�sl�miyet'in k�sa zamanda yay�lmas�n�n, 1300 sene gibi uzun zaman Yahudi ve H�ristiyan d�nyas� taraf�ndan ma�lup edilemeyi�inin sebeplerini anlat�r m�s�n�z? Ayr�ca bug�nk� ma�lubiyet ve hezimetimizin sebebi nedir?

"M�sl�man" kelimesi, T�rk�e'mize Fars�a'dan ge�mi� bir kelimedir. "M�slim" kelimesini acemler, kendilerine g�re cemile�tirmek i�in "-an" harflerini ilave etmi�, "M�sl�man" demi�lerdir. Biz de �yle kullan�yoruz.

�sl�m ve �m�n kelimeleri �zerine farkl� farkl� m�tal�alar y�r�t�lm��t�r; ama biz burada o husustaki n�anslara girmeyece�iz. �sl�m'� �m�nla beraber ifade edecek olursak, M�sl�man Allah'a ve inan�lmas� gereken esaslara, hem de aksine ihtimal vermeyecek �ekilde inanm�� ve Allah'a teslim olmu� insand�r. Yani M�sl�man, Cenab-� Hakk'�n ona �ahs�, ailev�, i�tima� hayat�n� d�zenlemesi ad�na ne kadar emirleri varsa, hepsini y�rekten samimiyetle, ihlasla temsil eden insand�r. Baz� devirlerde, M�sl�manlar �sl�miyet'i, elifinden ye-sine kadar temsil etme f�rsat�n� bulamam�� olabilirler, onu temsil a�k ve i�tiyak�yla yanar, onu ya�ama arzusuyla k�vran�p dururlarsa, in�aallah mes'�l olmazlar ve mu�heze de edilmezler. Zira bir kere boyunduruk yere konmu�tur. Bir hamlede onu kald�r�p yerine koymak m�mk�n de�ildir. D���nce, plan, azim ve karar yeter.. evet e�er onlar, fevkal�de bir i�tiyak ve cinnet derecesinde bir arzuyla bu i�in arkas�na d��m�� ve �lesiye onu takip ediyorlarsa mes�liyetten kurtulurlar. Zaten mes�liyetten kurtulmak i�inde, ya �sl�m'� b�t�n�yle ya�amak ya da ya�amak arzu ve i�tiyak�yla yan�p-yak�lmak �artt�r.

Aksi davran�� ise, hem d�nya hem de �hiret mes�liyetini ka��n�lmaz k�lacakt�r. D�nyada hep zillet �ekecekler; zira �sl�m'dan kopuk ya�amalar� onlar� i�tima�, iktisad�, ticar� ve asker� hayata ait b�t�n saha ve �nitelerde k�fr�n sultas� alt�nda kalmaya mahkum edecektir. �lim ve teknik planda da ma�lup d��eceklerdir. Ahirette ise, bunun hesab�n� verecek ve orada can yak�c� bir azapla kar��la�acaklard�r.

Belki 1300 sene de�il ama, en az 1000 sene M�sl�manlar, m�nev� helezonlarla hep y�kseli�ten y�kseli�e s��rad� ve ba� d�nd�r�c� zirvelerde dola�t�lar. Bilhassa Ra�id Halifeler devrinde bu y�kseli�, adet� semav� bir keyfiyet kazanm��t�. Zaten Allah Res�l� de, bu g�l devriyle al�kal� ��yle buyuruyorlard�:

�sl�m ordusu bir beldeye gelir ve oran�n ahalisi, "Sizin i�inizde peygamberi g�ren var m�?" diye sorar. E�er "Evet, var." denilirse kap�lar ard�na kadar a��l�r.

"Sonra bu soru "Allah Ras�l�n� g�renleri g�ren var m�? " �eklinde de sorulabilir. Yine "Evet, var" denirse kap�lar ard�na kadar a��l�r.

"Daha sonra ise "Sahabeyi g�renleri, yani tabiini g�ren var m�?" diye sorulur. Cevap "Evet, var" olursa, yine kap�lar a��l�r ve fetihler s�rer gider.

