Bat�n�n �zerimizde oynad��� siyas� ve ekonomik oyunlar b�t�n ��plakl��� ve �irkinli�iyle ortadad�r. G�ndemi onlar haz�rlamakta ve �sl�m �lemine de sadece bu g�ndemi yerine getirme vazifesi d��mektedir. Bu durumdan kurtulabilmemizin �are ve metodu sizce nedir?

Bat�, bir d���nce ve bir sistemin ad�d�r. O, yer ve zemin bildiren bir co�r�f� s�n�r de�ildir. Nitekim bug�n, do�u denince, insan�n akl�na belli bir yer ve mekandan daha ziyade, �sl�m �lemi gelmektedir. �yleyse biz, �sl�m� d���ncenin d���nda kalan b�t�n sistem ve d���nce �ekillerine ayn� ismi veriyor ve ona bat� d���ncesi veya do�rudan do�ruya bat� diyoruz. Bizce, co�raf� do�u ve bat�n�n �nemi yoktur. Bize g�re izaf� olarak do�u say�lan Rusya veya �in-i ma�in ger�ekte bat�d�r ve bunlar�n hayat�na h�kim sistemler de bat� sistemleridir. B�t�n bu sistemlerde, kuvvet esas, menfaat g�ye, ya�amak en �nemli mes'ele ve �st�nl�k de en birinci hedefdir. Bu i'tibarla, g�n�m�zde b�t�n b�t�l ak�m ve b�t�l sistemlere, bat� sistemleri, nazar�yla bak�labilir. Zaten Allah Ras�l� de, �sl�m'� bir millet, k�fr� de ayr� bir millet olarak kabul etmektedir.

Bat�n�n ve bat�l�n�n bize bak��� hi� bir zaman de�i�memi�tir. De�i�en isimler ve devletlerdir. D�n kuvvetli olan baz� bat� devletleri bug�n eski g��lerini koruyamad�klar�ndan sahneden �ekilmi� ve siyasi ipler muvakkaten iki s�per g�c�n eline ge�mi�tir.

Asl�nda ne Rusya'n�n ne de Amerika'n�n bize bak���nda bir fark yoktur. D�� g�r�n�� itibariyle biri kapitalist di�eri de kom�nist sistemin �nc�l���n� yapsalar bile, bu iki sistem de bir g�bek �tede koyu maddecili�e dayand���ndan, aralar�nda �nemli bir fark yoktur. Hatta, hi� fark yoktur dememiz daha yerinde bir tabir olacakt�r. Ne var ki, biri dine ve d�n� d���nceye kar�� biraz daha toleransl�d�r ve bu y�n�yle di�erinden daha az dezavantajl� say�l�r. Buradaki if�deyi bilerek ve isteyerek kullan�yorum. Hi�birinde bizim i�in fayda ve avantaj yoktur; tercih ettirici tek sebep hangisinin daha az zararl� olaca�� hususudur. Zaten bug�n Rusya'da da d�n� a��dan ��z�lmeler ba�lam��t�r (1). Ard arda verilen tavizler bunun en a��k �ahitleridir. Belki de bir g�n o, Amerika ile aras�ndaki bu farkl�l��� tamamen s�f�rlayacak ve b�ylece bize olan d��manl��� da Amerika'yla ayn� seviyede olacakt�r. Ama �srarla s�yl�yoruz ki her ikisi de bizim aman bilmez d��manlar�m�zd�r.

Biz, daima bat�n�n zulm�ne maruz kald�k. �nce Avrupal�lardan �ekiyorduk, daha sonra i�tima� yap�lanmada de�i�iklikler oldu ve Avrupan�n yerini k�smen Rusya, k�smen de Amerika ald�. Yukar�da da s�yledi�im gibi, bunlar�n ikisinin de dayand��� sistem materyalist felsefedir. Onlar i�in di�er mes'elelerin hepsi ikinci ve ���nc� derecede ve tali mes'elelerdir. Mesel� Amerika'da din sadece k���k bir �nitedir. Rusya'da buna verilen yer ise daha azd�r. Her ikisinde de idare-i maslahat nev'inden bir k�s�m dindarlar�n din� d���ncesine, ge�ici olarak g�z yumulmaktad�r. O da devlet tekeli ve felsefesi i�inde eritilmekte, t�ketilmekte ve yok edilmeye �al���lmaktad�r. Materyalist sistem �zerine kurulan d�nyan�n di�er devletlerinde de durum bundan farkl� de�ildir.

