"Fela �ksim� Bimevakiinn�c�m" (Vak�a 56/75) ayetindeki y�ld�zlar�n yerlerine kasem edilmesinin hikmeti nedir?

"Hay�r!. Y�ld�zlar�n yerlerine yemin ederim.. Bilseniz, bu, b�y�k bir yemindir. O, elbette �erefli bir K�rand�r." (Vak�a, 56/75-77)

Ah kalbi kasvet ba�lam�� insan.! Cenab-� Hak ezeli ilmiyle onun bu durumunu biliyor ve ona anlataca�� �eyi, yeminle teyit ederek anlat�yor.

�nsan, utanmal�, hicap etmeli, terlemeli, dudaklar� titremeli ve bu gibi �yetleri okurken �rpermeli..! Rabbi ona, Kur'an'�n �erefli bir kitap oldu�unu s�ylemek ve kabul ettirmek i�in bunca tah�idatta bulunuyor ve s�zlerine b�y�k bir yeminle ba�l�yor...

Kur'an'da bu t�r yeminler �oktur. Cenab-� Hak bazan y�ld�zlara yemin etti�i gibi, bazan g�ne�e, aya ve b�t�n bir semaya da yemin eder. Bazan da yemin yerdekilere yap�l�r. Zeytine, incire ve Tur da��na yap�ld��� gibi. Bazan olur g�nd�ze bazan da geceye yemin edilir. ��phesiz bu yeminlerin hepsinde binlerce s�r ve binlerce hikmet gizlidir.

"Vennecmi iza hev�" (Necm, 53/1) da kasem y�ld�za yap�l�r. M�n�s�: "O semaya do�ru ur�� eden veya kavsiyesini tamamlay�p geriye d�nen y�ld�za yemin olsun ki" demektir. Ki bu s�rede Efendimiz'in mirac� anlat�lmaktad�r. Durum b�yle olunca da, �zerine yemin edilen y�ld�z, tevcihlerden biri itibariyle, bizzat Efendimiz'in kendisidir. Evet O, evvela halktan Hakk'a ur�� etmi�tir. Sonra da Hak'tan halka d�nm��t�r. "Hev�" kelimesinde bu iki m�n� da vard�r.

Evet, Allah Ras�l�'n�n (asm), cennet ve Cenab-� Hakk'�n O'na g�sterdi�i b�t�n g�zellikler kar��s�nda g�z� kama�madan, mazhar oldu�u nimetlere ba�kalar�n� da mazhar etmek i�in, yeniden bu kevn-u fesada d�nmesi, elimizden tutup �telere g�t�rmek �zere aram�za gelmesi, "Vennecmi iza hev�" ile anlat�l�yor. Burada, bir y�ld�z diye Efendimiz'in (asm) m�barek �an�na yeminin yap�lmas� �ok �nemlidir. Evet, o y�ld�z bir man�da Efendimizdir. O'nun ta��d��� ulv� hislerin yan�nda, mira�ta mazhar oldu�u nimetlerle bir ba�ka Muhammed (asm) olarak geriye d�nmesi, be�er tarihinde e�i olmayan bir hadisedir. ��te O'nun ta��d��� b�t�n bu man�lar ve g�nl�n�n i�ine ald��� b�t�n hakikatlar ad�na, Allah (cc) Hz.Muhammed (asm)'a kasem ediyor. Evet, �sra suresinde "G�r�r ve i�itir." deyip, kendisine ait s�fatlar�, "�nnehu sem� un bas�r" ifadesiyle -baz� tefsircilere g�re- Hz.Muhammed (asm)'a isnad etti�i gibi, burada da o payeyi yine O'na veriyor "Vennecmi iza hev�" diyor ve yemin ediyor.

"Ve��emsi ve duhah�" da g�ne�e ve g�ne�le ortaya ��kan duhaya (Ku�lu�a) kasem ediliyor. "Velleyli iza sec�" da ise, mahalli istirahat olmas� itibariyle, geceye ve geceyi bast�ran karanl��a; sonra da yeniden karanl���n y�rt�l�p, ayd�nl���n ��kmas�na, yani k�inattaki devr-i daimlere kasem ediliyor.