Zaten ba�ka bir hadiste Efendimiz bu �� devreyi en hay�rl� devreler olarak vas�fland�rmakta ve ��yle buyurmaktad�r:

"En hay�rl� nesil benim i�inde bulundu�um nesildir. Sonra onlar� takip edenler, sonra da onlar� takip edenleri takip edenlerdir."

�sl�mi ge�mi�imize bak�nca b�t�n tarihi vak'alar�n, Efendimiz'in bu ifadelerini do�rulad���n� g�r�r�z.

R��id Halifeler devri b�t�n�yle 30 senedir. Bununla beraber daha Hz. Osman d�neminde M�sl�manlar d�nyan�n d�rt bir yan�na yay�lm��lard�. Bir taraftan Erzurum'a kadar varm��, di�er taraftan da Aral g�l�ne uzanm��lard�. Halbuki o devirde ihtilaflar doruk noktadayd�. Buna ra�men, cihad ruhu onlarda devaml� hamle �uurunu besliyordu. O d�nemde Afrika, bir ba�tan bir ba�a fethedildi. Ukbe b. N�fi, oraya giren ilk M�sl�man kumandan olarak, koca Afrika'n�n fethini kendi hayat�n�n g�nlerine s�k��t�rabilmi�ti. Vefat etti�i zaman 50 ya��ndayd�. Bu elli senelik dar zaman dilimi i�inde bir ba�tan bir ba�a b�t�n Berberilere s�z�n� dinletmi�, o g�nk� Araplar�n karanl�k deniz dedikleri Atlas Okyanusuna dayanm�� ve at�n� yar� beline kadar suyun i�ine s�r�p yery�z�nde ideal bir insan�n s�yleyebilece�i en g�zel s�z� s�ylemi�ti: "Allah'�m bu karanl�k deniz kar��ma ��kmasayd�, Senin ad�n� denizler a��r� �telere de g�t�recektim." Onlar�n transatlantikleri, u�ak gemileri, hatta f�rt�nal� zamanlarda, denizlerde y�zecek vapurlar� da yoktu. Bu uzak �lkelere at�n, devenin s�rt�nda ta��n�yor, deniz a��r� �lkelere de sallarla ula�maya �al���yorlard�. Buna ra�men d�nyan�n d�rt bir buca��nda hem de �ok k�sa zamanda at oynatabilmi�lerdi. Meseleyi riyaz� olarak arz etmek icab ederse, d�rt Halife d�neminde �sl�m ad�na, g�n�llerin fethedilmesini hedef alan f�tuhat, daha sonra ki b�t�n Emev�, Abbas�, Sel�uk� ve Osmanl� d�nemlerinde fethedilen yerlere denk idi, belki daha da fazlad�r.

Kaderin mahrem bir s�rr�d�r ki, bug�n d�nyan�n d�rt bir yan�nda, nerede M�sl�man varsa, oras� mutlaka Sahabi d�neminde fethedilen yerlerdir. End�l�s, 8 as�r M�sl�manlar�n elinde kalm�� olmas�na ra�men, g�z doldurur bir �ey bulmak �ok zordur. Fakat T�rkistan'da, Da��stan'da, Meng�cistan'da, �zbekistan'da h�l� camiler, medreseler vard�r. ��nk� buralar Sahabe taraf�ndan fethedilmi�tir. Ayn� zamanda buralar, Buhari'den, M�slim'e, M�slim'den Tirmizi'ye, ondan �bn-i S�na'ya, F�r�bi'ye kadar hem ilim sahas�nda hem de sahas�nda en muhte�em s�malar� yeti�tiren yerlerdir. �sl�m buralarda hakk�yla ya�anm��t�r.

