Mal�n�zla can�n�zla cihad ediniz" buyuruluyor. Halbuki biz imkanlar�m�z nisbetinde veremiyoruz. Veremedi�imizin sebebi nedir?

Kur'an'da, Allah-u Te�l� "Mal�n�zla can�n�zla cihad edin" diye pek �ok yerde emir buyuruyor. Evet, Kur'an'da �ahsi hayat�m�z�n tekam�l�, ailevi hayat�m�z�n M�sl�manca teminat alt�nda olmas�, cemiyet i�inde �sl�mi hayat�n �f�l �f�l esip durmas� ve bulundu�umuz memlekette �sl�mi ruh ve �uurun hakim olmas� mevzuunda a��k kapal� pek �ok emir mevcuttur. Esasen, b�yle bir ruh ve �uur h�kim olmad�ktan sonra insan�n be� ba�� mamur bir M�sl�man olmas�, M�sl�man kalmas�, M�sl�manl��� ya�amas� m�mk�n de�ildir desek, m�bala�a yapm�� olmay�z. Bilhassa g�n�m�zde �sl�mi hayat �ok fena darbelenmi� ve �deta onun her m�essesesi temelinden sars�lm�� gibidir.. Oysaki �sl�m i�timaiyat��lar�, ger�ek bir M�sl�manl���n ancak �sl�mi bir toplum i�inde m�mk�n olabilece�i hususunda ittifak halindedirler. �ar�� �sl�m� d���nceye g�re tanzim edilmemi�se, pazar ona g�re de�ilse, insanl���, insanl��a y�kseltme m�esseseleri say�lan maarif yuvalar�, ayn� duygu ve d���ncede elinizden tutmuyor ve bir H�z�r gibi d�ima gidece�iniz yolda �n�n�zde y�r�m�yor ve sonsuzluk yolunda size ���k tutmuyorsa, bir ka� ad�m y�r�seniz bile bir yerde tak�l�r kal�r, bir yerde d��er, bir yerde s�r�er, bir yerde M�sl�manl�k ad�na �ok t�vizler verirsiniz.. Ve neticede be� ba�� mamur M�sl�man olarak ya�amaya muvaffak olamazs�n�z. ��nk� bir yerde toplum �n�n�z� keser, bir yerde sokak �n�n�z� keser. Hepsinden fenas� da bir yerde ��retilen yanl�� �eyler ve e�itimdeki yanl��l�klar dev gibi, ejderha gibi �n�n�z� keser. Binaenaleyh, M�sl�manca ya�aman�n yolu, ancak, m�eyyid�t�n kemal-i ciddiyetle ele al�nmas� ile m�mk�n olacakt�r. M�eyyide; dinin anlat�lmas�, insanlar�n vicdanlar�n�n uyar�lmas�, insan�n bu d�nyada bir yolcu ve buras�n�n da u�rayaca�� �ok yerlerden sadece bir yer oldu�unu; onun i�in de buraya geldi�i gibi, buradan da esas yurduna gidece�inin kendisine hat�rlat�lmas�d�r. Evet, m�eyyide olarak bu hat�rlatma i�inin yap�lmas� laz�md�r ki, insan, di�er bir m�eyyide olan mal�yla can�yla cihad vazifesini eda edebilsin.