�sl�m �lemi as�rlar�n ma�duru ve mazlumudur. Avrupal�, ha�l� seferleriyle i�g�l, istil� ve m�stemlekecilik d���ncesini birinci D�nya sava��na kadar s�rd�rd�.. �imdi de so�uk harp �eklinde ayn� kavgay� devam ettirmektedir. Yoksa, �talyanlar�n Libya'da; �ngilizlerin M�s�r ve Pakistan'da; ve b�t�n bat� zihniyetinin Osmanl� topraklar�nda ne i�leri vard�?! Bunlar gittikleri yerleri m�stemlekecilik ruhuyla kemirmi� ve ayr�l�rken de oralarda zihniyetlerine ait bir s�r� er�cif b�rak�p �yle ayr�lm��lard�r.

Bu mes'ele sadece Cumhuriyet tarihiyle kay�tl� de�ildir. Sultan Abd�laziz d�neminde de, Abd�lhamid d�neminde de bug�nk� tahakk�m aynen vard�. Onun i�indir ki, Abd�laziz, donanmas�n� Hali�'te ��r�meye terkediyor, hem de Ruslarla amans�z bir kavgaya tutu�an ve k�rk y�l bu kavgas�n�, azminden hi�bir �ey kaybetmeksizin s�rd�ren �eyh �amil'e yard�m g�nderemiyordu. �eyh �amil tam k�rk sene ve �mit dolu g�zlerle Osmanl�ya bakt� durdu; ama bekledi�i yard�m ona hi� bir zaman ula�mad� ve ula�mayacakt� da.. zira, z�hiren g��l� bir donanmam�z vard� ama; bu donanma d�vel-i muazzaman�n (2) bask�lar�yla Karadeniz'e a��lam�yordu. Onun i�indir ki, h�l� o y�renin insan�nda Osmanl�'ya kar�� bir k�rg�nl�k vard�r. Osmanl�'dan g�rd�kleri vefas�zl�k onlar�n kalbinde, onulmaz bir yara a�m��t�r; ve o yara zaman zaman kanamaktad�r.

Merhum �eyh ��mil'in torunu Said �amil'le Medine'de g�r��t���mde, Devlet-i �liyye'ye kar��, kapal� da olsa, ayn� buruklu�u onda da hissetmi�tim.

Elbette ki mes'ele, hi� de onlar�n zannetti�i gibi de�ildi. Bir kere, Osmanl� donanmas�n�n kalk�p oradan hareket etmesine imk�n yoktu. E�er o g�n donanma oradan hareket etmi� olsayd�; zaten �zerimize �ullanmak i�in a� kurtlar gibi bekleyen bat�l�lar, sald�rmalar�n� o g�n ba�latacak ve cihan harbiyle ba��m�za a�t�klar� gaileleri o g�n ba��m�za a�acaklard�. Yani, o g�n �eyh ��mil'in sadece Ruslarla �arp��mas�na mukabil, Osmanl�n�n; hem de zay�f �n�nda, b�t�n d�nya ile �arp��mas� gerekecekti... Nitekim, Abd�laziz ve Abd�lhamid'in g�tt�kleri d�hiyane siyasetle bu mus�betin �n� bir m�ddet daha al�nm��t�. �ayet, daha sonraki mirasyedi �apul�ular�n, kimisinin hiyanet kimisinin de gafletleri olmasayd�, belki de onlar�n g�tt��� politika sonuna kadar devam edecek ve Cihan harbinin tek galibi biz olacakt�k. Ne var ki, her devirde oldu�u gibi, o devrede de bir k�s�m ne dedi�ini ve ne istedi�ini bilmeyen insanlar�n h�rslar� o B�y�k Cihan Devletinin y�k�lmas�na sebep oldu. O devrede �eyh �amil'e yard�m g�nderilemeyi�ini, bir vefas�zl�ktan �ok, �sl�m �lemine gelmesi muhtemel �ok daha korkun� "Bat� sald�r�s�n� �nleme �aresi" olarak de�erlendirmek, herhalde en salim ve en do�ru karar olacakt�r.