�imdi, ihlasla temeli at�lm��, samimiyetle tohumu sa��lm�� ve harc�nda Sahabenin kan� olan bu yerler in�aallah bir g�n yeniden �sl�m'�n "yed-i beyza"s�na teslim olacakt�r. Evet, millet�e, bu eski �lkelerde yeniden varl���m�z� hissettirece�imiz g�nleri bekliyoruz. Ve inan�yoruz ki, g�n gelecek oralarda kaybolan �sl�mi hava, �sl�mi ruh ve �uur mevce mevce yeniden dalgalanacakt�r. Bu ayr� bir fas�ld�r ve ayn� zamanda bizim de bam telimizdir. �imdilik bu konuya bir nokta koyup ge�iyor ve sadede d�n�yoruz.

Sahabi �ok k�sa bir zaman i�inde cihan� fethe muvaffak olduysa her halde bunun kendine g�re bir hesab� ve de�erlendirmesi vard�r. Sahabi ki, teker teker hepsi, �sl�m davas�n� birer mecn�nu idiler. Evet, d��tan ve z�hiri g�zle bakanlar onlara deli derdi. ��nk� onlar�n yapt�klar� akl� durdurup, hayali donduracak �apta �eylerdi.

Hz.Ali, Allah Ras�l� hicret esnas�nda Mekke'den ayr�l�rken O'nun yata��na yatm��t�. Bu, k�l�� darbeleri alt�nda parampar�a olmay� ba�tan kabulleni� demekti. M��rikler elleri havada kald�lar. Zira yataktaki Efendimiz de�il, Hz.Ali'ydi. Ellerinin havada kalmas� ise hayrettendi. Bu i�e ak�l erdirememi� ve donup kalm��lard�. 17 ya��ndaki bir gen�, nas�l olur da hayat�n� hi�e sayarak b�yle bir fedakarl�k yapard�? Ebu Cehil dahil b�t�n Mekke m��rikleri k���k dillerini yutmu�lard�. Ve, yine Ebu Cehil, Abdullah �bni Cah�'�n dam�n�n �zerine ��k�yor, i�erde koyunlar�n melemesini, kedilerin miyavlamas�n� duyuyor ve deh�etten deh�ete d���yordu. ��nk� evde insan ad�na hi� kimse kalmam��t�. Dostun (asm) kendisi Medine'ye gidince, herkes de arkadan ko�up gitmi�ti. Ebu Cehil, Hz.Abbas'a hitaben: "Hayret! Bu senin ye�enin, aram�za �yle bir iftirak att� ki, bunu ne izah etmek ne de anlamak m�mk�nd�r!.." diyordu.

Yurt-yuva, mal-menal, evlad-u iyal her �ey terk ediliyordu. Bunu m��rikler nas�l anlayabilirdi ki?

Evet, Hz.Ebu Bekir Mekke'den Medine'ye hicret ederken, yan�nda hi� kimseyi g�t�rm�yordu. Han�m�n�, babas�n� ve can� kadar sevdi�i evlatlar�n� Mekke'de b�rak�yor, �yle gidiyordu.

Hz.Osman, Allah Ras�l�'n�n ker�mesi Hz.Rukiye validemizi dahi yan�nda g�t�rememi�ti. O Rukiye ki, onun han�m�yd� ve iki cihan Serveri'nin g�z�n�n nuruydu. Bizden kime: "Rukiye i�in bir can l�z�m" denseydi zannediyorum herkes bin can�yla onun imdad�na ko�ard�. Fakat gel g�r ki, bu Rukiye Mekke'de kal�yor ve Hz. Osman Medine'ye hicret ediyordu.

