Neden her �ey �l�me dayal�d�r? Mesela; canl�lar�n hayat�, bitkilerin �l�m�ne; insanlar�n hayat� hayvanlar�n �l�m�ne...

E�yada tasarruf eden Z�t'�n israf etmemesinden, en s�fl� �eylerden dahi en n�dide varl�klar� �cad etme �detinden; her �eye daim� yenilikler bah�etmesinden ve b�t�n varl�klar� kam��lay�p tek�m�le sevk etmesinden, bir ba�tan bir ba�a varl�k �leminde her grubu bir tul� ta'kib etmektedir. T�pk�, yer dilimlerinden g�nd�z�n geceyi kovalay�p durmas�; ���k, yerini karanl��a terk etmesi ve bu ba� d�nd�r�c� nizamdan daima yeni, taze ve usand�rmayan semerelerin al�nmas�.. ve daha pek �ok y�ce maksatlar i�in, G�ne� k�re-i arz m�n�sebeti i�inde, hayat� �l�m�n arkas�na takt��� gibi...

�imdi k�saca, bu hususlar �zerinde dural�m; Ancak, her �eyden �nce �l�m� tan�mak gerekmektedir.

�l�m, tabi� bir sona eri�, bir inkiraz, bir kendi kendine t�keni� ve ebed� yok olma de�ildir. O, bir yer de�i�tirme, h�l de�i�tirme, buut de�i�tirme ve vazife k�lfetinden s�yr�larak rahata ve rahmete ermektir. Hatta bir bak�ma, her �eyin kendi �z�ne ve hakikat�na intik�l etmesinden ib�retdir.

Bu �tibarla �l�m, hayat kadar cazip; dostlara vuslat kadar sevindirici ve �l�ms�zl��e ermek kadar b�y�k bir nimettir.

�l�m�n bu hakikat�n� g�remeyen maddeciler, hep onu �rpertici olarak tasvir etmi� ve hakk�nda yan�k yan�k a��tlar yakm��lard�r. D�nden bug�ne �l�m�n hak�kat�n� idrak edemeyen talihsizlerin durumlar� hemen hep ayn� �izgide cereyan etmi�tir.

V�k�a �l�m, bir ayr�l�k olmas� �tibariyle. akl�n nazar�nda ve insan�n insanl��� �zerinde olduk�a m�essir bir h�disedir. B�yle bir te'siri b�t�n b�t�n ink�r etmek k�bil olmad��� gibi, kalbin dilini ba�lamak da m�mk�n de�ildir. Hele ince g�n�llerde, hassas ruhlarda -ge�ici dahi olsa- onun meydana getirece�i f�rt�nalar cidden �ok m�thi�tir. B�yleleri i�in "ba'su-ba'd el-mevt" ak�desi, her �eyini kaybeden dilenciye sultanl�k ba���lanmas� ve �dam edilecek birinin ebed� hayata erme ferman�n� almas� gibi, b�t�n �z�nt�leri unutturacak ve onu fevkal�de sevindirecek b�y�k bir h�disedir.

Bunun i�indir ki, �l�m, onun hak�katini idrak edenlerin nazar�nda, bir terhis, bir tebd�l-i mek�n ve y�zde doksan dokuz dostlar�n ve sevdiklerin bulundu�u �leme bir seyahat olmas�na muk�bil, hakikat�n� idr�k edemeyen ve sadece d�� y�z�ndeki �rpertici durumu g�ren bir k�s�m talihsizler i�in ise o, bir cellat, bir dara�ac�; dipsiz bir kuyu, karanl�k bir koridordur...

�l�m� ikinci ve ebedi bir varolu�un ba�lang�c� sayanlar. s�nelerinde onun tatl� tatl� esintilerini duyduk�a Cennet baharlar� g�zlerinin �n�nde t�llenmeye ba�lar. Bu �tikad� zevk ve ne�eden mahrum ink�rc� ise, onu hat�rlad��� her l�hza, vicdan�nda ya�att��� Cehenneme girer-��kar ve �zd�rap �eker. �ekti�i ac�lar, sadece kendine ait olsa yine bir derece, kendiyle beraber, al�kadar oldu�u ve lezzetlerinden lezzet al�p, ac�lar�n� ruhunda duydu�u ne kadar varl�k varsa, onlar�n elemlerini de g�nl�nde ya�ar ve iki b�kl�m olur.