Bat�n�n bizi tan�mas� oryantalistler vas�tas�ylad�r. Onlar bizi nas�l tan�t�rsa, bat� bizi �yle tan�r. Gidin bir Amerikal�n�n ruhunun analizini yap�n ve M�sl�manlar hakk�ndaki kanaat�n� ��renmeye �al���n. Kar��la�aca��n�z tablo �a��rt�c� olacak ve hi� de bizler hakk�nda iyimser olmad�klar�n� g�receksiniz. Bat�, bizi ara�t�rma ihtiyac�n� duymadan, kendi kanaat�n�n mahbesine hapsetmi�tir: Onlara g�re biz din ile uzaktan yak�ndan al�kas� olmayan dinsizleriz. Tabi� ki dini bizim, dinden anlad���m�z man�da s�yl�yorum. Yoksa onlara g�re bizim de bir dinimiz vard�r; fakat bu din tamamen be�er�dir ve bedevi insanlar� idare edebilmek i�in uydurulmu�tur (H���). Evet, bat�n�n bizim hakk�m�zdaki kanaat�, �teden beri budur ve bu g�n de ayn� kanaat devam etmektedir. D�n yazd��� bir kitapta, hi� y�z� k�zarmadan, M�sl�man kan� i�ti�ini ve �ok da lezzetli oldu�unu s�yleyen ve yanl��l�kla kendisine Arslan lakab� verilen, esas�nda -ter-biyem m�saade etmedi�i i�in- ne y�rekli oldu�unu s�yleyemeyece�im Ri�ar'�n sadist zihniyetiyle, bug�nk� bat�l�n�n zihniyeti aras�nda hi� bir fark yoktur.

Ve i�te biz bug�n siyas� platformda b�yle zihniyetlerin tasallut ve tahakk�m� alt�nda bulunuyoruz. Ve bu ac� realiteyi g�rmemezlikten gelip ink�r etmek de bence faydal� de�ildir. Emperyalist g��lerin bizi �epe�evre sard��� bir d�nemde ya��yoruz. B�yle bir d�nemde, elbette bize, kendi k�lt�r, mefahir ve mill� �ahsiyetimizden bahsettirmeyeceklerdir. Bir de, i�imizde tenas�h g�rm�� onlar�n ruhlar� dola��p duruyorsa, kolayl�kla yapacaklar� bu i�i niye yapmas�nlar ki..? Y�z i�mizazlar�m�z, sadece ezikli�imizi ele veriyor. Kar�� cepheden insan� davran�� beklemek beyhudedir ve hay�lperestli�e d��menin de hi�bir anlam� yoktur. Evet, k�yamete kadar onlardan insan� bir tav�r g�rmemiz m�mk�n de�ildir. Bu mevz�da mazi istikb�lin tam aynas�d�r. Onlardan g�rece�imiz muamele, hi� bir y�n�yle mazidekinden farkl� olmayacakt�r. Onlar kuvvetli oldu�u m�ddet�e bizi ezmek isteyecekler; kuvvet yer de�i�tirip bize ge�ti�inde de, d�n� hemen unutup, yine at�m�z�n �zengisini �pmeyi kendilerine �eref bildiklerini ilan edeceklerdir. ��nk� makyavelist d���nce onlara sadece bunu ��retmektedir..

Ancak, itiraf edelim ki, Kanuni devrini ya�am�yoruz.Hatta hasta adam dedikleri devri bile ya�am�yoruz. O devir ki, Paris'te Volter'in, Efendimiz (sav)'e dil uzatan piyesi oynanmak istendi�inde, Abd�lhamid'in g�nderdi�i k���k bir �lt�matom, bu piyesin sahneden �ekilmesine yetiyordu. Evet, bug�n, o devir kadar dahi haysiyetimizin varoldu�u s�ylenemez.