Ba�ka yerlerde de "�ncir'e, Zeytin'e, Tur'a" yemin edilmi�tir. Tur, Hz.Musa'n�n, Cenab-� Hakk'�n beyan ve tecellilerine mazhar oldu�u �nemli bir yerdir. Tur'da Hz.Musa'n�n bu mazhariyeti, bir cemaatin dirili�inin esaslar�n� ta��yordu. Hz.Musa emri orada al�yor ve bir cemaat bu sayede diriliyordu. Onun i�in de Tur, �zerine yemin edilecek bir payeye ula��yordu.

Yukar�da da s�yledi�imiz gibi Kur'an-� Kerim'de bu t�r yeminler �oktur. ��te bu yeminlerden biri de soruda s�z konusu edilen yemindir ki, y�ld�zlar�n mevkilerine yemin edilmektedir. �teden beri y�ld�zlara yap�lan kasemle ilgili olarak �unlar� s�ylemi�lerdir:

Birincisi: Y�ld�zlar her devrin insan� i�in �nemlidir. Zira insanla y�ld�zlar aras�nda daima bir m�nasebet olagelmi�tir. Bu m�nasebetin en asgarisi ise insanlar�n y�ld�zlar vas�tas�yla y�nlerini tayin etmeleridir. ��te a�a��daki �yet bu hakikata parmak basmakta ve ��yle demektedir: "Ve al�m�tin ve binnecmi h�m yehted�n" (Nahl, 16/16). "Bir de Allah bir k�s�m alametler yaratt�. Onlar y�ld�zlarla da yollar�n� bulurlar."

Karada, denizde y�n tayininin d���nda, her bir y�ld�z ve y�ld�zlar k�mesinin, t�pk� bir Necm-i Kur'an gibi, insana bir �eyler f�s�ldamas�, niz�m, �henk ve ihti�am diliyle, perde arkas� hakikatlar ad�na g�n�llerimizi hoplatmas� y�ld�zlar�n ayr� bir rehberli�i say�l�r ki ALLAH: "Ve binnecmi h�m yehted�n" "Onlar y�ld�zlarla yollar�n� buluyorlar." buyurur. ��te insanlarla y�ld�zlar aras�ndaki bu m�nasebete binaen Cenab-� Hak y�ld�zlar�n yerlerine yemin etmi�tir. Zira y�ld�zlar belli yerlerde olmasalard�, insanlar�n onlardan bu �ekilde faydalanabilmeleri m�mk�n de�ildi.

�kincisi: G�ne� ve g�ne� sisteminin hal-i haz�rdaki duruma ula�abilmesi, ayr�ca d�nyan�n �u andaki �eklini kazanabilmesi ancak y�zlerce �art�n mevcudiyetiyle m�mk�n g�r�lmektedir. Mesela, atmosferden havan�n ka�mas�, i�indeki gazlar�n dengelerinin bozulmas� derhal atmosferi, hayat� n�m�sait hale getiriverir. Asl�nda hava ile k�re-i arz birbirini iter. Bunlar�n bir araya gelmesi kerhendir. Yani Allah'�n emirleri kar��s�nda ister istemez bu i�e bel k�r�p boyun b�km��lerdir. Biz bunlar� tetkik edip ��rendik�e hayret ve hayranl��a d���yor.. ve bunlardan Allah'�n varl���na ve birli�ine deliller istinbat ediyoruz. Kendi varl���na ve birli�ine deliller mahiyetinde olan bu y�ld�zlara ve onlar�n yerlerine Cenab-� Hakk'�n kasem etmesi gayet ma'kul ve l�zumludur. G�ne� sisteminin d���na ��kal�m. Samanyolu i�inde, g�ne� sistemi gibi nice sistemler var ki, bunlar�n hepsi de yerli yerine konmu�tur. Bir yerde iki atom bile, birbiriyle �arp��sa, m�sademe etse, k�z�l k�yamet kopar. Bu kocaman cisimlerin k�inat fezas�nda, herhangi bir muvazenesizlikle k�z�l k�yamete sebebiyet vermelerinin ne demek oldu�unu hi� d���nd�n�z m�? G�r�len bu kadar kar���kl�k ve �okluk muvazenesizli�e sebep olmas� gerekirken, y�ld�zlar Cenab-� Hakk'�n kudretiyle ba� d�nd�r�c� bir �henge sahiptirler. ��te izafi bir k�s�m n�mlar tak�p c�zibe ve d�fia (�ekme-itme) ile izah etmeye �al��t���m�z bu �hengin arkas�nda, Kudret-i Sonsuz'un tasarrufu, nazarlar�m�za veriliyor ve "Fela uksimu bi mevakiinn�cum" denilerek y�ld�zlar�n mevkilerine yemin ediliyor.