�nanan insan�n nazar�nda her �eyin �l�m�, hayat k�lfetinden d�nyev� me�akkatlerden bir paydos olmas� ve onlar�n mis�l� h�viyetleri, ilm� m�hiyetleriyle ba�ka �lemlerde varl�klar�n� s�rd�rmeleri cihetiyle de bir tekemm�l, bir terakk� ve daha ulv� bir m�hiyet kazanmaktan ib�retdir.

Evet, �l�m, ebedi varolmay� s�mb�l vermesi ve insan� hayat�n me�akk�tlerinden kurtarmas� �tibariyle b�y�k bir n�met ve insana en k�ymetli bir ilah� arma�and�r. Ne var ki, her kem�l ve terakk�; dolay�s�yla her l�t�f ve mazhariyet, bir k�s�m imbiklerden ge�meye ve bir k�s�m potalarda �ekillenmeye v�beste oldu�u gibi, b�t�n varl�klar da, b�yle daim� bir erime ar�nma yoluyla daha �st seviyelere t�rmanmaktad�rlar. Mesel�: Alt�n madeni ve demir cevheri, ancak, eridikten ve bir bak�ma �l�p yok olduktan sonra, �z ve hak�katlar�yla g�r�nme seviyesine ula�m�� olurlar. Yoksa, b�yle bir ameliyeye tabii tutulmad�klar� takdirde, kendi hak�katlar�na z�d bir suret de, ta� ve toprak h�viyetinde devam edip giderler.

Alt�n ve demire, di�er �eyleri de k�yas etti�imiz zaman, anlar�z ki; her �eyin bir noktada gurub edip gitmesi, eriyip t�kenmesi, z�hiren yok olma gibi g�r�nse bile, hak�kat de daha y�ce bir h�le intikal etmekden ba�ka bir �ey de�ildir.

Havan�n zerrelerinden, suyun atomlar�na; otlar�n, a�a�lar�n molek�llerinden, canl�lar�n h�crelerine kadar her �ey, fevkal�de bir �evk ve alabildi�ine bir zevk i�inde �l�me giderken, haddiz�t�nda kendisi i�in mukadder kem�le ko�maktad�r. Hidrojen ve oksijen terkibe girince hususi m�hiyetleri �tibariyle �l�rler; fakat, b�t�n varl�klar i�in, en hayat� bir unsur olma yolunda ayr� bir dirili�e ererler.

Bundan dolay�d�r ki, biz �l�mle kaybolu�a; yer de�i�tirme, h�l de�i�tirme diyoruz, ama katiyyen ink�raz ve t�kenme demiyoruz. Nas�l diyebiliriz ki; partik�llerden en b�y�k m�rekkeplere kadar, k�inat�n sinesindeki b�t�n �alkalanmalar, h�lden h�le intik�ller, erimeler, da��lmalar hep en iyiyi, en g�zeli ve en tazeyi netice verip durmaktad�r. Buna dense dense, varl�klar�n seyahat ve tenezz�h� denir; ama kat'iyyen ve asla yoklu�a gitmeleri denemez!..

Di�er bir z�viyeden �l�m, m�lk sahibinin nazar�nda, vaz�fe devir ve tesliminden ib�retdir. Her varl�k, kendine has �izgide, kendini varl��a erdiren z�t�n huzurunda bir resmi ge�it vazifesiyle m�kelleftir. Mer�sim bitip, istenilen resim ve s�retler tesbit edildikten sonra, onun gitmesi; yerine ba�kalar�n�n gelmesi, sahneyi monotonluktan kurtarma ve en ceyyid, en yeni �eylerle hep ona canl�l�k kazand�rman�n gere�idir. B�ylece, varl�klar, fig�rler gibi sahneye ��kar, kendine ait rol� oynar, s�yleyece�i s�z� s�yler ve sonra perdenin arkas�na �ekilir. T� ba�kalar� da kendilerine ait oyunu oynama ve soluklar�n� duyurma imk�n�n� bulsunlar. "Gelen gider, konan g��er" fakat, bu gelip gitmelerde yenilikler, canl�l�klar ve c�zibeler meydana gelir.

