"�n Ecriye �ll� Alellah" (Y�nus, 10/72) Ayetinin �fade Etti�i Ne�ri Hak ��in Enbiyaya �ttiba� �fade Eden �sti�na D�sturu Dolay�s�yla Tebli� ve �r�ad Vas�talar� Olan �eylerden �ahsi Kazan� Temini Olabilir mi?

"Ecrimiz, m�kafat�m�z Allah'a aittir" �yetinin ge�ti�i yerde bunu Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. �uayb ve Hz. Lut gibi, be� b�y�k peygamber kendi kavimlerine kar�� s�ylemi�lerdir. Ba�ka yerlerde Hz. �brahim ve Hz. Musa da araya girer. Fakat, "m�kafat�m�z sadece Allah'a aittir" ifadesinin ge�ti�i yerlerde yaln�z bu be� b�y�k z�t� g�r�yoruz. Bir de S�re-i Yasin'de anlat�lan ve b�y�k �zd�rap �eken kahraman (Habib-i Neccar) da "Sizden yapt�klar� tebli� kar��l���nda �cret ve m�kafat istemeyenlere t�bi olun" demek suretiyle, yine bu ayetin man�s�na i�aret etmektedir. Hz. Nuh ba�ka bir yerde yine, de�i�ik bir ifade ile, ayn� hususa dikkati �ekmektedir. Yani enbiya-� izam, yapt�klar� tebli� vazifesi kar��s�nda, insanlardan bir �ey istememe esas� �zerinde y�r�d�klerine dikkat �ekilmektedir. "Ve m� es'el�k�m aleyhi min ecrin in ecriye ill� alellah" yani "Ben yapt���m tebli� vazifesi kar��l���nda sizden bir �ey istemiyorum, �cretim ve m�kafat�m m�nhas�ran Allah'a aittir." Bu s�z, her peygamberin adeta, Cenab-� Hakk'a kar��, verdi�i bir ahd-� peyman ve bir yemindir. Onlar, peygamberlik vazifesini yapacaklar�na ve bunun kar��l���nda hi�bir �ey almayacaklar�na s�z veriyorlar.