���nc�s�: Bu �yetten ��yle bir hususa da intikal edilebilir; y�ld�zlar �ylesine yerli yerindedir ki, siz bir tek sistem �zerinde yapaca��n�z ara�t�rmalarla, di�er sistemler hakk�nda da fikir sahibi olabilirsiniz. Hatta sistemlerle diyaloga ge�ebilir ve oralarda kentler kurabilirsiniz. Evet, birini anlad���n�z zaman, di�erleri hakk�nda edinece�iniz malumat da isabetli olacakt�r. ��nk� bunlar, o kadar esasl�, o kadar yerli yerine konmu�tur ki, hi�birinde ba��bozukluk ve geli�ig�zellik yoktur. Hepsinde de gayet ciddi bir nizam ve intizam mevcuttur. Dikkat edersek, "Rahman S�resinde" Allah, Rahmaniyetini bu muhte�em denge ve d�zenle g�stermi�tir. Allah isminden sonra, Esma-i H�sna aras�nda Cenab� Hakk'�n en m�barek ismi, Rezzak manas�na Rahmand�r. Bismillahirrahman'da, Rahman, Allah lafza-i celalinden sonra gelir. Kur'an'da, Rahman sadece besmelenin i�inde 114 yerde Allah ismi celiliyle beraber bir ism-i s�fat olarak zikredilir. Lafza-i celalle omuz omuza vererek beraber zikredilen Rahman, Er-Rahman S�resinde en ba�ta gelmekte ve nimetlerin s�ralanmas�nda en �nde arz-� end�m etmektedir.

Evet, ba�ta "Er-Rahman" diye buyuruluyor. Sonra da merhamet-i ilahinin tecelli ve tezah�r� olarak "Alleme'l-Kur'�n" ifadesiyle deniliyor ki: "Allah Kur'an'� talim etti." Bundan b�y�k merhamet tezah�r� m� olur? Evet e�er, Kur'an'�n ayd�nlat�c� tayflar� g�zlerinize ziya �almasayd� ve ondan gelen mesajlar d�nyalar�n�z� ayd�nlatmasayd� kainat sizin i�in bir matem hane-i umumi olarak kal�p gidecekti.