K�stebek deli�inde y�r�t�lmeye mahkum edilmi�iz. �u g�nlerde saray�m�z� bunun i�inde kuracak, d���ncelerimizi orada kristalle�tirecek ve farelerin aras�nda bulunmam�za ra�men insanca ya�ama kavgas�n� verece�iz..

Bug�n kar��m�zda, zay�f ve g��s�zleri ezip s�m�rmek i�in, her t�rl� hileyi, oyunu, aldatmay�, m�bah sayan �yle u�ursuz bir d�nya var ki, bu d�nya ile yi�it�e ve g���s g���se hesapla�mam�z m�mk�n de�ildir. Tenas�b� illiyet prensibine g�re kuvvetler aras�nda dengenin bulunmad��� zamanlarda, teknik davranmada zaruret vard�r. Biz �imdi, bizim d���m�zda m�d�halelerle a��l�p kapanma aras�nda, bize ra�men y�r�yen merdivenlerde yol alma durumunday�z. Kap�lar�n a��l�p kapanmas�n� de�erlendirip �yle y�r�yecek, merdivenlerin inip-��k���yla �arp��mayacak.. ba�ka maksatlar i�in harcanan enerjiden kendi hesab�m�za yararlanmas�n� bilecek.. b�yle s�rla d�nen kap�lar, s�rla i�leyen elektrikli merdivenlerde y�r�rken, ad�m�m�z� att���m�z yeri bilecek ve kendi kendimizi yok yere bitirip t�ketmeyece�iz.

Onlar�n kurdu�u bu d�zen i�inde kendimiz olarak y�r�memiz �ok zordur. Ama, y�r�meyi de b�t�n b�t�n terkedemeyece�imize g�re, bir durum ayarlamas� yapma zar�reti vard�r. Mes'elelere objektif bakmayanlar, buna taviz deseler bile, biz ona ifadeleri ebed kadar taze ve yeni olan �l�h� kel�mdan m�lhem "Telattuf" diyece�iz.

G�n�m�zde hakikata sahip ��kan nesiller, �ok hassas bir durumda bulunuyorlar. Kendilerine �ok nazik vazifeler d��mektedir. Evet, bu noktada sa� duyu sahibi b�t�n insanlar�n dikkat etmesi gereken bir k�s�m hususlar vard�r ki, ihmale asl� tahamm�l� yoktur. Aksine, faturas�n� b�t�n bir milletin, hatta b�t�n �sl�m �leminin �demesi gibi b�y�k bir risk de bahis mevz�dur. Bug�nk� h�limizden bizi ancak bu prensip ve d�sturlar� prati�e d�kmemiz kurtaracak ve arzu etti�imiz hedefe de bu sayede ula�mam�z m�mk�n olacakt�r.

Kuvvetler aras�nda bir denge oldu�u zaman, ringe ��kma ve rakiple yaka pa�a olup hesapla�ma makul olabilir. Fakat hen�z b�yle bir denge mevcud de�ilse; yani, bir tarafta silahs�z g��ler, zay�f birlik ve topluluklar; beri tarafta s�rt�n� d�nya milletlerine dayam�� sistemli ve mekanize edilmi� g��ler s�z konusu ise, b�yle bir durumda a��ktan m�cadele hezimet, yenilgi ve da��lma demektir ki, mill� d���nce ad�na tam bir fel�ket say�l�r. Zira, bozguna u�ram�� bir g�c� tekrar bir araya getirip toplamak yeni bir g�� dengesi kurmaktan �ok daha zordur.

Aleyhissal�t� vessel�m Efendimiz (sav) haysiyet ve �ereflerin en b�y���n� ta��yordu. Buna ra�men kendisine yap�lan her t�rl� k�stahl�k ve hakareti s�neye �ekiyor.. ve ilk g�nlerde m�c�delesini a��ktan bir kavga �ekline getirmekden fevkal�de sak�n�yordu. O'nun bu takti�ini anlayamad�klar�ndan �t�r� baz� sah�bi Efendilerimiz (r.a.) M�sl�manlar�n say�s� k�rka b�li� olunca hemen ��k�p a��ktan m�c�dele etme yoluna girdiler. K�be'ye gidip, inand�klar� y�ce hakikatlar� orada hayk�r�yor tabii her defas�nda da yedikleri sille ve tokatlarla kan revan i�inde kal�yorlard�.

