Tenas�h nedir ve M�sl�manl�k inan�lar�na g�re do�ru mudur?

Nesih k�k�nden gelir ve ruhlar�n bedenden bedene g�� etmesi m�n�s�nad�r. Frans�zlar, "metempsycose" derler. Bu anlay��a k�il olanlara g�re, cesedler ruhlar�n kal�plar� gibidir; ervah k��la m�hiyetindeki bu kal�plar i�ine girer, ya�ar ve �enlendirirler. Girdikleri cesetler ��z�l�nce de, daha ba�kalar�na ve derken bir devr-i d�im i�inde, bu beden de�i�tirmeler s�rer gider.

En ibtid�� cemaatlar aras�nda dahi, ten�s�h ak�desine rastlamak m�mk�nd�r. Ancak, inan�, mill� k�lt�r ve muhit farkl�l��� itibariyle, o da farkl� g�r�n�mlerde olmu�tur. Bir M�s�r ten�s�h anlay���yla, Ganj'�n ebediyetle b�y�lenmi� insan�n�n ten�s�h anlay��� aras�nda ciddi farkl�l�klar vard�r. Hele Atinal� filozoflar�n zengin ve rengin if�delerinde, bamba�ka bir h�viyet kazan�r.

Ten�s�h, �e�itli metapsi�ik tecr�belerin yayg�nla�t�r�ld��� g�n�m�zde de bir hayli me�hurdur. Ancak o, bug�n, ruhlar�n muh�ceretini bir inan� sistemi h�line getiren mezhep gibidir. Hususiyle sosyete mahfillerinde maddenin yetersizli�ine

Bir reaksiyon olarak, bu t�rl� h�diselere o kadar cidd� bir al�ka vard�r ki; nerede bir-ka� ki�i bir araya gelirse hep, ruhlar�n temess�l�nden, rehberliklerinden; anti-fizik'in fizik'e ve onun kanunlar�na te'sirinden; hatta bir k�s�m ruhlar�n �kaz ve ir�adlar�ndan veyahut aksine, ba�tan ��karma ve sapt�rmalar�ndan bahisler a��l�r ve s�z edilir.

Sadedinde bulundu�umuz soru-cevap mevz�u, ne b�t�n bir ten�s�h tarihine, ne de g�n�m�z�n metapsi�ik ve para psi�ik vakalar�n� anlatmaya aktarmaya yetmeyece�inden, soruda mevz� edilen ten�s�h�n men�elerine i�aret ederek as�l meseleye ge�mek istiyorum.

Bir k�s�m �evreler, ten�s�h akidesinin �ok k�kl� ve kad�m oldu�u kanaatindedirler. Hatta, bunun i�in bir s�r� tarih� �st�reye ba� vurulmakta, Herodot'un nakletti�i -�o�u yalan- hikayelere birer hakikat nazar�yla bak�lmakta ve hatta, "Ovide'in" eserlerindeki rengin ve zengin masallar bu i�e mesned yap�lma�a �al���lmaktad�r. Bu arada, bir k�s�m kimseler bu "ruhlar seyr-� seferi"nin sadece insanlar aras�nda cereyan etmekle kalmay�p, hayvanlara, hatta otlara kadar uzay�p gitti�ini iddia etmektedirler. "Camkitin�ma" ��rihinin bey�n�na g�re: Ten�s�hc�ler, ruhlar�n b�t�n bir varl�k �lemini i�ine alacak �ekilde muh�ceret mecb�riyetinde oldu�u kan�atindedirler. Bir alay ruh, insanlar�n bedenlerinden hayvanlara, onlardan nebat �lemine, cans�zlara ve madenlere.. b�yle karalardan denizlere, denizlerden karalara bitip t�kenme bilmeyen cebr� bir sevkiy�t ile devam eder durur. R�hun bir insan bedeninden di�er insan bedenine intik�line "nesh", kendine m�nasib bir hayvan bedenine ge�mesine "mesh", ot ve a�a�lara girmesine "resh", madenlere h�l�luna ise "fesh" derler.

