D�nyada nelerle imtihan olmaktay�z? Birlik ve beraberli�in bozulmas�yla imtihan olunur mu? S�hab� birbiriyle imtihan olmu� mudur?

Cen�b-� Hakk (cc) bir �yet-i kerimede ��yle buyurmaktad�r: "Biz onlar�n bir k�sm�n� di�erleri ile imtihan ettik" (En'am, 6/53). Demek oluyor ki, insanlar birbirleriyle de imtihan olabiliyorlar... Bu mes'eleyi de birka� madde halinde s�ralamak m�mk�nd�r:

Birincisi: �nsanlar i�inden bir peygamber gelir ve di�er insanlar i�in o bir imtihan sebebi olur. Efendimiz (sav)'in g�nderili�inde de ayn� durum olmu�tur. Mesel�, o g�n baz� insanlar �unlar� s�ylemi�lerdir: "Taif'te, Mesud b. Urve; Mekke'de Velid b. Mu�ire gibi insanlar varken ve bunlar peygamberli�e daha lay�k iken, nas�l oluyor da Ebu Talib'in Yetimi gibi fakir ve kimsesiz bir insan peygamber olabiliyor.?"

"Hem, Kurey� kabilesi asil olmakla birlikte o g�n�n en g��l� kabilesi de�ildir. Halbuki bir peygamber en g��l� kabilenden gelmelidir. T� ki kabilesi onu koruyabilsin..."

"Ayr�ca bizim gibi yiyip i�en, �ar��larda dola�an bir be�er, nas�l olur da peygamber oldu�unu s�yleyebilir? O bir melek olmal� de�il miydi?"

Baz� kimseler i�inse, imtihan h�l� devam etmektedir: "Dokuz kad�nla evlenmi� bir insan nas�l peygamber olur?"

Bu ve benzeri s�zler hep ayn� noktada birle�mektedir ve insanlar birbiriyle imtihan olmaktad�r...

�nsan�n d�nyaya geli� gayesi imtihand�r. O s�k s�k elenecek, kalburdan ge�irilecek ve saf ruhlar saf olmayanlardan ayr�lacak; elmaslar k�m�rden tefrik edilecek ve �eytan yap�l� insanlarla melek yap�l� insanlar ortaya ��kacak ve b�ylece d�nyan�n kurulu� gayesi tahakkuk etmi� olacakt�r. E�er b�yle bir imtihan olmasayd�, elmas ruhlu Ebu Bekir, k�m�r ruhlu Ebu Cehilden ayr�lmaz ve herkes ayn� seviyede kal�r giderdi. Evet, e�er b�yle bir imtihan olmasayd�, M�hiyet-i Ahmediye'deki hakikat, hi� bir zaman parlamaz, ortaya ��kmaz, incil� etmez ve g�z kama�t�r�c� bir g�ne� h�line gelmezdi...

Allah Ras�l� insanlar� ele al�rken onlar� madenlere benzetmi�tir. Cahiliyede hay�rl� olan, M�sl�manl�kta da hay�rl�d�r; elverir ki d�nin ruhunu kavram�� olsun. �sl�m insanlar� al�p belli bir s�re belli potalarda eritip �ekillendirir. Sonra da onlar� ruhlar�yla b�t�nle�tirerek �zlerine ula�t�r�r, yani esasen mahiyetlerinde mevcut olan Hakk (cc)'a ayinedarl�k hususiyetini kuvveden fiile ��kar�r. Ama madenlerin as�l yap�lar� her zaman hususiyetlerini korur.. alt�n yine alt�n, g�m�� yine g�m�� ve bak�r yine bak�r olarak kal�r.. fark, hepsinin som ve s�fi h�le gelmi� olmas�ndad�r. �mtihanlar, insan�n asli madenine girmi� bulunan yabanc� unsur ve tortulardan onu temizler ve her insan� kendi istidad�n�n zirve noktas�na ��kar�r.

�kincisi: �eytan baz� �erleri s�sl� g�sterip hi� �mid edilmedik �ah�slar� kand�rabilir. �eytana �let olan insanlar i�inde, bazen manev� yap�s� itibariyle �ok seviyeli olanlar da bulunabilir. �yilikleri sevimsiz ve kerih, fenal�klar� sempatik ve �irin g�sterme gibi, basit fakat tahripk�r pek �ok kisb� �eyler vard�r ki, bunlar �eytana nisbet edilebilir. Sahib-i �eriat taraf�ndan ona, k�t�l�kleri g�zel g�steren man�s�na "M�zeyyin" denmesi de i�te bundand�r.