B�t�n varl�klar, cans�z cenaze g�r�nt�leriyle sizlere vah�et ve deh�et verecekti. Bu y�zden de hi� bir �eyin ger�ek y�z�n� g�remeyecek ve hi� bir �eyi tam anlayamayacakt�n�z. Siz Kur�n'�n ayd�nlat�c� ���klar� alt�nda her �eyin m�n� ve hikmetini anlad�n�z. Bat�l�n�n bilim ad�na anlayamad��� �eyleri siz Kur'�n n�ru ile sezebildiniz. Kur'an'�n ruhuna n�fuz sayesinde ba�layan incelemelerinizle, �yle �eyleri fark ettiniz ki, ba�kalar� onlar�n isimlerini bile bilmiyor.. siz, kara deliklerin ba�r�nda dahi, �b�r �lemlere a��lan ayd�nl�k t�neller buldunuz! Evet, O'nun n�ruyla nereye bakarsan�z bak�n�z, her yeri ayd�nl�k g�r�yorsunuz. "Halakal insane allemehul beyan" ve o Rahman, ayn� Rahmaniyetini size �ununla da g�steriyor: "O, sizi yaratt� ve sonra sizi beyanla serfiraz k�ld�." E�er siz dilsiz olsayd�n�z, yani g�r�l g�r�l ve �ak�r �ak�r konu�an �u k�inat�n diline terc�man olamasayd�n�z, beyan� s�bhaniyi anlay�p birbirinize ders veremeseydiniz ve bu k�inat �aheserini gene O'nun kelam s�fat�ndan gelen beyan�yla ayd�nl��a kavu�mu� g�remeseydiniz, ondaki ince nak�� ve derin m�n�lardan hi�bir �ey anlayamayacakt�n�z. "E��ems� vel kameru bi husban" �ems ve kamer, �ok dakik ve ince hesaplarla �yle m�him noktalara konmu� ve onlar�n �yle m�kemmel bir konumlar� var ki, atmosferinize gelip �arpan ve daha �arparken de �arp�lan �ahaplardan al�n da, �arp�c� her �eyden korunmalar�na kadar bu i�ler �ok ince hesaplarla yap�l�yor. ��te, b�ylece Allah size Rahmaniyetini izhar ediyor. E�er merhamet-i �l�h� �ok dakik hesaplarla b�yle bir nizam vazetmeseydi, birbiriyle �arp��an cisimler aras�nda heba olup gidecektiniz. Evet, g�klerden baz� ta�lar d���yor ise de bunlar sadece ibret i�indir. Zira �imdiye kadar ne kimsenin ba��n� yard� ne de g�z�n� ��kard�lar. Demek ki her �arpan kaya Allah'�n inayetine �arp�yor ve �arp�l�yor. Siz sebep olarak isterseniz ona atmosfer deyin, isterseniz tekas�f etmi� gaz y���nlar� deyin; evet hangi sebebi ileri s�rerseniz s�r�n�z bunlar, Cenab-� Hakk'�n inayetinin tecess�m etmi� �ekilleridir. Allah en dakik hesaplarla her �eyi, fevkalade bir nizam ve ahenk i�inde yerlerine yerle�tirmi�tir. ��te "Mevakiinn�cum"da bir de, b�yle bir man� melhuzdur.

D�rd�nc�s�: Kutup y�ld�z�, onu y�ld�zlar aras� yeri ve bize yol g�stermesi; g�ne� sistemi, onun Samanyolu i�indeki yeri ve konumu; Samanyolu, onun g�kcisimleri aras�ndaki ihti�aml� yeri ve O'nun bir ba�ka sistemin, veya k�menin yan�ndaki ba� d�nd�r�c�, ama �b�r�ne g�re m�tevaz� yeri, derken bu sistemlerin di�er sistemlerin yan�ndaki yeri ve onlarla �henk i�inde bulunmas�.. b�t�n bunlar�n �tesinde de, ilmin tesbit etti�i �ekilde her y�ld�z�n belli bir mesafeyle bir di�erinden uzak durmas�.. ve nihayet g�ne�in etraf�ndaki peyklerin belli mesafelerle ayr� ayr� yerlere yerle�tirilmesi gibi.. k�inatta her �ey ama her �ey fevkal�de ve �iirimsi bir ahenk i�inde tanzim edilmi�tir ki "Mevakiinn�c�m"un bunlara da i�areti olabilir.

Be�incisi: "Y�ld�zlar�n yerleri" Bat� ve Do�uda de�i�ik �ekillerde ele al�n�yor. Mesel�, Rus alimleri ona "y�ld�zlar�n kondu�u yerler!" diyorlar. Bat�'da ise bu ifade daha ziyade kara delikler veya beyaz delikler �eklinde d���n�l�yor. Asl�nda ilmin ��zmeye �al��t��� mes'elelerin yan�nda, h�l� ��z�m bekleyen o kadar �ok muamm� var ki, bir meseleyi izah etti�imizi sand���m�z an, izah bekleyen iki veya bir ka� mes'ele birden kar��m�za ��k�yor. Mesel�, k�re-i arz�n atmosferi ile, k�re-i arz�n kendisi aras�nda bir z�tl�k var. Bu z�t durumun, d�nya ve fezada, hatta b�t�n k�inatta dengeyi tamamlay�c� bir fakt�r oldu�u astrofizik�iler taraf�ndan iddia edilmektedir. Kara delikler ile beyaz delikler, k�inattaki umum denge i�in �ok m�him ve birbirine iki z�t unsurdur.