Bu anlay��ta �lem-��m�l bir ruh tel�kkisinin kab�l edilmesinin te'siri var m�d�r? H�l�l ve ittihadla al�kas� ne kadard�r? Mevz�u da��tmadan hemen arz edeyim ki; inhiraf etmi� bu iki d���ncenin ten�s�he men�e oldu�unu kabul etmemek olduk�a g��t�r. Hatta Taylor, ten�s�h anlay���n�n, ruh'un m�stakillen bek�s�yla �ok al�kadar bulundu�unu s�yler. Bu anlay��a g�re uzun as�rlar, evl�d ve torunlar�n atalar�na benzemesini de ten�s�hle iz�h'a kalk��m��lard� ki, bug�n pek �l� ver�set kanunuyla iz�h edilebilmektedir.

Ten�s�h�n, evvel� Nil havzas�nda geli�ti�i s�ylenir ki, mumyalar�n sevimsiz �ehrelerinde, ehramlar�n esrarengiz bina edili�lerinde, hemen hemen bu sezilmektedir. M�s�r'dan Hindistan'a ve oradan Yunanistan'a g�t�r�len bu d���nce, bir tarafta filoz�flar�n sehh�r beyanlar�, beri tarafta da, Ganj ve Send havzas�n�n sonsuzluk fikriyle b�y�lenmi� insan�n na�meleri aras�nda, ebediyet isteyen insan g�nl�n�n �mit ve tesellisi haline getirilmi�tir. Kabbalistler &127;4&127; taraf�ndan Yahud�li�e ve Yahudi ma'rifetiyle de az dahi olsa H�ristiyanl��a ve en nihayet Kel�mc�lar'�n b�t�n reddedici gayretlerine ra�men bir k�s�m mutasavvifeye de bula�t�nlm�� oluyordu. Ve bu arada, her iddiac� ortaya att��� �eyi ispat etmek i�in, bir k�s�m deliller de getiriyordu. Mesel�: Kabbalistler Tevrat'taki Niobe'nin mermer olmas�n� ve Hz. L�t'un zevcesinin tozdan bir heykel h�line gelmesini, daha sonrakilerin ise, Yahudilerin bir k�sm�n�n maymuna ve bir k�sm�n�n da h�nz�ra d�n��mesini zikrettikleri gibi.. bir k�s�m kimseler de hayvanlardaki sevk-i il�h�yi ve neb�t �lemindeki ba� d�nd�r�c� nizam ve �hengi, a�a�la�m�� veya hayvanla�m�� birer insan ruhu ile idare edildiklerini kab�llenecek kadar, i�i ileriye g�t�r�yor ve her �eye bir ruh kesip bi�iyordu.

Asl�nda, aceleden verilmi� b�yle bir h�km�n, de�il cans�zlar ve nebat �lemine ta'mimi, insanl�k �lemi i�in bahis mevz� edili�i dahi, o kadar tekell�fl�d�r ki, az bir d���nce ile �yle olmayaca�� hemen anla��l�r.

Cans�zlar ve nebatlar i�in bir program ve kader�li�in bahis-mevz�u oldu�unda ��phe yoktur. Ancak onlardaki nizam ve �l��y�, onlar�n i�inde eskiden ya�am�� tecr�beli ruhlarda aramak olduk�a g�l�n� ve o kadar da mesnedsizdir. V�k�a a�a� ve otlar�n birer hay�t-i neb�tiyeleri vard�r, fakat bu hi� bir zaman al�alm�� bir insan ruhu olmad��� gibi, y�kselmeye haz�rlanan ve insan olmaya namzet bulunan bir ruh da de�ildir.

