�lhad�n Bu Kadar �n Almas�n�n Sebebi Nedir?

�lh�d, netice �tib�riyle ink�r oldu�undan, yay�l�p geli�mesi. daha �ok g�n�l d�nyas�n�n y�k�lmas�yla al�kal�d�r. Tabi�, ba�ka sebeplerin mevc�dayetinden de bahsedilebilir.

�lh�d: D���ncede. ink�r, Allah kabul etmeme ve bir ateizm: tasavvurda. s�n�rs�z h�rriyet ve alabildi�ine ser�z�d olma h�leti: amel ve davran��larda ise, bir ib�hiye (yasak tan�mama ve akl�na esti�i gibi ya�ama) keyfiyetidir.

D���ncede ilh�d. nesillerin ihm�li, ilim ve ilim yuvalar�n�n su-i istim�li neticesinde serpilip geli�ti�i gibi, daha sonra arz edece�im bir k�s�m hususlardan destek alarak da, h�z kazanmakta ve yayg�nla�maktad�r.

Bir toplum i�inde ilh�d�n ilk ye�erdi�i vasat, serpilip geli�ti�i atmosfer, ceh�let ve kalbsizli�in h�kim oldu�u atmosferdir. Kalbi ve ruhu beslenemeyen kitleler er ge� ilh�d�n pen�esine d��erler ve Hak yard�m� olmazsa bir daha da kurtulmalar� imk�ns�z gibidir... Bir millet, kendini meydana getiren fertlere, ��retilmesi ve inand�r�lmas� gerekli olan �eylerin, ��retilmesi ve inand�r�lmas� u�runda, l�zumu derecesinde hassasiyet g�stermezse. bilgisizlikten ask�ya al�nan o fertler, kendilerine telkin edilecek her �eyi kabule haz�r h�le gelmi� ve dolay�s�yla da ilh�d� itilmi� olurlar.

�lh�d; evvel�, inan� esaslar�na kar�� al�kas�zl�k, umursamazl�k �eklinde belirir. ��inde biraz da fikir ve d���nce serbestiyeti gamzeden bu tav�r, ilh�d ve ink�ra destek olabilecek k���k bir em�re bulunca, hemen b�y�y�p dal-budak salmaya ba�lar. �nk�r�n; cidd�, kayda de�er ve ilm� hi�bir sebebi yoktur. Bazen. bir ihm�l, bazen bir gaflet. bazen de bir yanl�� de�erlendirme onu do�urabilir.

G�n�m�zde, bu hususlar�n hemen hepsiyle hel�k olmu� pek �ok kimse vard�r. Ancak, bunlar aras�nda, ehemmiyet derecesine g�re ba� s�ray� alacaklar�n te'siri, tahr�bi daha b�y�k oldu�undan, biz de sadece onlar�n �zerinde durmak istiyoruz.

�unu da hemen arz edeyim ki, burada ilh�d ve ink�r�n iz�lesi ve bu hususta gerekli olan delillerin ortaya konmas� mevk�nde bulunmad���m�zdan okuyucu bizden. m�celletlerle if�de edilebilecek �eyleri istememelidir. Asl�nda. soru - cevap s�tunlar�nda, �ok y�kl� say�lan b�yle derin bir mevzuun, tahlil edilemeyece�i de herh�lde takdir buyurulur. Kald� ki, o hususta meydana getirilen �aheserler varken. yaz�lacak �eyler olsa olsa onlar�n tekrar� olacakt�r.

Sadede d�nelim. G�n�m�zde, her biri, ilah� birer mektup olan e�y� ve her biri kudret kaleminden ��km�� h�diseler: tabiri di�erle. tabiat ve onun kanunlar�, ilh�da "me�cerelik" gibi g�sterilmekte ve nesiller i�fal edilmektedir. Oysa ki, �arkta ve garbda ellibin defa yaz�l�p �izildi�i gibi tabiat kanunlar�, �henkle i�leyen bir mekanizma, istihs�li fevkal�de bol bir fabrika ise, bu �henk ve �tt�rad�: bu d�zen ve istihsal g�c�n� nereden alm��t�r? Bir ��r gibi ak�c�, bir m�siki gibi ruhlar� ok�ayan tabiat'�n, bu ses ve solu�unu kendine ve rastlant�lara vermek m�mk�n m�d�r?.