Bu i�e te�ne g�n�ller i�in, bu mevzuda s�ylenecek her �ey fazladand�r. Cenab-� Hakk'�n bir l�tfu olarak diyebiliriz ki, bug�n �sl�miyet'e hizmet eden �yle fed�kar M�sl�manlar var -h�sn-� zann�m�za verilsin- Sahabenin arkas�nda yerlerini alabilecekleri her zaman s�ylenebilir... Cenab-� Hakk'�n bu nimet ve ihsan�n� yad eder, minnet ve ��kranla O'nun huzur-u kibriyas�nda iki b�kl�m oluruz. ��nk� �ok kurak bir d�nemde; evet zeminimizin hi� bir �ey bitirmedi�i; semam�z�n bir damla ya�mur vermedi�i bir d�nemde, Cenab-� Hak bu kadar hiss-i sem�hatle co�mu�, �m�na ve Kur'�n'a hizmetle gerilmi� m�minleri, yeniden �sl�m'a ve Kur'�n'a ba���lad�.. Ve bir milleti geriye d�nd�rd�, haristan�m�z� yeniden bir ba�istana, bir bostana ve �det� bir cennete �evirdi -O'na binlerce hamd ve sena olsun!- Umumiyet itibariyle, s�nesi bu mevzuda co�mu� ve ciddi gerilime ge�mi�, samimi vicdanlar�n sordu�u bu sorunun alt�ndaki maksat -hissetti�im kadar�yla- �u olsa gerek: Acaba ma'�eri vicdanda, malla ve canla hizmet duygu ve d���ncesini nas�l uyarabiliriz? Nas�l uyarabiliriz ki, ge�mekle m�kellef oldu�umuz zaman t�nelini, biraz daha h�zl� a�al�m. Hari�te ve dahilde M�sl�man�n her halini g�zetleyen ve kontrol eden, onun her m�sbet davran���n� engellemek isteyen, Kur'an'� Kerim'in "H�inet'el-a'y�n = H�in g�zler" dedi�i g�zler (M�min S�resi, 40/19) g�rmeden, var�lacak yere var�ls�n, a��lmas� gerekli olan sarp tepeler a��ls�n, ge�ilmesi gerekli olan tehlikeli yerler ve kandan-irinden deryalar da ge�ilmi� olsun. Yoksa binbir m�ni� aras�nda y�r�yen M�sl�manlar�n kar��s�na b�t�n bir d�nya ��kt��� zaman �imdi bir senede a�abildikleri yeri, belki o zaman 10 senede ancak a�abileceklerdir. Ayr�ca, k�fr� de uyard�klar�ndan dolay�, varacaklar� yere kat'iyyen varamayacaklard�r. ��te bu noktadan, M�sl�manlar�n meseleyi daha h�zl�ca ele almalar� �cab etmektedir. Diyelim ki, �imdi ellerindeki imkanlarla neslimize hizmet verecek bir irfan yuvas�n� bir senede dikebiliyor, ihya edebiliyorlarsa, kendilerini biraz daha s�k�p bir senede iki tane ihya etmelidirler. �hy� etmeleri laz�md�r; ��nk�, onlar b�yle yapmakla yar�nlar�, daha sonraki nesiller de kendilerinden sonraki devirleri ihya etmi� olacaklard�r. E�er bug�n, bug�n�n insan�na d��en vazife bihakk�n yap�lmazsa, yar�n bizim �u andaki g�� ve kuvvetimiz �u haliyle kalsa bile yine hi� bir �ey yap�lamayacakt�r. Zira, yar�n kar��m�za daha g��l� engeller, daha kuvvetli m�ni�lar ��kabilir ki, bu g��le, onlar� a�mam�z m�mk�n de�ildir. Bu itibarla, Sahabe-i Kiram�n kendilerinden sonra 30 sene i�inde fethedip Rasul�llah'�n zimamdarl���na teslim ettikleri bir d�nya, kemm� ve keyf� buudlar�yla kendilerinden sonra gelen Emeviler, Abbasiler, Sel�uklular ve Osmanl�lar�nkine hemen hemen denktir. �sterseniz d�nya haritalar�na bir bak�verin. Bu kadar geni� bir saha 4 b�y�k halife d�neminde elde edilmi�tir ki, izah etmek m�mk�n de�ildir. Hatta denebilir ki, hayret edilen bu noktaya t� seyyidina Hz. Osman d�neminde ula��lm��t�r. Bu, mes'elenin