Elbette onlar bunu, din� gayretlerinden yap�yorlard�; ancak bu hareket, M�sl�manl��a hizmet ad�na �artlar�n� a��rla�t�r�yor ve manevra kabiliyetlerini g�n ge�tik�e daralt�yordu. Evet, g�n ge�tik�e hava a��rla�t�.. ve Mekke'de M�sl�manlar�n ya�amas� �deta imk�ns�z h�le geldi. Onun i�in de hicret etme mecburiyeti h�s�l oldu. Ve o g�n i�in m�c�deleyi a��ktan s�rd�rmeyi bir metod olarak kabul edenler de anlad�lar ki, kuvvetler aras�nda bir denge olmadan �ahs� kuvvet ve cesaretle bir yere varmak m�mk�n de�ildir..

Kur'�n bize bu mevz�da yol ��retiyor. K�firler kar��s�nda a��ktan m�c�dele verme g�c�n� elde edememi� olanlar, �arj olma, ruhda derinle�me, �sl�m� duygu ve d���nceleri evvel� kendi s�nelerine birer ilham olarak doldurma, sonra da onu g�t�r�p ba�kalar�n�n s�nelerine bo�altmada t�pk� Ash�b-� Kehf gibi davranmak zorundad�rlar: Onlar, �nce bir ma�araya �ekildiler ve orada belli bir s�re kald�lar. Sonra ma'nev� bir g�� ve kuvvetle ortaya ��kt�lar.. ��kt�klar� zaman da yine birbirlerine "telattuf" etmeyi tavsiye ettiler.

Esasen, telattuf kelimesinin k�k�yle al�kal� kelimeler de bu prensibin ana kaidelerini if�de eder mahiyettedir. L�t�fk�r ve lat�fane hareket etmek diyebilece�imiz bu d�stur, hareketlerini Kur'�n'a uydurmak durumunda olanlar i�in vaz ge�ilemez bir umde ve bir esasd�r.

Lat�f, Esma-i H�sn�dand�r. Yani Cen�b-� Hakk (c.c.)'�n y�ce isimlerinden biridir ve Kur'�n'da da zikredilmektedir. Bu ismin �erhinde bilhassa Fahreddin Raz� ve �mam Ku�eyr� �ok �nemli hakikatlar anlat�rlar.

Allah (c.c.) Lat�ftir. O, l�t�flar�n� insanlar�n i�ine, onlara hi� hissettirmeden ak�t�verir. �nsanlar hissetmezler; ama, onlar� �l�h� esintiler sessiz sessiz sar�vermi�tir. Bazen �ok c�z� bir h�diseyle, i�inizin ayd�nland���n� g�r�rs�n�z; halbuki tenas�b� illiye prensibiyle mes'eleye baksan�z, yapt���n�z o c�z� �eyle elde etti�iniz b�y�k l�t�f aras�nda bir m�nasebet kuramazs�n�z. Bir di�er zaviyeden Lat�f ismi, �l�h� tecellilerin, akdes feyizlerin bilmedi�imiz bir noktadan gelip, bizim ruhumuzu sarmas� demektir. B�ylece insan �man ad�na birden bire bir in�irah ve inbisat hissetmeye ba�lar. Art�k, �man onun i�in en zevkli bir keyfiyet, k�f�r ise, y�lan ve �iyan�n kuca��na d��mek gibi en kerih ve �irkin bir duygu haline gelir.

��te, bu man�da telattuf, yap�lan hareket kime kar�� yap�l�yorsa, tavr�m�z onlar taraf�ndan hi� hissedilmeden ve sezdirilmeden yap�lmas�d�r ki, bunu gidip, hedefi vurma ve yara almadan da d�nme, gibi bir if�deyle arzetmemiz de m�mk�nd�r.