Ayr�ca, nefs�nilik ve �eytan ruhlar da rek�bet hissini tahrik eder ve bizler de bununla imtihan oluruz. Hatta g�pta gibi, ilk ba�ta m�sum g�r�nen ve hizmette insanlar� yar��a sevk eden bir duygu dahi e�er neticesi �tibariyle rek�bet hissine d�n��ecekse burada da bir imtihandan s�z etmek m�mk�nd�r.

Mesel�; bir �ahs�n insanlar�n hidayetine vesile olucu �aba ve gayretleri, semere bak�m�ndan bir ba�kas�ndan daha �ok olabilir. E�er az olan �ok olan� k�skan�yor veya g�pta ediyorsa, bilmelidir ki ciddi bir imtihan ge�iriyor.

Halbuki Allah (cc), bir �yetinde "Muhakkak Sen insanlar� do�ru yola iletirsin" (��r�, 42/52) dedi�i h�lde ba�ka bir �yetinde "Sen istedi�ini hidayete erdiremezsin; fakat Allah (cc) istedi�ini hid�yete erdirir" (Kasas, 28/56) demektedir. Demek ki as�l hid�yete erdiren Allah (cc)'t�r. M�r�id, do�ru yolu a�ar ve icab�nda onu bir �ehrah haline getirir, yanlar�na ���klar, reflekt�rler kor ve insanlar sapmadan o yolda y�r�r ve do�ruyu bulurlar; fakat neticede "h�s�l� bi'l-masdar" olarak �m�n� g�n�llere koymak tamamen Allah (cc)'a ait bir keyfiyettir. Biz ve irademize b�rak�lan "man�-y� masdar�dir." Bunun da h�ric� v�cudu yoktur, yani kudret ve iradenin taalluk etti�i sahada ona "var" denemez. Ancak onun ilm� ve izaf� bir v�cudu vard�r.

Yine bu imtihan c�mlesinden olarak, birisine Cenab-� Hakk (cc), beyan g�c� verir ve o insan �m�n� ve Kur'�n� hakikatlara en g�zel �ekliyle terc�man olur. Bir ba�kas� da bunu k�skan�r.. ve "ni�in bana da ayn� haslet verilmedi?" diye hay�flan�r durursa; i�te bir imtihan daha ve i�te onun fena �k�beti!

Cen�b-� Hakk (cc), peygamberlerin hepsini se�mi� ve peygamber k�lm��t�r ama, "Peygamberlerin baz�s�n� di�er baz�s�ndan �st�n k�ld�k" �yetinin ifadesince, bir k�sm�n� di�er bir k�sm�na tafdil etmi�tir. Baz� peygamberlere verdi�i �yle husus� faz�letler vard�r ki, di�erleri o mevz�da onun topu�una bile yeti�emezler. Ancak umum� man�da ve mutlak olarak peygamberli�e verilen bir faz�let ba�ka hi� bir faz�letle k�yas kabul etmeyecek kadar b�y�kt�r. Bu husus� faz�letler, di�er peygamberlerin peygamberli�ini hi� bir zaman k���ltmez.

Evet, yukar�da zikretti�imiz �ik�yet ve rek�bet man�s�n� ta��yan "Ni�in"leri �o�altmak m�mk�nd�r. Ni�in ben daha fazla hizmet edemiyorum? Ni�in ben madd� y�nden daha fazla destek olam�yorum? Ni�in ben daha fazla dinlenmiyorum? Ve daha binlerce ni�inler.. Asl�nda bunlar�n her biri, birlik ve beraberli�e indirilen darbelerdir.

Cen�b-� Hakk (cc), inananlar� b�yle ni�inlerden sak�nd�r�yor ve nizaya g�t�ren b�t�n yollar�n, daha i�in ba��nda kapanmas�n� istiyor.

"Vel� ten�ze�.." (Enfal, 8/46) ile ba�layan �yet madde madde bu hususu tenvir etmektedir.