bir y�n�d�r. �kinci y�n olarak �unlar ifade edilebilir: Bu fetihler z�hiri bir istibdat ve zorbal�k ile elde edilmi� de�ildir. Bu f�tuhat esnas�nda kat'iyyen kalblere ve vicdanlara bask� yap�lmam��t�r. Bilakis kalplerin teshiri, �sl�m'�n g�n�llere sevdirilmesi, ak�llar�n emre �m�de k�l�nmas� �eklinde olmu�tur. Dolay�siyle de Sahabelerin gittikleri yerlerde M�sl�manl�k adeta ��� gibi gelmi� ve bu geli�meyi bir k�lt�r, bir ilim ve irfan devri t�kip etmi�tir. O g�n yap�lanlar h�l� d�nyay� hayran b�rakmaktad�r. Diyeceksiniz ki, b�raksa ne olur, b�rakmasa ne olur; ama, bu bir fazilettir ve d��man dahi bu faz�leti �tiraf etmektedir. Evet, d�nyay� hayran b�rakacak bir ufka, bir noktaya, bir ku�a�a ula�t�rd�klar� k�lt�r ve medeniyet eserleri, �sl�miyet'i iyi temsil, insanlar� cezb etmi� ve M�sl�manla�t�rmada da rol oynam��t�r. Bug�n dahi oralarda, M�sl�manl�k hesab�na bir kayna�ma varsa, onlar�n, o m�barek, nurlu, bereketli, ihlasl� elleriyle at�lan tohumlar�n neticesidir. Bence bu mes'ele �ok �nemlidir. Evet, Sahabelerin bu samimiyetleri kar��s�nda insan�n hayranl�k duymamas� m�mk�n de�ildir. Onlar, mal ve can ad�na her �eyin fed� edilmesi gerekli olan zaman� �ok iyi ayarlad�lar. Mesel�, bir g�n kendilerine "Mekke'den d��ar�ya ��k�n!" dendi�inde, arkalar�nda a�layan �ocuklar�, meleyen koyunlar�, b���ren s���rlar� vard�. Arkalar�na d�n�p bakmadan, �brahim'� bir ruhla, Hal�l� bir anlay��la �ocuklar�n�, han�mlar�n� b�rak�p gittiler. E�er Hz.Ebu Bekir'e: "Ni�in arkana d�n�p bakmad�n?" diye sorsalard�, "Bir insan�m, Ai�e'nin; "Baba, baba!" diye yalvar��lar�na dayanamaz ve ihtimal ki, kalb� al�ka duyard�m.. duyard�m da bana denirdi ki "Ya Eba Bekir, bir kalpte iki muhabbet olmaz! Ben de al birini, diyebilirdim." Bu ruhla hi� teredd�t etmeden, zaman� �ok g�zel ayarlad�lar ve o g�n i�in her �eyin feda edilmesi gerekti�inden dolay�, gerekeni yapt�lar. Daha sonra, o zaman feda ettikleri �eyler, maddi ve m�nev� olarak, kat kat Allah taraf�ndan kendilerine ihsan edildi. M�'min, Mekke'de servetini b�rakm��t� ama, Medine'de Allah, ��-be� sene i�inde b�rakt�klar�n�n kat kat�n� ona verdi.. Evet, mesel� Mekke'de Efendimizin kerime-i muhteremesi olan Rukiye validemizi dahi b�rak�p ayr�lan Hz. Osman, Medine'ye gittikten sonra o kadar zengin olmu�tu ki, "Cey��l-usre" dedi�imiz, Teb�k'e giden orduyu te�hiz etme mevzuunda, 300 deveyi y�k�yle beraber vermi�ti. Belki akl�m�z, k�sa zaman i�inde bu servetin nas�l kazan�ld���n� almayabilir ama; Allah, Mekke'de b�rakt�klar� her �eyi Medine'de adeta (Men c�e bilhase - neti feleh� a�ru ems�lih�) (En'am Suresi, 6/160) yani "Kim bir hasene ile gelirse, kar��l���n� Allah 10 kat verir" s�rr�yla buldular. Asl�nda bu, geri veri�in en asgarisidir. Yoksa Allah 100 verir, 1000 verir... Evet onlar, mevsiminde verilmesi gerekli olan �eyi �ok iyi verdiler ve Allah taraf�ndan birka� kat�n� elde ettiler. Bug�n de "Siz Allah i�in verin, e�er Allah 10 kat vermezse ben verece�im" diyen fedak�r m�'minler mevcuttur.

