Peygamberimizin (sav) �ok kad�nla evlenmesini k�n�yorlar. Bu hususta bizleri ayd�nlat�r m�s�n�z?

Hemen arz edeyim ki, bu hususta ileri-geri s�z s�yleyenler, hi�bir �ey okumam�� ve d���nmemi� kimselerdir. E�er, "Meg�zi ' ve "Siyer"e az�c�k bakmak zahmetine katlansalard�, kendilerini k���k d���recek b�yle bir soruyu sormayacaklard�.

Bu soruyu �imdiye kadar, be� alt� yerde benden sordular; ben de her def'as�nda eksik-tamam baz� �eyler anlatma�a �al��t�m. Bu defa da onlardan hat�r�mda kalanlar� tekrar edece�im.

Peygamberler Sultan� Z�t-� Ris�let-pen�h�n izdiva�lar�nda, de�i�ik y�nler vard�r: Z�t-� Ahmediye'ye (sav) ta�lluk eden hususlar, umum� olarak izdiva�lannda g�zetilmi� olabilecek hedef ve maksatlar; bir k�s�m zar�retler ve nihayet zevc�t�n hususi durumlar�n�n gere�ini yerine getirme gibi keyfiyetler... �imdi s�ras�yla bu hususlar� teker teker tahlil edelim.

Mevz�u ilk �nce, o p�k �ahsiyete bakan y�n�yle ele alal�m. Her �eyden evvel bilinmelidir ki, O m�bebbcel Z�t, yirmibe� ya��na kadar hi� evlenmedi. O s�cak memleketin hususi durumu da nazar-� itibara al�nacak olursa, bu kadar zaman iffetiyle ya�amas� ve bunun da, d�n ve bug�n b�ylece kabul ve teslim edilmesi, O'nda iffetin esas oldu�unu ve m�thi� bir irade ve nefis h�kimiyeti bulundu�unu g�sterir. E�er bu hususta, k���k bir inhiraf bulunsayd�, d�nk� ve bug�nk� d��manlar�, bunu cih�na il�n etmekden bir an bile geri kalmayacaklard�. Halbuki eski ve yeni b�t�n has�mlar�, O'na hi� olmayacak �eyleri isnad ettikleri h�lde, bu istikamette bir �ey s�yleme c�retini g�sterememi�lerdir.

Peygamberimiz (sav) ilk izdiva�lar�n�, yirmibe� ya�lar�nda iken yapt�lar. Bu izdiva� Allah ve Res�l� kat�nda �ok y�ce ve m�stesn�; fakat ba��ndan iki defa evlenme ge�mi� k�rk ya��ndaki bir kad�nla olmu�tu. Bu mutlu yuva tam yirmi�� sene devam etmi� ve peygamberli�in sekizinci senesi, kapanan bir perde gibi arkada ac� bir hasret b�rakarak sona ermi�di. Bu defa Efendimiz (sav) yirmibe� ya��na kadar oldu�u gibi, yine yapayaln�z kalm��t�. Evet, aile, �oluk-�ocuk her �eyiyle yirmi�� senelik bu mes�d hayattan sonra, yeniden d�rt-be� sene bek�r olarak ya�am��lard� ki; ya�lar� da elli ��e ula�m�� bulunuyordu.

��te, b�t�n izdiva�lar� da b�yle izdivaca al�kan�n azald��� bu ya�tan sonra ba�lar ve devam eder ki; s�cak bir memlekette ellibe� ya��ndan sonra yap�lan izdivacda, be�er�lik ve �ehev�lik g�rmek, ne insafla ne de iz'anla kat'iyyen telif edilemez.