Bu �yet bir man�da inanan kesime, �u tavsiyelerde bulunmaktad�r:

"Kat'iyyen madd� veya manev� �eki�meye girmeyin! Daima aran�zda "hayt-� vusl�t" denen birlik noktalar� bulundu�unu d���nerek m��terek hareket etmeye �al���n. M�sbet dahi olsa niz�a d��meyin. Hased, k�skan�l�k veya g�pta sizi nizaya sevk etmesin. Aksi halde b�t�n gayret ve �al��malar�n�z fiyasko ile neticelenir. Kuvvetiniz de z�il olur gider.

Ferdi �al��malar�n m�k�fat� fert plan�nda kal�r. Halbuki birlik ve beraberlik i�inde yap�lan amellere, Cen�b-� Hakk (cc) umum� rahmetiyle m�k�fat verir ve b�ylece her ferd bir cemaat sevab� kazanm�� olur."

Evet, teker teker her birerlerimiz, kullu�umuz neticesinde birer m�k�fat urbas� giyebilmemize kar��l�k; toplu ib�det, ellerin Allah (cc)'a toplu olarak kalkmas�, y�reklerin toplu �arpmas�, toplu olarak herkesin ayn� sanc�y� �ekmesi ve Allah (cc) 'tan ayn� �eyi istemesi ba��m�za �yle �l�h� bir saadet kubbesinin konmas�na sebep olur ki, tek ba��m�za onu yakalamam�z m�mk�n de�ildir. Ferd� harekette olsa olsa insan ancak, kendi ailesinin reisi olur; halbuki y�rekler toplu atar ve ayn� hat �zerinde fertler omuz omuza verirse, bu kuvvet devlet �ap�nda ve devlet plan�nda bir derinlik kazan�r. Bu sa�lam kubbenin alt�nda binler ve y�z binler korunur ve her ferd bir �l��de mensubu bulundu�u milletin g�c�n� temsil eder.. d��a kar�� da i�te bu g��le korunur. �ayet fert, bu birlik ve beraberlikten kopar ve m�stakil bir korunma ve bar�nak yapmaya kalkarsa, g�k kubbe kadar geni� olan bu �l�h� �emsiye ellerinden al�n�r ve her ferd elindeki yelpaze ile ba�ba�a kal�r. Daha sonra da "Nas�l olursan�z �yle idare edilirsiniz" hakikat� zuh�r eder. Derken b�t�n bir millet, bu hakikat�n tokad�n� yer ve sars�l�r.

Toplum iyi, Cen�b-� Hakk (cc)'la m�n�sebeti de kavi ise, o zaman �teler ba��m�z� ok�ar ve Efendimiz (sav)'in, ma�arada, Hz. Ebu Bekir'e dedi�i gibi, iki iseniz ���nc�s�, �� iseniz d�rd�nc�s�, d�rt iseniz be�incisi, alt�nc�s�, yedincisi ilh.. Allah't�r. Ve Allah (cc) dostlar�n� koruyup kollamay� t�ahh�t etmi�tir.

Biz, tek ba��m�za hareket etti�imiz, yani iki ki�i ile dahi olsa, omuz omuza vermedi�imiz zaman o �l��de, Cen�b-� Hakk (cc)'�n cemaate olan husus� l�t�flar�ndan mahrum kal�r�z. Yani hi� bir zaman Cenab-� Hakk (cc), ikinin ���nc�s� olup bizi desteklemeyecektir. Bu mevz�da terakk� tarikiyle bir m�iyet ve bir �e�it b�t�nle�me s�z konusudur. Yani birinci, ikinci, ���nc�..vs. fert sa�lam olacak ve bu sa�lam fertler �zerine sa�lam bir cemiyet kurulacak ve Cen�b-� Hakk (cc)'da bu cemiyeti koruyup kollayacak, husus� himayesine alacak, in�yet kubbesi alt�nda toplay�p muhafaza edecek.. b�ylece fertler �ahs� �emsiyeleriyle kendilerini koruma�a �al��mak gibi bir k�lfetten kurtularak semav� bir emniyet ve g�vene ereceklerdir.

Evet, cemaatle�me �nemli bir fakt�rd�r ve Tevfik-i �l�h�nin de en b�y�k vesilesidir. Evet, bir insan tek ba��na bir inziv� hanede veya bir da� ba��nda hi� durmadan namaz k�lsa, oru� tutsa, eline ge�en her �eyi sa�a-sola infak etse, gidip hac yapsa, Hacer-�l Esvede y�z s�r�p g�zya�� d�kse; Kabe'de, Ravza'da birleri binler haline getirme kap�lar�n� zorlasa, yine de Cen�b-� Hakk (cc)'�n ona l�t�flar� fert pl�n�nda olacakt�r.