E�er Hz.Ebu Bekir, Hz.�mer efendilerimizin d�nyaya az bu�uk meyilleri olsayd�, daha sonra, d�nyan�n en zengin insanlar� olurlard�; ama, Efendimizin yolunda, O'ndan (as) ayr�lmak istemediler. Bir ellerine ge�eni �b�r elleriyle hemen tasaddukta bulundular. B�ylece, gelen gitti. Yoksa Abdurrahman b. Avf gibi kimseler diyorlard� ki, "Biz servetimizin say�s�n� bilmiyoruz." Mesela, Hz.Enes gibi fakir, Efendimizin kap�s�nda b�y�m��, Efendimiz (a.s.v.)'in du�s�na mazhar olmu� ve bir mevsimde Efendimize hizmet etmi� -zay�f bir rivayette do�rudan do�ruya annesi �mm� S�leym taraf�ndan "Ya Rasulallah! Herkes sana arma�anla geldi, benim verecek bir �eyim yoktur, ben de Enes'i sana arma�an ediyorum. L�tfen kabul buyurun." denilerek-10 ya��nda Efendimiz'in hizmetine takdim edilmi� bu insan, halifeler d�neminde zenginler aras�nda say�l�yordu. Efendimiz dar-� fen�ya g�zlerini kapad��� zaman Hz.Enes 20 ya��ndayd�. Bu �anl� sahabi g�n gelip ��yle diyecekti: "�ocu�umun �ocu�unun �ocuklar�n� g�rd�m. Belki torunlar�mdan elimle g�md�klerimin say�s� 100'� a�k�nd�r. Servetime gelince, ne koyunlar�m�n hesab�n� biliyorum, ne de ba�ka varl���m�n." Demek ki, Enes o kadar Allah'�n l�tfuna mazhar olmu�tu. B�t�n bunlar mallar�n� ve canlar�n� vermeleri gerekli olan mevsimde vermi�, mevsimi gelince de, d�nyev� ve uhrev� semerelerini dermi�lerdi. Nas�l bahar mevsiminde topra��n ba�r�na tohumlar at�l�r.. kilerde, ambarda ne varsa hepsi topra�a emanet edilir.. ve sonra toprak daneyi ba�ak veya ba�aklar haline getirir ve iade eder. �yle de insan, b�t�n�yle topra�a d�k�lmeli, b�t�n�yle tohum haline gelmeli ve onun vefal� ba�r�na kendini sal�vermelidir. B�yle oldu�u takdirde g�rece�iz ki, her bir tohum mevsimi gelince be�er-onar ba�akla kar��m�za ��kacak ve Kur'an'�n ifade etti�i gibi ve belki de 70 dane ile arz-� endam edecektir. Evet, o g�n Allah'�n verdi�i kar��s�nda herkes �a�k�nl��a d��ecek ve o tohumu ekenler dahi hayret ve hayranl�k i�inde kalacakt�r. Baz�lar� da bu bereket ve kilerlerin, ambarlar�n dolmas� kar��s�nda gayz i�inde yutkunacakt�r ve "Liya��za bihim�l k�ffar" (Feth, 49/29) s�rr� zuhur edecektir. �yleyse, "�imdi, bahar mevsimidir" deyip d�k�leceksiniz, vereceksiniz, "Ben �u kadar verdim yetmez mi?" demeyeceksiniz. �lle de sizin �n�n�z� almak i�in bir ta'dil bahis mevzu ise, ta'dil eden insanlar �n�n�z� almal� ve "Hay�r o kadar ileri gitmeyin demeli." �imdi o kadar infak etmeyin ki, ilerde infak edece�iniz anlar gelecektir. E�er yar�nlara ait infak m�l�hazas� olmasayd�, size, "bug�n her �eyinizi harcay�n" diyebilirdik. Pekala, "yar�n ne olacak?" meselesine