Bu kadar umum� ara�t�rmalara ra�men, hi� bir nebattan, kendisini idare eden tecr�beli bir insan r�hu'nun mevcudiyetine dair bir mesaj al�namad��� gibi, �u anda insanl�k devresini s�rd�rd��� kab�l edilen, hi�bir ruhdan da, O'nun nebat� ve hayvan� hayat�na dair bir h�t�ran�n tesbit edildi�i g�sterilememi�tir. Halbuki, bu husustaki iddialar aras�nda, eski ma'l�mat ve m�kteseb�t�n intik�li de, m�him bir esas olarak �zerinde durulan meselelerdendir. Ne var ki, �u �na kadar bir iki ak�l hastas�n�n hezeyan�ndan ba�ka ve bir iki sansasyonel haberden gayri bir �ey de bilmemekteyiz.

Tevrat'ta mevz� edilen Niobe'nin mermer ve Hz. L�t'un zevcesi Etidhe'nin tozdan bir heykel h�line gelmesi, hi�bir zaman ten�s�he delil say�lmaz. M�s�mahal� davran�p b�yle bir �eyi kab�l etsek bile, ruh kabzedilmi�, cesed ve m�ruz kald��� bel�n�n keyfiyetine g�re, ya yak�c� bir atmosferle toz toprak olmu� veya l�vlar alt�nda kalan cans�z cesetler gibi ta�la�m�� demektir. Nitekim, d�nyan�n her y�resinde kar��la��lan bu kabil fosiller say�lmayacak kadar �oktur. Pompei'nin, Vez�v'�n p�sk�rtt��� l�vlarla bir k�l y���n� h�line gelmesinden as�rlarca sonra yap�lan kaz�lar, kar��m�za bir s�r� mermerle�mi� Niobe ��kard�. Bug�n sayfa sayfa bu enkaz y���nlar�n� �evirip dururken, ibretle seyretti�imiz n�pak al�nlarda utan� ve hac�let dolu bir hayat�n, insan�, kudurtmu�lu�u hissedilmekte ve il�h� gaz�b�n eserleri g�r�lmektedir. ibret al�ns�n diye istikb�lin koruyucu sinesine teslim edilen bu etno�rafik materyali ten�s�hle tefsir etmek, hi�bir mesnede dayanmadan ortaya at�lm�� bir iddia ve i�i hafife almaktan ibarettir.

Ten�s�h, vefat eden insanlar�n ruhlar�n�n ba�ka cesetlere girip seyr-� seyahat�ndan ibaret ise, burada hangi ruh hangi cesede girmi�tir. Belki pek �o�u itibariyle m�crim bir toplulu�un ruhlar� kabzedilmi�, arkadan gelenlere bir ders ve ibret olsun diye, cesetleri de ta� haline getirilmi�tir.

M�s�r'da, Yunan'da ve Ganj havzas�nda ten�s�h akidesi su-i istimal edilmi� bir �hiret inanc�na ve r�hun bekas� arzusuna dayal� olarak geli�mi�tir. Ne "Ahen-Aten"in M�s�r'�nda, ne de "Pythagore'un "Yunanistan"�nda tahriflerin do�urdu�u ten�s�h'� kimse bilmiyordu. Aten'e g�re, insan�n yerdeki hayat�n�n sona ermesiyle, semav� bir hayat ba�lar. Buna g�re insan �l�r �lmez r�hu y�kseklerdeki "mahkeme-i k�bra "ya varmak �zere yola ��kar ve y�ksele y�ksele Osiris'in huzuruna ula��r. Huzura ula�an her ruh, �u �ekilde hesap verir: "Huzuruna g�nahs�z geldim, ve hayat�mda rabban�leri ho�nut edecek her �eyi yapt�m. Kan d�kmedim, h�rs�zl�k etmedim, fesat ��karmad�m ve huysuzluk yapmad�m. Zin� irtikab�nda bulunmad�m..." Bunlar� s�yleyen Osiris'in cem�at�na kat�l�r. S�ylemeyen ve terazisi a��r basmayan, cehenneme at�l�r ve orada zeb�n�ler taraf�ndan par�a par�a edilir.