Ne�r-i hak vazifesinde ne zaman olursa olsun, her devrin m�r�itleri, enbiyay� izama iktida etmekle m�kelleftirler. Hizmetini Allah i�in yapan hemen herkes; vaaz ve nasihat ederken, bir yerde sohbette bulunurken, gezerken, k�y-k�y, kasaba-kasaba dola��rken, hak ve hakikat� ne�retme kar��l���nda kat'iyyen bir �ey almayacakt�r. Evvela, s�z�n tesir etmesi, Allah'�n elindedir. Allah bu kimselerin s�zlerinin tesirini, b�y�k bir �l��de, onlar�n hasbili�ine, di�ergaml���na ve yapt�klar� ir�ad vazifesi kar��l���nda hi�bir �ey beklememelerine ba�lam��t�r. Enbiya-� iz�m�n s�z� tesirlidir, asfiyan�n s�z� tesirlidir. G�n�m�zde s�zler tesir etmiyorsa, tesir i�in gerekli olan bir k�s�m �artlar� yerine getirmedi�imizdendir. Evet, m�kafat�n� d�nyada almak isteyenlerin s�zleri i�in Allah, s�nelerde tesir yaratmamaktad�r. Bu �ok �nemli bir meseledir. Di�er bir �nemli mesele de �udur; ne�r-i hak hizmetinde bulunan kimseler, enbiya-� iz�ma iktida edip vazifelerinin kar��l���nda bir �ey almamal�d�rlar; almamal�d�rlar ki, ehl-i d�nya taraf�ndan tenkide maruz kalmas�nlar. ��nk� ehl-i d�nya diyecektir ki, "Bunlar ne�r-i hak vazifesi yap�yorlar ama, ayn� zamanda temett� hakk� da ar�yor ve ge�imlerini bu yolla temin edip gidiyorlar." Mevlit�i ni�in tenkid ediliyor? ��nk� g�rtla��na hakk� temett� ar�yor. Bir il�hi okuyor, bir Allah'� methediyor, sonra da sanki: "Methettim Allah'�n�, ver bakal�m �unu" diyor. Onun i�in de s�nelerde, ma'�eri vicdanda bir tesir uyarm�yor. Niyet bu oldu�u s�rece uyarmamaya da devam edecektir. Bir yerde, bir k��eyi veya bir k�rs�y� tutmu� samimi bir insan g�r�rs�n�z; hasbidir, di�ergamd�r, Allah i�in ya��yordur. Bakars�n�z, sesi c�l�z ��ksa bile, ma'�eri vicdanda kendine g�re bir tesiri vard�r. Bu da, ne�r-i hak vazifesinde onun, insanlardan isti�na etmesine ba�l�d�r. G�n�l ne kadar arzu ediyor ki, bu i�e omuz verenler, �sl�m� hizmetler i�inde bulunanlar, Kur'�n ve iman hizmetine sahip ��kanlar; gelece�in ger�ek mimarlar� kuds�ler, ayd�nlar ve ���k ordusu m�barekler d�nyan�n mal�na, menaline meyil g�stermesinler, eteklerini kire, lekeye bulamas�nlar, isti�na i�inde hareket etsinler ve ne�r-i hak hizmetinde kimseden bir �ey istemesinler. Kifaf-� nefs edecek kadar bir �ey bulurlarsa, onunla ge�insinler ve kendileri �ekip gittiklerinde, arkalar�nda bir ev bile b�rakmas�nlar. ��nk� hi� teredd�t etmeden s�yleyebiliriz ki ilklerden g�n�m�ze kadar, d�nya �ap�ndaki b�y�klerden hi�birinin ciddi bir evi yoktu. Medine-i M�nevvere'de, Ravza-i Tahireye girerken, "�mer Kap�"s� diye bir kap� var, "Bab-� �mer." Devletin ba��nda bulundu�u ve Aral g�l�ne kadar ordular sevk etti�i, �lkeler fethetti�i halde, nerede Hz.�mer'den kalan ev..? Evet, ne�r-i hak vazifesinde bulunanlar, arkada ev, han, hamam, hal� kilim b�rakmamal� ve �oluk �ocuklar�n� zengin etme d���ncesiyle ya�amamal�d�rlar. Evet, ne�r-i hak vazifesi yapanlar mutlaka m�sta�ni ya�amal�d�rlar. Bu hizmet ����r�n� a�anlardan birisinin vefat�nda, c�zdan�nda 25 tane 25 kuru� ��km��t�... Hepsi bu kadar. Ne g�zel misal.. B�ylece dost ve d��man herkes bildi ve inand� ki, �sl�m hizmetk�rlar�n�n d�nya ad�na zerre kadar tamahlar� ve arzular� yok.

Evet, ne�r-i hak hizmeti yapanlar sadece �oluk �ocuklar�n�, dilenci etmesinler, okutsunlar veya bir i�e koysunlar... Ayr�ca bizzat �sl�m'� anlatanlar, bunun kar��l���nda kat'iyyen hakk� temett� aramas�n ve �ahsi arzular�n� ya�amas�nlar. Ya�amak ��yle dursun, s�rekli madd�-m�nev� f�y�z�t hislerinden fedakarl�kta bulunmal�d�rlar ki, g�venilirliklerini koruyabilsinler. Evet onlar, ya�ama arzusuyla de�il, ya�atma arzusuyla dolup ta�mal�d�rlar.. dolup ta�mal�d�rlar ki, bir an bile d�nya onlar�n hayallerine girmesin.. g�zlerinin i�inde d�nya hay�li bir an-� seyyale bile yer etmesin. Yoksa kazand�klar� safvetlerini kaybeder ve sonra da iflah olmazlar. �sl�mi hizmetlerle d�nyal�k pe�inde ko�anlar�n k�t� ak�betleri kendilerine dokunmasa bile, �oluk �ocuklar�na veya torunlar�na �yle dokunur ki, dokundu�u g�n iki b�kl�m olur, inlerler.