Bu d�nem, Efendimiz'e sadakatla ba�lanmalar�n d�nemiydi. Ger�ekten, onlar �yle sadakatla ba�land�lar ki, Hudeybiye'de Sehl b. Amr, Efendimiz (asm) ile bir anla�ma akdedip Mekke'ye d�nd���nde aynen ��yle dedi: "(Sehl hen�z �sl�m'a girmemi�ti. O �slamiyet'e en son girenlerdendir. Yumu�ak, m�layim bir insand�. Orada Efendimiz (asm)'a kar�� da h�r��nca davranmam��t�. Allah'�n l�tf�yla kalbinin yumu�akl���n�n m�kafat�n� g�rm��, daha sonra �sl�m'�n n�ruyla nurlanm�� ve hayat�n�n son senelerinde (asm)'�n m�barek halkas�na girmi�ti.) Beyhude u�ra�may�n! Siz O'nunla ba�a ��kamazs�n�z. Ben Kisra'lar�n, kayserlerin saraylar�nda bulundum, her tebaan�n b�y�klerine kar�� ihtiram�na ��hid oldum.Fakat benim bu Z�t ve etraf�ndakilerde g�rd���m �eyi hi� bir yerde g�rmedim. Abdest al�yordu, uzuvlar�ndan damlayan sular�n bir damlas� bile yere d��m�yordu.. herkes ellerini tutuyor, ellerine damlayan damlac�klar� y�zlerine g�zlerine s�r�yordu." Evet, Sahabeler Efendimiz'e (asm) kar�� o derece tazimk�r ve ba�l�l�k i�indeydiler! Halbuki Efendimiz kendisine aya�a kalkanlara ��yle diyordu: "L� tekumu kema tekumul e�cim" "Acemlerin b�y�klerine aya�a kalkt��� gibi aya�a kalkmay�n." diyordu ama yine de kalk�yorlard�. Tevazu g�sterdik�e b�y�yor b�y�yor ve ba�� meleklerin bulundu�u makamlar� dahi a��yordu. Efendimiz'in Hz. Cibril'i g�r�nce korktu�u rivayet edilmektedir. Vahyin bidayetinde �yle olmu�tu. Fakat, bir Rasul�llah a��k�n�n dedi�i gibi "E�er Cebrail (as) hakikat-� Ahmediye'nin perde arkas�n� m��ahede etseydi, k�yamete kadar bay�l�r kal�r ve bir daha da kendine gelemezdi." Efendimiz (asm) Allah ile irtibat�n�n kuvveti nisbetinde daima b�y�yordu. Ama her b�y�me, onda katlan�p katlan�p daha derin tevazua b�r�n�yordu. Evet O kendisini insanlardan her hangi bir insan say�yor, ondan �te muameleden de rahats�z oluyordu.

Bu d�nem, Ashab�n, Efendimiz (asm) ile kayna��p b�t�nle�ti�i d�nemdi. Ruhlar�, g�n�lleri kalpleri ve kal�plar� o kadar birbirine yakla�m��t� ki, Efendimiz (asm) onlara "Kan�n�z kan�m, can�n�z can�m" yani "Siz Benim u�rumda �leceksiniz, Ben de sizin u�runuzda" diyordu. �yle b�t�nle�mi�ti. Bu s�zler sadece onlar�n g�nl�n� almak i�in s�ylenmi� s�zler de�ildi. Asl�nda var olan b�yle bir b�t�nle�meye, (asm) terc�man oluyordu. G�n gelip de �sl�m'� ne�ir ve temsil i�in, d�nyan�n d�rt bir yan�na hicret bahis mevz�u olunca, "ni�in ve neden" demeden yukar�dan gelen emre uyup �ran'a-Turan'a da��ld�lar. �sl�m u�rundaki bu hicretten sonra da, bir daha eski vatanlar�na d�nmeyi d���nmediler; d���nmek ��yle dursun; o samimi hicret niyetine g�lge d���rme endi�esiyle, eski yurtlar�nda �l�p, oraya g�m�lmek korkusuyla tir tir titrediler.