Yine, Aten dinine ait iman� hakikatlar� aksettiren kitabelerde �u saf ve dupduru inan��� g�r�yoruz: "Senin yapt�klar�n pek �ok ve �o�unu da g�z�m�z g�rmez. Ey biricik il�h ki, senin kuvvetine kimse m�lik de�ildir. Sen bu arz� istedi�in gibi yaratt�n ve sen yaln�zd�n. �nsanlar ve b�y�k k���k yer y�z�nde ayaklar�yla y�r�yen b�t�n hayvanlar ve y�kseklerde kanatlar�yla u�an b�t�n ku�lar, hepsine l�y�k oldu�u yeri sen se�ersin ve b�t�n ihtiya�lar� da sen g�r�rs�n... B�t�n g�zellikler senin sayende �ekil al�r ve b�t�n; g�zler bunlardan seni g�r�r. Sen benim kalbimdesin..." (A. H�STORY OF EGYPT, 371-376 Prof. Breasted, Ter: �.R. Do�rul) Hi�bir �ey il�ve etmeden kaydetti�im �u m�l�hazalar, takriben bundan d�rt bin sene evvel M�s�r'da birer b�y�k hakikat olarak kabul edilen �eylerdi.

Yunanda da, ha�ir ve bek�-i ruh ak�desi olduk�a sa�lamd�. B�y�k filozof Pythagore, cesedden ayr�lan ruh'un kendine mahsus bir hayat� olaca��n� ve esasen ruh, arza inmezden evvel bu hayata mazhar bulundu�unu ve yery�z�ne bir k�s�m m�kellefiyetlerle geldi�ini ve burada yapaca�� fenal�klara kar�� cehenneme at�laca��n� ve zeb�n�ler taraf�ndan par�alanaca��n�; bunun aksine iyilikler yapt��� zaman da y�ksek mertebeler ve mes�d bir hayata mazhar olaca��n� ifade etmektedir ki, aktarmalarla kar��t�r�lan bir k�s�m aksakl�klar�n olabilece�ini pe�inen kabul edip, sonra anlat�lanlara bakacak olursak, do�ruya �ok yak�n bir ha�ir akidesinin rengin bir ed� ile ele al�nm�� oldu�unu g�r�r�z. Efl�tun'un "Cumhuriyet" kitab�ndaki beyanat� da bundan farks�zd�r. Efl�tun'a g�re "Bedenden ayr�lan ruh, cisman� hayat b�sb�t�n unutur ve yaln�z hakikat�n tefekk�r�yle me�gul kal�r. Bu h�liyle o, kendine m�nasib bir �leme, hikmet ve ebediyetle doygun l�h�t� bir �leme y�kselerek, orada noksanl�klardan, hafalardan, korkulardan hatta madd� hayatta onu k�vrand�ran muhabbetlerden, a�klardan.. h�s�l�, be�er tabiat�n�n gere�i gibi b�t�n fenal�klardan �z�de olarak y�ksek bir saadete ve rabb�n�lerle i�li-d��l� bir hayata n�il olur. "

Asl�nda d���nce sistemleri b�yle olan milletlerin, ak�delerinde ten�s�hv�ri �eyler g�ze �arpacak olursa, art�k bunun tahrif mahs�l� olmas�ndan ��phe etmemek gerekir.

Semav� bir din olan H�ristiyanl�k, bu tahrifle, nas�l Hz. Mesih'i Ul�hiyet taht�na oturtma�a kalkt� ki; e�er Kur'�n'�n ���k tutucu, vuz�h getirici beyan� olmasayd�, H�ristiyanl��a bak���n bir Ateizm ve bir Brahmanizm'den fark� kalmayacakt�. �yle de, eski M�s�r dinleri, Hind dinleri ve Grek dinleri ge�irdikleri istih�lelerden sonra tan�nmaz birer h�l ald�lar ki, ten�s�h ak�desi de bu tahriflerle yol bulup bu din ve bu mezheplerin i�ine girmi� say�labilir.