Ne zaman ki o, "himmetim milletimdir", der ve g�nl�n� bir millet ve �mmet �ap�nda geni�letir, gelecek rahmet de o derece v�s'atli gelir. Nitekim Kur'�n-� Kerim, Hz. �brahim'den bahsederken "�brahim bir �mmetti" der (Nahl, 16/120). Ve himmetini �li ve y�ce tutan Hz. �brahim'i tek ba��na bir millet olarak kabul eder.

Himmeti bu denli �li insanlar�n meydana getirece�i cemaate, Allah'�n (cc) l�tfu da o seviyede b�y�k olacakt�r.

M�minlerin himmetleri �lidir, ancak; yine de insanlar birbiriyle imtihan olmada �ok ba�ar�l� say�lmazlar. Fazla say�lmasa bile, �ahs� i� ve k���k hesaplar umum� dengeye te'sir edip bozmakta ve �ak�l ta�lar� kadar �di ve basit meseleler, K�be h�rmetinde b�y�k ve muazzam birle�me, b�t�nle�me sebeplerine tercih edilebilmektedir. Bu ise, her an, her lahza gelmesi muhtemel �l�h� inayetten mahrum kalmay� netice vermektedir.

Eskiler, "Bi kader'il-keddi t�kteseb'�l-me�li" derlerdi. Had�s de�ildir; fakat "cevami'�l-kelim" gibi bir s�zd�r. Bunu, "�ekilen s�k�nt�, katlan�lan me�akkat, maruz kal�nan sanc� ve �zd�rap nisbetinde y�kselme mukadderdir" �eklinde if�de etmek m�mk�nd�r. De�i�tirip ��yle de diyebiliriz: Madd�, manev� her t�rl� muvaffakiyet ve ad�m ad�m ilerlemek; her t�rl� mahrumiyet ve s�k�nt�yla do�ru orant�l�d�r. Evet bir tohum topra��n alt�ndan ba��n� ��karaca�� �na kadar, kim bilir ne sanc�lar �eker, nas�l yar�l�r, nas�l �atlar.. r��eymler topra�� nas�l zorlar, g�ne�e kar�� nas�l haz�rl�kl� olur.. b�t�n bunlar varolma yolunda, dirilme �a��nda verilen kavgalar� g�sterme bak�m�ndan �ok m�himdir.

Rabb'imiz, l�t�f ve ihsanlar�yla, bizi serfiraz k�ld�k�a, imtihanlar da a��rla�acakt�r. �ayet O, bize Kendi keremiyle, Kendisine dost olma p�yesini bah�etmi�se, bunu kat'iyyen �ahs�m�za ait bir faz�letten dolay� verilmi� kabul etmemeliyiz. Bize d��en b�t�n bunlar� Allah'�n (cc) l�tfu g�r�p �yle de�erlendirmek olmal�d�r. Evet, iyilikler, g�zellikler gelip ge�iyor ve ge�erken de bize u�ruyor; ��nk� o g�zelliklere biz, herkesten daha �ok muhta� bulunuyoruz. Ayn� zamanda biz, kendi �ahs�m�zla o g�zelliklerin mazhar� olamay�z. B�t�n bu g�zellikler bizde, damlalar �zerinde g�ne�in ���nlar�n�n aksetmesi gibi, ak�p ak�p gitmektedir. Kat'iyyen unutmamal�y�z ki, gelen bu l�t�flar sa�nak sa�nak ba��m�zdan a�a�� ya��p, iliklerimize kadar varl���n� hissettiren bu rahmet ve bu ihsanlar hep cemaat ad�na gelmektedir. Hi� kimsenin tek ba��na bunlar� sahiplenmesi de m�mk�n ve do�ru de�ildir.

���nc�s�: Madd� menfaat ve kelepir sevdas� da cemaat hayat�ndaki imtihanlardan biridir. Bilhassa, siyas�ler aras�ndaki bo�u�malar hep bu menfi, tahripk�r ve fena d���nceden kaynaklanmaktad�r. Bir makam ve mans�ba �oklar g�zlerini dikti�inden ve doyma bilmeyen h�rslarla �ahs� ��kar pe�ine d��t�klerinden �ok defa vifak, ihtilafa; birlik ve beraberlik de tefrikaya d�n���p durmaktad�r. Halbuki, yap�lan her i� ve g�sterilen her fed�karl�k, bir kar��l�k g�rme d���ncesiyle de�il; Rabbin r�zas�n� kazanma arzusuyla yap�lmal�d�r ki, bence, �oklar�n� bo�u�malara sevk eden bu madd� menfaatler imtihan�n� kazanman�n yolu da bu olsa gerektir.