gelince? Yar�n Allah'�n taahh�d� alt�ndad�r. ��te Hal�lane bir ruhla, yani nas�l Halil �brahim (as) evlad�na, zevcesine arkas�n� d�n�p gitmi� ve geriye d�n�p bakmam��sa.. bize de �yle yapmak yara��r. Allah Ras�l� (as) buyuruyor ki: "E�er Allah i�in Ashab i�inde birisini dost edin denseydi, ben Ebu Bekir'i dost edinirdim. Ama Allah benim i�in Kendisi'nden ba�kas�n�n dostlu�una r�z� de�il." ��te Hz.Ebu Bekir'de �yle bir dostluk mevkiini ihraz etmi� ve �brahim (as) Hal�l�rrahman oldu�u gibi, o da hal�l�rras�l olmu�tu. Efendimiz sormu�: "Ebu Bekir! �oluk �ocu�una bir �ey b�rakmad�n m�?" S�dd�kiyete yak���r bir eda ile cevap vermi�ti?: "Onlar� Allah'a b�rakt�m!" Evet S�dd�k-� Ekberin bu tavr� hadd-i zat�nda zaman� �ok iyi de�erlendirmenin ifadesidir. "Ve c�hid� bi emv�lik�m ve enf�sik�m f� seb�lillah" (Tevbe, 9/41) �yetinden anlad���m�z da, mevsimin �ok iyi de�erlendirilmesidir. Bu y�ce anlay���n bug�n �oklar� taraf�ndan, �ok iyi de�erlendirildi�ini rahatl�kla s�yleyebiliriz. Evet, e�er, bug�nk� m�'minlerin civanmertliklerini destanla�t�rmak i�in Firdevs�'nin �ehnamesi gibi d�sit�ni bir havada, bir destan yaz�lacaksa, o destan altm�� bin beyitlik de�il, altm�� milyon beyitlik bir destan olarak yaz�lmal�d�r. Bu as�rda b�yle civanmert davran��lara kar��, kadir�inasl���n ifadesi de ancak bu olabilir. Rabbim sem�hat hissiyle co�mu� ve gerilmi� m�'minlerin c�mertliklerini kat kat artt�rs�n. Biz bu i�in bahar�n� ya��yoruz ve baharda a�an �i�eklerin aras�nda bulunuyoruz. Bu bizim i�in beklenilen bir mevsimdir. �imdi gen�ler her yerde kendilerine tevdi edilen vazifeyle kendilerine d��eni yaps�nlar! Tohumu 60-70 sene �nce sa��p giden b�y�k ruh ve y�ce k�metin etraf�nda pervaz eder-d�ner gibi hizmetlerini s�rd�rd�k�e, herhalde o da oldu�u yerde b�t�n bunlar� hissedecek ve belki de: "��te �imdi bahar hediyeleriyle kap�ma geldiler.. Ben de, senelerce evvel kendilerine vadetti�im, "Henien lek�m" sad�s�yla onlar� kar��l�yorum" diyecektir.

Evet, zannediyorum �imdi manzara ve durum budur. Ama �sl�m� hizmetlerin h�zland�r�lmas� seviyesini, b�yle bir fedak�rl�k ve civanmertli�in, Cenab-� Kibriyan�n huzurunda nas�l kab�le karin oldu�unu, Hz.Cenab-� Resulullah'�n huzurunda nas�l hora ge�ece�ini ve bu ����r� a�an, bu mevzuda bize ���k tutan ve en karanl�k d�nemde bir ���k ordusu haz�rlayan b�y�k dima�lar�n nas�l ho�lar�na gidece�ini, nas�l memnun ve mesrur olacaklar�n�; r�haniler �leminde bu i�in nas�l kar��lanaca��n� ben kendi idrak ve isti'dad�mla ifade etme g�c�nde de�ilim. Onu sizin y�ksek tasavvurlar�n�za, idraklerinize havale ediyorum..

