�zetleyen, n�bet bekleyen, r�b�ta yapan, memleketin ba��na gelecek fel�ketler kar��s�nda g��s�n� siper eden, m�esseseler kuran, ya�atma zevkiyle ya�ama hazz�ndan uzak kalan insanlar�n g�zleri cehennem ate�i g�rmeyecektir.

Bu itibarlad�r ki, sadece meseleyi, sa�da-solda diyalektik yap�p, millete bir �ey anlatma �eklinde cih�d yap�yorum zannedenler, anlatt�klar�n� ne �l��de tatb�k ettiklerini kontrol etmeyenler, sadece vakit �ld�r�yor ve bir de kendilerini aldat�yorlar, demektir. ��lerini zabt u rabt alt�na alamam��, riy�n�n burnunu k�ramam��, fahri ayaklar alt�na al�p ezememi�, ba�kalar�na i� buyurmay� ve g�steri� yapmay� omuzlar�ndan silkip atamam�� insanlar�n yapt��� d�� m�d�haleler huzursuzluk kayna�� ve g�r�lt�den ba�ka hi�bir yarar� olmayacakt� meseleyi yaln�z manev� cih�d �eklinde ele alan ve kendi kavgam� vermeden ba�kalar�yla u�ra�mam do�ru olmaz deyip, bir k��eye �ekilenler, �ekilip nefsine derece kazand�rmay� her �eyin �st�nde g�renler ve d��a kar�� verilen kavgaya i�tirak etmeyenler, bunlar da en hafif if�deyle �sl�m'� yogile�tirme gayretine d��m��ler, demektir. Bunlar�n baz�lar�nda da ��yle bir d���nce h�kimdir: Koyunu kendi aya��ndan, ke�iyi de yine kendi aya��ndan asarlar. Nefsini kurtaramayan ba�kas�n� da kurtaramaz. �yleyse insan �nce kendini kurtarmaya bakmal�...

Evvel� b�yle d���nen kimseler bakmal�d�rlar ki bir insan, kendini kurtard���n� zannetti�i g�n girdaplar�n en i�inden ��k�lmaz�na kendini kapt�rm�� say�l�r. Asl�nda, kim kendini kurtard���n� s�yleyebilir ki? Kur'�n "Yak�n sana gelinceye kadar Rabbine kulluk et" (Hicr S�resi, 15/99) demektedir. Yani perde a��l�p sana �b�r �lemden art�k buyur, deninceye kadar, kulluk man�s�na d�hil hi�bir f�lden uzak kalamazs�n. �nsan �mr�n�n son nefesini verinceye kadar kullukla m�kelleftir.

Durum b�yle olunca, insan�n kendini kurtard���n� s�ylemesi nas�l m�mk�n olabilir ki..! Halbuki onun m�kellefiyetleri devam etmektedir. �yleyse insan�n nefsiyle cedelle�mesi.. i�indeki fen� huylarla yaka pa�a olmas� ve kendini �sl�ha �al��mas� hayat�n�n sonuna kadar devam edecektir.

Biz havf ve korku a��rl�kl� bir hayat ya�amak mecburiyetindeyiz. Neticeden em�n olma hi�bir m�mine yak��maz. �mitsizlik de ayn� �ekilde m�'min s�fat� olamaz. Ancak havf taraf� a��r basmal�d�r. Hz. �mer gibi bir insan bile son anlar�n� ya�arken endi�e i�indeydi. Ancak �bn-i Abbas'�n �eh�deti kabul etmesi ve �hirette senin iyi bir insan oldu�una ben ��hidim, demesi bir man�da,onu bu endi�eden kurtar�yordu. Nas�l olmas�n ki "Rabbinin azametinden korkana Cen�b-� Hakk iki Cennet vadetmektedir." (Rahman, 46) diyordu...