Soruda birlik ve beraberlikle al�kal� imtihan soruldu�u i�in cevab�m�z da o y�nde oldu. Yoksa, mutlak man�da insan�n ba��ndan ge�mesi muhtemel imtihan �e�it ve �ekillerini belli bir adedle s�n�rland�rmak m�mk�n olmad��� gibi, onlar� burada teker teker saymam�z da m�mk�n de�ildir. Soru sahibi, sahabinin birbiriyle imtihan olup olmad���n� da soruyor. �imdi de bir nebze bu husus �zerinde durmak istiyorum:

B�yle bir imtihandan sahabi vareste tutulamaz. Onlar manev� hayat�n en ileri saflar�nda yerlerini ald�klar� gibi, imtihan�n en a��r�na da yine onlar maruz kalm��lard�r. Hele daha sonraki d�nemde, idare keyfiyetindeki farkl� i�tihatlar, onlara imtihanlar�n en a��r ve alt�ndan kalk�lmazlar�n� ya�att�rd�. Ancak imtihan ne kadar sert olursa olsun hi�bir sahabi hakperestlikten ayr�lmad�. K�l��lar�n, k�nlar�na konmayaca�� yerde bile, �ok rahatl�kla, haks�z olduklar�n� anlay�nca geriye d�nmesini bildiler.

Hz. Ai�e validemiz, Hz. Ali'nin kar��s�na ��kt��� esnada, seneler �nce Allah Ras�l�'n�n �st� kapal� olarak belirtti�i, hata i�leyecek han�m�n�n kendisi oldu�unu anlar anlamaz, derhal devesine binip geriye d�nmesini bilmi�ti.

Hz. Z�beyr b. Avvam, mert, cesur bir insand�. M�sl�man oldu�unda hen�z dokuz ya��ndayd�. Amcas� onu has�ra sarar, sonra has�r� tutu�turur; ve Z�beyr'in dininden d�nmesini s�ylerdi. Bu kadar eza ve cefa O'na, asla taviz verdirememi�ti. Allah Ras�l� "Her neb�nin bir havarisi vard�r. Benim hav�rim ise Z�beyr b. Avvam'd�r" buyurmu� ve onun �ecaat�na dikkatleri �ekmi�lerdi. Z�beyr, Allah Ras�l�'n�n halas� Safiyye'nin o�luydu. ��te bir g�n bu �anl� sahabiyle, yine Allah Ras�l�'n�n amcas�n�n o�lu, Haydar-� Kerrar, Damad-� Nebi, Hz. Ali (ra) Medine sokaklar�ndan birinde el ele geziyorlard�. Derken Allah Ras�l� kar��lar�ndan geliverdi, o esnada m� daha �nce mi bilinemez.. birbirini bu derece seven bu iki gencin istikb�lde nas�l kar�� kar��ya geleceklerini Cen�b-� Hakk (cc) O'na g�sterivermi�ti. Allah Ras�l�, Hz. Ali ve Hz. Z�beyr'i kar��s�na alm�� ve ��yle demi�ti: "Z�beyr! Bir g�n Ali'nin kar��s�na ��kacaks�n; fakat o g�n sen haks�zs�n!."