Burada akla gelen di�er bir mesele de, Peygamberlik m�essesesiyle �ok evlenmenin te'lifi keyfiyetidir. Buna da bir iki c�mle ile temas etmek istiyorum.

l. Evvel�, bilinmelidir ki, bunu serri�te edenler, ya hi�bir din ve prensip kabul etmeyenlerdir ki, onlar�n b�yle bir �eyi k�namaya asl� ve kat'� haklar� yoktur; z�r� onlar, b�t�n prensiplere kar�� r�fiz�dirler. Hi�bir k�nun ve kayda t�bi olmaks�z�n, pek-�ok kad�nla m�nasebet kurar; hatta mahremleriyle dahi nik�h� tecviz ederler. Yahut bunlar, H�ristiyan ve Yahudi gibi ehl-i kitap olanlard�r. Onlar�n h�cumu da, insafs�zca, garazl� ve teemm�l edilmeden yap�lm��, hatt� kendi namlar�na �z�lecek bir keyfiyetdir. ��nk�, �ncil ve �ncil ehlinin kabul ve tes�m etti�i; Tevrat ve Tevrat ehlinin, kendi peygamberleri bilip uyduklar�, nice Enbiy�y� �z�m vard�r ki; bunlar daha �ok kad�nla evlenmi� ve ba�lar�ndan daha �ok nik�h ge�mi�tir. Bir S�leyman ve Davud Peygamberleri d���n�nce, her iki cemaatin de nas�l haks�z ve tec�v�z i�inde bulunduklar� a��k�a ortaya ��kar. Bin�enaleyh, �ok kad�nla izdivac�, Peygamberimiz (sav) ba�latmad��� gibi; ayn� zamanda �ok izdiv��, n�b�vvetin ruhuna da z�d de�ildir. Kald� ki; daha sonra anlatma�a �al��aca��m hususlarda g�r�lece�i gibi "teadd�d-� zevc�t"�n peygamberlik vazifesi nokta-i nazar�ndan, tasavvurlar fevkinde f�ideleri vard�r.

Evet, �ok kad�nla izdiv��, bilhassa ahk�mla gelen Enbiy� i�in bir bak�ma zar�r�dir. Z�r�, dinin, aile mahremiyeti i�inde cereyan eden pek �ok y�nleri vard�r ki, ona ancak bir insan�n nik�hl�s� muttali olabilir. Bin�enaleyh, dinin bu y�nlerini anlatmak i�in herhangi bir isti�re ve kin�yeye ba�vurmadan -ki �ok defa bu t�rl� anlatma tarz� anlamay� buland�r�r ve istinbat� zorla�t�r�r- her �eyi alabildi�ine vuz�h i�inde anlatacak, m�r�idelere ihtiya� vard�r.

��te, her �eyden evvel, n�b�vvet h�nesinde olan bu temiz ve P�kize zevc�t, kad�nl�k �lemine kar�� ir��d ve tebli� vazifesinin sorumlular� ve nakilcileri bulunmalar� itibariyle, peygamber i�in de, peygamberlik i�in de; kad�nl�k �lemi i�in de gerekli, hatt� elzem olur.

2. Di�er bir husus da, umum� m�n�da Efendimiz'in zevceleriyle al�kal� oluyor ki, o da:

a. Zevceler aras�nda, ya�l�, orta ya�l� ve gen�ler bulunmas� itibariyle, bu devre ve d�nemlerin hepsine ait �e�itli ahk�m vaz'ediliyor. Ve bizzat peygamber (sav) h�nesi i�inde bulunan bu P�kize zevceler sayesinde tatbik imk�n� buluyordu.

b. Zevcelerin her birerleri, �e�itli oymaklardan olmas� sebebiyle, evvel� o kabileler aras�nda; sonra da muazzez �ahsiyetiyle akrabal�k tesis buyurdu�u b�t�n cem�atler i�inde, k�kl� bir sevgi ve al�kaya yol a��l�yordu.Her kabile ve oymak, O'nu, kendinden biliyor, din hissinin yan�nda, Cibrill� bir ba�l�l�kla O'na kar�� derin bir al�ka hissediyordu.

c. Her kabileden ald��� kad�n, O'nun hayat�nda ve irtihalinden sonra, kendi cem�at� aras�nda �ok ciddi d�n� hizmete ves�le olabiliyor; uzak yak�n b�t�n akrabalar�na, z�hir ve b�t�n-� Ahmediye (sav) hususunda terc�manl�k yap�yordu. Bu sayede O'nun kabilesi de, kad�n ve erke�iyle, Kur'�n'�, tefs�ri, had�si ondan ��reniyor ve dinin ruhuna v�k�f olabiliyordu.