Durum b�yle olunca, �m�r boyu cehd ve gayret isteyen bir meseleyi, cih�da m�ni bir engel gibi de�erlendirme ne derece yanl��t�r ve bu iyice d���n�lmesi gereken bir husustur.

Netice olarak, mevz�u ��yle h�l�sa etmek m�mk�nd�r:

K���k ve b�y�k cih�d, teker teker ele al�nd���nda, birisinde sadece lafazanl�k, diyalektik ve anar�i, di�erinde ise, mistiklik, miskinlik, tembellik ve uyu�ukluk vard�r. Hakiki cih�d ise her ikisini birle�tirmekle olur ki, Allah Rasul�n�n ve sah�benin cih�d anlay��� da budur.

�sl�m'�n yeti�tirdi�i b�y�k ve hakiki m�r�itlerde de hep b�yle bir cih�d �uuru g�rmekteyiz. Onlardan hi� biri, cih�d� tek y�nl� ele almam��lard�r. Demir parmakl�klar arkas�nda bile hakk� ne�retme gayretinden bir an uzakla�mam�� ve gecelerini de g�nd�zleri kadar ayd�nl�k ge�irmi�lerdir. Rableriyle olan m�nasebetlerini de asla gev�etmemi�,hizmetlerinin �ap� ne derece geni� olursa olsun kalb d�iresini ihm�le u�ratmam��lard�r. Bu s�yede duyduklar� her �ey,onlarda yeni bir im�n pete�inin olu�mas�na ves�le olmu�; b�ylece ihs�n �uuruyla ya�am��; kendilerini her an Cen�b-� Hakk'�n mur�kabesinde hissetmi� ve bu amelleriyle Rab'lerine o derece kurbiyet ve yak�nl�k kazanm��lard�r ki, Rabb, onlar�n g�ren g�z� ve tutan eli olmu� ve b�ylece birleri bereketlenip binlere ula�m��t�r.

G�n�m�z�n insan�. Cen�b-� Hakk'� ho�nut edecek bir cihad yapmak istiyorsa -ki �yle yapmas� laz�md�r- ba�kalar�na hak ve hakikat� anlatman�n, ne�retmenin yan� ba��nda, kendisini ve arzular�n� da kontrol alt�na at�p, ciddi bir i� murakabesine ge�melidir. Yoksa, kendi kendini aldatma ihtim�li, �ok kuvvetlidir ve yapt��� �eylerin de ne kendine ne de ba�kalar�na yarar� olmayacakt�r.

Cih�d eri, Allah'� her �eye tercih edecek �ekilde, ihl�sl�, samimi, y�rekten ve g�n�l insan� olmal�d�r. O zaman verilen m�c�dele faydal� olacakt�r. O, ba�kalar�na kar�� felsefe yap�p onlar�n kafalar�na faydal� faydas�z bir s�r� m�l�mat y���n� aktarma yerine; kalb ve kafalara, m�mk�n oldu�unca, samimiyet, h�sn�niyet, i�tenlik ve g�n�l adam� olma �uurunu yerle�tirmeye �al��mal�d�r.

Cih�d, bir i� ve d�� fetih dengesidir. Onda hem erme hem de erdirme s�z konusudur. �nsan�n �z�ne ermesi, bu,b�y�k cihad d�r. Ba�kalar�n� erdirmesi bu da k���k cihad d�r. Bunun biri di�erinden ayr�ld��� s�rece, cihad, cih�d olmaktan ��kar. Birinden miskinlik di�erinden anar�i do�ar. Halbuki biz Muhammed� bir ruhun do�mas�n� bekliyoruz. Bu da her meselede oldu�u gibi bu meselede de, Allah Rasul�ne ittiba ve uymakla m�mk�n olacakt�r.

Ne mutlu onlara ki, kendi kurtulu�lar� kadar ba�kalar�n�n kurtulu�lar� i�in de yol ararlar. Ve yine ne mutlu onlara ki, ba�kalar�n� kurtaral�m derken, kendilerini unutmazlar!.