Tevess�l� anlat�r m�s�n�z? �er'an caiz olan ve olmayan y�nleri nelerdir, izah eder misiniz?

Tevess�l, Arap�a bir kelimedir. Birini ve bir �eyi vesile ve arac� yapmak demektir. Mesel� �at�ya ��kmak i�in merdiven, bir yere ula�mak i�in �e�itli vas�talar birer vesile; bizim de o maksad� elde etmek i�in bunlar� kullanmam�z bir tevess�ld�r. Tabi ki burada s�z konusu olan m�nev� tevess�ld�r.

Neb�lere, vel�lere, derecesine g�re �limlere ve s�lih kullara tevess�l yap�l�p yap�lamayaca�� �teden beri ulem� aras�nda m�n�ka�as� yap�lan hususlardand�r. Bu m�n�ka�a �bn-i Teymiye ekol�yle yeni buudlar kazanm�� ve g�n�m�ze kadar da devam ede gelmi�tir. Tevess�l� �efaat man�s� i�inde m�t�laa edenler de olmu�tur. Yani ulem� aras�nda �efaat ve tevess�l� ayn� mevz� i�inde tahl�le t�bi tutanlar da vard�r.

Tevess�l hem vard�r hem de yoktur. Biz evvela olmayan y�n�n� izah edelim, daha sonra da var olan cihetini ele alal�m.

�sl�m'da kul ile Allah aras�nda hi�bir vas�ta yoktur. Kul istedi�i zaman ve istedi�i mek�nda Allah'a tevecc�h eder ve O'nunla vas�tas�z ve bir kulluk dili kullanarak konu�abilir.

"�stedi�i zaman" dedim, ��nk� nafile ibadetler i�in belli bir kay�t yoktur; insan Rabbine her zaman du� ve m�nacaatla ve bunu en g�zel �ekilde sembolize eden namaz gibi ibadetlerle yerine getirebilir.Vaktin ker�het vakti olup olmamas� da mevz�muzun tamamen d���nda bir meseledir. Burada biz mutlak olarak kulluktan bahsediyoruz...

"�stedi�i mek�n" dedim. ��nk� Allah Ras�l�, "Yery�z� bana mescid ve tah�r (temiz) k�l�nd�" buyurmaktad�r.

Kul nafile ibadetlerle Rabbine ad�m ad�m yakla��r. Bu yakla�ma onu �yle bir duruma getirir ki, orada Rabbi onun g�ren g�z�, i�iten kula��, tutan eli vs... olur. ��te her kulun Cen�b-� Hakk'la b�yle m�nasebete ge�mesi m�mk�nd�r ve arada hi�bir vas�taya da ihtiya� yoktur. Zira Allah (c.c.) her insana �ah damar�ndan daha yak�nd�r. Ve her kulun yalvar�� ve yakar���n� duyup, onun du�s�na icabet etmektedir.

Cen�b-� Hakk, nas�l Z�t�nda, Ef'alinde ve Rub�biyetinde birdir; �yle de insan, O'na muk�bil kullu�unu birleme mecburiyetindedir.

Zaten b�t�n namazlar�m�zda F�tihay� okurken ayn� �eyleri s�ylemiyor muyuz? "Sadece Sana kulluk eder ve istedi�imizi de sadece Sen'den isteriz." Bunun man�s�, aradaki b�t�n vas�talar� silerek Rabb'e muhatap olmak de�il midir?..

K�fir�n s�resinde anlat�lan hakikatlar da, arada her hangi bir vesile ve vas�ta olmadan do�rudan do�ruya Cenab-� Hakk'a kulluk yapmay� g�stermekte ve tevh�din bu mertebesine i�aret etmektedir.

Efendimiz de tevhid ad�na yapt�klar� bir du�da ��yle buyurmaktad�r: "Allah'�m Sen'in vermek istemedi�ini kimse veremez. Evet, Sen 'verilmesin' dedikten sonra kimse veremez, 'verilsin' deyince de kimse mani olamaz. Sen'in h�km�n� kimse geriye �eviremez. E�er bir h�k�m vermi�sen mutlaka o yerini bulur ve geriye d�nd�r�lemez. Hi�bir soylu, b�y�k veya �erefli insan Sen'in verdi�in h�kme muhalefette bulunamaz." Mealen arz etti�imiz ve hi�bir tefs�r ve tahl�le girmedi�imiz, Allah Ras�l�'ne ait bu dua ve yalvar�� da g�steriyor ki, Allah dilemedikten sonra kimsenin kimseye hi�bir faydas�, hatta insan�n kendine bile faydas� olamaz. Bundan da anl�yoruz ki, Allah Ras�l� bize, vesile ve vas�talardan s�yr�larak h�lis ve s�fi kullu�a ula�man�n yollar�n� g�stermektedir.