M�s�r'da k�k salan ten�s�h ak�desi, bir ba�tan bir ba�a b�t�n Nil havzas�nda t�rk�lere ve destanlara mevz� olduktan sonra, Yunan filozoflar�n�n vel�d dima�lar�yla daha rengin, daha hay�li kisvelere b�r�nerek masallara girdi ve top yek�n yery�z�n�n ust�resi h�line geldi.

Bu anlay���n esiri Hindli, maddeyi Brahman'�n son tecellisi saymakta ve ruh ile cesedin birle�mesini bir d���� ve bir �er tel�kki etmektedir. Buna muk�bil �l�m� be�er� kusurlardan tecerr�d; vecd ve isti�r�k'a y�kselmelere ves�le ve ger�e�e vis�l saymaktad�r. Hinduizmin en m�him kitab� olan "Vedanta"da ruh, Brahman'�n bir c�z'�, bir �eraresi tasavvur edilmekte ve bunun kal�ptan kal�ba intik�l ederek, asl�na avdet edece�i �na kadar, �zd�rabdan kurtulamayaca�� anlat�lmaktad�r. Ruh, maksad� olan "Marifef-i Mukaddese''yi benlikten ve ona aid b�t�n k�t�l�klerden s�yr�larak, bir nehrin denize ko�mas� gibi, M�bud-� Mutlak olan Allah'a ko�makla elde eder. Vuslat olunca da, Budizm'in Nirvana's� gibi mutlak s�k�n ve huzur h�s�l olur. Ne var ki, Budizmle bir durgunla�ma ve hareketsizlik h�k�m-ferma olmas�na kar��l�k, Brahmanizm'de aktif bir r�h vard�r.

Ten�s�h akidesi daha sonralar� Yahudiler taraf�ndan da benimsenmi�tir. Hayata �ok har�s, ruhun bek�s�na �ok meft�n Yahudinin, ha�ir akidesini ortadan kald�rd�ktan sonra, ten�s�h akidesini kab�llenmesi kadar normal bir �ey olamaz. Daha sonralar� ise, kabbalistler taraf�ndan �skenderiye kilisesi gibi bir k�s�m manast�rlara sokulan ten�s�h d���ncesi, Gul�t-� �ia taraf�ndan ehl-i �sl�m aras�na az dahi olsa girebilmi�tir. Ten�s�he k�il olan eski - yeni b�t�n milletlerde, ortak bir d���nce g�ze �arpmaktad�r. O da; hul�l ve ittihad. Ateizmde Ahen-Aten, Brahmanizmde Brahman, Yahudilikte Uzeyr (as), H�ristiyanl�k'ta Hz. Mesih (as) ve Gul�t-� �i�'da ise Hz.Ali(ra) hep ayn� �ey olarak kab�l edilmek suretiyle, �lem-��m�l bir hata i�lenmi� ve ayn� inhiraf �izgisinde birle�ilmi�tir. Bunun d���nda, bir k�s�m mutasavvifenin beyanlar�nda ten�s�h� i�'�r eden s�zler ise, ya garazl� kimselerin kar��t�rmalar� veya te'vile t�bi tutulmas� gerekli olan remizlerdendir. Ehl-i S�nnet ulem�s�; had�scisinden f�k�hc�s�na, ondan tefsir ve kel�mc�s�na kadar, bu anlay���n, �sl�m'�n r�huna ayk�r� oldu�unda ittifak h�lindedirler. Her ferdin kendi kaderiyle ya�amas�, kendi kaderiyle �lmesi ve kendi serenc�mesiyle ha�rolmas�; sonra imtihan hakikat�n�n muayyen ferde bakmas�, muayyen muh�tab�n kendi sev�b veya g�nah�yla ayn� muayyeniyet i�inde hesaba �ekilmesi gibi hususlardan �t�r�, ten�s�h ak�desini merdud g�rm��lerdir.