�. Bu izdiva�lar v�s�tas�yla, Nebiyy-i Ekmel, �det� b�t�n Ceziret-�l Arabla yak�nl�k te'sis etmi� gibi, her h�nenin, teklifsiz misafiri h�line gelmi�ti. Herkes bu kar�bet vas�tas�yla o meh�bet �bidesine yakla�abiliyor ve d�n� um�ru ��renme f�rsat�n� buluyordu. Ayn� zamanda bu ayr� ayr� a��retlerin her biri, bir �e�it, kendini ona yak�n say�yor ve bununla iftihar ediyordu. Mahzum O�ullar�, �mm� Seleme (ra) vas�tas�yla; Emev�ler, �mm-� Hab�be (ra) vas�tas�yla; H��im�ler, Zeynep bint-i Cah� (ra) vas�tas�yla kendilerini ona yak�n kabul edip, bahtiyar say�yorlard�...

3. Buraya kadar olanlar umum� m�n�da ve baz� y�nleriyle de, di�er peygamberlere ��mil olacak �ekilde idi. �imdi bir de,husus� m�n�da ve teker teker her zevcenin serenc�mesi i�inde, meseleyi ele alal�m:

Evet, burada dahi g�rece�iz ki; mant�k, vahiy ile m�eyyed O Z�t'� hayat-� seniyyesi kar��s�nda toprak kadar a�a�� kal�yor; ta'bir-i di�erle be�er d���ncesi Fet�net-i �'zam �n�nde r�k�a var�p iki-b�kl�m oluyor.

I. �lk zevceleri - seyyidetin� - Hz. Hat�ce'dir. (ra) Kendinden onbe� ya� daha b�y�k olan bu n�d�de kad�nla izdiva�lar�, her evlilik i�in en b�y�k �rnek m�hiyetindedir. O, b�t�n bir hayat boyu, derin bir vef� ve sadakatla e�lerine ba�l� kald�klar� gibi, zevcelerinin vefat�ndan sonra dahi O'nu hi�bir zaman unutmam��, hatta her ves�le ve f�rsatta O'ndan bahisler a�m��t�r.

Hz. Hat�ce'den sonra Peygamberimiz (sav) d�rt-be� sene evlenmediler. Ba�lar�nda bir�ok yetim bulunmas�na ra�men, onlar�n me�netine katlan�p , bir bak�ma hem annelik, hem de babal�k vazifesini y�r�tt�ler. Muh�l-farz, evvel ve �hir kad�nlara kar�� k���k bir za'f� olsayd�, b�yle mi hareket ederlerdi?..

II. S�ra itibariyle olmasa bile ikinci zevceleri, Ai�e-i S�dd�ka'd�r. En yak�n arkada��n�n k�z�. Ac�, tatl� b�t�n bir hayat� beraber ya�ayan bu b�y�k insana kar��, Neb�'nin en mu'ten� ikram�... Umum neseblerin sona erdi�i g�nde, sona ermeyen kar�betiyle onun yan�nda bulunma �erefi ancak bu sayede olacakt�r. Evet, Ai�e-i S�dd�ka ile, Hazreti Ebubekir, madd�-m�nev� hi�bir bo�luk b�rakmayacak �ekilde kurb-u Nebev�ye mazhar olmu�lard�.

Ayr�ca, Hz. �i�e gibi �ok zek� bir n�dire-i f�trat, dav�y� n�b�vvete tam v�ris olabilecek yarad�l��ta idi. �zdiva�tan sonraki hayat� ve daha sonraki hizmetleriyle katiyyen s�but bulmu�tur ki; O muall� varl�k, ancak Neb� zevcesi olabilirdi. Zira O, yerinde en b�y�k hadisci, en m�kemmel tefsirci ve en n�dide f�k�hc� olarak kendini g�steriyor, z�hir ve b�t�n-� Muhammedi (sav) ems�lsiz kavray���yla, bihakk�n temsil ediyordu.

Bunun i�indir ki; Efendimize r�yas�nda, onunla izdiva� yapaca�� i�'�r ediliyor ve hen�z g�zlerine ba�ka hay�l girmeden peygamber h�nesine kadem bas�yordu...