��te Sa'd b. Ebi Vakkas Mekke'de s�tmaya tutulmu� ve tir tir titrerken, �z�l�yor, teess�r izhar ediyordu. Efendimiz (asm) "Ni�in �z�l�yorsun?" buyurunca da, "Ya Rasulallah! Hicret ettikten sonra Mekke'de �lece�im diye korkuyorum.!" cevab�n� veriyordu. Yani Senin b�yle melek�t kokan, m�barek ikliminde Medine'de �lmeyece�im de burada �lece�im, bu y�zden de hicretim eksik olacak diye �z�l�yorum. (Bu h�dise Buhari ve M�slim'de anlat�lmaktad�r.) Efendimiz (asm) Medine'ye yerle�ip ve hep orada kalmay� d���nd��� i�in onlar da Medine'ye o kadar ba�l�l�k duyuyorlard�. Asl�nda insan Medine'ye ne kadar ba�lansa de�er. Ve, onlar, Medine'ye de�di�i kadar ba�l�yd�lar ama, bir g�n d�nyan�n d�rt bir yan�na gidip �sl�miyet'i ne�redeceklerine d�ir emir s�d�r olunca, hi�biri en ufak bir teredd�t ge�irmeden "evet" demi�ti. Onlar hakikat�n delisiydi, delice �sl�m hakikat�na ba�lanm��lard�. Leyl�'n�n pe�ine d��en Mecnunun hali neyse, �sl�m hakikat�n� cihana ne�retme ve Allah'�n r�zas�n�, Res�lullah'�n ho�nutlu�unu kazanma mevzuunda, onlar�n hali de oydu. Evet, emir gelince hemen Teb�k'e azmirah eden, Yemen'e ko�an, Hadramut'a y�nelen ve d�nyan�n d�rt bir buca��na, tebli� i�in ��kan bu Hak sevdal�lar� cennete gidiyor gibi g�le-oynaya gidiyorlard�.

G�n gelip de de�i�ik imparatorluklar, �sl�miyet'in yay�l���n� engellemeye ve m�cahitleri durdurmaya kalk�nca; M�sl�manlar da k�l�ca ba�vurma zorunda kalm��lard�. Zira onlar hakikat� ne�redip cihan� ayd�nlatacaklard�.. has�mlar maddi g�� ve kuvvetle kar��lar�na ��k�nca, onlarda ayn� silah� kullanma mecburiyetinde idiler.

Evet, �imdi tam maddi cihad zaman�yd�. K�l�c�n� kapan meydana at�ld�. �ld�rd� veya �ld�r�ld�. Fakat meydan� terk eden olmad�. Her cephede, kendilerinden beklenenin �ok �st�nde muvaffakiyetlerle gidip �ine-Ma�ine ula�t�lar. Onlar hem toplum olarak hem de teker teker ferdler olarak destanlara mevzu insanlard�...

Allah Ras�l� hi� kimseden t�kat�n�n fevkinde bir talepte bulunmuyordu. Bununla beraber sahabi her f�rsatta t�kat s�n�r�n� zorluyor ve adet� y�k�n alt�na biraz daha girebilmenin kavgas�n� veriyordu.

Hayber'e ��k�l�rken Hz. Ali'nin g�zleri a�r�yordu. Allah Ras�l� onu, bu mazereti sebebiyle Medine'de b�rakmak istedi. Ama Hz.Ali buna raz� olmad�. Ve "Beni kad�n ve �ocuklarla beraber mi b�rak�yorsun ya Rasulallah!" dedi. Nitekim daha sonra Hayber O'nun eliyle fethedildi.