Tabiat, zannedildi�i gibi, in�� edici bir g�ce sahipse, kendinin nas�l varoldu�unu, bu g�c� nereden elde etti�ini �z�h edebilir miyiz? Yoksa "kendi kendini yaratt�" m� diyece�iz!. Bu ne korkun� mu��lata, ne inan�lmaz yaland�r!..

Bu hil�f-� v�kinin i�y�z� �udur: "A�a� a�ac� yaratt�; da�. da��: sema. semay�"... B�yle bir mant�ks�zl��a "evet" diyecek bir fert ��kaca��n� zannetmiyorum. Ve �ayet "tabiat" denilince, do�rudan do�ruya "�eriat-� f�triye" deki kanunlar kastediliyorsa. bu da ayr� bir aldatmacad�r. Z�ra kanun -eskilerin ifadesiyle- bir arazd�r. Araz, cevherin varl���yla var ve onunla k�imdir. Y�n�, bir m�rekkebin, bir organizman�n heyet-i umumiyesini onu tamamlayan b�t�n par�alar�, bir arada d���nmeden, onlarla al�kal� kanun mefh�munu tasavvur etmek m�mk�n de�ildir. Ba�ka bir if�de ile. kanunlar varl�klarla kaimdirler. Ne�v� nem� kanunu bir tohum ve �ekirdekle; c�zibe kanunu, k�tleler aras�ndaki de�i�ik m�n�sebetler veya hayyizle k�imdir. Bunlar� �o�altmak m�mk�nd�r. O halde, varl�klar� d���nmeden. kanunlar� d���nmek ve hele, o kanunlar� varl��a men�e ve esas saymak. tamamen bir hokkabazl�k ve diyalektiktir. Sebeplerin varl��a esas ve k�ide olmas� da, bundan daha az garip de�ildir. Do�rusu, binbir hikmet ve incelikleri ihtiva eden �u �lemi, hi�bir ilm� k�ymeti olmayan sebepler ve rastlant�larla �z�ha kalk��mak, olduk�a g�l�n� ve g�l�n� oldu�u kadar da ilimlerin butl�n�n� iddia gibi bir ten�kuz ve hezeyand�r.

M�ller'in denemeleri, sebeplerin yetersizli�i ve tesad�flerin aczini �l�n ederken, ilimler konu�mu� ve ilim h�km�n� vermi�ti. "Sovyetler Birli�i Kimya Enstit�s�", Oparin ba�kanl���ndaki 22 senelik �al��mas�yla, kimyev� kanunlar�n ve kimyev� reaksiyonlar�n varl��a ���k tutmaktan �ok uzak bulundu�unu da yine ilimler ve ilim adamlar� s�yl�yordu.

Bug�n y�llarca ilim mahfillerinde tecr�bev� (pozitif) bir hakikat gibi tedris edilen "evol�syon ve transformizm ", yeni ilm� bulu�lar ve genetikle al�kal� geli�meler kar��s�nda, art�k fantazi birer nazariye h�line gelerek tarihe malzeme olmadan ba�ka hi�bir k�ymet-i ilmiyeleri kalmam��t�r. Ne ac�d�r ki, bu yetersiz ve mevsimlik v�h� meseleler h�l� tamamen muallakta olan, k�lt�rs�z, mesnetsiz ve kaidesiz zavall� neslimizin ilh�d�n� netice vermektedir.

Bereket versin ki, di�er yanda buna muh�z� olarak, duygu ve d���ncelerimizdeki zedelenmeleri giderecek, kalb� ve r�h� yaralar�m�z� tedavi edecek bir k�s�m eserler de, piyasaya s�r�lmeye ba�lam��t�r. Ve art�k bug�n, tabiat ve sebepleri. hakiki y�zleriyle ayd�nl��a kavu�turan kitaplar�n, do�u ve bat� dilleriyle yaz�lm�� y�zlercesine hemen her yerde rastlamak m�mk�nd�r. Kendi d�nyam�zda yaz�lanlar� bir miza� inhir�f� olarak yad�rgasak bile, "Ni�in Allah � �nan�yoruz" gibi kitaplar�. d�nya efk�r�na arz eden y�ze yak�n bat�l� kalem, hi� olmazsa bu t�rl� m�sta�ribleri d���nd�rmelidir!..