Modern tefsircilere g�re "Mevakiinn�cum" ayeti Kuasar ve pulsarlara da i�aret etmektedir. Beyaz delikler, �ok korkun� ���k ve enerji kaynaklar�d�r. Bunlar art�k g�n�m�zde g�r�l�p tespit edilebiliyor. �lim adamlar� bunlar i�in diyorlar ki: Beyaz delikler adeta di�er y�ld�z ve sistemlerin onlar�n ba�r�nda b�y�y�p geli�ece�i birer tarla gibidir. Bunlar �yle korkun� ve muhte�em bir enerjiye sahiptirler ki; Samanyolu bir y�n�yle yok olsa bile, Allah'�n kudret ve iradesiyle bir beyaz delik, kendi ba�r�nda yeniden bir Samanyolu'nun te�ekk�l�ne medar olabilir. Bunlar, k�inat�n ba�r�na �yle ahenkli yerle�tirilmi�lerdir ki, hi� �a��rmadan, kendilerine ait o deh�etli vazifeleri hem de en dakik bi�imde yerine getirmektedirler. Evet, z�hiren k�inat nizam�na �ok tesiri olan fakt�rlerden biride y�ld�zlar�n mevkileridir. Rus bilginleri bunlara y�ld�zc�klar�n, ba�r�nda b�y�y�p geli�ece�i yerler diyorlar. Onlar�n b�yle demeleri bir y�n�yle �nemli say�l�r. ��nk�, b�ylece Kur'an-� Kerim'in ge�mi� ve gelece�i, bug�n gibi bildi�i tasdik edilmi�, yani bir de bu acayip d�nyada "Mevakiinn�c�m"a i�aret edilmi� oluyor.

Alt�nc�s�: ...Ve Kara delikler.. elektronlardan, �ekirdeklerden m�rekkep olan bu y�ld�zlar, elektronlar�n enerjilerini kaybetmesiyle ��k�yorlar ve �ekirdekler �st �ste ��k�nce, bu kocaman dev y�ld�zlar birer c�ce haline geliyorlar. Bunlar g�ne� gibi veya g�ne�ten daha k���k olursa, pulsarlar meydana geliyor. Asl�nda kitlesinden, a��rl���ndan bir �ey kaybetmedikleri halde cirimleri fevkalade k���l�yor ve dev birer kara delik oluyorlar. G�r�lm�yorlar ama yanlar�ndan ge�en ���klar kayboluyor, yani bunlar taraf�ndan yutuluyorlar. Zaman, o noktada h�zlan�yor. Girdaba u�rayan �eylerin kaybolu�u an�nda �e�itli esrarengizlikler meydana gelmesi gibi baz� s�rl� i�ler de meydana geliyor. Mesel�, g�ne� gibi bir sistem, bu kara deliklerden birine do�ru yakla�sa, bir lokma olup gider ve sonra yok olur. Astrofizik�ilerin baz�lar� da, i�te bu kara deliklere "y�ld�zlar�n mevkii" diyorlar.

Yedincisi: Y�ld�z tabiri ile umumiyet itibariyle Enbiya-� izam kastedilir. Mesel�, Tar�k Suresindeki "En-Necm�s-Sak�b" kat� kalpleri delen, kapal� kap�lar� a��p i�ine n�fuz eden y�ld�z, Hz.Muhammed (asm) d�r. Her Nebi bir bak�ma, kendi asr� i�in peygamberlik vazifesi itibariyle bir y�ld�z gibidir. Ve onlara tutunanlar saadet semas�na y�kselir, Cenab-� Hak ile m�nasebete ge�erler. Allah (cc) y�ld�zlar�n yerlerine kasem ederken, Hz.�brahim'in, Hz.Nuh'un, Hz.Musa'n�n ve di�er peygamberlerin g�z kama�t�ran mevkilerine ve Hz.Muhammed (asm)'�n muhte�em makam�na da dikkati �eker. Bilhassa i�ari tefsiri a��s�ndan bu husus �ok m�himdir.