Ve bir defas�nda da Efendimiz (asm) Medine'den ayr�l�rken kendi yerine Hatice Validemizin akrabas� olan �mm� Mektum'u b�rakm��t�. Demek ki ancak, b�yleleri cihaddan geri kalabiliyordu. G�zleri g�rm�yordu, mazurdu. Hi�bir zaman cihada i�tirak etmeyebilirdi, ama, Efendimiz'in (asm) vefat�ndan sonra, kendisine "Senin g�zlerin g�rm�yor, sen mazursun cihada gitmeyebilirsin" diye kar�� koyan olmad���n� de�erlendirdi ve d�nyan�n d�rt bir yan�na cihada gidenlerle beraber o da yola ��kt�. Evet, �bn-i �mm� Mekt�m bir f�rsat yakalam��t�. Kadiseye'ye ordu giderken, �ok ya�l� olmas�na ra�men o da orduya i�tirak edecekti. Riv�yetlere g�re o g�n onu ordunun arka saflar�nda tutmak istemi�lerdi de, bir yerde Sa'd b. Ebi Vakkas'� (Ordunun kumandan�n�) yakalay�p ��yle dedi: "Mu�ire bin �u'be benim Allah yolunda cihad etmeme mani olmak istiyor. E�er Allah yolunda bug�n benim �lmeme mani olursan�z ben de sizin hepinizi Halife �mer 'e �ikayet ederim." Bak�n �ikayet mevzuuna! "Allah yolunda �l�p kan�mla yunmama, y�kanmama mani olursan�z sizi halifeye �ikayet ederim." "Ne istiyorsun?" diye soruyorlar. "G�z�m g�rm�yor ama, ordunun �n�nde sanca�� ben tutmak istiyorum." cevab�n� veriyor. ��te Allah yolunda �lme mevzuunda hem de cinnet derecesinde kendini �l�mlere atan insanlar!..

Sanki Efendimiz'in olmay���n� �bn-i �mm� Mekt�m b�y�k bir f�rsat biliyordu. Zira Efendimiz hayatta olsayd� ona "Sen evinde otur" diyecekti. Halbuki �imdi ona b�yle diyen ve diyecek olan yoktu. Onun i�in de �ok seviniyor ve ordunun en �n saflar�nda cihada i�tirak ediyordu.

Ebu Talha iyice ya�lanm��, g��ten kuvvetten d��m��t�. Torunlar�n� �a��r�yor "K�br�s fethedilecek. Bu sefere ben de kat�lmak istiyorum. Ama at �zerinde durmam m�mk�n de�il. Onun i�in beni ata iyice ba�lay�n." diyor. Torunlar� itiraz ediyor ve onun sefere kat�lmas�na mani olmak istiyorlar. "Sen ihtiyars�n, ya�l�s�n, mazursun" diyorlar. O diretiyor "Kur'an gen�-ihtiyar ay�rmadan herkesi mal�yla can�yla cihada davet ediyor. Ben bu emirleri mutlak m�n�da anl�yorum." cevab�n� veriyor. Nihayet s�z dinletemiyor ve ata iyice ba�layarak onu da ordunun i�ine sal�veriyorlar. Daha harbe i�tirak etmeden, yolda vefat ediyor. Zaten o kadar uzun ve a��r yolculu�a dayanacak halde de de�ildi.. Ama, o, d�nyada arad���n� bulmu�tu.. vefat ederken, herhalde: "�ok ��k�r Rabbim Sen'den istedi�im bu �eyi de bana l�tfettin." diyordu. Ve, Hz. Halid Eb� Eyy�b el-Ensar� Hazretleri, �ok ya�l� olmas�na ra�men, ta Yezid'in emir oldu�u d�neminde �stanbul kap�lar�na kadar geliyor. O, Efendimiz Medine'ye te�rif etti�inde evliydi, �oluk �ocuk sahibiydi. Hz. Muaviye d�nemi ve Yezid'in kumandanl��� zaman�na gelinceye kadar en az 40-50 sene ge�mi�ti. B�t�n bunlar nazara al�nacak olursa o son sava�a i�tirak etti�inde en az 75-80 ya�lar�ndayd�. Bu ya�taki bir insan, yine torunlar� taraf�ndan at�n �zerine bindiriliyor.. ve at �zerinde t� �stanbul �nlerine kadar geliyor. Burada bir noktaya i�arette fayda var: S�z konusu sahabeler ve benzerleri acaba neyin pe�indeydiler? Onlar hakk�nda Kur'an ve hadislerde nice takdirk�r ifadeler mevcud du. Bizzat Cenab-� Hak onlara Ensar veya Muhacir demi� ve tebcil etmi�ti. Onlar Tevrat ve �ncil'de dahi vasf edilen insanlard�. Bununla beraber Allah Res�l�'nden bir s�z duymu�lard�: "�stanbul mutlaka fethedilecektir" diye ba�layan bu s�z�n sonunda da ��yle deniliyordu: "Onu fetheden kumandan ne g�zel kumandan ve onu fetheden ordu ne g�zel ordu!" ��te onlar�n b�t�n gayesi, Allah Ras�l�'n�n ifadesindeki bu g�zel orduda sade bir nefer olabilmek ve Allah ho�nutlu�unu kazanmakt�. Bunca tehal�ke katlanmalar�n�n ba�ka hi�bir sebebi yoktu. Allah Ras�l� �stanbul'u fethedecek ordunun Allah kat�nda makbuliyetine i�aret ediyor, onlar da b�yle bir ordu i�inde bulunmak i�in �deta birbirleriyle yar�� ediyorlard�.