Bu sayede O, Hz. Ebubekir (ra) i�in ves�le-i �eref olacak ve kad�nl�k �lemi i�inde, b�t�n ist�dat ve k�biliyetlerini inki�af ettirerek, Efendimizin en ba�ta talebelerinden biri olma h�viyetiyle, b�y�k m�r�ide ve m�belli�e olmaya haz�rlanacakt�. ��te b�ylece, O da hem bir zevce, hem de bir talebe olarak saadet h�nesine intisab etmi� bulunuyordu.

III. Yine izdiva� s�ras�na g�re olmamakla beraber ���nc� zevceleri, �mm� Seleme'dir (ra). Mahzum Oyma��'ndan ve ilk M�sl�manlardan olan �mm� Seleme, Mekke'de tazyik g�rm��; ilk olarak Habe�istan'a, ikinci defa da Medine'ye hicret etmi� ve o g�nk� �artlara g�re ilk safdakiler aras�nda yer alm��t�.

Kendisiyle beraber bu uzun ve me�akkatli yolculuklara katlanan bir de kocas� vard�. Ve, �mm� Seleme'nin nazar�nda e�i, menendi olmayan bir insand�. B�t�n �ile devrini beraber ya�ad���, bu e�siz hayat arkada�� Ebu Seleme'yi Medine'de kaybedince �ocuklar�yla ba� ba�a kald�. Yurdundan, yuvas�ndan uzak, bir s�r� yetimle, hayat k�lfetini y�klenmi� bu kad�na, ilk �efkat elini, Ebubekir ve �mer (ra) uzat�rlar; fakat o bu talepleri reddetti;z�r� O'nun g�z�nde Ebu Seleme'nin yerini dolduracak insan yoktu.

Nihayet, izdiva� teklifiyle Allah Res�l� (sav) O'na el uzatt�. Bu izdiva� da gayet tabiiydi, zira �sl�m ve iman u�runda hi�bir fed�k�rl�ktan d�r olmayan bu muall� kad�n, arab�n en soylu oyma�� i�inde uzun zaman ya�ad�ktan sonra yapayaln�z kalm��t� ve dilencili�e terk edilemezdi. Hele ihl�s, samimiyet ve �sl�m i�in katland��� �eyler d���n�l�nce, ona muhakkak ki el uzat�lmal�yd�... Ve, i�te K�inat'�n Fahri, onu nik�h� alt�na al�rken bu in�yet elini uzatm��t�. Evet, gen�li�inden beri yapt���; kimsesizleri g�r�p g�zetme ve yetimlere el uzatma i� ve vazifesini, o g�nk� �artlar�n iktizas�na g�re bu �ekilde yerine getiriyordu.

�mm� Seleme de Hz. Ai�e gibi dir�yet ve fet�neti olan bir kad�nd�. Bir m�r�ide ve m�belli�e olma isti'd�d�ndayd�. Onun i�in bir taraftan �efkat eli O'nu, him�yeye al�rken di�er taraftan da, bilhassa kad�nl�k �leminin medy�n-u ��kran olabilece�i bir talebe daha ilim ve ir�ad medresesine kabul ediliyordu.

Yoksa, altm�� ya��na yakla�m�� Fahr-i K�inat Efendimizin, bir s�r� �ocu�u olan, bir dul kad�nla evlenmesini ve evlenip bir s�r� k�lfet alt�na girmesini,ba�ka hi�bir �eyle �zah edemeyiz. Hele �ehev�lik ve kad�nlara d��k�nl�kle asl� ve kat'�!. ..

IV. Bir di�er zevceleri de Remle bint-i Ebi S�fyan'd�r (�mm� Hab�be). Peygamber (sav) ve peygamberlik kar��s�nda bir m�ddet k�fr� temsil eden birinin k�z�... Bu da ilk M�sl�man olanlardan ve birinci safda yerini alanlardand�. �ile devrinde Habe�istan'a hicreti, orada kocas�n�n �nce tenassur etmesini, sonra da vef�t�n� g�rm�� m�zdarip bir kad�n...