�lm� muhit ve atmosferin bu kadar ayd�nl��a kavu�mas�ndan sonra. ilh�d�n bir miza� inhir�f�, bir inat ve pe�in kararl�l�k ve biraz da �ocuk ruhluluk oldu�unu s�ylersek, m�b�l��a etmi� olmay�z. Ne var ki gen�li�imiz, hen�z kendini idr�k edemedi�i, ruh d�nyas�yla b�t�nle�emedi�i i�in; yukar�da i�aret etti�imiz, bir k�s�m m�zelik ve tam�men fantazi d���nceleri, ilm� ger�ekler zannederek aldanmadan da b�t�n b�t�n kurtulmu� say�lmaz.

Bunun i�indir ki, g�n�m�zde art�k do�ruyu ��renme ve ��retme seferberli�i her t�rl� m�kellefiyet ve vecibelerin �st�nde bir a��rl�k kazanm��t�r. Bu y�ce vazifenin g�r�lmeyi�i ise, toplumda tel�fisi imk�ns�z u�urumlar meydana getirecektir ve getirmi�tir de. Belki de, y�llar y�l� ger�ek �zd�rab�m�z�n as�l sebebi de budur. Bizler kalb ve kafa izdivac�na y�kselmi�, kendi i�inde derinle�mi�; ��retme a�k�yla yan�p tutu�an. muzdarip m�r�itlerden mahrum bir k�s�m talihsizleriz. �mid ederiz ki, ger�e�in ��reticileri, bu k�kl� ve be�er� vazifeyi y�klensinler ve bizi as�rl�k �zd�rablar�m�zdan kurtars�nlar!

��te o zaman nesiller. d���nce ve tasavvurda istikr�ra kavu�acak, yanl�� d���ncelere kap�lmaktan, sarka� gibi, sa�a-sola gidip gelmeler ve s�k s�k yer de�i�tirmelerden kurtulacak. k�smen dahi olsa. ilh�ddan korunmu� olacaklard�r. Netice olarak diyebiliriz ki. d���ncede neslin ilh�d�. tamamen bilgisizlikten, terkib kabiliyetine sahib olamamadan, kalb ve ruh g�das�zl���ndan kaynaklanmaktad�r. Z�r� insan. �ok iyi bildi�ini -ve hele meziyetleri de varsa- sever: bilmedi�ine kar�� ise. d��man kesilir: en az�ndan al�kas�z kal�r.

�imdi, ba��m�z� kald�r�p, raflarda ve vitrinlerde sergilenen kitaplara ve o kitaplarla bize anlat�lan fikirlere ve tan�t�lan �ah�slara bakal�m. O zaman, sokaktaki �ocu�un neden "apa�i" k�yafetine girdi�ini; neden kendini "Zoro"ya benzetti�ini ve nas�l "Don Juan" kesildi�ini anlama imk�n�n� bulaca��z. Bahsetti�im �eyler, ger�e�e ���k tutan bir iki mis�ldir. Siz tahrib edici bu unsurlar�n i�tim�� ve iktisad� h�viyetde olanlar�n� da ekledi�iniz zaman, iliklerinize kadar �rperece�iniz daha bir s�r� �eyle kar��la�abilirsiniz.

D�nden-bug�ne insan�m�z, kendisine iyi olarak tan�tt�r�lan� sevip arkas�na d��t�. Tan�y�p bilmediklerine kar�� da, hep yabanc� ve al�kas�z kald�. �imdi bizlere onun azg�nla�an ruhu kar��s�nda, kendisine neler g�t�rebilece�imizi d���nerek, bundan sonra olsun, onu bo� b�rakmamak ve ayd�nl�k yolu g�stermek d���yor.

Neslin ilh�da s�r�klenmesi ve ink�r�n yayg�nla�mas�nda ikinci m�him �mil de gen�lik f�trat�d�r. Onlar�n s�n�rs�z h�rriyet arzular�, doyma bilmeyen i�tih�lar� ve ank� g�n�lleri bir muv�zenesizlik ifadesi olarak hep ilh�d� benimsemektedir. Bu ser�z�d g�n�ller, "pe�in bir dirhem lezzeti, ilerde batmanlarla elem ve �zd�raba tercih ettiklerinden'; ac�nacak �k�betlerini haz�rlama yolunda, �eytan�n �nlerine s�rd��� s�r� zevk ve lezzetlere pey �ekmekte ve kendini ate�e atan kelebekler gibi, u�up u�up ilh�da d��mektedirler.