Evet Eb� Eyy�b el-Ensar� Hazretlerinin derdi de buydu. O'nun i�in t� Medine'den kalkm�� ve �stanbul �nlerine kadar gelmi�ti. Aylar, haftalar ge�mi� fakat fetih m�yesser olmam��t�. �imdi ise O, yorgun ve bitkin bir halde �l�m�n� beklemekte. Herhalde b�t�n hastal��� s�resince, en �ok tekrar etti�i �ey: "Fetihten ne haber?" s�z�yd�. Nihayet �l�m ruhunu sar�nca, ordu kumandan� soruyor: "Ey Allah Peygamberinin Sahabesi, bir iste�in var m�, yerine getirelim?" Diyor ki: "Beni al�n g�t�rebildi�iniz kadar ileriye g�t�r�n. Hatta imkan varsa surlar�n i�ine girin ve beni oraya g�m�n! Biz �stanbul'u fethetmek i�in geldik, ama bana nasip de�il. Ne varki bir g�n Efendimiz'in bu haberi mutlaka ��kacak ve bu m�jdesi mutlaka tahakkuk edecektir. Ben burada g�m�l� olay�m. Yan� ba��mdan ge�en �sl�m s�varilerinin k�l��lar�n�n, kalkanlar�n�n �ak�rt�lar�n� i�itmek ho�uma gider. B�rak�n hi� olmazsa o leventlerin seslerini duyay�m." Aradan 5-6 as�r ge�iyor, Cenab-� Hak o mu�tuyu, ya��z T�rk Levendi 22 ya��ndaki Hz. Fatih'e nasip ve m�yesser ediyor. �a� a�ma-kapama, Nebinin iltifat�na mazhar olma, Avrupa'ya a��lacak Hayber kap�s� gibi demir kap�y� k�rma ve Muhammed� ruhu tastamam temsil etme, kaderin tatl� cilvesi ona nasip oluyor. Allah'�n takdiri ya; ad� bile Mehmet, yani Muhammed Fatih olmu�tur. Evet O, Muhammed�li�i adet� bir Mehdi mahiyetinde temsil etmi�tir. Eba Eyy�b-el Ensar� Hazretlerinin duydu�u n�ra, Fatih'in n�ras� ve takdirle kar��lay�p "Ho� geldiniz" dedi�i ordu da onun ordusudur.

��te, ister ir�ad ve tebli�, isterse maddi cihad ad�na, b�ylesine delice kendisini bu i�e adam�� kimseler, cihan� fethederler ve fethettikleri yerleri de as�rlarca ellerinde tutabilirler. Efendimiz'in bir hadislerinde buyurduklar� gibi, daha sonra, M�sl�manlar�n ruhunu "Vehen" yani "�l�m korkusu" sar�nca, elde edilen her �ey, teker teker kaybedilmeye ba�lar. Bizim 2-3 as�r �ncesine kadar insanl�k tarihinde a��r ve b�y�k bir yerimiz vard�. Bug�n ise bu durumu kaybetmi� bulunuyoruz. Bu meselenin tek izah� vard�r: O da �st�n oldu�umuz zaman �sl�mi bir ruh ta��yor Allah'a inkiyad ve teslimiyetimizi sa�lam tutuyorduk. Geriledi�imiz d�nemde ise ruhlar�m�z� "Vehen"in, korkunun, zaaf�n, hayat sevgisinin ve istikb�l endi�esinin sard���n� g�r�yoruz.