Aradan seneler ge�ti. Z�beyr kendisine s�ylenen bu s�z� her nas�lsa unutmu� ve gelip S�ff�n'de Hz. Ali'nin kar��s�na dikilmi�ti. Bir ara Hz. Ali'yle kar�� kar��ya geldiler. Her ikisinin de k�l�c� k�n�ndan s�yr�lm��t�. Tam o esnada Hz. Ali, Z�beyr'e "At�ndan in, sana s�yleyece�im �eyler var" dedi. Z�beyr b. Avvam at�ndan indi. Hz. Ali ona, senelerce evvel Allah Res�l�yle aralar�nda ge�en konu�may� hat�rlatt�. ��te Allah Ras�l�'n�n haber verdi�i g�n�n, bug�n oldu�unu s�yledi. Z�beyr beyninden vurulmu�a d�nd�. Evet, hat�rlam��t� Allah Ras�l�'n�n senelerce evvel haber verdi�i �eyi.. derhal k�l�c�n� k�n�na soktu. Hz. Ali'ye sar�ld� ve helallik diledi. At�na bindi ve harp meydan�n� terk etti. Fakat g�z� d�nm�� bir talihsiz onu arkadan vurdu ve �ehit etti. Sonra da ba��n� kesip Hz. Ali'nin �ad�r�na getirdi. B�y�k bir m�k�fat bekliyordu. N�bet�i durumu Hz. Ali'ye s�yleyince, Hz. Ali h��k�r�klar�n� tutamad� ve bir �ocuk gibi a�lad�. Sonra da dudaklar�ndan �u s�zler d�k�ld�: "Z�beyr'in katilini Cehennemle m�jdelerim. Allah Ras�l�'n�n hav�risini �ld�ren bir insan�n yeri ancak Cehennem olabilir.." Hz. Ali kendinden konu�muyordu... O, aynen Res�l�llah'dan b�yle duymu�tu.

G�r�yorsunuz ki sahabi de birbiriyle imtihan oluyor ama, onlar sadece ve sadece Hak nam�na birbirleriyle vuru�tuklar� gibi, haks�z olduklar�n� anlay�nca da anla��p sulh olmas�n� biliyorlard�.

Hi�biri kaderi tenkid etmedi, arkada��n� su�lamad� ve b�yle yap�p da musibeti ikile�tirmedi. Allah (cc) onlar� imtihan ettik�e onlar, Kur�n'�n ayd�nlat�c� tayflar� alt�nda, Cen�b-� Hakk (cc)'�n kendilerine verdi�i muhte�em fet�neti kulland�lar ve do�ruyu bulmaya �al��t�lar.

Bir keresinde de Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. �mer aras�nda k���k bir anla�mazl�k olur. Hz. �mer k�r�c� bir s�z s�yler veya darg�nl���n� if�de eden bir hareketle ayr�l�r ve evine gider. Her ikisi de bir iki dakika sonra olanlardan �z�nt� duyar ve birbirlerini aramaya ba�larlar. Nihayet her ikisi de birbirinden habersiz gidip durumu Allah Ras�l�'ne arz etmeyi d���n�rler. Evvel gelen Hz. Ebu Bekir olmu�tur. "Ya Rasulallah" diye s�ze ba�lar ve devam eder "�mer'le aram�zda bir m�naka�a oldu; fakat ben haks�zd�m ve �mer'in kalbini k�rd�m." Daha o bunlar� konu�urken ileriden Hz. �mer g�r�l�r. Tela� i�indedir. O da Allah Ras�l�'ne, ayn� �ekilde, Hz. Ebu Bekir'in g�nl�n� k�rd���n� ve ne yapmas� gerekti�ini sormaya gelmi�tir. Ger�i Allah Ras�l� mes'eleyi dinledikten sonra b�t�n cihana Hz. Bekir'in kim oldu�unu anlatacak ve ��yle diyecektir: "Arkada��m� bana b�rak�n. Vallahi hepiniz beni inkar etti�inizde O bana iman etmi�ti.. hepiniz beni kovdu�unuzda evini ve s�nesini Bana O a�m��t�..."

Ancak burada bizim s�z konusu etmek istedi�imiz husus, her iki sahabinin de kendisini su�lu g�r�p, Hakk (cc)'�n hat�r�n� her �eyden �li tutmalar� ger�e�idir. Evet, onlar ate�in i�inde dahi birle�mek gerekseydi, hi� ��phesiz oraya, Cennet'e girer gibi girerlerdi.

Hz. Ali, ilk alt� ay�nda Hz. Ebu Bekir'e biat etmemi�ti. �evresi onun hilafete sahip ��kmas�n� istiyor ve durmadan �srarda bulunuyorlard�. Alt� ayl�k d���nme m�ddetinden sonra ve Hz. Fat�ma validemizin vefat�n� m�teakip mescide geldi ve herkesin merakl� bak�� ve heyecanl� bekleyi�leri kar��s�nda �unlar� s�yledi: "Alt� ayd�r biat etmeyi�im, Hz. Ebu Bekir'e muh�lefetimden de�ildi. �imdi geli�im de korkumdan de�ildir. Ancak �imdi, hakk�n ona ait oldu�u kanaat�na vard�m ve onun i�in de biat etmeye karar verdim."