Yemliha, �ehre gidecek olan arkada�lar�na, telattufu emrediyordu. Onlar toplumun i�inde �yle gezmeli ve �yle dola�mal�yd�lar ki, toplumdan hi� kimse onlar� tan�mamal�yd�, sezmemeliydi, ve onlara muttali olmamal�yd�.

bir g�n elbet sezecek ve muttali olacaklard�r; ama o g�n, d��man d�nyan�n yapaca�� bir �ey kalmayaca�� bir g�n olmal�d�r.

Arap�ada "Zahara" fiili "al�" ile kullan�l�rsa ya muttali olma ya da galebe �alma man�lar�na gelir. Bize g�re burada bu man�lardan biri l�z�m di�eri de melzumdur. Yani, e�er size muttali olurlarsa galebe �alarlar demektir. Demek ki, onlar�n galebe �almas�na engel olman�n tek yolu, kendinizi onlara sezdirmemektir.

�yet devam ediyor: E�er size muttali olurlar ve galebe �alarlarsa, "Yercum�kum" sizi ta�a tutarlar, size �amur atarlar, boynunuza �e�itli yaftalar asarlar ve sizi �yle bir f�nusun i�ine sokarlar ki art�k ba�kalar�yla temasa ge�meniz, onlarla dif�zyonunuz m�mk�n olmaz. G�r��ece�iniz kimseler, sizinle g�r��meyi istikb�lleri ad�na tehlikeli bulur.. ve siz, milletler �ap�nda tecride mahkum olursunuz.

Ferd� planda, b�t�n civanmertli�inize, ve vatanperli�inize ra�men, kendi toplumunuzda, bir su�lu gibi muamele g�r�r ve zamanla siz de onlar�n bu bak���n� kabullenir ve inanc�n�z�, �m�n�n�z� dahi gizleme zorunda kal�r ve �z vatan�n�zda birer parya durumuna d��ersiniz. Belli yer ve belli kademelere getirilmenize, �ok basit �eyler bahane edilerek engel olunur ve s�z�m ona, demokrasi havarisi ge�inenler, s�z konusu siz olunca, hi� �ekinmeden antidemokratik bir h�viyete b�r�n�r, yapt�klar� bu haks�zl��� da vatanperverlik h�nelerinde kaydeder ve puan toplarlar. Tabi� ki onlara puan verecek olanlar da di�er �lkelerde kendi vatanda�lar�na ayn� muameleyi reva g�ren perde arkas� ve gizli servislerin sad�k u�aklar�d�r.

"Ev yu�d�kum f� milletihim": Veya sizi tutar, derderst eder, kendi duygu ve d���nce d�nyalar� i�ine sokarlar. Y�kselmek mi istiyorsun? Falan Locaya kaydolacaks�n.. bir derece daha almak m� istiyorsun, dininden �u tavizi vereceksin derler. Verecekleri her payede onun ruh d�nyas�ndan bir par�a kopar�rlar.. taviz vermeyene gelince, de�il y�kseltmek, o g�ne kadar binbir zahmetle t�rmand��� yerinden de ederler. B�ylece o m�'min iki bela ve ate� aras�nda kal�r. Onlar�n dedi�ini yapsa din elden gidecek; yapmazsa insan olmaktan mahrum edilecektir.

�yleyse bir tek �ey kal�yor: "Ve'l-yatalattaf." S�per g��ler kar��s�nda "Ve'l-yatalattaf." Onlar�n i�imizdeki piyonlar� kar��s�nda "Ve'yatalattaf." Say�lar� y�zlere ula�an �e�itli yabanc� okullarda yeti�mi�, d���ncede bize yabanc�, tasavvurda ecnebi, anlay��ta tamamen onlar gibi olmu� insanlar aras�nda ya�arken: "Ve'l-yatalattaf."

Ve Allah Ras�l�n�n (sav), ba�tan beri bize ait s�zlere ilham kayna�� olan ba� d�nd�r�c� �u ifadesi: "Hakka, onu yabanc�lardan gizlemekle yard�mc� olun."