K�sa zamanda, d�nyan�n d�rt bir buca��na yay�lan M�sl�manlar, takriben 1000 sene kadar, en y�ksek bir idare �eklini d�nyada h�kim k�lm��lard�. Bu muvaffakiyet, M�sl�manlar�n maddi m�nev� her �eylerini Allah yoluna adam�� olmalar�ndan ba�ka ne ile izah edilebilir ki?

Biz, �sl�m aleminde zuhur etmi� b�t�n cihangirlerde ayn� ruh halini g�r�yoruz. Onlar ya�atma arzusuyla, ya�ama zevkini kendilerine haram k�lm�� insanlard�r. B�t�n dertleri, intisab�yla �eref duyduklar� dinin il�s�yd�.

Alparslan'da bu vard�r, K�l��arslan'da bu vard�r, Murad H�davendigar'da bu vard�r, Fatih'te, Yavuz'da ve daha nicelerinde hep bu ruh, hep bu �uur mevcuttur...

Alparslan, Malazgirt'te �zerine giydi�i beyaz urbas�yla ordusunun kar��s�na ��k�yor ve irad etti�i hutbesinde bu c�bbenin ona kefen olmas�n� niyaz ediyordu. Yani o harp meydan�nda muzaffer olmaktan daha �ok �ehid olmak i�in gelmi� bulunuyordu. Ve bunu, giydi�i kefeniyle de bizzat g�steriyordu. Onun i�in de kendi ordusunun birka� misli d��manla teredd�ts�z yaka-pa�a olabilecekti. Ve oldu da.. oldu ama, g�n�n sonunda i�i biraz buruktu. Zira �ehid olmak istemi�, fakat olamam��t�.

Murad H�davendigar, "Allah'�m ordunu muzaffer ve beni de �ehid eyle!" diye dua etmi� ve harbe �yle ��km��t�. Duas� makbuld�. Ordu muzaffer o da �ehid olmu�tu. Ba�r�ndan yedi�i han�erle upuzun yatarken, etraf�ndakiler son buyru�unu sordular. Dudaklar�nda bir c�mle s�yleyecek kadar ancak derman vard�.. ve onu s�yledi sonra da g�zlerini yumdu. Son c�mlesi: "Attan inmeyes�z" olmu�tu.

��te, onlar taraf�ndan kurulan bu muhte�em ve �anl� devletin her devirde d�nya muv�zenesinde bir a��rl��� vard�. Herkes ona bak�yor ve kendisini ona g�re ayarl�yordu. Evet, b�ylesine Hak yolunda tehal�k g�sterme, O'nun d���nda her �eyi hakir g�rme, Allah'� daima birinci pl�nda m�talaa etme, ve bu y�ce dava, y�ce mefk�renin delisi olma sayesinde, Cenab-� Hakk s�n�rlar�m�z� daima korudu, biz de aziz olarak ya�ad�k. Bu ruhu kaybedince de bizi d�rt bir taraftan sard�lar ve, aheste aheste ��r�t�p, ruhumuzu ald�lar. Evet, biz evvel� ruh plan�nda, sonra haysiyet ve �eref plan�nda, daha sonra da madde pl�n�nda �ld�k. �imdi de s�per g��lerin a�z�na bak�yor ve desteklerini bekliyoruz. Hatta onlara kar�� bor�lar�m�z� erteletmeyi, biraz geciktirmede muvaffak olmay� �ok b�y�k ba�ar� say�yoruz.

E�er bu millet, tekrar eski ihti�am�na kavu�mak istiyorsa, onu m�zide ha�metli k�lan fakt�rleri, hem de hi�birini ihmal etmeden hepsini yerine getirmelidir. Zira "�nsan i�in ancak �al��t��� vard�r. Ve o �al��mas�n�n neticesini muhakkak g�recektir" (Necm, 53/39).