�nsan hak kar��s�nda "vakk�f" olmal�d�r. Sahabi bu s�z� Hz. �mer i�in s�ylerdi. O herhangi bir meselede, �ahs� olarak ne d���n�rse d���ns�n, biri gelip de ona, �yet veya had�sle o husustaki do�ruyu s�yleyince hemen fikrini de�i�tirir ve eski d���ncesinden vazge�erdi.

Halifeydi ve minberde hutbe irad ediyordu. K�z baba ve velilerine hitapla evlenmenin kolayla�t�r�lmas� gerekti�ini anlat�yordu. "Gen�lerden fazla �eyler istemeniz do�ru olmaz" diyordu ki; bir ihtiyar kad�n arka saflardan ��yle seslendi: "Ey Allah Ras�l�'n�n Halifesi! Bunlar� kendi fikrin olarak m� s�yl�yorsun yoksa bizim bilmedi�imiz bir �yet veya had�s mi biliyorsun da b�yle bir h�kme var�yorsun!"

�mer, "Hay�r" dedi, "Kendi fikrim ve d���ncem olarak s�yl�yorum." Bunun �zerine kad�n bir �yet okudu ve "Cen�b-� Hakk (cc)'�n m�saade etti�i bir �eyi sen nas�l yasaklars�n?" dedi. �yet ��yle diyordu: "E�er bir e�i b�rak�p da yerine ba�ka bir e� almak isterseniz, onlardan birine y�klerle mehir vermi� olsan�z dahi hi� bir �eyi geri almay�n". (Nisa, 4/20) Demek ki y�klerle mehir almak bir kad�n i�in caizdir.

Hz. �mer, bu ihtiyar kad�n� edeble dinledi. Asl�nda bir tavsiye olarak Hz.�mer dediklerinde haks�z da de�ildi. Ancak O'ndaki titizlik ve hassasiyettir ki, ona ��yle dedirtiyordu: "Ya �mer sen ya�l� bir kad�n kadar dahi dinini bilmiyorsun!." H��� ki, �mer dinini bilmemi� olsun. Ancak O'ndaki hakperestlik anlay��� o derece geni� ve derin idi ki, bir ihtiyar kad�n�n b�yle bir itiraz� kar��s�nda, her t�rl� tevile a��k s�z�nde, kendini m�dafaa ve g�r���nde �srar yerine derhal hakk� kabul ediyordu.

Y�ce i�ler, b�y�k meseleler, daima ayn� �apta insanlar taraf�ndan halledilmi�tir. Bizler sahabi ruhuna sahip ��kt���m�z �l��de Cen�b-� Hakk (cc)'dan bekledi�imiz muvaffakiyeti elde etme imk�n� do�acakt�r.

Ten�s�b� illiyet prensibine g�re bir d�nemde belli a��rl�ktaki bir y�k� kald�rmak i�in gerekli olan kuvvetli pazular -ki �yledir- ba�ka bir d�nemde de ayn� y�k�, ayn� �l��de kuvvetli pazular kald�rabilecektir. C�l�z ellerin o y�k� kald�rmas� m�mk�n de�ildir.

Nas�l ki, bir kiloluk a��rl���, kar��s�na konacak ayn� miktardaki bir ba�ka a��rl�k dengeleyebilir -ki bu sabit bir kanundur-, asla de�i�mez. Aynen �yle de bu y�ce hakikatlar ve y�ce mefk�-reler, e�er bir d�nemde Sahabi g�c�ndeki insanlarla tahakkuk ettirilmi�se, bir ba�ka d�nemde onu, �elimsiz ve c�l�z insanlardan beklemek muhaldir ve do�ru de�ildir... �yleyse, hakperestlik anlay���nda, birlik ve beraberlik �uurunda sah�bi gibi olmal�y�z ki, has�mlar�m�z fitne kap�lar�n�n sonuna kadar s�rmeli oldu�unu g�rmeli ve biz �mitle co�arken, onlar da �mitsizlikten kendilerini yiyip bitirecek h�le gelmelidirler. Bu da ancak nefisperestli�i b�rak�p hakperestli�e dilbeste olmakla m�mk�nd�r... Birlik ve beraberli�e giden yol da bu �uur ve bu d���nceden ge�er..