Hakk (c.c.) ve hakikatlara yard�mc� olmak m� istiyorsunuz? Duygu ve d���ncenizi has�mlar�n�zdan ketmetmeye bak�n!. Ayetle bu had�si b�t�nle�tirdi�iniz zaman, hizmet yolu kendili�inden ortaya ��kacakt�r.

Son bir hat�rlatma ile �unu da ilave etmek de yarar var: Siz, T�rkiye'de idare eden ve edileniyle, hayata ait b�t�n m�esseseler de istenilen merh�leye ula�san�z ve her �ey arzu edilen seviyeye gelse dahi, d�nyan�n b�yle bir durum kar��s�nda, eli kolu ba�l� kalaca��n� zannediyorsan�z, d�nyan�n, d�nden bug�ne ba��m�zda oynad��� oyunlar� bilmiyorsunuz demektir. �anl� bir devleti yerle bir etmi� bu alabildi�ine d��man g��lerin, bizi kendi h�limize b�rakacaklar�n� zannetmek biraz de�il, a��r� safderunluk olur. Evet, onlar hi�bir zaman y�kt�klar� ve �ld�rd�kleri bir milletin tekrar dirilmesini istemeyecektir.

Evet, Rabbimiz'e olan tevekk�l�m�z tamd�r; sizin ad�n�za b�yle bir teminatta bulunabilirim. Fakat, Rabbimiz'in Kur'�n diliyle bize t�lim edip ��retti�i �u du�daki ders de en az tevekk�l kadar m�himdir: "Rabbimiz, bizi k�firler i�in bir fitne ve bir imtihan sebebi yapma, bizi affet" . (Yunus, 10/85)

Efendimiz (sav), tevekk�l ad�na insanlar�n en m�tevekkili idi. Buna ra�men b�t�n icraat�nda f�tr� kanunlara uygun hareketten asla ayr�lm�yordu. Hicretini gece yap�yor; "Ve cealn� min beyni eyd�him sedden" (Yasin, 36/9) iklimi i�ine giriyor, k�firlerin g�zlerine bir avu� toprak sa��yor ve ard�ndan �� g�n bir ma�arada, y�lanlar �iyanlar aras�nda kalmay�, onlara g�r�nmeme ad�na g�ze al�yor ve hicretini bu �artlar alt�nda tamaml�yordu. Hicret b�t�n�yle esbab dairesi i�inde cereyan etmi� ve Allah (c.c.) in�yetini esbab dairesi i�inde g�stermi�tir. Bu in�yet �r�mcek a�� ve g�vercin �eklinde tezah�r etse de, �det perdesi b�t�n�yle y�rt�lmam��d�r..

Cen�b-� Hakk (c.c.) , O'nu koruyacak ve O'na bir vazife g�rd�recekti. Bunun i�in de belli bir s�re, insanlar�n aras�nda kalmas�nda zaruret vard�. Bu i'tibarla Cen�b-� Hakk (c.c.) , O'nu korumay� bizzat �zerine alm�� ve O'na "Allah (c.c.) seni insanlardan koruyacakt�r" (Maide, 5/67) demi�ti. B�t�n bunlara ra�men Uhud'a giderken sad�k dostu Cibr�l yeti�ti ve "Ya Rasulallah" dedi, "bir z�rh daha giy ve harbe �yle i�tirak et."

Asl�nda, Allah Ras�l�'n�n �ahs�nda bizlere esbaba ri�yet ��retiliyordu.

B�y�klerimiz, tevekk�lle sebeplere ri�yeti mezcedip birle�tiren �ok g�zel bir s�z s�ylemi�lerdir: Esbaba tevess�l, m�ni-i tevekk�l de�ildir (Sebeplere tevess�l etmek tevekk�le m�ni bir durum de�ildir).

Hatta, sebep dairesi i�inde ya�ayan, sadece tevekk�le bakarsa cebr� olur. Sebep dairesi i�inde bulundu�umuz s�rece, cebr� ve itiz�l� olmamak i�in, sebeplere ri�yet edecek, neticeyi de Allah (c.c.) 'tan bekliyece�iz.

(1) Bu g�r��ler 1982 y�llar�nda ortaya konmu�tur.

(2) D�vel-i Muazzama: B�y�k Devletler.