Bu mes'elenin di�er bir yan� da: "Mal�m�zla, can�m�zla nas�l m�cadele edece�iz" hususudur. Bu da her �eyden evvel yine, inanca ba�l� bir �eydir. ��nk� �ift�iler e�er sa�t�klar� tohumlar�n topra��n alt�nda ��r�meyece�ine inan�yorlarsa, ellerindeki b�t�n tohumlar� teredd�t etmeden topra��n ba�r�na d�ker-sa�ar; sonra da beklemeye dururlar. E�er bah��vanlar diktikleri fidelerin ve fidanlar�n hepsinin tutaca��na inan�yorlarsa, hi� durmadan ellerindeki fidanlar�n bir tanesini dahi ihmal etmeden, hepsini topra��n ba�r�na g�mmeye �al���rlar. Elinde yumurtalar� ve civciv makinas� olan kimseler de, ellerindeki yumurtalar�n bo� yere koku�mamas� ve ��r�memesi i�in, hepsini ya o kulu�ka makinas�na kor veya bir kulu�ka hayvan�n�n alt�na yerle�tirir. Ama dedi�imiz ki�ilerin inanc� bu seviyede de�ilse.. baz� tohumlar�n ��r�yece�inden endi�e ediyor; baz� yumurtalardan civciv ��kmayaca�� kanaat�n� ta��yor veya o mevsimi, tam tohum atma mevsimi olarak g�rm�yorlarsa, elbetteki b�yleleri, b�t�n tohumu kullanmayacak ve geriye bir �eyler b�rakacak, kenz yapacak hatta torunlar�na bile bir �eyler b�rakmay� hedefleyip bu mevzuda civanmerdane davranamayacak ve vicdanlar�nda b�yle m�nev� bir gerilim ve heyecan� duyamayacaklard�r.. bu bak�mdan, diyebiliriz ki, Allah yolunda, d�k�l�p sa��lma, Allah'a �ok iyi inanmaya ba�l�d�r. �u anda, mevcudiyetimize inand���m�z kadar, O'nun mevcudiyetine inanma ve O'nun u�runda, �u anda yapt���m�z her �eyin kat kat ve muzaaf �ekliyle, dal budak salm��, �i�ek a�m��, meyve vermi� h�viyette, �b�r �lem hesab�na �al��an bir �ark oldu�una.. hadisin beyan�yla "Ed-d�nya mezrat�l-�hirah" d�nyan�n tamamen ahiretin bir tohum yeri, bir tarlas�, bir ekin yeri, bir ba��, bir bah�esi oldu�una inanmam�za ba�l�d�r. Evet, kim ne kadar inan�yorsa, o kadar gerilime ge�ecek, o kadar a��lacak, o kadar sa��lacak, o kadar topra��n ba�r�na tohum d�kecektir. M�sl�manlar�n �u �na kadar g�sterdikleri c�mertlik, izhar ettikleri hiss-i semahat bize, bu mevzuda daha b�y�k �eyler yapabilecekleri fikrini vermektedir. Bildi�iniz gibi Muhbir-i S�d�k'�n gelecek hakk�nda, be�aretleri ve m�jdeleri var. Onlara mazhar olmaya �al��al�m ve �yle davranal�m ki, g�kten bakanlar, desinler ki: "Ya Rasulallah! Acaba bunlar, onlar m�d�r?" Evet Melekler de sorsunlar, "Bunlar onlar m�d�r?" Evet, �sl�m'a hizmet edenler ne kadar gerilir, ne kadar a��l�r, ne kadar ko�ar, ne kadar k�heylanlar gibi �ahlan�rlarsa, gelecekte var�lmas� mutasavver olan noktaya o kadar h�zl�, o kadar derli-toplu ve o kadar avantajl� olarak ula�acaklard�r..