Abdullah b. Abbas bir g�n Allah Ras�l�'n�n terkisinde oturuyordu; Efendimiz ona �u �l�ms�z nasihatte bulunmu�tu: (Mealen) "Ey o�ul! Nerede olursan ol, Allah'tan kork. Allah'a kulluk yap, yapt���n her �eyi kar��nda ve yan� ba��nda bulursun. Bir �ey isterken sadece Allah'tan iste. Ve yard�m dilerken de sadece O'ndan yard�m dile."

��te, mealen nakletmeye �al��t���m�z bunlar ve ems�li �yet ve had�slerden de anl�yoruz ki, kul, kimsenin tavassutuna muhta� olmadan, ellerini kald�r�p du� i�in gerildi�inde ve bu u�urda metafizik gerilime ge�ti�inde, do�rudan do�ruya, Rabb'in rahmetiyle b�t�nle�ebilme; arzular�n� O'nun huzurunda �erh edebilme ve O'nunla �bid ve Ma'b�d m�nasebeti i�inde al�ka kurabilme imk�n ve �ans�na sahiptir. Evet i�te bu man�da tevess�l ve vesile arama yoktur.

Ancak b�t�n bunlar, bu mevz� ile al�kal� perde �n� meselelerdir ve ger�e�in sadece z�hir y�z�n� aksettirmektedir. Bir de i�in perde arkas� var ki, merhum �bn-i Teymiyye ve talebeleri gibi, g�n�m�zdeki baz� zevat, i�in bu yan�n� bir t�rl� g�rmek istememektedirler. Evet, nedense, �bn-i Teymiyye taraftarlar� buraya kadar s�ylediklerimize s�ms�k� yap���rken, daha sonra s�yleyeceklerimize kulak kapamaktad�rlar:

Rica ederek soruyorum: Kur'an'�n vesileli�ini ink�r etmeye imk�n var m�d�r? Kur'�n olmasayd� biz, ebed� hayat �midini hangi kaynaktan alacakt�k?

D�nya hayat�m�z� nas�l tanzim edecek ve Cennet haritas�n� nas�l g�recektik? Faz�letlere h�hi�k�r g�n�llerimizi ne ile tatmin edecek ve o faz�letlere nas�l ula�acakt�k?

�stirham ederim, mir�ca dahi ��kt��� zaman "�mmet� �mmet�" diyerek geriye d�nen Aleyhissal�t� vessel�m'�n vesileli�ini ink�ra imk�n var m�d�r? Kur'�n'da "Biz, seni �lemlere rahmet olmak �zere g�nderdik" denilen ve k�firlerin dahi k�fr�n� �ek ve ��pheye �evirmekte, bir rahmet y�n� bulunan bu y�ce ve b�y�k Z�t'�n vesileli�i nas�l ink�r edilir?

O ��retmeseydi biz dinimizi kimden ��renecektik? En g�zel ahl�k� biz O'ndan ��rendik. �nsanl���n g�z�ndeki perdeyi O kald�rd� ve bizleri ayd�nl�k ufuklara O g�t�r�p ula�t�rd�. Bu �uuru vicdan�n�n en derin yerinde duyan sahab� "Minnet Allah'a ve Res�l�ne dir" diyordu...

Diyordu ve ona ait her �eyi m�barek ve kurtulu� vesilesi say�yordu. Sa��ndan, sakal�ndan d��en her m�barek t�y�, Cennetten gelmi� gibi kabul ediyor, ipekler, kristaller i�inde, evlerinin en m�tena yerinde muhafazaya �al���yorlard�. O, abdest al�rken, abdest uzuvlar�ndan akan su damlalar�n�n tekini dahi z�yi etmeden kap�� kap�� ediyor, y�zlerine g�zlerine s�r�yor ve bunun de�di�i yerlere �deta, ate�in dokunmayaca��na inan�yorlard�.. ve Allah Ras�l� de onlar� b�yle davranmaktan men etmiyordu. Baz�lar�n�n dedi�i gibi, e�er onlar�n b�yle davranmalar� �irk olsayd�, evvela, yery�z�nden �irki kaz�y�p atmak i�in gelen Allah Ras�l�, onlar� b�yle yapmaktan men ederdi.

Burada ba�ka vesilelerle s�yledi�im bir hususu tekrar arz etmek istiyorum. Koca H�lid, sar���nda Allah Ras�l�'n�n m�barek sakal�ndan bir k�l ta��yordu. Bir g�n, ba��ndan sar�k yuvarlan�p, d��man saflar� aras�na kay�p gidince, g�z� d�nm�� gibi oraya do�ru ko�tu ve askerlerin ihtar�na kulak asmadan sar���n� al�p giydi..ve sonra da bu kadar teh�l�k�n�n sebebini soranlara ��yle cevap verdi: "O'nun i�inde Allah Rasul�'ne ait bir m�barek t�y vard�." Bunu diyen insan, d�nyan�n en b�y�k kumandanlar�n� kap�kulu olarak kullanacak �apta bir insand�.