Bilgisizlik, kalb ve ruh g�d�s�zl��� gibi hususlar artt�k�a, madde ve cism�niyet. y�celtici duygulara galebe �almakta ve Faust'un bir toyluk neticesi �z�n� Mefistoya kapt�rd��� gibi. zavall� gen�ler de g�n�llerini �eytana kapt�rmaktad�rlar. Evet, ruhlar �l�, kalbler fakir, ak�llar alabildi�ine hezeyan i�inde. ilh�d mecb�r� istikamet demektir. �nan�, mesuliyet duygusu, �srarl� kalb. ruh terbiye ve tehz�bi ise, gen�li�in diri kalmas�n�n en b�y�k te'minat�d�r. Yoksa �eytan�n. hev�-i nefislerine musallat oldu�u bir topluluk, hezeyandan hezeyana d��ecek, durmadan mihr�b ve k�ble de�i�tirecek ve her "nev-zuh�r" felsefeyi bir halask�r olarak alk��layacak ve bir d�va say�p kendini onun kuca��na atacakt�r.

Sabah kalkt���nda nihilizme alk�� tutacak; ��lene do�ru Marksist-leninist sisteme sel�m duracak; ikindiye do�ru existansiyalizme pey �ekecek ve belki de, ak�am karanl���yla beraber Hitler'e ait t�rk�ler s�yleyecektir. Ama, hi� mi hi�, kendi ruh-k�k�ne, ulu-millet a�ac�na, onun as�rl�k meyvelerine; k�lt�r ve medeniyetine d�n�p bakmayacakt�r.

Tasavvur d�nyas�, bu denli bozulmu� bir neslin, hev� ve hevesten kurtulmas�, zihin ve d���ncede istik�mete ermesi olduk�a m��k�l, belki de imk�ns�zd�r.

Onun i�in, neslimize, bug�ne kadar varl���m�z� ona bor�lu oldu�umuz esaslardan m�te�ekkil, bir terminolojinin belletilmesi ve fikir hayat�nda sistemli ve m�stakim d���nceye ula�t�r�lmas� �artt�r. Yoksa, bu maymun i�tihal�l�k ve:

"Bu hissizlikle, cemiyet, ya�ar derlerse pek yanl��:

Bir millet g�ster. �lm�� ma'neviy�tryla sa� kalm��."

M.A.

�lh�da di�er bir s�ik de. her �eyin m�bah g�r�lmesi. "ib�h�lik" ve mevcud her �eyden istif�de edilmesi d���ncesidir. D�nya nimetlerinin b�t�n�nden k�m alma felsefesine dayanan bu anlay��, bilhassa g�n�m�zde sistemle�tirilerek bir felsef� mektep haline getirilmi�tir. Bize do�ru gelirken, ilk defa "libido" ile sars�lan ve �rgalanan hay� hissimiz. ).P. Sartre. A. Camus'la yerle bir edilmi� ve har�beye d�nd�r�lm��t�r.

�nsan�, insanl���ndan utand�ran ve daha �ok ��pl��e benzeyen bu "ruh sef�leti" felsefesi, "nesillere. insan�n ger�ek yan�n� ayd�nl��a kavu�turan" bir d���nce sistemi diye arz ve takdim edildi. Evvel�, b�t�n Avrupa gen�li�i, daha sonra ise, taklit�i d�nya, hipnoz edilmi� gibi bu ak�ma ko�tu. �nsanl�k, onda, kom�nizmle g�d�kle�en benlik a�ac�n�n, yeniden serpilip geli�ece�ini ve kendi kendine erece�ini zannediyordu. Heyh�t! O, son bir kere daha aldat�ld���n�n fark�nda de�ildi.

��te, Yarat�c�y� kabuldeki, haramlar ve mubahlar inanc�, b�yle alabildi�ine soysuzla�m�� ve y�l���kla�m�� neslin, her �eyden k�m alma felsefesine ters geldi�i i�in; o, kendini ilh�d�n kuca��na atmakla ve onda Hasan Sabbah'�n yalanc� cennetlerini bulma�a �al��maktad�r.

Gelece�in basiretli sevk ve idarecilerinin, m�r�id ve muallimlerinin, ilhad� durdurma ad�na nazar-� itib�re alacaklar� m�l�hazas�yla yukar�daki hususlar� arzettik. Yoksa, ne serserilik ve hezeyan�n sebepleri bunlardan ibaretdir; ne de buna kar�� yap�lmas� gerekli olan tah�idat s�ylenenlere m�nhas�rd�r.

Ba�layan bu yeni d�nemde. milletimizin kendi kendini feth ve ke�fetmesi dile�iyle!...