Sekizincisi: Ayr�ca, daha derine inerek bir ba�ka noktaya da dikkatinizi �ekmek istiyorum: Kur'an-� Kerim'in �yetlerine de "necm" yani y�ld�z denir. Tefsirciler, "�yetler necm necm inmi�tir" derler. Kur'an �yetlerinin de kendilerine g�re mevkileri vard�r. Bir kere, ilm-i �l�hide Kur'an-� Kerim'in mevkii tasavvurlar �st� b�y�kt�r. Biz onda kelam s�fat�n�n g�c�n�, kuvvetini ve ihatas�n� tam g�remeyiz. Bu itibarla da Allah (cc) do�rudan do�ruya "Mevakiinn�c�m" ile kendi kelam s�fat� i�indeki Kur'an'�n yerine kasem etmi�tir. Evet bu bak�mdan y�ld�z�n yerine yemin etmekle "Kaf vel Kur'an-il Mecid"in fark� yoktur. "O �anl� Kur'an'a kasem olsun ki" demek gibidir. Ayr�ca Levh-i Mahfuzda da Kur'an'�n bir yeri vard�r. ��nk� Kur'an Kadir gecesine kadar levh-i mahfuzdayd�. Ona ancak nazar� oraya ula�anlar muttali olabiliyordu. Buna g�re, "Mevakiinn�cum", Cenab-� Hakk'�n irade ve kudretiyle meydana gelen ve k�inat kitab�n�n �erhi, izah� olan Kur'an-� Kerim'in necmlerinin mevkileri demektir. Demek oluyor ki, Kur'an da ayr� bir y�ld�zd�r. Hem de k�inattaki y�ld�zlar� izah eden bir y�ld�zd�r. K�inat ve Kur'an aras�nda bu �ekilde bir benzerlik ve b�t�nl�k vard�r.. Di�er taraftan, "�nna enzelnahu fi leyletil kadr" ile "Kadir gecesi, Kur'an'�, semay-� d�nyaya indirdik" buyuruluyor. Esasen levh-i mahfuzu, hakikat� m��ahede edebilen ve nazar� oraya ula�an her veli, Kur'an'� orada b�t�n�yle g�r�p m�talaa edebilir. ��te "Kur'an'�n bu noktadaki mevkiine ve �erefli yerine kasem olsun" m�n�s�na "Mevakiinn�c�m"a yemin edilmektedir.

Dokuzuncu: Cibr�l-i Em�ne eminlik payesini kazand�ran Kur'an'�n bir di�er mevkii de Hz.Cibr�l'in emin olan s�nesidir. "Mevakiinn�c�m"a kasem, O'nun s�nesine kasem olsun ki, manas�na da gelebilir.

Onuncusu: Bir di�er y�n�yle de Efendimiz (asm)'�n p�k s�nesidir.

Onbirincisi: O'na inanm��, Kur'an'� her �ey kabul eden, her okundu�unda, Rabbinin, kendisine hitap etti�ini ruhunda duyan temiz vicdanlar da, Allah'�n kasem etti�i yerlerden biri olabilir. Rabbim evvelkiler gibi, bizim s�nelerimizi de �yle pak eylesin. Kasem edilen s�neler haline getirsin!

B�t�n bu ve bizim bilemedi�imiz nice m�n�lar i�indir ki, Cenab-� Hak, "Mevakiinn�c�m"a kasem etmi�tir. Ve bu kasemin hakikaten b�y�k bir kasem ve yemin oldu�unu da yine kendisi bildirmi�tir.

Biz, bilemedi�imiz s�rlara da en az bildiklerimiz kadar inan�yor ve "Bilseniz bu �ok b�y�k bir yemindir" ifadesini b�t�n vicdan�m�zla tasdik ediyoruz.