O g�n Sah�bi, say� itibariyle az; mal y�n�nden fakirdi. Her hangi birine bakacak, medar-� ma��etini temin edecek durumlar� yoktu. Buna g�re, �mm� Hab�be ne yapacakt�? Ya tenassur edip, H�ristiyanlar�n yard�m�na mazhar olacak; ya k�f�r yuvas� olan baba evine d�necek veya kap� kap� dola��p dilenecekti. Bu en dindar, en soylu, aile itibariyle en zengin kad�n�n bunlardan hi�birini yapmas� m�mk�n de�ildi. Bir tek �ey kal�yordu; o da Efendimizin m�d�halesi ve mu�lecesi...

��te, �mm�-Hab�be ile izdiva�ta da bu yap�l�yordu. Dini i�in her t�rl� fedak�rl��a katlanm�� bu kad�n, yurdundan yuvas�ndan uzak; zenciler aras�nda; kocas�n�n irtidat ve vef�t� kendisini dilg�r etti�i g�nlerde; Nec��inin huzuruna �a��r�p, Peygamberimizle nik�h�n�n k�y�lmas� gibi en tabi� bir �ey yap�l�yordu. Bunu de�il k�namak "Rahmeten li'l-�lem�n" olman�n gerektirdi�i bir hususun if�s� sayarak alk��lamak l�z�md�r.

Kald� ki; bu b�y�k kad�n�n da, ems�li gibi kad�n-erkek M�sl�manlar�n irfan hayat�na getirece�i �ok �ey vard�. O da bu suretle hem bir zevce hem de bir talebe olarak, o saadeth�neye intisab ediyordu.

Ayn� zamanda bu evlilik sayesinde, Ebu-S�fyan ailesi de, H�ne-i N�b�vvete teklifsiz girip ��kma imk�n�n� elde ediyor ve de�i�ik bir bak�� kazanarak yumu�am�� oluyordu.. Hem de�il sadece Ebu S�fyan ailesi, belki b�t�n Emev�lerde tesir icr� edebilecek bir h�dise olma karakterinde. Hatta denebilir ki; alabildi�ine sert ve ba�naz olan bu aile, �. Hab�be'nin nik�h� sayesinde olduk�a yumu�ad� ve her t�rl� hayr� kabul etmeye haz�r h�le geldi.

VI. Sa�det-h�nesine girenlerden biri de Zeyneb bint-i Cah� (ra)'d�r. Alabildi�ine as�l ve o kadar da ince, i� derinli�ine s�hip Hz. Zeyneb Sult�n-� Enbiy�n�n yak�n akrabas� ve yan� ba��nda b�y�yen, geli�en bir kad�nd�. Efendimiz (sav) Zeyd (ra) i�in O'nu talep etti�i zaman, ailesi biraz �ekimser kalm�� ve bu arada Efendimize verme tem�y�l�n� g�stermi�lerdi. Sonunda Peygamberimizin (sav) �srar�yla Zeyd b. H�rise'ye vermeye r�z� olmu�lard�.

Zeyd, bir zamanlar h�rriyetini yitirmi�; esirler aras�nda girmi� ve sonra K�inat�n Efendisi taraf�ndan h�rriyetine kavu�turulmu� bir �z�tl� idi. Peygamber Efendimiz (sav) bu izdiva�taki �sr�r�yla, insanlar aras�ndaki m�s�v�t� tesis, tahk�m ve ters�n etmek istiyor ve bu �etin i�e de, yine yak�nlar�yla ba�l�yordu. Ne var ki, Zeyneb gibi �ok y�ce f�tratl� bir kad�n, emre imtis�lden ib�ret olan bir evlili�i, uzun s�rd�remeyecek gibiydi. Bu evlilik, Zeyd i�in de bir �ey getirmemi� ve sadece bir �zd�rab ve hasret olmu�tu.