Afrika'y� bir ba�tan bir ba�a fetheden b�y�k insan Amr b. As, b�y�k siyaset ustas� ve deh� �ap�nda bir idare kabiliyetinin adam�yd�. Vefat ederken dilinin alt�na Allah Rasul�nden h�t�ra kalm�� m�barek bir k�l koyuyor ve bununla sorulan suallere kolay cevap verece�ine inan�yordu. Tekrar rica ederek soruyorum; e�er sahabi de tevhidi anlayamad�ysa, yery�z�nde tevhidi anlayan kim vard�r? E�er bu �ekildeki tevess�ller �irk ise, ondan ilk ka��nmas� gerekenler Allah Rasul�'n�n g�kteki y�ld�zlara benzetti�i ve "hangisine uysan�z hidayeti bulursunuz" diye tebcil etti�i, bu m�mtaz ve m�stesna insanlar olmas� gerekmez miydi? Halbuki g�r�yorsunuz ki onlar bu man�da tevess�lde bulunmay� kat'iyen mahzurlu g�rm�yorlar...

Hz. �mer devrinde bir kurakl�k olmu�tu. Hz. �mer, bu belan�n kendi y�z�nden �mmete musallat oldu�una inan�yordu. �ki b�kl�md� ve y�z� bir t�rl� g�lm�yordu. Bir g�n ayn� d���nceli eda ile evine gidecekti, fakat birden durdu. Geriye d�nd� ve ko�ar ad�mlarla bir istikamete do�ru y�r�d�. Geldi�i ev Hz. Abbas'�n eviydi. Kap�y� Hz. Abbas a�t� ve O'nun, ne oldu�unu sormas�na bile f�rsat b�rakmadan elinden tuttu ve bir tepeye do�ru g�t�rd�. Orada Abbas'�n elini havaya kald�rarak ��yle dua etti: "Allah'�m biz hayatta iken, Rasul�n�n aziz varl���n� �efaat�i yapar ve isteyece�imizi O'nun ad�na isterdik. Fakat art�k O aram�zda de�il. Ancak bu g�n Sen'in huzuruna, Habibinin amcas�yla geldim. �u el h�rmetine bize ya�mur ver!" Sahabi diyor ki, daha onlar�n elleri havadan inmemi�ti ki g�kten sa�nak sa�nak ya�mur bo�almaya ba�lad�.

Ve yine Hz. �mer devrinde kurakl�k ve k�tl�k olmu�, M�sl�manlar ya�mursuzluktan bunalm��lard�. Bir sahabi Allah Ras�l�'n�n nurdan kabrine vard� ve: "Ya Rasulallah, Allah a�k�na �mmetin i�in Allah'a m�racaatta bulun da ya�mur versin" diyerek tevecc�hte bulundu. Sonra da evine gidip yatt�. R�yas�nda ona: "Git �mer'e s�yle Allah ya�mur verecektir" denildi; derken ard�ndan da ya�mur geliverdi...

Bir ba�ka vak'a: G�zleri g�rmeyen bir z�t, Allah Ras�l�'ne gelerek, g�zlerinin g�rmesi i�in dua istedi. Allah Ras�l� de ona: "Gidip iki rekat namaz k�lmas�n� ve namaz�n ard�ndan da Allah Res�l�n� vesile yaparak g�zlerinin a��lmas� i�in dua etmesini" s�yledi. Bu adam denilenleri yapt� ve g�zleri birden a��l�verdi... D�nden bu g�ne �mmet herhangi bir hastal�ktan kurtulmak istediklerinde iki rekat namaz k�l�p bu du�y� okumu� ve Cenab-� Hakk'�n l�tfuyla da hep �ifa bulmu�tur...

Mevz�u ��yle h�lasa edebiliriz: Kendisiyle tevess�l edilen �ah�slar esas gaye ve maksat yerine ge�irilmedi�i ve onlar�n sadece bir vesile ve vas�ta olmaktan �te hi�bir salahiyetlerinin bulunmad��� unutulmaz ve b�t�n bunlarda Me��et-i �l�h�nin esas oldu�u nazardan ka��r�lmazsa tevess�l vard�r ve olmu�tur. Nitekim yukarda mis�llerini arzettik. Bunun �irkle, uzaktan - yak�ndan herhangi bir al�ka ve irtibat� da yoktur. Ancak her mas�m d���ncenin s�-i istimali m�mk�n oldu�u gibi, bunu da k�t�ye kullananlar olabilir. Fakat, onlar�n bu art niyeti, tevess�l�n zat�nda mas�m bir hareket olu�una asla zarar veremez. Bizim tevess�l anlay���m�z budur. B�ylece tevess�l etti�imiz �ah�slar� kendi du�m�za i�tirak ettiriyor ve b�yle bir�ok a��zdan yap�lan du�lar�n Allah kat�nda kabul g�rmesinin daha kuvvetli oldu�una inan�yoruz. B�yle bir tevess�lde de bereket umuyoruz.