Bir ba�ka cepheden de; �l�m�n sessiz nasihat�nda, hi�bir varl���n kendi kendine ve bizzat k�im olmad���n�; her �eyin yan�p-s�nen ���klar gibi, s�nmeyen ebed� bir g�ne�e del�let etti�ini g�stermek suretiyle, fen� ve zev�lin �ld�r�c� pen�eleri alt�nda, inleyen k�r�k g�n�llere, oturakla�ma, huzura erme yolunu i�'�r etme vard�r. Y�n�, g�nl�m�z� kapt�rd���m�z �eylerin, arkalar�na bakmadan �ekip gitmeleri, bizde b�ki bir sevgili arama hissini uyar�r. B�yle bir hissin uyanmas� ise, duygular d�nyam�zda ebediyete ermenin ilk merhalesidir. ��te �l�m, bu ilk merhaleye insan� al�p y�kselten s�rl� bir asans�r h�km�ndedir.

Bundan �t�r�, fen� ve zev�le, kesip bi�en bir k�l�� nazar�yla bakmaktan daha �ok, t�mar eden, a��layan bir el ve ne�ter nazar�yla bakmak daha muvaf�kt�r. Hatta, bir bak�ma, fen� ve zev�li. z�t� g�rmek de sakat ve hatal� bir anlay��t�r. Z�r�, mutlak yokluk katiyyen bahis mevz� de�ildir. Bil�kis her �ey, bizim dar m���hede buutlar�m�za g�re kaybolur, mis�l� ve ilm� h�viyetiyle, h�f�zalar�m�zdan Levh-i Mahfuz'a ve nihayet b�t�n e�yay� ku�atan geni� daire-i ilme kadar, de�i�ik buutlarda ve buutlar �tesi �lemlerde, farkl� m�hiyetlerle varl�klar�n� s�rd�r�rler. �deta her �ey, bir tohum h�linde ��r�r, bir �i�ek h�linde p�rs�r gider; fakat, ruhu ve �z�, binlerce ba�ak ve tomurcukta devaml�l��a erer. �imdi, de�i�ik bir z�viyeden tekrar su�le d�nelim. Her �ey, �l�me de�il de, hayata dayansayd�, y�n�, hi�bir �ey fen� ve zev�l bulmasayd�; varl�k, varolma i�inde dalgalan�p dursayd� da, e�ya ve h�diseler tek tarafl� i�leseydi ne olurdu?

Evvel�, ge�en hususlar, �l�m�n bir rahmet ve hikmet eseri oldu�una kanaat vermekle beraber, diyebiliriz ki; �l�m�n rahmete dayanmas�na mukabil, �lem-��m�l �l�ms�zl�k, �ylesine bir abesiyet ve �yle korkun� bir fel�ketdir ki; e�er oldu�u gibi tasvir etme imk�n� olsayd�, insanlar �l�me de�il de, ona a�layacak ve ona �h u v�h edeceklerdi!..

Bir kere d���n�n! Hi�bir �ey yok olmad��� takdirde, daha ilk as�rlarda, de�il insanlar�n ya�amas�, bir sinek bile ya�ama vasat ve imk�n�n� bulamayacakt�. Canl�lardan sadece kar�ncalar, otlardan sarma��klar, yery�z�n� h�kimiyetleri alt�nda bulundurup; sonra da, hi�bir sarma��k, ��r�meseydi ve hi�bir kar�nca da �lmeseydi, bir as�rda yery�z�n� saran sarma��k ve kar�nca kal�nl��� y�zlerce metreye ula��rd�. B�ylesine sevimsiz, korkun� bir tabloyu d���nd�k�e �l�m�n rahmet oldu�unu, ��r�menin hikmet oldu�unu g�rmemek kabil mi?