Bu meseleyi v�z�han intikal ettirebilmek i�in, gelecek hususlar�n serde dilmesinde f�ide m�l�haza ediyoruz! Evet, a�a��da anlat�lan �eyler muv�cehesinde, ten�s�h ak�desini kab�l etmek m�mk�n de�ildir:

1- Ha�ir akidesi a��s�ndan, her ferdin hesab�, kendi hayat�n�n girinti ve ��k�nt�lar�na g�re olacakt�r. Buna g�re, binlerce cesede girmi�-��km�� bir ruh, hangi �ahsiyetiyle ha�rolacak ve hangi durumuna g�re ceza veya m�k�fat g�recektir.

2- Bu d�nya imtihan i�in a��lm��t�r. �mtihan da gaybe iman esas� �zerine cereyan etmektedir. Yapt��� k�t�l�klerin cezas�n� a�a�� bir mahl�k suretinde ya��yan bir ruh, ikinci bir cesede girme f�rsat�n� bulunca, hem mesele gayb�likten ��kacak, hem de g�r�p tatt��� �zd�rablardan �t�r�, s�rekli beden de�i�tirme i�ini sona erdirebilece�i bir yola girecektir ki, bu da ten�s�h d���ncesinin kendi kendini nakzetmesi, kendi kendini y�kmas� demektir.

3- Her ferdin mutlak saadete namzed olabilmesi i�in b�yle �ok �zd�rabl� bir ruhlar muh�ceretine l�zum g�r�ld��� takdirde, Allah'�n zalimlere ceza, iyi kimselere de, m�k�fat va'di abes olacakt�r. Bu ise Z�t-� Ul�hiyet hakk�nda muh�ldir, b�t�ld�r.

4- Kur'�n ve s�ir semav� kitaplar�n, g�nahlar�n afvedilece�ine dair olan beyanlar�, afvedilebilmek i�in ruhlar�n �st�rapl� ve uzun seyahatlar�n� fuz�l� ve m�n�s�z g�stermektedir. rahmeti Sonsuz olana ��yeste olan da budur. Buda, bir s�k�net ve bir at�let olan "Nirvana "s�n� bu me�akkatli yolculuktan daha huzur verici bulmu� olacak ki, Brahmanizm muzdariplerini daha huzurlu buldu�u bu ufka davet etmektedir.

Bizde ise, afvedilmeyecek g�nah yoktur. Ve Allah (cc) tevbe eden herkesin g�nah�n� ba���layaca��n� va'd etmektedir. Bu hususta g�nah�n�n azl���na �oklu�una bak�lmad��� gibi, son dakikalara kadar ferdin g�nah i�inde bulunmas�na da bak�lmayacakt�r. B�t�n hayat� isyanla ge�mi� bir m�crim, bir tek saatlik nezih hayat�yla, Allah'�n rahmetine mazhar olabilir...

5- Kez� ten�s�h devr-i d�im y�celebilmek i�in, uzun ve yorucu seyahat, Cenab-� Hakk'�n hususi iltifat ve rahmetine z�dd�r. Zira, o istedi�i zaman er�cif i�inde ald��� en pespeya �eyleri dahi som alt�n h�line getirir ve en k�ymetli yapar. Bu da onun, husus� at�y�s� hus�si ihs�n�d�r.

6- Peygamberlere uyan kimseler aras�nda; ilk hayatlar� itibariyle �ok �erli kimseler de bulunuyordu. Bu insanlar, uzun, kirli bir ge�mi�ten sonra, vel�leri �ok geride b�rakacak kadar muall� bir mevkiye y�kselmeleri o kadar v�kidir ki, aksine fikir beyan etmek �det� imk�ns�zd�r. B�yle, bir hamlede ve bir nefhada olgunlu�un zirvesine y�kselmek, Allah'�n l�tfunu ifade etti�i gibi terakk� i�in um�mi bir muh�ceretin yersizli�ine de parmak basmaktad�r.