Ne�r-i hak vazifesinde bulunan kimseler ger�ekten ihlasl� ve m�sta�ni bir ya�ay�� sergilemelidirler ki, b�t�n �lem hatta mele-i Al�'n�n sakinleri: "��te bunlar onlard�r." desinler. D�nyay� a�amayan insan, ahireti a�amaz. D�nyan�n alt�nda kalm�� olanlar, �nlerindeki sarp tepeleri a�amaz. Her zaman d�nyaya h�kmeden kimseler, kendini ve d�nyay� a�m�� kimseler aras�ndan ��km��t�r. �ncekilerin �o�undan geriye kalan, tavlas�nda at�, sada��nda oku, ve at�n�n e�eriydi.. Halid �ld��� zaman, iki devleti yere sermi� bir insand� ama, "At�mdan, k�l�c�mdan ba�ka geriye bir �ey b�rakmad�m" diyordu. Ger�ekten onlar� anlamak �ok zor. �nsan diyor ki: "Sen melek misin, sofi misin, dervi� misin, s�yle Allah a�k�na sen nesin?" Evet g�r�yoruz ki iki devleti (Bizans ve �ran'�) yere sermi� bir insan, at�yla k�l�c�ndan ba�ka bir �ey b�rakmadan g���p gidiyor. Ama o, s�nelerimizde ya��yor, k�yamete kadar da ya�ayacak.

Netice olarak diyebiliriz ki, ne�r-i Hak, isti�na ile bu kadar b�t�nle�mi�tir ve onu ondan ay�rmak k�bil de�ildir. Art�k, bug�n ikb�l ve istikb�l d���ncesini a�m�� hasbiler �� as�rdan beri yery�z�nde sahipsiz olan Kur'�n-� ve bir fecir nesli bekleyen Resul�llah'�n ruhaniyetini d���nmeli (sav). Hem �yle bir d���nmeli ki, duyguda-d���ncede ba�ka �eylere yer kalmas�n... Bug�n b�t�n d�nya yepyeni bir devir bekliyor. �sl�m ve Kur'an davas�n� temsil edenler de yepyeni bir dirili� t�rk�s� s�yl�yorlar. Benim ifade etmeye �al��t���m �eyler de bu dirili� bestesini terenn�m edeceklerin sadece bir tek vasf�d�r.

Bu meselenin bir di�er y�n� �udur: Hizmet-i imaniye ve Kur'�niyede bulunanlar, medar-� mai�etleri ve ge�imlerini o hizmete ba�lamamal�d�rlar. Bu millet hamiyyetperverdir, hi�bir zaman sahip ��kanlar� yaln�z b�rakmam��t�r; ��yle veya b�yle mutlaka onlara destek olmu�tur. Ama, onlar da m�sta�ni davranmal� ve hi� bir �ey talep etmemelidirler. Sadece ge�inecek ve kifaf-� nefs edecek kadar eline bir �ey ge�mesinde de -in�aallah- bir mahzur olmasa gerek. Bunu s�ylerken de "Vel �mil�ne" (Tevbe, 9/60) kelime-i kudsiyesini esas al�yor, zengin dahi olsa, M�sl�manlar hesab�na vergi toplayan bir insan�n, o vergiden istifade edebilece�i prensibine dayan�yorum. Bunun i�in de kendilerine yetecek kadar almalar�nda da mahzur g�rm�yorum. Ama tekrar ediyorum; hizmet erleri i�in evvel ve ahir m�sta�ni kalma esas olmal�.. onlar kat'iyyen ele-�leme el a�mamal�, m�ntaz�rane bir hal i�inde bulunmamal� ve bir �ey beklememelidirler. Evet i�te bu, gelece�i kuracak mimarlar�n m�mtaz vas�flar�ndan �nemli bir vas�ft�r.