Nihayet bo�ama h�disesi oldu; fakat Efendimiz Zeyd'i vaz ge�irmeye ve evlili�in devam ettirilmesine �al���yordu. Tam o esn�da, Cibr�l (as) geldi ve sem�vi fermanla, Zeyneb'in Efendimizle izdiva� etmesi emrini getirdi. Efendimizin ma'ruz kald��� imtihan olduk�a a��rd�, zira, o g�ne kadar, kimsenin cesaret edemedi�i bir �ey yap�l�yor ve yerle�mi�, k�k salm�� �detlere kar��, il�n-� harb ediliyordu. Bu �ok �etin bir m�c�deleydi. Ancak Allah emretti�i i�in yap�labilirdi. Ve i�te Efendimiz, derin bir kulluk �u�ruyla, nezih �ahsiyetine kar�� �ok a��r gelen bu i�i yapt�. Hz. �i�e'nin dedi�i gibi, muh�l-farz, peygamberimizin, Vahy-i M�nzel'den bir �eyi ketmetmesi c�iz olsayd� Zeyneb'le izdiv�c�n� emreden �yetleri ketmederdi. Evet, Z�t-� Ris�let Pen�hiye o kadar a��r gelmi�ti...

�l�hi hikmet ise, bu temiz ve y�ce varl���, Peygamber h�nesine sokmak, ilim ve irfan y�n�yle haz�rlamak, ir�ad ve tebli�le vazifeli k�lmak istiyordu. Nihayet, �yle de oldu. Ve daha sonraki nezih hayat� boyunca, Peygamber zevceli�inin iktiz� etti�i inceliklere ri�yet etti.

Ayr�ca, c�hiliye devrinde, evl�tl�klara evl�t deniyor ve onlar�n e�leri de aynen evl�d�n e�i gibi kabul ediliyordu. C�hiliyyeye ait bu �det, kald�r�lmak murad buyurulunca, yine tatbikata Efendimizle ba�lan�ld�. Herhangi bir kimseye "evl�d�m" demekle, evl�d�n�z olamayaca�� gibi, "evl�d�m" dedi�inizin zevcesi de gelininiz olamaz.

Zeyneb'le izdiva� hususunda s�ylenecek daha �ok �ey olmakla beraber, sual-cevap mevzuunun isti�b haddini a�aca�� i�in, �imdilik tek ba��na tahl�l edilece�i �na havale ediyor ve k�sa kesiyorum.

VI. Sa�det h�nesiyle �erefy�b olanlardan biri de, C�veyriye bint'�l-H�ris'dir. Gayr-i M�slim olan kab�lesine kar�� harb edilmi� ve kad�n erkek es�rete d��ar olmu�lard�. Hissiyat� alt="*" �st olmu�, gururu k�r�lm�� bu saray mensubu kad�n, huz�r-u ris�lete getirildi�inde, kin ve nefretle doluydu.

��te o zaman Fet�net-i �zam, ya�dan k�l �ekme kolayl��� i�inde meseleyi bir hamlede h�lletti.

Hz. C�veyriye (ra) ile nik�h akdedince C�veyriye, m�'minlerin anas� mevk�ne y�kseldi ve sah�b�nin bak���nda b�r ihtir�m �bidesi h�line geldi. Hele Ash�b-� Resulull�h'�n "Peygamberin akrabalar� esir edilmez" deyip, ellerindeki esirleri b�rak�nca, hem C�veyriye (ra) hem de a��retin g�nl� fethediliverdi.

G�r�l�yor ki, Peygamberimiz altm�� ya�lar� dolaylar�nda, yapt�klar� bu izdiva�ta dahi pek �ok meseleyi bir ��rp�da h�llediyor; k�z�l k�yamet h�diselerin i�inde, sulh ve s�k�n meltemleri estiriyordu.

VII. Talihliler aras�na kar��anlardan birisi de, Safiyye bint-i Huyey'dir. (r.a.) Hayber emirlerinden birinin k�z�. Me�hur, Hayber Vak'as�'nda, babas�, karde�i ve kocas� �ld�r�lm��, kavim kabilesi de esir edilmi�ti. Safiyye (ra) b�y�k bir �fke ve intik�m h�rs�yla yan�p tutu�uyordu. Nik�h akdedilip, m�'minlerin h�rmet duyaca��, Efendimize zevce olma mu�ll� mevk�ne y�kselince, Ashab'�n (ra) "anam-anam" ta'zimleri ve Efendimizin eritici ve t�ketici y�celi�i kar��s�nda, Safiyye de (ra) olup biten her �eyi unuttu ve Peygamberimize zevce olmakla iftihar etmeye ba�lad�.