7- Her cesed i�in ayr� bir ruh kab�l etmek, Kudreti Sonsuz olan Allah'�n sonsuz yarat�c�l���na iman�n ifadesidir. Bunun yerine bir tabur ruh'u b�t�n cesetlere sokup ��karmak, Kudreti Sonsuza �cizlik isnad�n� i�m�m eder. Bu noktada dahi ten�s�h ak�desinin akla m�l�yim gelmedi�i a��k ve v�z�hd�r.

8- Bundan ba�ka yery�z�nde ya�ayan d�rt milyar insan�n hi� olmazsa bir ka� milyonunda, ba�ka ceseddeki serg�ze�t-i hayatlar�na dair bir k�s�m em�reler bulunmal� de�il miydi? Hi� olmazsa, baz� kimselerde, bir ka� kere d�nyaya gelip gitmi� olmadan birikmi� umum� bir k�lt�r olamaz m�yd�? Bunun d�nya n�fusuna g�re binde bir olmas� dahi, ne b�y�k rakamlara ula�aca�� d���n�lecek olursa, her yerde b�yle bir ka� insanla kar��la�ma zarureti, kendili�inden ortaya ��kmaz m�? Halbuki nerede!?.

9- Bir de, toplumun hemen her kesiminde eski bir ruh ta��yan her ferd, 3-4 ya��na girer girmez, b�t�n eski m�kteseb�tiyle g�r�nmesi gerekmez miydi? Bu hususta �imdiye kadar kaydedilmi� tek vak'a g�sterilebilir mi? Baz� d�hi ve ilh�ma mazhar kimselerde bir k�s�m h�rikalar g�r�lse bile bu, haz�r bir mal�m�t�n kullan�lmas�ndan daha �ok,ya sem�v� desteklenme veya y�ce fet�netin e�ya ve h�diseleri kavramas�ndan ibarettir.

�imdiye kadar bir-iki ak�l hastas�n�n hezey�niyle yine bir-iki gazetenin ne�retti�i sansasyonel haberden ba�ka, herhangi bir cesedin ba�kas�na aid bir ruhla ya�ad���n� g�sterir, m�dellel bir �eyden bahsetmek m�mk�n de�ildir.

10- S�ir canl�larda insan� fonksiyonlar� g�sterir, herhangi bir em�re ke�fedilmemi�tir. Halbuki, daha evvelki cesedde kazan�lm�� bir k�s�m hususiyetleri ta��yan ruh, ne denli a�a�� bir hayat ya�arsa ya�as�n, f�trat�n s�n�rlar�n� zorlayacak bir k�s�m infi�lleri olacakt�. Botanik �al��malar� �ok ilerlemi� olmas�na ra�men, bug�ne kadar ten�s�h� i�mam eder herhangi bir garabete rastlanmam��t�r.

Netice olarak diyebiliriz ki, ten�s�h ak�desi, eski toplumlar aras�nda bir inan� inhir�f� olarak ya�ad��� gibi, g�n�m�z�n insan�nda da, habis ruhlar�n aldatmacal���ndan ve �eytanlar�n, baz� b�nyelere girip h�kim olmas�ndan �teye herhangi bir hakikat� yoktur. Evet, En Do�ru S�zl�n�n bey�n�yla, �eytan�n kan damarlar� i�inde dola�t���n�, kalb ve kafay� te'sir alt�na ald���n� ��reniyor, ten�s�h denen hezeyan�n i� y�z�ne biraz daha muttali olabiliyoruz.

Zaten hi�bir tecr�beye dayanmayan ve akl� mesnedi bulunmayan ve hele vahye m�stenid olmayan b�yle bir hur�feye, yarat�l�� itibariyle �ok �erefli olan insan�n inanmas� asla d���n�lemez. ��in do�rusunu O bilir.

Zaten hi�bir tecr�beye dayanmayan ve akl� mesnedi bulunmayan ve hele vahye m�stenid olmayan b�yle bir hur�feye, yarat�l�� itibariyle �ok �erefli olan insan�n inanmas� asla d���n�lemez. ��in do�rusunu O bilir.