Hele �imdi, m���hede etti�imiz k�inat�n o ak�llara durgunluk veren g�zelliklerinden, ka�ta ka��n� kar�nca ve sarma��k yuma��n�n monoton �ehresinde g�rebilirdik?.. En antika ve �arp�c� sanat eserlerinin te�hiri i�in a��lan yery�z� sergisinde bunlar m� g�sterilecek!.. Her tarafta, g�zelliklerin akislerini g�r�p durdu�umuz muhte�em sanatk�r�n hangi g�zelli�ini bu karanl�k sim�da g�recektik!.. Bu sevimsiz �ehrede, de�il k�inat�n kurulu�una ves�le �l� tem���lar�n bulunmas�, e�er ya�amalar� kabil olsayd�, en sefil mahl�klar bile bu mezbelelikten ka�acaklard�..

Di�er taraftan da, bu koca k�inat�n idaresinde �yle fevkal�de bir hikmet var ki, zerre miktar israf ve abesiyet g�ze �arpmamaktad�r. En s�fl� ve pes �eylerden, en k�ymetli �eyleri meydana getiren Mutlak hikmet S�hibi, elbette ki, hi�bir �eyi isr�f etmeyecek ve en de�ersiz enk�z ve kal�nt�lar� daha ba�ka yerlerde kullanacak ve yeni yeni �lemler icad edecektir.Hele, ruhunu ve �z�n� nezdine ald��� canl�lar�n, hususiyle insan�n, o ruh ve �ze hizmet eden zerrelerini muhakkak ki, en iyi �ekilde kullanacak ve taze taze ceyyid mahl�klar meydana getirecektir. Yoksa, �nce de�er verip varl��a mazhar etti�i bu n�zenin mahl�klar�, enk�z h�linde terk etmek suretiyle, �lem��m�l hikmetine ayk�r� icraatta bulunmu� olacakt� ki; ��n-� Ul�hiyet bundan muall� ve m�berr�d�r.

Netice olarak diyebiliriz ki; b�t�n e�ya, tertip, tanzim, sevk ve id�re edilmesi �tibariyle, sel�m ak�llara, zevkten anlayan g�n�llere, ��irane ilhamlar bah�edecek kadar yerli yerinde ve m�kemmeldir. Zerrelerin hareket ve ��z�lmelerinden, otlar�n, a�a�lar�n h�lden h�le ge�melerine; �rmaklar�n fen� bulma istik�metinde denizlere ko�malar�ndan, denizlerin,kendi aleyhlerine buharla��p bulutlara y�kselmelerine kadar; hatta, oradan da ba� a�a��, yeniden zem�ne inerek topra��n ba�r�nda eriyip gitmelerine kadar, her �ey cidd� bir �evk i�inde,.bir keyfiyetten daha �l� di�er bir keyfiyete do�ru ko�tu�u m��ahede edilmektedir.

Ne �lemdir bu �lem akl�, fikri b�karar eyler,

Hep i'c�z�t-� kudret p��-i �e�mimde g�z�r eyler,

Sem�v� handelerdir g�ky�z�nden Hak nis�r eyler,

Ser�ser nurlardan renklerle istit�r eyler,

�emendir, bahrd�r, k�hs�rd�r, subh-� reb�dir,

Bu yerlerde do�an bir ��ir olmak pek tabi�dir.(*)

A. H�mid.

(*) Bu �lem �yle bir �lemdir ki; insan�n akl�n� fikrini karars�z k�lar. Kudretin b�t�n mucizeleri g�z�m�n �n�nden gelir ge�er. G�ky�z�nden Hakk'�n sa��p da��tt�klar�, sem�v� tebess�mlerdir. Ba�tanba�a nurlardan renklerle perdeler. �imendir, denizdir, da�l�kt�r, bahar sabah�d�r. Bu yerlerde do�an�n ��ir olmas� pek tabiidir.