Ayr�ca, Hz. Safiyye vas�tas�yla pek �ok Yahudinin, Efendimizi yak�ndan g�r�p tan�ma ve yumu�ama imk�n� da do�uyordu. Bir �eyle her �ey yapan ve bir f�linde binler hikmet bulunan Hazreti Allah, (cc) b�t�n izdiva�larda oldu�u gibi, bunda da pek �ok hay�r ve bereket yaratm��t�.

Bundan ba�ka, d��manlar�n�n i� �lemine muttal� olma bak�m�ndan, �mmetine bir ders vermi� olabilece�ini zikretmek de muvaf�k olur zannederim. Hele hele Yahudilere kar��. Hazreti Safiyye ve ems�li ayr� milletlerden olan kad�nlar�n, o milletlerin i� durumlar�na n�f�z bak�m�ndan b�y�k ehemmiyeti vard�r; elverir ki insan onlar�n h�in olanlar�yla kendi s�rlar�n� d��manlara kapt�rmas�n.

VIII. Bu bahtiyarlardan biri de Sevde'dir. �lk safta yerini alanlardan; kocas�yla Habe�istan'a hicret edenlerden ve �mm�-Habibe'nin kaderine benzer �ekilde, kocas�n�n vefat�yla ortada kalanlardan.

Efendimiz, bu kalbi k�r���n da, yaras�n� sard�; O'nu peri�an olmadan kurtard� ve O'na en�s oldu. Zaten sadece Efendimizin nik�h� alt�nda bulunmay� d���nen bu b�y�k kad�n�n, d�nya ad�na istedi�i ba�ka hi�bir �ey de yoktu.

��te b�t�n izdiva�lar�nda, bu t�rl� hikmet ve maslahatlar bulunan Peygamber Efendimiz (sav) hi� mi hi� nefs�n� duygular�yla bu i�in i�ine girmemi�tir. Ya R��id Halifelerin ilk ikisine kar�� oldu�u gibi, vezirleriyle bir kar�bet te'sisi ve zevcesi olacak kad�ndaki istidat ve kabiliyet veya teker teker, di�erlerinde g�rd���m�z gibi, ba�ka hikmet ve maslahatlarla evlenmi� ve b�y�k y�k ve me�netlerin alt�na girmi�tir.

Bunlardan ba�ka, bu kadar kad�n�n, mesken, nafaka, elbise gibi ihtiya�lar�n�, en �dil �ekilde temin etmesi ve onlara kar�� mu�melesinde k�l� k�rk yararcas�na, ad�let ve hakk�niyete ri�yette bulunmas�; aralar�nda meydana gelmesi muhtemel huzursuzluklar� pe�inen �nlemesi, v�rid olan ge�imsizlikleri ya�dan k�l �ekme rahatl��� i�inde h�lletmesi, Bernard Shaw'�n ifadesiyle "En b�y�k problemleri kahve i�me kolayl��� i�inde h�lleden" O m�stesn� Z�t'�n peygamberli�ine del�let eder...

Bir kad�n ve bir iki �ocu�un dahi, idaresinin ne kadar m��k�l oldu�unu g�ren ve bilen bizler; daha evvel ba�ka yuvalar kurmu�; ba�ka �ile yap�lar�na ��hid olmu�; girdi�i yuvalarda farkl� m�zaclar kazanm�� pek �ok kad�n�, bir ��r �hengi ve ritmi i�inde idare eden, o mu�ll� ve m�beccel varl�k kar��s�nda iki b�kl�m oluyoruz.

Bir husus kald� ki, o da, zevcelerin adedinin, �mmetine me�ru k�l�nan adedin �st�nde olma keyfiyetidir. Bu, bir husus� te�r�'dir. Evet, bildi�imiz ve bilemedi�imiz pek �ok maslahat ve hikmetleri h�vi bir husus� kanundur. Bir m�ddet bu mevzuda mutlak izin verilmi�; belli bir m�ddet sonra ise s�n�r konmu� ve evlenmesi yasak edilmi�tir.

Su�lin ehemmiyetine binaen, mevzuu uzatma l�zumunu duydum; ma'zur g�r�lece�ini umar�m.